17 Nisan, 2026 09:04:52 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Uzaklardan Gelen  (Okunma sayısı 106 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Victorine Odette Boleyn

  • Ölü
  • 10. Seviye
  • İleti: 58
  • 441 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victorine Odette Boleyn
  • Güç Puanı: 45
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Yüce Boleyn, Büyüceşura Yüksek Yargıcı
  • Cemiyet: Amaterasu Büyücüler Sendikası
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 16
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
Uzaklardan Gelen
« : 06 Temmuz, 2022 02:52:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Güneş tan yerinden en tepeye yükselmişti. Yer yer buruşmuş bir kumaşı andıran hafif kırışıklıkları olmasa gökyüzünden ayırt edilemeyecek safir mavisi deniz, gün ışığı altında ışıl ışıl parıldıyor; uzaklardan gelen turkuaz dalgalar, dinginlikle kıyıya vuruyor ve denizköpüğüne dönüşerek kaybolurken ıslattığı yerleri okşuyordu adeta. Gökyüzünde tek bir bulut dahi yoktu, havaysa insanın içini ısıtacak kadar sıcak ancak terletmeyecek kadar serindi.

İskelede bir kadın vardı; usta bir ressamın fırçasından çıkmışçasına görkemli olan bu manzarayı geride bırakacak kadar alımlı, ona bir kere bakanı bir daha baktırtacak kadar güzel… İnce parmakları bir güneş şemsiyesini kavramıştı. Onun üzerine düşen gün ışığı değil de, sanki ilahi bir ışın demeti aydınlatmıştı onun durduğu yeri. Boştaki eliyle de ara ara altından bir cep saatini kontrol ediyordu kadın, aceleci bir tavırla değil, sükûnet ve sabırla.

Üç gemi durmuştu şimdiye kadar limanda, hiçbiri beklemekte olduğu misafirini getirmemişti. Victorine aylar önce, ta Çin’den, ticaret ortaklarından biri olan ailenin gönderdiği mektuba rastlamıştı rutin mektuplarını kontrol ederken. Kızlarını Britanya’ya gönderdikleri ve ona emanet ettikleri yazıyordu mektupta. Ricayı kabul etmişti, büyük büyük babasının hatırı ve tabii ki de bir şart ile: Zamanı geldiğinde bir iyilik borçları olacaktı kendisine. Sahi, küçücük bir kızın o kadar yolu aşıp tek başına buraya kadar gelmeyi başarabileceğine olanak vermiyordu. Eğer az sonra karaya yanaşacak olan gemiden inerse bir hayli şaşıracağını kendine itiraf etmeden duramıyordu Victorine.

Dalgaların kırılıp hızla kıyıya vurma sesleri duyuluyordu limandaki kalabalığın uğultusunun arasından; düşüyorlar, geri çekiliyorlar, sonra tekrar düşüyorlardı. Onu gören selam vermeyi ihmal etmiyordu, bazıları minnettarlık bazıları da bir görev bilinciyle. Adadaki herkes tanıyordu Yüce Boleyn’i nihayetinde, onun yaptıklarını biliyor, ona saygı duyuyor ve hatta ondan korkuyorlardı. Ve içlerinden geçen ne olursa olsun Victorine hepsini duyuyordu, sorumluluğunun en büyük zorluğu da buydu. Sesler hiçbir zaman susmazdı, sözcüklere dökülmemiş olsalar dahi.

Trene bağlamış dakikalar birbirini kovalarken bir gemi yaklaştı iskeleye, adımlarını gemiden inmeye başlayan yolculara doğru çevirdi asil kadın. Çoğunluk adaya ticaret mallarını getirmiş işçilerden oluşuyordu. Boleyn Adası’nın dışarıdan ziyaretçisi olmazdı, adaya girişlere yalnızca ticaret için izin veriliyordu, onların erişebildiği alanlar da kısıtlıydı. Güvenlik adına alınmış önlemlerden biriydi bu.

Bir asa hareketiyle iri sandıkları peşlerinden sürükleyen işçilerin arasından küçük kızın solgun yüzünü gördü Victorine. “Boleyn Adası’na hoş geldin, Victoria. Kendini evinde hisset.” Sevecen bir ifade ile elini uzattı kıza.
[/justify]
« Son Düzenleme: 22 Eylül, 2022 16:08:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Victorine Odette Boleyn »

Çevrimdışı Victoria Sanchez

  • Slytherin
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victoria Sanchez
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Hogwarts I. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Hayvanlarla Konuşma, Seviye 3
Ynt: Uzaklardan Gelen
« Yanıtla #1 : 06 Temmuz, 2022 03:46:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Geminin güvertesinde okyanusu izliyordu. Anlatılanları sindirmeye çalışırken okyanusun tuzlu kokusunu içine çekiyor, güneşin yansımasını dikkatle izliyordu. Yanlarında birkaç yolcu olmasına karşın hepsi mesafesini koruyordu. Bunun ablasının ona atadığı korumayla bir alakası olup olmadığını merak etti. Ne de olsa yanındaki adam büyücü olmanın yanı sıra oldukça yapılıydı da. Üstelik, yüzündeki yara izi onu tehlikeli biri gibi gösteriyordu. Çinli olmadığı aşikardı fakat Victoria ablasının onu nereden tanıdığını sorma zahmetine girmemişti. Eğer ablası ona güveniyorsa kendisi de güvenmeliydi.

Ablası onu Boleyn adasına göndermeyi uygun görmüştü. Orada güvende olacağını, iyi davranılacağını söylemişti. Victoria ablasına minnettar olmakla birlikte nereye gideceğini de umursamıyordu. İsterse şu anda olduğu gibi dünyanın öbür ucuna gitsin, isterse evin kilerine... Her türlü amacı saklanmaktı. Yalnızca ona zarar vereceği iddia edilen birtakım insanlardan değil, ailesinin düşmanı olduğu söylenen büyücülerden de saklanıyordu. Annesinin ona her zaman öğrettiği erdem bu değildi. Bu durum kanına dokunsa da yapacak bir şeyi yoktu. Ablasının emirleri katiydi, o bile karşı gelemezdi. Hele ki onun iyiliği için verilmiş karara hiçbir şekilde karşı çıkamazdı.

