17 Nisan, 2026 09:11:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Darren Shan  (Okunma sayısı 44 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Darren Shan

  • Büyücü
  • 7. Seviye
  • İleti: 28
  • 176 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Darren Shan
  • Güç Puanı: 20
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Darren Shan
  • Meslek: İksir Üstadı
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: 9
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 18
Darren Shan
« : 05 Haziran, 2022 12:17:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Darren Shan

Karakterin Yaşı: 40

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri:Olgun ve ciddi yapısını genellikle neşesi ile gizlemeye meyillidir çünkü hayatın fazla ciddi yaşamak için çok kısa olduğunu düşünmektedir. Son derece arkadaş canlısı biridir ancak aşırı pozitif yaklaşımı ve enerjikliği bazen insanları sinir edebilmektedir. Karşılaştığı kişiler ya kendisini çok sever ya da nefret eder, bir arası yoktur. Çoğu kişinin aksine gereksiz resmiyet ve ciddiyetten hiç haz etmez, zaten bu sebeple aslında soylu bir aileden gelmesine rağmen bu ünvanını adının önünde tutmamaya çalışır. Yersiz resmiyet gibi yersiz samimiyetten de nefret eder ve bu, bir çok kişinin onu “tuhaf” olarak görmesine neden olur. Fakat Darren insanların düşüncelerini önemsemediği gibi onları şaşırtmayı seven biri olduğundan genellikle bile isteye sorumsuz aptal rolü yaparken istifini bozmadan hemen her konu hakkında detaylı bilgi vererek insanları dumura uğratmaya bayılır.

Karakterin Kısaca Geçmişi:
Muggleların Güney Fransa - Provence dedikleri coğrafyada yaşayan eski aristokrat bir aileden gelir. Kendisine eski Fransa kralı XIV. Louis deValois'nın baş danışmanı ve dostu büyük büyük babası Urban Shan'ın ismi bahşedilmiştir.Babası Marcus Shan, Fransa Sihir Bakanlığı'nda uzun yıllardır Tehlikeli Yaratıkların İtlafı Departmanı'nda çalışmaktadır. Aslen soyları Batı Roma İmp. soylularına kadar dayanan köklü büyücü ailesi Shanların en büyük erkek çocuğudur, prematüre doğduğu için küçüklüğü boyunca zayıf ve çelimsiz bir dış görünüşe sahipti ve bu yüzden sıkça hastalanırdı. Bu durumundan ötürü annesi Lucretia ona öğrencilik hayatı boyunca bile dört yaşında gibi korumacı davrandı. İlköğretimini Provence'daki Shan malikanesindeki ev cinlerinden almıştır ancak dersler ona oldukça kolay ve sıkıcı geldiğinden dersleri mütemadiyen dinlemezdi, derslerden eline geçen her fırsatta kaçar ve arkadaşı küçük Gaius ile "sığınak" diye nitelendirdikleri eski, içi oyulmuş ölü bir çınarın köklerindeki mağaraya giderlerdi ve burada ona Muggle kitaplarında bulunan çeşitli bilgiler, öyküler okur, Muggle oyunları oynarlardı.
Darren'ın babası Fransa Sihir Bakanlığında ki işinden aniden sebepsiz yere istifa edip, ailenin tüm üyeleriyle birlikte Britanya adasında Worcestershire adında mütevazı kasabaya yerleşti.

Shan 11 yaşına geldiğinde ise okula gitmesi için gereken çağrı gelmiş ve Hogwarts express’i Hogwarts'a doğru giderken kendisine bir söz vermiştir. Ailesinin ihtişamını ve saygınlığını koruyarak çok güçlü bir büyücü olacaktı, olduğu kişiden asla ödün vermeyecek ve ailesi için elinden geleni yapacaktır.Çünkü aile onun için her şeydi... Okula geldiğinde Seçmen şapka kafasına değdiği an düşüncelerini anlamış olacak ki salona doğru neşeli bir şekilde Slytherin diye bağırmıştır. Yıllar içinde insanlar ona her ne kadar Slytherin'in işe yaramaz, kötü kişilerin bulunduğu bir bina olduğunu anlatsa da o her zaman farklı düşünmüştür. Kendini her zaman daha fazlasını ve daha iyisini öğrenmeye zorlayacaktır.

