Dünya Ülkeleri > Birleşik Krallık
Sıcak şarap
Darren Shan:
''Memnun oldum Feanor, evet Alessia diye okunuyor...'' dedi, ardından adamın dedikleri ile hafifçe güldü. ''Olsun, gereksiz olsa da komik bir rastlantı.'' dedi. Gelen soru ile afalladı. ''Eh, çünkü hayat bana her zaman bir şey kazandırmak yerine bir şeyleri elimden aldı. Ve artık bunu toparlamaya çalışmak beni yoruyor.'' diyerek cevap verdi. Yüzündeki gülümseme hafiften silinmişti ''Gerçi bu çalışmayacağım anlamına gelmiyor ama yine de... Bazen hayata çok sinirlenirken buluyorum kendimi... Şimdi de o zamanlardan birindeyim işte.'' dedi. Feanor'un gözleri çok ilgisini çekmişti. Soluk gri gözleri bazılarına korkunç gelebilecek olsa da kendisinin hoşuna gitmişti. ''Gözlerin çok güzel...'' dedi sessizce.
Fëanor Black:
Feanor, Alessia'yı sabırla dinledi. Sonundaki iltifatta başını hafifçe kaldırdı, şaşkınlık çökmüştü üzerine.
"Ne?"
dedi hızlı bir şekilde.
"Ha... teşekkür ederim. Sağol.. Annem de gözlerimin güzel olduğunu düşünür."
Annesinden bahsetmesinden de anlaşılıyordu ki: Feanor, kadınlardan alacağı iltifatları çoğunlukla başarısız bir şekilde idare ederdi. Yakışıklı biriydi, gerçekten yakışıklıydı ancak gençlik dönemindeki bunaltıcı yalnızlık; insanlarla olan ilişkilerinde çoğunlukla ya ölüm kadar ciddi, ya da sıklıkla şaka yapan ve dalga geçen bir tutum sergilemesine sebep olmuştu. Dolayısıyla, elde etmediği ancak sahip olduğu şeyler üzerinden gelen iltifatlara karşı savunmasızdı. Boğazını temizledi, elini ensesine götürdü hafif hafif kaşıdı.
"Hayat.. zor."
dedi gülümseyerek.
"Çünkü kazanılan şeyler hissedilmez ki insan daha fazlasını kazanmak arzusuyla yansın. Bu evrimimizden geliyor, mağaralarda dolaştığımız zamanlarda 'Benim bir tane mızrağım var, ikincisine ihtiyacım yok!' Mentalitesiyle yaşasaydık bir mızrağımız kırıldığında savunmasız kalırdık. İnsan elindekileri fark etmez ki daha fazlasını elde edebilsin.. Hep daha fazlasını.. sonsuza dek daha fazlasını.. Ortalama bir lordun evinde 300.000 eşya var. Bununla alakalı her şey. Hayat sana bir şey vermiyor değil, sen farkında değilsin daha fazlasını istediğin için."
Kendi göğsüne dokundu işaret parmağıyla.
"Burada bel yağlarını takmayan bir canavar olduğunu varsay, bir canavar yemek yediği müddetçe yediği yemeğin miktarını takdir etmeyecektir. Ancak yemeksiz kalırsa, vahşileşecektir. İnsan da tam böyle işte. Böyle bak hayata.. Ben öyle bakıyorum.. Gerçi, böyle bakınca da düzelmiyor işler. Üzülmeye devam ediyorsun ancak en azından sebebini biliyorsun."
Gülümsedi tekrar.
"Ben de öfkeliyim hayata. Etrafına bak, öfkeli olmayan kimse yok. Her birimiz yalnızız, az maaş alıyoruz, aşkı bulamadık, hayallerimizi gerçekleştirmedik. Vasat bir hayat yaşıyoruz . Potansiyelimize ulaşamadık ve ulaşamadan öleceğiz. Kimimiz katkı maddelerinden ve doğaya bırakılan kimyasal atıklardan kanser olup ölecek, kimimiz 90 yaşına kadar yaşayacak ancak arada hiçbir fark olmayacak. Hayatı güzel bulmak istiyorsan, güzel bulduğunu kendine inandır önce. Hiçbir şeye kızma, daha çok gülümse, daha çok gül ve mutlu insanların dinleyeceği şarkılar dinle. Ne bileyim.. çiçek al kendine, bakmaya başla; bir çocukla arkadaş ol, bir evsizle arkadaş ol.. Bir din adamıyla arkadaş ol.."
Saçlarını kaşıdı.
"Senin gibi olmayan herkesle arkadaş olmakla başla işe. İnsanlar olarak en büyük sorunumuz yalnızlık. İyi bir dostun çözemeyeceği pek az sıkıntı var dünyada. Bunu aşmak gerek insanlar olarak. Daha çok tutunmalıyız birbirimize, daha çok sevmeliyiz herkesi."