İleride bir kara parçasını görünce kıpırdandı. Hep duyduğu Britanya burası mıydı? Öteden bile cıvıl cıvıl gözüküyordu. Elbette, işçilerin sandıkları yüklemeleri, bağıran balıkçıların seslerine cıvıl cıvıl denebilirse. Victoria, yanındaki korumasına kısa bir bakış attı. Gözlerinde hüzün görmeyi beklemiyordu. Yine de ne olduğunu sormadı. Zira biliyordu ki herkesin bir hikayesi vardı ve yaraları deşmek bir leydinin yapacağı bir şey değildi. En azından çözemeyeceği sorunlara dahil olmayacaktı.
Victoria onun buğulu gözlerine bakmayı kesip iyice yaklaşmış kara parçasına dikti gözlerini. Esen rüzgarın getirdiği yosun kokusunu, balıklardan gelen tuhaf kokuyu alınca Çin'de olmadığı fark etti. Kalbine bir ağrı girince gözlerine doldu yaşlar. Artık avucunun içi gibi bildiği, herkesi tanıdığı, özgür olduğu evinde değil yabancı topraklardaydı. Ablasının onu asla kurtaramayacağı topraklarda... Ölüp gitse bile haberini alması aylar sürecek topraklar...

Gemi durduğunda koruması leydisine baktı. Dolu gözlerini, titreyen çenesini, yumruk yapıp kalbini tutan ellerini görünce şaşkınlığını engelleyemedi.  Leydi Sanchez küçük kardeşinin gösterdiğinden daha duygusal, yumuşak kalpli olduğunu söylediğinde inanmakta güçlü çekmişti ancak şimdi görebiliyordu. Her ne kadar dik başlı, asilliğinden ödün vermese de hala küçük bir çocuktu. Bunu fark edince güç vermek adına gülümsedi.

"Leydim, artık inmemiz gerek." dedi yumuşak bir sesle.

Victoria, korumanın sesindeki değişikliği fark edince rahatsız olduğunu belli edercesine ona baktı. O bir leydiydi, bir Sanchez'di. Böyle bir aşağılamaya göz yummayacaktı, ne olursa olsun.
Ona doğru yaklaşıp başını kaldırdı. Gözlerindeki nemin hala durmasına karşın bakışları bir aslanınkiler kadar yırtıcıydı.

"Bana acımanıza müsaade etmeyeceğim. Ablamın yakını olduğunuz için bu seferlik bağışlıyorum fakat ikinci bir seferi tolere etmem."

Victoria bunları dedikten sonra cevabını beklemeden yanından geçip gemiden inmek için yürümeye başladı. Koruması da bir süre afallasa da hemencecik toparlanıp fazla uzaklaşmamış leydisinin peşine takıldı.
 
"Leydim, amacım..."

Victoria bir elini kaldırıp onu susturdu. Adımlarını hızlandırıp gemiden indi. Koruması da ağzını açmadan onu takip etti.

Victoria gemiden inince orta yaşlarda, asillere taş çıkartacak bir kıyafetle onları bekleyen bir adamla karşılaştı. Adam kendisini tanıtıp Boleyn adasına gidecek bir ticaret gemisine yönlendirdi onları.
Öncekinden daha kısa bir yolculuk yaparak meşhur Boleyn adasını gördüler. Gemiden inince ilk dikkatini çeken kişi bir kadındı. Öyle göz alıcıydı güneş gibi parlıyordu. Altın rengi saçlarını topuz yapmış, birkaç bukleyi serbest bırakmıştı. Güneş şemsiyesini tutan elleri her an kırılacakmış gibi narin gözükse de ona bulaşmanın büyük bir hata olacağı belliydi. Otoritesi o kadar açıktı ki Victoria bir an annesini hatırladı. Onun kadar güçlü ve güvenilir duruyordu. Victoria bundan ölesiye nefret etti.

Kadın ona yaklaşıp elini uzattı. Mavi gözleri okyanusu andıran kadının sesi bir meleğin sesine sahipti.
"Boleyn Adası'na hoş geldin, Victoria. Kendini evinde hisset."
Victoria kadının elini sıkmadı. Ona oldukça tuhaf gelen bu geleneğe uymak gibi bir niyeti yoktu. Nerede olursa olsun kimliğini korumaya kararlıydı. Başını hafifçe öne eğip onu selamladı. Bu dönem boyunca onun himayesi altında olacaktı, bu yüzden ona karşı saygılı olmalıydı. Ablasının hangi şartlar sunduğunu bilmiyordu ancak karşılıksız bir şey yapacak birine benzemeyen bu kadına karşı en ufak bir his beklememeye kararlıydı. Yalnızca Hogwarts'a gidene kadar onun yanında kalacak, şanslıysa ondan kanı hakkında bilgi alıp güçlenecekti. Bu bir işti, duygulara yer vermesinin bir faydası yoktu. O yüzden en sakin, kibar sesiyle tek bir şey diyebildi.

"Hoşbuldum, leydim."

« Son Düzenleme: 08 Temmuz, 2022 00:48:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Victoria Sanchez »

Çevrimdışı Victorine Odette Boleyn

  • Ölü
  • 10. Seviye
  • İleti: 58
  • 441 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victorine Odette Boleyn
  • Güç Puanı: 45
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Yüce Boleyn, Büyüceşura Yüksek Yargıcı
  • Cemiyet: Amaterasu Büyücüler Sendikası
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 16
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
Ynt: Uzaklardan Gelen
« Yanıtla #2 : 07 Temmuz, 2022 23:35:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Gökte parıldayan güneşten yayılan ışık huzmeleri, birbiriyle yarışarak kıyıya yelpaze biçiminde yayılan, incecik dalgaların neredeyse içine işliyordu. Dalgaların uskumrulardan yansıyan titrek parıltısı koyulaştı; gezinen büyük balık sürülerinin ortalarından geçebileceği dalgalar bir kütleye dönüştü; yeşil çukurları daha da derinleşti, karardı. İskelenin ayaklarına şapırtıyla çarpıp geri çekilirken, sanki su dolup yanlarından patlayan hafif bir sandal gibi çalı çırpı, mantar sap saman ve değnek parçalarından iskelenin altına bir karaltı bıraktı.

Gemiden inen ufak tefek kızın sesi kadife gibiydi. Aksanındaki belirgin farklılığa rağmen diksiyonu ve duruşunun kusursuzluğu, onun aristokrat sınıfına mensup bir aileden geldiğini gösteriyordu. Victorine küçüğü uzun uzun süzdü; ortak bir dilde konuşmalarına gerek yoktu onun düşüncelerini okuyabilmesi için, gözlerinin ardındaki ışıltının benzerini görmüştü kendi gençliğinde. Boleyn Adası’ndaki kimsenin geleneklere sırt çevirme gibi bir lüksü yoktu, asil kadın ona bunları öğrenmesi için zaman tanımayacaktı, bizzat kendisi öğretecekti uzaklardan gelmiş bu küçük kıza.

Kızın yanındaki adama çevirdi bakışlarını. “Kıza eşlik ettiğin için teşekkür ederim, Malcolm.”