Shan çok ama çok hırslı olduğu için derslerinde de büyük bir uğraş ve başarı getirmişti.Bu uğraşı onun 5. senesinde Slytherin bina başkan yardımcı olmasına da yol açmıştır. Aynı yıl girdiği SBD'lerde kariyer planlamasında ilerde bir iksir üstadı olmak istediğine karar vermiştir. Godfrey okuldan mezun olduğunda her ne kadar amacı bir iksir üstadı olmak olsa da bunun için çok toy olduğunu düşünmektedir. Böylece önce babasının yanında biraz daha pişmek daha çok şey öğrenmek ister ve verdiği bu karar ile bu uğurda ilk önce babasının bütün yazıtlarını notlarını ezbere almaya başarmıştır.
Babasının yanında neredeyse iki yıl daha eğitim aldıktan sonra artık babasından dahi iyi iksirler yapıyor ve yeni iksirler bile hazırlamaya başlamıştı.Aylar sonra Shan yapacakları iksirler için ormanda bitkiler ve bilhububat toplamak için evden ayrılır.Geri döndüğünde ise çoktan kül olmuş ev ile karşılaşır..Annesi ve babası artık yoklardı..Darren artık dünyada sadece kardeşinden başka kimsesi kalmamıştır..Ailesinin intikamını almak ve bunu ödemek için çok ama çok güçlü olmalıydı.Sadece iksir konusunda değil her şeyde çok iyi olmalıydı.. Böylece önce dünyayı gezmeye ve dünyanın farklı yerlerinde karanlık sanatlar konusunda eğitim almaya karar verir ve verdiği bu karar ile bu uğurda ilk önce Durmstrang'ı bulmayı kafasına koymuştur. Oradaki karanlık sanatlar eğitimi onu cezbetmiştir ve okulu bulmak için diğer Kuzey Avrupa ülkelerine doğru yola çıkmıştır. Bu uğurda aylarını Danimarka, Norveç, İsveç, Finlandiya, İrlanda gibi ülkeleri gezerek okulu bulmaya harcamıştır fakat gezerek geçirdiği 8 ayın sonucunda okulu bulamamanın hüsranı onu yıkmıştır. Bu yolculuk süresince tanıdığı birkaç büyücü ile eğitim düellolarında bulunmuş, karşılıklı büyülerini paylaşmıştır. Bu süreçte dost bir büyücüden Durmstrang'ın aslında Kuzey Avrupa yerine Bulgaristan ya da Rusya'da olabileceğini duymuş ve geçirdiği 8 ayın sonrasında Bulgaristan'a yola çıkmıştır


2 ay boyunca da Bulgaristan'da ve çevre ülkelerde arayışını sürdürdükten sonra Rusya'ya gitmeye karar verir. Rusya'ya vardığında burada birkaç büyücü ile tanışır. Hogwarts'tan mezun olduğunu öğrendiklerinde ona büyük ilgi göstermişlerdir. Durmstrang'ı burada da bulamayınca bir süre burada kalmaya ve tanıştığı kişilerden eğitim almaya karar verir. Farklı bir büyücülük okulundan mezun olan insanlardan eğitim almak onun için heyecanlı olacaktır.İki yılını Rusya'da geçirir, burada yaptığı dostça bir düelloda karşısındaki kişiyi silahsız bırakması sonucu ve adamın asasının artık kendisine itaat etmesiyle yeni ve güçlü bir asa da kazanır.Bu asa üstüne rünler kazınmış olan,38 cm uzunluğun da Çobanpüskülü ağacından yapılma ve özünde de Akromantula gözü olan oldukça çok sert bir asadır.Artık Rusya'da daha fazla zaman harcamaması gerektiğine karar verdiğinde karanlık sanatlarda çoğu şeyi ustaca yaptığını ve kendisine farklı bir özellik katmak istediğini düşünüyordur.