Tüm bunları söyleyen, yaşından büyük bir olgunlukla konuşan Feanor'un hiç arkadaşı yoktu. Her gün nefret ettiği bir işe gidiyordu, nefret ettiği bir patronu zengin ediyordu ve her günün her saati kafasına sıkmak istiyordu. Bir şeyler alıkoyuyordu. Bir şeyler engelliyordu. Feanor bunları parmakla gösteremese de, olduklarını hissedebiliyordu. Elmacık kemiklerini kaşıdı. Bir viski daha istedi. Alexia, Feanor'un dağılmış saçlarına hafifçe şekilde verdi; ardından viskiyi doldurdu. Feanor birkaç yudum daha aldı, bir sigara daha yaktı.
"İster misin?"
Paketi uzattı.
Darren Shan:
Feanor'u büyük bir dikkatle dinledi, dediklerini aklına not etti. Kendi yaşlarındaki birine göre çok daha bilgili ve mantıklı konuşuyordu ki bu kendisini açıkçası şaşırtmıştı. Feanor'un sözleri ile bir süre kendi aklında dediklerini sorguladı. Hayatına giren iyiliklerin farkında mı değildi? Sadece bencillik mi yapıyordu... Bilemiyordu, bunu sonra düşünmek üzere karar vermişti. Sonuçta şu anını düşünmek ile harcarsa karşısındaki adam ile konuşması aksardı. ''Sanırım hayatımda duyduğum en mantıklı konuşmalardan birini yaptın az önce... Haklısın, belki de öyledir. Bir şey değişmeyecek olsa da bunu biliyor olmam... Nasıl denir... Beni rahatlattı? Evet, evet beni rahatlattı. Gerçi son kısımda... Arkadaş edinmekte pek iyi değilimdir. Bunun için fazla içe dönük biriyim sanırım.'' dedi, son kısmı daha çok mırıldanmış olsa da anlaşılabilirdi. ''Sadece çocuklar ile iletişim kurmayı severim. Bazen yetişkinlerden daha mantıklı konuşuyorlar, olaylara olan bakış açılarını seviyorum. Klasik bakış açılarından bakmaktan çok kendi bakış açılarını yaratıyorlar adeta.'' dedi hafif bir gülümseme ile, içkisinden birkaç yudum daha aldı. Ardından Feanor sigara paketini uzattığında bir süre kararsızlıkla sigara paketine baktı. Hayatında hiç sigara içme gereği duymamıştı. Ama bu gün biraz değişikliğin olabileceğini düşünüyordu. Paketten bir sigara alıp kendinden hiç emin olmayan bakışlarını sigaraya dikti. ''Iıı'' dedi kararsızlıkla. ''Hayatımda hiç sigara içmedim...'' diyerek itirafta bulundu ''Ne yapmam gerekiyor?'' diye sordu çekingence bakışlarını Feanor'a çevirerek. Utandığı için yanakları hafiften kızarmıştı.
Fëanor Black:
"Anladım.. çok kötüymüş gerçekten."
Dedi başını sallayarak, kendisi de dışarı dönük ancak yalnız biriydi. Çok da bir farkları yoktu aslında.
"Yardım edebildiğime sevindim.. Evet, çocukların; özellikle bebeklerin kafataslarında ufak bir delik bulunur. Bunun sayesinde beyindeki kan akışının daha yoğun olduğuna inanılır. Bu sebepten çocuklar aslında çok akıllıdır. Büyüdükçe de, kafatasının genişlemesiyle orası kapanır. Eskiden epilepsi, psikolojik probremler ve çeşitli 'kötü ruh'"
Parmaklarını tırnak şeklinde kıvırarak söylemişti.
"Dadanmaları için insanların başında bir delik açıyorlardı. Hatta bazı falcılar da bunu yapıyordu. Daha mistik yeteneklere sahip olmayı sağladığı için-miş.. İkimiz de biliyoruz ki, sihir veya büyü diye bir şey yok."
Gülümsedi. Çakmağını uzattı.
"Dudaklarına koy, yak; içine çek ve kanser olursan bana dava açma."
Darren Shan:
'Sihir veya büyü diye bir şey yok' dediğinde bir an gülmemek için kendini zor tuttu. 'Bir muggle ile konuşmak...' diye geçirdi içinden. ''Yani, bilemiyorum... Belki vardır.'' dedi gülerek. Ardından çakmağı aldı. Sigarayı dudaklarına yerleştirip sigarayı yaktı ve çakmağı Feanor'a verdikten sonra içine çekti. Anında öksürmeye başladı ''Düşündüğüm gibiymiş...'' dedi kendi kendine, garip bir şekilde hoşuna gitmişti aslında. Gerçi öksürmeye de devam ediyordu... Kendini durdurup hafifçe güldü. Zümrüt yeşili gözleri parlıyordu.
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git