“Yüce Boleyn’e hizmet etmek benim için bir onurdur,” dedi adam, saygıyla eğdi başını herkesin yapması gerektiği gibi. Malcolm Lancaster, kendisine borçlu olan isimlerden bir diğeriydi. Zamanında onun canının bağışlanmasını sağlamıştı Victorine bulunduğu konumun getirdiği yetkileri kullanarak, Boleyn Adası’nda yer altı infazları bu kadar yaygınken minnettar kalması gereken bir durumdu da bu.

“Gidelim.” Basit ve açık bir cümleydi, şemsiyesini zarif hareketle diğer omzuna aldı ve iskeleden adanın içine doğru yöneltti adımlarını. Boleyn Adası’nın katı kuralları dışarıdan gelen ziyaretçilerin belirli bir alana kadar girmesine izin verirdi, yüksekçe bir tepeye inşa edilmiş etrafı surlarla çevrili şatonun içine Boleyn kanı taşımayan birinin girmesi ise katiyen yasaktı. Victoria ise bu yasağın uygulandığı uzun yılların ardından ilk defa bir istisna olacaktı.

“Yolculuğun nasıl geçti?” diye sordu kıza, taş döşeli yolda ilerlerken. “Eğer Malcolm canını sıktıysa onu cezalandırabilirim.”

"Gayet iyi geçti, leydim. İlginize minnettarım." Kızın yanıtına gülümsedi, samimiyetsiz tınısı ve mesafeli tavırlarına rağmen saygıyla eğilmişti önünde.

Liman yavaşça geride kalırken geniş bir meydana gelmişlerdi, tam ortaya konumlanmış dört adet heykel vardı bunlar adayı fetheden cadı ve büyücülerin o zamanki görünümlerinin birebir kopyasıydı. Tek farklılık dördüncü heykelin başının olmamasıydı, kimse nerede olduğunu bilmez, bunun hakkında konuşmazdı ancak halk arasında bilinen gerçek diğer üçlünün birleşip onu sürgün etmesinin hatırasını canlı tutmak adına yapılmış olmasıydı.

Yüce Boleyn’i görenler yaptıkları işi bırakıyordu ona selam vermek için. Yüce Boleyn adada gelinebilecek en yüksek rütbeydi Tanrıdan sonra. Victorine bu rütbeyi tırnaklarıyla kazıyarak almıştı ve öyle güçlü elinde tutuyordu ki kimsenin elinden almayı deneyecek cesareti yoktu.

Kemerli bir geçidin önüne geldiklerinde durdular. Bakışlarını bir kez daha yanındakine çevirdi asil kadın. “Hazır ol çünkü bu yolun sonunda yeni evine gelmiş olacağız.”
[/justify]
« Son Düzenleme: 22 Eylül, 2022 16:09:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Victorine Odette Boleyn »

Çevrimdışı Victoria Sanchez

  • Slytherin
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victoria Sanchez
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Hogwarts I. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Hayvanlarla Konuşma, Seviye 3
Ynt: Uzaklardan Gelen
« Yanıtla #3 : 08 Temmuz, 2022 00:18:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
“Yeni ev.” diye mırıldandı. Kendisi bile sesini zor duymuştu.
Duymaktan hiç hoşlanmadığı, midesini bulandıran bu sözler onun hayatta kalması ve ablasının yerini sağlamlaştırması için elzemdi. Kadının her adımında önünde eğilenler, bakışlarıyla bile karşılaşmaya cüret edemeyenlerin yanından geçerken ne kadar güçsüz olduğunun tekrar gözüne sokulduğu yetmezmiş gibi, bir de bu yabancı toprakları evi olarak görmesinin beklenmesi kabul edilemezdi. Gerçi bir şansı da yoktu ya.

İçeri girmeden önce gördükleri bile istemese de burada güvende olacağını açıkça göstermişti. Büyücü kimliğinin ona verdiği gücü kontrol edene kadar burada bir sorun yaşayacak gibi durmuyordu. Kadının onu kimin yanına getirdiği belli olmasa da kadının sözünü yerine getireceğinden şüphe duymuyordu. Bu alışılmadık güven hissi tenini karıncalandırıyor, kalbini ağrıtıyordu. Birine güvenme lüksü yoktu. Hele ki güvenin binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olduğu avlar hala devam ederken saflık etme şansı yoktu. Kadın ne derse desin yalnızca kendisine güvenmeliydi.  Duydukları yalan, gördükleri illüzyon olabilirdi. Ancak kalbi ve mantığı onu asla bilerek yanıltmazdı, yanıltmamalıydı.

Victoria kadını incelerken bunu belli etmeden yapmak için çaba sarf etse kadının onun bu adi hilelerini gördüğü belliydi. Ne de olsa koca bir adayı tek başına yönetip, etrafındakilerin ona hem saygı duymasını hem de ondan korkmasını sağlamak herkesin harcı değildi. Üstüne, namı dünyanın öbür ucuna, hasretle andığı memleketine, yayılması da tesadüf olamazdı. Karşısındaki kibar bir ifadeyle ona bakan kadın hafife alınmayacak biriydi. Üstelik, karşısındaki kadın ne kadar alımlı ve kudretli dursa da güvenilir olduğundan emin olamazdı küçük kız. Ablasıyla, Sanchez ailesinin başıyla, yaptığı anlaşmanın şartları hala bir sırken ne zaman sırtından bıçaklanacağını bilemezdi. Bu nedenle yanında kaldığı süre boyunca aldığı eğitimleri aklından çıkarmayacak, Sanchez soyadını kirletecek her türlü hareketten kaçınacaktı.

Kanını kirletmektense ölmeyi yeğleyecek küçük kızın şiddetle, vahşetle küçük yaşta karşılaşmasının üstüne bir de güvende hissettiği tek yerden, ablasının yanından, ayrılması onu öyle etkilemişti ki kaç ya da savaş içgüdüleri hiç olmadığı kadar baskın çıkmaya başlamıştı. Aldığı her nefesi, attığı her adımı, söylediği her sözü her zamankinden fazla düşünüyor; kalbindeki sancıyı azaltmak için yaptığı her hareketin canını yakması önlemek için insanüstü bir çaba sergiliyordu.

Kendisini sakinleştirmek için son kez nefes alıyormuş gibi derin bir nefes aldı. Ablası ona olanları anlattıktan sonra nefesi daha çok kesiliyor, kalbi daha çok ağrıyordu. Gerçeklerle baş edemeyecek kadar zayıf olduğunu kendisine yediremiyordu. Bunun zayıflık olmadığını ise bir kez olsun düşünmemişti. Derken başı dönmeye başladı. Dünya başına yıkılıyor gibi hissetti, nefesi boğazına düğümlendi. Şimdi olamazdı; yabancı topraklarda, kimsesizken olmazdı.

