17 Nisan, 2026 08:31:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Ünlü Prusyalı Sihirbaz Kocaayak Numarasıyla Seyircilerin Aklını Başından Aldı!  (Okunma sayısı 46 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Conrad Bill Warden

  • MACUSA Çalışanı
  • 1. Seviye
  • İleti: 1
  • 621 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Conrad Bill Warden
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: iskender
  • Meslek: Büyüsüzleri Yanlış Bilgilendirme Departmanı Çalışanı
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 2
  • Lanet Gücü: 17
  • Tılsım Gücü: 17
  • İksir Kabiliyeti: 2
Ünlü Prusyalı Sihirbaz Kocaayak Numarasıyla Seyircilerin Aklını Başından Aldı!
« : 04 Ağustos, 2022 01:11:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
“Sana o sikt- lanet olasıca asasını alıp defolmanı söyleyen olmadı mı hiç?”

“Terbiye sınırlarını aşıyorsunuz efendim!”

“Terbiyeni de sınırını da ayrı ayrı sik- lanetliyorum seni aşağılık pislik!”

Bu büronun andaval memurlarından yıldım artık. Her birisi işimi kolaylaştıracağı yerde zora sokmaktan başka bir şey bilmeyen bir grup avanaktan başka bir şey değil. Onca büyüsüzün arasında, caddenin birinde kontrolden çıkmış bir hayaleti ıslah edeceği yerde ona asa sallayan baş belası bir çaylak eksikti hayatımızda. Beni yatıştırmak üzere hareketlenen memurların bakışlarına aldırış etmeden sordum.

“Adın ne senin, çaylak?”

“Petra...”

“O nasıl bir isim öyle? Ebeveynlerin Peter diyemedi mi şuna?”

“Efendim ben Slovak'ım.”

“Neresi orası, Prusya filan mı?”

“Pek sayılmaz efendim.”


Her ne sikim- lanet olasıca yerse adı batsındı. Zaten ipini koparan büyücü tozunu bu ülkeye bırakmaya başladı. Büyüsüzleri mi örnek alıyorlar nedir? Daniel’in yakamı kavrayan ellerini hissettiğimde diğer memurların da tartışmaya dahil olduğunu anlamıştım.

“Fazla ileri gitmiyor musun Bill? Çocuk daha başlayalı bir hafta olmadı.”

Ellerini sertçe silktim yakamdan. Dani olayların ciddiyetini kavramada her daim fazla naifti. Ben değildim. Burnu havada bir Britanyalı gibi yağlı saçlarımı tarayıp saat dörtte sütlü çayımı içerken zarif kelimeler geveleyen bir aristokrat bozuntusu olmadığıma göre...

Daniel tam da böyle birisiydi nitekim.

“Öyle ya, Bill Conrad arkanızı toparlar değil mi Dani?”

“Şimdi bunun konuyla ne alakası var?”

“Times meydanında Quadpot maçı yapmaya çalışan serserileri ‘Göçebe Kuş İstilası’ diye haber yapan sen değil miydin? Büyüsüzler bir kuş ile uçan bir cübbeyi ayırt edebilir Dani! Sen tabi aristokrat olduğun için sıradan insanları aptal sanmaya devam edebilirsin!”

“Bu konuları çaylağın önünde açmamalısın Bill.”

Tabi, rezilliğin daniskası olan haberlerini yenilere anlatmamalıyım ki bir halttan haberi olmayan bu körpecik toy delikanlılara kasım kasım kasılma imkanından yoksun kalma. James ve Timothy’nin kıs kıs gülerek tartışmamızı izlediklerini görebiliyordum. Her zamanki gibi eğlence çıkmıştı yine onlara. Kalabalığın arasından sıyrılıp genç çaylağa yaklaştım. Elimi omzuna sakince koyarak beraber masama yürümek üzere hareketlendirdim. Bir yandan da toplanan kalabalığı dağıtmak üzere yatıştırıcı bir tonla konuşmaya başlamıştım.

“Evet sevgili Petre, görüyorsun ki-“

“Petra, efendim.”