“Hayır.” diye feryat etse sözleri fısıltıdan ibaretti.

Ateşin sıcaklığı tenini yakmakla tehdit ederken içi buz gibi soğuk, nefesi düzenliydi. Ateşin yarattığı karmaşa konağı, hatta tüm şehri kaosa sürüklemişken küçük kız saçlarına yapışmış isleri düşünüyordu. Çığlıklar herkesi uyandırmışken, kara geceyi gündüze çeviren alevler etrafı sarmışken küçük kız aynanın karşısına geçmiş saçına bakıyordu. Hizmetkarlarının özenle taradığı, annesinin hediyesi olan şakayık çiçeğini andıran saç süsünün üstündeki isler canını öyle sıkıyordu ki her şeyi yıkmak istiyordu.

Ateşler her geçen saniye ona yaklaşırken odaya atılan onlarca kova su faydasızdı. Küçük kızın da oradan çıkmaya niyeti yok gibi gözüküyordu. Babasının odasının ateşler içinde kalması bir tesadüften çok daha fazlasıydı. Küçük kızın geleceğinin bir yansıması gibiydi.

Neden sonra, dışarıdaki sesler azaldı. Ateş dinmeye başladı. Odanın kapısı açılınca küçük kız kafasını gelene çevirdi. Annesinin her daim kibar ve anlayışlı ifadesinin dehşetle sarsılmış olduğunu gördü. Küçük kız bunu görmezden gelip annesine doğru koşup beline sıkıca sarıldı. Annesinin hemen arkasında ablası vardı. Annesinden çok da farklı olmayan yüzü Victoria’nın canını sıksa da görmezden geldi. Annesinden ayrılıp onlara artık külden başka bir şey kalmamış odaya gösterip masumca gülümsedi.

“Biliyorum, bir leydi temizlik yapmamalıdır ama bir istisna yapabiliriz, değil mi anne? Nasıl olmuş, beğendin mi?”

Victoria, başını annesine çevirince gözlerindeki şok ifadesi onu hazırlıksız yakaladı. Annesi yaptığı temizlikten hoşlanmamıştı. Neden? Evet, bir leydi ellerini böyle kirletmemeliydi ama ailesindeki pislikleri temizlemek onun görevi değil miydi?

“Beğenmedin mi, anne?”
Temkinli sesi bir fısıltıyı andırıyordu. Annesinin yüzündeki ifadeyi gören küçük kız, bir adım geri gitti. Ne ablası ne de annesi memnun gözükmüyordu. Neden? Yüzlerindeki ifadeyi hayal kırıklığına yoran küçük kız ne yapacağını bilemedi. Her zaman olduğu gibi ağlayarak bu işten kurtulamaz mıydı? Ama neden ailesini mutlu edemiyordu? Neden!
« Son Düzenleme: 08 Temmuz, 2022 01:54:05 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Victoria Sanchez »

Çevrimdışı Victorine Odette Boleyn

  • Ölü
  • 10. Seviye
  • İleti: 58
  • 441 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victorine Odette Boleyn
  • Güç Puanı: 45
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Yüce Boleyn, Büyüceşura Yüksek Yargıcı
  • Cemiyet: Amaterasu Büyücüler Sendikası
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 16
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
Ynt: Uzaklardan Gelen
« Yanıtla #4 : 08 Temmuz, 2022 02:49:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]“Malcolm, Proserpina’yı çağır, hemen.”

Küçük kız yere yığılmadan onu yakaladı ve yavaşça dizlerinin üzerine yatırdı Victorine. Kızın bütün düşünce akışına şahit olmuştu, kendini neden Boleyn Adası’nda evinde hissedebileceği ile ilgili bir konuşma yapmayı bile planlıyordu. Küçük kızın içinde yüzeyde görünenden çok daha fazlası vardı. Peki, neydi onu böylesine sarsıp kendinden geçiren? Bir şeyler eksikti ve o bu eksik parçalara ulaşıp onu tamir edebilirdi. Elini usulca kızın siyah, ipeksi saçları üzerinde gezdirdi, yere düşerken topuzunu tutan açık mavi çiçekli tokasını düşürmüştü.

“Sen,” dedi yüzünün ortasından çenesine uzanan bir yara izine sahip adama, en başından beri peşlerinden onları takip ettiğini bildiği halde sesini çıkarmamıştı Victorine.

“Percival Bagshaw, leydim.”

“Kızı geçidin sonuna kadar taşı, sonrasında kendini azat edilmiş sayabilirsin.”

“Ama- Peki, emredersiniz leydim.” Adam pamuk dolu bir yastığı kaldırırmış gibi bir rahatlıkla küçüğü nazikçe kollarının arasına aldı. Victorine onun şatoya girmesine müsaade edemeyecek olsa da girişe kadar taşımasında bir sakınca yoktu, zaten peşlerinden gelmeyi deneyecek olursa sonuçlarıyla yüzleşecekti.

Geçidin sonu ne bir kapıya ne de bir boşluğa çıkıyordu. Kayaların üzerine monte edilmiş tozlu bir ayna vardı, altından çiçekler kondurulmuştu kenarlarına bir de gotik işlemeli harflerle ‘aut vincere aut mori’ yazısı kazanmıştı. Fethet ya da öl. Boleyn’lerin kutsal saydıkları topraklara girişin anahtarı tam karşılarındaydı. İşin ironik kısmı, asil kadın küçük bir kız çocuğuyken bu giriş hakkında anlatılan hikayeler yüzünden aynalardan korkardı. ‘Ya gerçek bir Boleyn değilsem?’ düşüncesine takılı kalır, şatonun dışına bile çıkmazdı bir kere çıkınca tekrar giremeyeceği endişesinden.

Artık Yüce Boleyn’in tam kendisi olmuştu.

Ellerini aynanın iki yanına koydu, aynanın yüzeyi bir anda uykudan uyandırılmış gibi titredi, yavaşça yansıma özelliğini kaybediyor daha bulutsu ve mat bir görünüm alıyordu. Latince sözcükler mırıldandı kadın içinden, sonra bütün bu süreci sessizce izleyen adama çevirdi gök mavi bakışlarını. “Kızı alabilirim.”

Adam gönülsüzce onun kollarına bıraktı kızın minik bedenini. Victorine onun gitmesini bekledi ardından daha önce pek çok kez yaptığı gibi nefesini tuttu ve aynanın içine adımladı harikalar diyarına geçiş yapmak için.

Ablası onu odasında bekliyordu. Kızı kırılgan bir cam küreye gösterdiği bir özenle yatağa yatırdı, çatılmış kaşları ve zihninin puslu gürültüsünden her nerdeyse bundan rahatsız olduğu anlaşılabiliyordu. ‘Hayır!’ diye feryat etmişti yere yığılmadan önce, bundan rutine bağlamış bir lanet olduğu çıkarımını yapmıştı Victorine. Yine de, şifacı olan ablasıydı, kendisinin uzmanlık alanı ise zihnin tam kendisiydi, eğer sorunu tahmin ettiği gibi bir şey değilse müdahale edemezdi.

Kendinden yaşça olgun olduğunu belli eden sarışın kadın sessizce ilerledi kızın yanına, istese de tek kelime edemezdi ama Victorine’in onu duyması için sözcüklere ihtiyacı yoktu zaten. “Birinin bu kıza Obliviate yaparken feci halde çuvalladığını düşünüyorum.”

İkinci gelen kadın, kızı kısaca analiz ettikten sonra odada onların başını bekleyen evcinlerine döndü ve el hareketleriyle birkaç işarette bulundu. Cinler itaatkarca harekete geçtiler, dilsiz kadının konuşmadan anlatmaya çalıştıklarını Victorine dışında bir onlar anlıyordu bu şatoda. Proserpina’nın kendisininkine benzer bir teşhis koyduğunu birkaç saniye içinde anlamıştı asil kadın ve bunu sözcüklerle ifade edemese de kendi aklından geçeni tahmin ettiğini de biliyordu. Kızın üzerinden ayırdı gök mavi gözlerini, aralı perdenin arkasından geçen gökyüzüne çevirdi. “Çıkabilirsin, teşekkür ederim.”
[/justify]
« Son Düzenleme: 22 Eylül, 2022 16:10:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Victorine Odette Boleyn »

Çevrimdışı Victoria Sanchez

  • Slytherin
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victoria Sanchez
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Hogwarts I. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Hayvanlarla Konuşma, Seviye 3
Ynt: Uzaklardan Gelen
« Yanıtla #5 : 08 Temmuz, 2022 03:27:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Gerçek değildi. Annesi ona asla böyle bakmazdı. Eğitiminde kaç kez çuvallamış olursa olsun, görevlerinden kaçıp ağaçlara tırmanmış da olsa ona hiç böyle bakmamıştı. Endişeyle karışık korku vardı gözlerinde. Her zamankinin aksine kızını kaybetme korkusu değil de kızından korkuyordu sanki. Victoria buna inanmayı reddediyordu. Canını vermeye hazır olduğu, sevgisinden bir an olsun şüphe etmediği annesinin ondan korkması mümkün değildi.

Nefes alışverişi düzensizleşmeye başladı. Ateş bile onu korkutmaz, zarar veremezken ailesinin tek bir hareketi onu çaresiz bırakıyordu. Öyle de olmalıydı, zira aile demek buydu. Ancak hangi aile birbirinden korkardı? Kalbinin sıkışmasına engel olamayan küçük kız annesinin bakışlarında boğuluyordu. Kalbi bir an patlayacak kadar hızlı bir an duracak kadar yavaş atıyordu. Aklındaki sesler bulanıklaşmaya başladı. Sanki biri ona bir şeyler anlatmaya çalışıyor gibiydi. Ancak ne annesinin ne de ablasının ağzı oynamıyordu.

Sesler onun bilmediği ancak tanıdık gelen bir dilde konuşuyordu. Dinlemek istemiyordu. Kulaklarını tıkayıp nefes almaya çalıştı. Hep böyle oluyordu. Ne zaman o sesleri dinlese bir felakete yol açıyordu.

“Hep mi?”

Victoria düşüncelerini kontrol edemiyor, yalnızca dinleyebiliyordu. Bunu kaç kez yapmıştı? Bu yüzden mi ailesi hayal kırıklığına uğramıştı? Ailesine destek olması gereken yerde köstek olup nasıl Sanchez soyadını taşımaya cüret edebiliyordu? Hayır. Bu ailenin ona sunduğu hiçbir şeyi hak etmiyordu. Annesinin sonsuz sevgisine ve şefkatine, ablasının korumasına ve ilgisine layık değildi. Belki de babası da bu yüzden gitmişti. Ama hayır, o bir kadının peşinden gitmeyi tercih etmişti. Ya öyle değilse?

Annesinin ona yaklaştığını görünce aklındaki sesler sakinleşmeye başladı. Her zamanki gülümsemesiyle kızına bakıyordu. Kızının saçının okşayıp bir şeyler mırıldandı. Victoria’nın aklındaki her şey yavaş yavaş silinmeye başladı. Kalp atışları düzene girmeye, ne zaman aktığını bilmediği gözyaşları dinmeye başladı. Annesinin eli ona şifa oluyordu. Ablasını göremiyordu ancak sorun değildi. Her şey yoluna girmişti. Artık güvendeydi, annesinin kollarında kimse ona zarar veremezdi. Ne aklındaki yaratıklar ne de bir başkası.

“Uyku vaktin geldi güzel kızım. Uyanınca yanında olacağım, hadi.”

Annesinin billur sesini duyan küçük kız gözlerini kapatıp kendini karanlığa bıraktı. Uyurken sadece tek bir şey duydu.  Ancak dinlemeye gerek bile duymadı. Sonuçta ailesi yanındaydı, başına ne gelebilirdi?


Ailesi… Ailesi yanında değildi! Boleyn adasında bir başınaydı. Annesi vefat etmiş, ablası dünyanın öbür ucundaydı. Yalnızdı! Bunu fark edince gözlerini aniden açtı.

Çevrimdışı Victorine Odette Boleyn

  • Ölü
  • 10. Seviye
  • İleti: 58
  • 441 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victorine Odette Boleyn
  • Güç Puanı: 45
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Yüce Boleyn, Büyüceşura Yüksek Yargıcı
  • Cemiyet: Amaterasu Büyücüler Sendikası
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 16
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
Ynt: Uzaklardan Gelen
« Yanıtla #6 : 12 Temmuz, 2022 15:31:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Proserpina Elizabeth Boleyn, kız kardeşini kelimenin tam anlamıyla tanıyan tek kişi olabilirdi, onun bütün yüzlerini biliyordu, bütün zaaflarını bildiği gibi ve bir gerçek vardı ki Victorine, konu zihnin karmaşık yapısı olduğu zaman kendini durduramazdı. Evet, usta bir Zihnefendardı ancak bu alanda çalışırken kendine gözle görülür olmasa da önemli bir ölçüde zarar vermişti. Proserpina olmasa sırf bu yüzden St Mungo’nun sihirsel hasarlar bölümünde yatması gerekebilirdi bile, bir zamanlar annelerinin başına gelen gibi. Ancak bütün bunlar onu durduramazdı, uyarılarına rağmen odasında bu hastalıklı takıntısını sürdürdüğünü biliyordu dolayısıyla şu anda yatakta baygın halde yatan kızın zihnini kurcalamamasını anlatmaya çalışması onun için hiçbir şey ifade etmeyecekti. Victorine bildiğini okuyacaktı.