“Her ne si- lanet olasıca şeyse işte... Gördüğün üzere bizim işimiz ortaya çıkan büyüsel felaketleri yatıştırmak değil. Hele hele, büyüsüz bir kalabalığın ortasında asa çekmek hiç değil. Biz aksine meselenin sonrasında devreye gireriz. Büyüsüzler tarafından algılanan anormalliklerin normalleştirilmesi diyelim. Büyüsüz gazetelerine gönderdiğimiz haberler burada en önemli kısmı oynar.”


Bakışlarımı kalabalığa çevirip memur arkadaşlarımı kısaca bir süzdüğüm esnada, kontrolün bende olduğunu ve bu çaylağı eğitmek adına gerekeni yapacağım intibaını bıraktığımı sanıyorum ki yavaştan ilgisizce dağılmaya başladılar. James ve Timothy’’nin düşen yüzünde aradıkları münakaşayı bulamadıklarının hüznü vardı adeta. Dani ise masasına dönmeden evvel son bir kez hasetle baktı bana.

Benim bir kabahatim yoktu. Uydurduğu haber cidden kötüydü.

Çaylağa döndüm.

“Şimdi çocuk, sen Amerika’ya alışkın değilsin. Slovenya’da-“

“Slovakya efendim.”

“Bi sus da lafımı bitireyim be adam! Her neyse... Senin ülkende işlerin nasıl döndüğü beni ırgalamaz. Burada gizlilik esastır. Büyüsüzlere varlığımızı gizlemek en önemli meşgalemizdir. O yüzden bir hayalet büyüsüzlerin arasına karıştığında –bu senin karşılaştığın gibi bir kocaayak hortlağı da olsa- onu dizginlemeye çalışırken herkesin görebileceği şekilde büyü kullanamazsın. Beni anlıyorsun değil mi çocuk?”


Çaylak tuhaf şekilde sessizliğe bürünmüştü.

“Beni anlıyorsun değil mi? Sana diyorum çocuk!”

“Eee- anlıyorum.”

“Güzel.”


Masamın çekmecesine elimi attım. Yaratık yemleri, sihirli tuzaklar ve portatif çığırtkanlar gibi ıvır zıvır bir sürü takım taklavatın arasından çekip çıkardığım bir kaç gazete kupürünü masaya iyice yaydım. Bunları çaylağa iyice öğretmem gerekiyordu. Bunda ayağıma çok dolanacak bir tabiata sahip olduğunu düşünmemin de payı vardı tabi. Çaylağın bakışları, ifadesi... Ne bileyim. Biraz saf gibiydi sanki.

Kupürleri işaret edip eğilmesini söyledim.

“Şimdi çocuk. Bu gördüğün gazete manşetleri, büyüsüz gazetelerinden aldığımız örnek haberler. Hepsi ama hepsi bu büronun çalışanları tarafından uydurulmuş yalan, kolpa haberler. Bunları bir bir inceleyip her birisinin arkasındaki asıl haberi bulmanı istiyorum. Sence biz bu haberi, ne tür sihirli bir vakayı gizlemek için uydurmuş olabiliriz. Böylece haber oluşturma ve büyüsüzleri yanlış bilgilendirme hakkında ne tür yöntemler gözettiğimizi kavrayabilirsin. Sonrasında ise... Senin sebep olduğun olaya değineceğiz. İlk görevin kendi söküğünü reparo’lamak olacak."

Çaylağın suratına iyice yaklaşıp gözlerimi kıstım. Kısık, gırtlaktan gelen bir sesle devam ettim. Meselenin ciddiyetini anlaması gerekiyordu.

“Büyüsüz kalabalığının ortasında kocakayak hayaletine asa çeken bir büyücüyü nasıl haber edersin? Mesela ‘Ünlü Prusyalı Sihirbaz Kocaayak Numarasıyla Seyircilerin Aklını Başından Aldı!” güzel olabilir. Fena bir başlangıç da sayılmaz.”

Hah! Ben sikt- lanet olasıca bir dahiyim!
« Son Düzenleme: 04 Ağustos, 2022 01:25:24 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Conrad Bill Warden »