“Bana öyle bakma,” dedi Victorine bakışlarını küçük kızdan ayırmadan. “Ne düşündüğünü biliyorum.”

Tabii ki biliyordu, onunla iletişim kurması için sözcüklere ihtiyacı yoktu. “Peki senin için bir şey ifade ediyor mu?”

“Endişelerini anlıyorum, abla. Ama yardım etmek istiyorum.”

Ve bir yalan. “Oğluna ettiğin gibi mi?”

“Oğlum ile ilişkim seni ilgilendirmez.” Kadının ses tonu buz gibiydi, hecelere yaptığı her bir vurgudan ne kadar gerildiği anlaşılabiliyordu.

“Ne zamandır tanımadığın çocukların iyiliğini düşünüyorsun kardeşim?” diye üsteledi. Victorine onu öldürmezdi ya?

Victorine üzerine koyu bir gölge inmiş gök mavi bakışlarını ablasına çevirdi, yüzünde tek bir mimik dahi yoktu. “Defol.”

Kız kardeşinin birini tehdit etmesi için illa bir ton göz korkutucu cümle kurmasına gerek yoktu. Bunu tek bir sözcük ile de yapabiliyordu, bakışları ve ses tonunun tınısıyla onun eğer dediği yapılmazsa sonuçlarının hayal edilebilecekten de ağır olacağı kişinin zihninin her bir köşesine işleniyordu. Krem rengi tülden duvağını yüzüne indirdi, kardeşi tarafindan silinmiş kimliğinin bir parçasıydı bu. Saygıyla bir reverans yaptı ve beyaz meşeden yapılmış görkemli kapıdan dışarı çıktı.

Asil kadın derince iç çekti. Ablasını da, kız kardeşlerine yaptığı gibi fırsatı varken postalaması gerektiği düşüncesine kapılırdı çoğu zaman. Fakat içten içe onu bırakamayacağını da biliyordu, onun varlığı bu devasa adada kendini yalnız hissetmemesini sağlıyordu, her şeye rağmen Proserpina güvendiği tek insandı.

Küçük kız, odadaki vukuattan habersiz, kenarlarına kadife perdeler asılı geniş karyolada yatıyordu. Bilinci yerinde olduğu zamanki gergin ifadesinden eser yoktu yüzünde, yumuşak yüz hatları onu o kadar küçük ve masum gösteriyordu ki yatakta yatan bir kız çocuğundan ziyade porselenden oyuncak bebekti sanki. Kabus görüyormuş gibi ara ara nefes alıp verişleri düzensizleşirken ince kaşlarını çatıyordu huzursuzca. Victorine asasını küçük kızın şakağına dayadı, onu biraz rahatlatacaktı. Beyaz bir ışık huzmesi belirdi ve kız aniden gözlerini açtı.

“Ben burada olduğum sürece yalnız olmayacaksın,” dedi Victorine yumuşak, güven veren bir tınıyla. “Nasıl hissediyorsun?”
[/justify]
« Son Düzenleme: 22 Eylül, 2022 16:11:33 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Victorine Odette Boleyn »

Çevrimdışı Victoria Sanchez

  • Slytherin
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victoria Sanchez
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Hogwarts I. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Hayvanlarla Konuşma, Seviye 3
Ynt: Uzaklardan Gelen
« Yanıtla #7 : 12 Temmuz, 2022 16:28:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yalnızlık mı, diye düşündü küçük kız. Ne cüretle onun, sevdiklerinden ayrı düşmüş birinin, karşısında bu kelimeyi kullanabilirdi! Eğer hala evinde olsaydı leydi olarak otoritesini gösterirdi ancak yalnızca uzak topraklarda değildi. Karşısındaki kadın sıradan olmaktan oldukça uzaktı. Öyle ki, evinde olsaydı bile birkaç anlamsız laftan ötesine gidebileceğinden kuşkuluydu.

Bu acizlik hissi zaten karışık olan aklını iyice allak bullak ediyordu. Bir yerden sonra düşünmeyi kesti. Yorulmaya başlamıştı. Bedeni taş kesilmiş, her kası ağrıyordu. Göz kapaklarını bile zor açık tutarken sonu olmayan bir tartışmaya girmek yalnızca aptallık olurdu.

"Neredeyim?" diye sordu Victoria.

Cevabı pek umursadığı söylenemezdi ancak aklını yitirmemek için normal davranmaya mecburdu. Tabii henüz kaybetmediyse...
« Son Düzenleme: 12 Temmuz, 2022 16:31:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Victoria Sanchez »

Çevrimdışı Victorine Odette Boleyn

  • Ölü
  • 10. Seviye
  • İleti: 58
  • 441 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victorine Odette Boleyn
  • Güç Puanı: 45
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Yüce Boleyn, Büyüceşura Yüksek Yargıcı
  • Cemiyet: Amaterasu Büyücüler Sendikası
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 16
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
Ynt: Uzaklardan Gelen
« Yanıtla #8 : 13 Temmuz, 2022 11:20:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Küçük kızın mesafeli ve bir o kadar da ukala yaklaşımı asil kadını rahatsız etmiyordu, tedbiri elden bırakmaması iyi bir şeydi özellikle Boleyn Şatosu’ndaysa ayak uydurmasının en kolay yolu buydu. Bütün işlerinin arasına çocuk bakıcılığı eklenmiş denebilirdi, eğer karşısındaki kız yaşına göre fazlaca zeki olmasaydı. Küçüktü fakat yaşından daha büyük sorunlarla yüzleşmesi gerekmişti. “Ne kadar da trajik bir kader,” diye düşündü kızın kendine acınmasından rahatsız olduğunu bildiği halde. “Çin’de kim bilir neler yaşadı, şimdi de kızı akbabaların arasına attılar.” Bu hikayenin sonunu merak ediyordu doğrusu, kaçarsa büyük bir hayal kırıklığı olurdu.

“Boleyn Şatosu’ndasın,” dedi Victorine, aynı güven veren tınısıyla. Ayağa kalktı, pencereden sızan gün ışığının altında incilerle süslenmiş topuzu ışıldıyordu doğaüstü bir güzellikle. “Usulüne uygun bir biçimde tanışamadık, evsahibin olarak bu kabalığım için affına sığınırım.” Mavilerini kızın ela gözlerine kenetledi. “Ben, Victorine Odette Boleyn. Burada Bana Yüce Boleyn dediklerini duydun, unvanlarımdan yalnızca biri, sizdeki İmparator gibi.”

Pencerenin kenarına ince bir toz kitlesi birikmişti, temizlemek için birkaç saniye duraksadı. Güneş yavaşça ufka yaklaşıyordu yerini geceyi aydınlatacak aya devretmek için. “Biliyorum, evinden uzakta, hiç tanımadığın insanların arasında yapayalnız hissediyorsun kendini. Fakat şu an benim sorumluluğumdasın, bana güvensen de güvenmesen de attığın her adımdan ben sorumlu olacağım. Seni rahat ettirmek için yapabileceğim bir şey var mı?”
[/justify]
« Son Düzenleme: 22 Eylül, 2022 16:12:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Victorine Odette Boleyn »

Çevrimdışı Victoria Sanchez

  • Slytherin
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victoria Sanchez
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Hogwarts I. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Hayvanlarla Konuşma, Seviye 3
Ynt: Uzaklardan Gelen
« Yanıtla #9 : 13 Temmuz, 2022 21:27:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bu kadın nasıl oluyordu da aklındakileri bilebiliyordu? Yüce Boleyn olmak için olağanüstü biri olmak gerektiğini biliyordu ancak tüm endişelerini anlayabilecek kadar keskin bir gözü olduğundan bihaberdi. Belki de o da onun geçtiği yollardan geçmiş, sevdiklerinden ayrı düşmek zorunda kalmıştı.

"İktidara giden yol hiçbir zaman çiçekli değildir." Ailesinin ona her daim hatırlattığı bu gerçeğin yansımasını karşındaki kadında görebiliyordu.

Kadını izlemeyi bırakıp kısaca etrafına baktığında Boleyn soyadının neden bu kadar büyütüldüğünü anlamak güç değildi. Yattığı oda zenginlikle parlıyordu. Altın yaldızlı duvar kağıtları odayı çepeçevre sarmış, kaçmasına müsaade etmiyordu. Tavandaki melekler onu her saniye izliyormuş gibi hissettiriyordu. Güneşi olabildiğince alan geniş pencereler denize baksa da insanın içinde huzurdan çok kaçma isteği uyandırıyordu.

Boleyn adına yakışır şekilde gücünü yansıtmak için etrafta göz alabildiğince biblo, heykeller, çizimler vardı. Victoria bunlara baktıkça asil bir ailenin kalesinde olduğunu anlıyordu. Her ne kadar altın içinde yüzüyor gibi gözükseler de bir ailenin bu görkemlş kalede yaşadığını gösteren en ufak bir bulgu yoktu. Soğuk, mesafeli ve otoriter birinin yaşadığı bir yere benziyordu.

Victoria ailesinin evindeki o tatlı gülüşmeleri, güneş kadar sıcak evini doyasıya özlüyordu. Ne olursa olsun sürekli yanında birilerinin olacağını bilerek özgürce gezebiliyor, hizmetkarlarla istediği gibi oynayabiliyordu. Şimdi ise kanını donduran soğuk bir kaleye hapsedilmişti. Ancak ne dese faydasız olacağını bildiğinden kadının sorusuna cevap vermek için doğrulmaya çalıştı. Tüm kasları tutulmuş, ağzı kurumuş küçük kız kalktığı gibi yatağa düştü.


"İlginize minnettarım, leydim. Yoksa majesteleri mi demeliyim?" diye sordu temkinli bir şekilde.

Yüce Boleyn'in imparator kadar güçlü olup olmaması bir yana, memleketindeki imparatordan başka birine majesteleri demek gururunu zedelerdi. Yine de ablasının en değerlisini, kardeşini, emanet ettiği bir kadına saygı göstermek boynunun borcuydu.

Çevrimdışı Victorine Odette Boleyn

  • Ölü
  • 10. Seviye
  • İleti: 58
  • 441 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victorine Odette Boleyn
  • Güç Puanı: 45
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Yüce Boleyn, Büyüceşura Yüksek Yargıcı
  • Cemiyet: Amaterasu Büyücüler Sendikası
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 16
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
Ynt: Uzaklardan Gelen
« Yanıtla #10 : 13 Temmuz, 2022 22:50:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Victorine, iç ıstıtan gülümsemesini takındı kızın sorusu karşısında. “İstediğin biçimde hitap edebilirsin, seni zorlamayacağım.”

Kızın düşünce akışında okuduğu aile ve sevgi kavramlarına olan duyarlılığı Victorine’in gözünde bir zayıflıktı. Aile her şeyden önce gelirdi fakat asıl önemli olan gücü elinde tutmaktı. İnsanlara fazla bağlanmak kişiyi aşağı çekerdi dolayısıyla hiyerarşi piramidinde zirvedeki yerini korumak istiyorsa bu hata kabul edilemezdi. En ufak açığında bu akbaba sürüsü onu çiğ çiğ yerdi, onu parçalamaktan büyük bir zevk alarak hem de.

Küçük kızın yanına yaklaştı, nazikçe yastığını düzeltti. Şimdilik bunları öğrenmesine gerek yoktu, her şeyin bir sırası ve zamanı olacaktı, öncelik kendini rahat hissetmesiydi. “Senin yaşındayken parçalanmaya başladı benim ailem de. Önce büyük babamı aldılar, sonra annem olacak kadın kendi canına kıydı.” Yatağın yanı başındaki sehpanın üzerindeki sürahiden biraz su doldurdu bardağa ve kıza uzattı. “Bulunduğum konuma geldiğim yolda beni destekleyecek kimse yoktu, senin gibi yalnız başımaydım. Bu yüzden hissettiklerini anlayabiliyorum, Boleyn şatosuna zamanla alışacaksın ama öncesinde iyice dinlenmen ve güçlenmen gerek.”
[/justify]
« Son Düzenleme: 22 Eylül, 2022 16:13:03 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Victorine Odette Boleyn »

Çevrimdışı Victoria Sanchez

  • Slytherin
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victoria Sanchez
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Hogwarts I. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Hayvanlarla Konuşma, Seviye 3
Ynt: Uzaklardan Gelen
« Yanıtla #11 : 13 Temmuz, 2022 23:24:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yüce Boleyn'in konuşmasında bir tuhaflık vardı. Ablası asla aile meselelerini bir yabancıyla paylaşmazdı. Kardeşiyle bile paylaşmaktan imtina ederdi. Belki de leydi Boleyn annesinin vefat ettiğini, babasının gittiğini duymuş olabilirdi ancak üzerinde bu kadar etkisi olduğundan nasıl bu denli emindi? Sesinde en ufak bir şüphe yoktu.

Büyücüler hakkında pek bilgi sahibi değildi ancak olağanüstü güçlere sahip olanlarını duymuştu. Tanrının kutsamasına mazhar oldukları söylenen, acı içinde yaşamayı huy edinmiş büyücüler...

Karşısındaki kadın da gücü dünyanın öbür ucuna yayılmış bir büyücüydü, kim bilir kalbinde ne sırlar saklıydı? Ailesinin darmadağın olmasının nedenini bilmiyordu ancak aile kavramına saygı duymadığını anlamak güç değildi. 'Annem olacak kadın' diyerek bile aile hakkındaki fikrini açıkça dile getirmişti.

Victoria'nın kafası her zamankinden daha karışıktı. Bir asil, hele ki bir imparator asla nedensiz yere kibar olmazdı. Zira kibarlık gün gelir zayıflığa dönüşürdü. Fakat bu kadın ona kırılgan, değerli bir vazo gibi davranıyor, üzerine titriyordu. Victoria bunun anlaşmayla alakalı olduğunu bilse de yine de anlamlandıramıyordu. Kalbinin soğukluğu kalesine yansımış bu kadının sesi neden pamuk gibi yumuşak, bakışları güneş kadar sıcaktı? Ona acıdığı ya da acılarını anladığı için miydi yoksa kusursuz  bir oyuncu muydu? Bunu bilmenin tek bir yolu vardı: Zamana bırakmak.

"Leydim, başınıza gelenleri duymak beni ziyadesiyle hüzünlendirdi. Yine de bu pozisyona gelebilmeniz oldukça yüreklendirici. Benimle paylaştığınız için minnettarım. Fakat bir şeyi bilmek istiyorum, eğer cüretimi bağışlama cömertliğini gösterirseniz..."

Victoria derin bir nefes alıp kadının gözlerine baktı. Okyanus mavisi gözleri onu içine çekecek kadar büyüleyici, aklını yitirmesini sağlayacak kadar kusursuzdu. Bir an ne diyeceğini unutur gibi oldu. Pencereden gözüken okyanus nasıl onu çağırırcasına sallanıyorsa karşısındaki kadının da gözleri de onu öyle çekiyordu. Ancak aklını toplamalıydı, güç bela yatakta doğruldu. Sırtını yumuşak yastığa yasladı ve kararlı bir ifade takındı.

"Ablamla nasıl bir anlaşma yaptınız?"
« Son Düzenleme: 13 Temmuz, 2022 23:29:43 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Victoria Sanchez »

Çevrimdışı Victorine Odette Boleyn

  • Ölü
  • 10. Seviye
  • İleti: 58
  • 441 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victorine Odette Boleyn
  • Güç Puanı: 45
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Yüce Boleyn, Büyüceşura Yüksek Yargıcı
  • Cemiyet: Amaterasu Büyücüler Sendikası
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 16
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
Ynt: Uzaklardan Gelen
« Yanıtla #12 : 14 Temmuz, 2022 22:34:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Odanın atmosferi hissedilir bir ölçüde değişmişti küçük kızın sorusuyla, uzaktan izleyen biri yan yana oturan bir kadın ile küçük bir kızın sohbet ettiğini görecekti ancak kadının yüzündeki gülümsemeye zıt bit parıltı vardı gök mavi gözlerinin içinde. Tavandaki çizimlere işlenmiş melek figürleri ayrılmıştı yerlerinden, heykeller ise öbür tarafa çevirmişti başlarını. Bütün bu kaotik atmosferin nedeni Victorine’di, hiç öyle kasvetli bir hissiyat uyandırmıyordu da bu, aksine sanki biri ortama parfüm şişesiyle aşk iksiri sıkmış gibi cezbedici bir havadı. Fakat bu o kadar yoğundu ki yanlış hissettiriyordu kişiye.

Küçük bir kızın bu denli sorgulayıcı bir zihin yapısına sahip olması her ne kadar etkilenilecek bir konu olsa da artık sabrının sınandığını hissettiriyordu. Kızın haklı olduğu noktalar yok değildi, Victorine gerçekten profesyonel bir oyuncuydu, gözüne kestirdiği birini etkisi altına alırdı kolaylıkla. Haklı olduğu bir diğer nokta ise ihtiyaçları olan şeyin zaman olduğu idi. Sürecin nasıl işleyeceği ise tamamen kızın davranışlarına bağlıydı, Victorine buna umutsuz vaka olarak bakmıyordu, şimdilik.

“Seni endişelendirecek türden bir anlaşma değil, merak etme,” dedi, sesinin tınısı her zamankinden farklıydı, daha derinden daha içten geliyordu sanki. Bu dünyadan değilmiş gibiydi, insanda koşulsuzca dediğini yapma hissi uyandırıyordu. Kendini kurban etmesini söylese sorgulamadan yerine getirirdi bu isteğini. Kızın siyah saçlarını okşamaya başladı nazikçe, mavilerini kızın elalarından ayırmıyordu. “Yorulmuş olmalısın, uzun bir yoldan geldin.” Yumuşak bir buse kondurdu alnına.

“Şimdi dinlen.”

Derin bir uyku bekliyordu onu, uyandığında yeniden doğmuş gibi hissedecekti ve konuşmalarına dair yalnızca onu karşılayan kadının Victorine Odette Boleyn, Yüce Boleyn’in ta kendisi olduğunu hatırlayacaktı.
[/justify]
« Son Düzenleme: 22 Eylül, 2022 16:13:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Victorine Odette Boleyn »

Çevrimdışı Victoria Sanchez

  • Slytherin
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victoria Sanchez
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Hogwarts I. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Hayvanlarla Konuşma, Seviye 3
Ynt: Uzaklardan Gelen
« Yanıtla #13 : 14 Temmuz, 2022 22:49:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Tanıdık bir his bedenini ele geçirmişti. Göz kapakları ağırlamış, bedeni uyuşmaya başlamıştı. Kadının sözleri annesininkileri anımsatıyordu. Aklındakiler teker teker silinirken karşı koymak için çabaladı. Ancak o kadar güçlüydü ki gözleri kapanmaya başladı. Kalbinin atışı yavaşladı,nefesi düzene girdi.


Kendini karanlığa teslim etmeden tek bir şey düşündü: Güçlü olacaktı. İnsanların büyüsüne ya da sözlerine yenilmemek için güçlü olmak zorundaydı. Bedeli ne olursa olsun.