Bu nedenle hem bulunduğu bölgeden uzaklaşmak hem de farklı insanlar, farklı hayatlar görmek amacıyla Afrika kıtasına gitmeye karar verir. Şimdiye kadar hayatının 4 yılını genellikle Avrupa'yı gezerek harcamıştır. Afrika'ya geldiğinde kendisini çok yabancı hissetmiştir, tanıdığı dünyadan çok daha farklı bir dünya yatıyordur önünde.Burada 1 yıl boyunca Güney Afrika, Fas, Kenya, Libya gibi irili ufaklı ülkeleri gezdikten sonra en son durağı olan Uganda'ya gelmiştir. Burada daha önce bir büyücülük okulu olduğunu duyduğu için bunun farklı bir deneyim olacağını hissediyordur. Uagadou büyücülük okulunu ararken etrafta adını yayar. Günlerden bir gün gece otelinde uyurken bir rüya görür. Rüyasında bir adamın ona yaklaştığını, daha sonra onu otelinden dışarı çıkardığını ve kolundan tutarak yakınlardaki ormanlık alandaki bir mağaraya götürdüğünü ve eline altın bir para sıkıştırdığını görür. Daha sonra terler içinde sıçrayarak uyanır. Avcunu açtığında elinde bir altın para tutmaktadır. Apar topar üstünü giyinerek otelinden çıkar ve rüyasında hatırladığı mağarayı bulmaya çalışır.2 saatlik bir yolculuk sonucunda mağarayı bularak içeri girer, içeride oturarak onu bekleyen bir adam vardır. Adamın yanına yaklaşır ve onun Uagadou büyücülük okulunun eski bir profesörü olduğunu öğrenir. Kendisini bilmediği konularda eğitmesini ister.Yaklaşık 8 ay boyunca adamın yanında kalmış, bu süreçte rüyalarını nasıl kontrol edebileceğini ve astronominin inceliklerini öğrenmiştir. Bu süreçte Uganda'da insanların genellikle asasız büyü yaptığını görmüş, onlardan bu konuda da eğitim almayı denemiş fakat bu konuda pek de başarılı olmadığını görmüştür. Her ne kadar çok çabalasa da bu konuda sadece birkaç ufak numara öğrenebilmiştir. Ancak bu deneme sürecinde sözsüz büyüler üzerinde de kendini oldukça geliştirmiştir. Bütün öğrendikleriyle ve bulunduğu ülkelerde ki Sihir Bakanlıklarının verdiği görevleri yapmakla geçen yıllar sonrasında 40 yaşına giren Darren,Britanyaya dönme kararı alır..

Darren Britanya’ya döndüğünde bütün gücünü ve kuvvetini toplamış bir durumdaydı..Artık intikam için hazırdı..Olacaklar için tek tehlikeli olan oydu.Yıllarca geçimini ailesinin mirası üzerinden karşılayan Darren,en sonun da cebinde beş parasız kalır.Geçimini sağlamak için iksirler üzerinde ki yeteneğini kullanarak Knockturn yolunda kaçak iksirler satar.Bir zaman sonra bu hayatını kendisine yakıştırmayan Darren daha şerefli ve güzel bir hayat sürmek için arayış içine girer.Çocukluğundan beri iksirgah olmak isteyen Darren'ın sonunda fırsat ayağına gelmiş ve kendisini bir şekilde kaderin yönlendirmesi ile buluşmuştur.

İstediğiniz Meslek:
İksir Üstadı

Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip:
Attar Hür Kahinler Cemiyeti

Büyü Yatkınlıkları


Biçim Değiştirme: 0
Lanet: 9
Tılsım: 10
İksir: 18

[spoiler]Bahçenin biraz gerisine cisimlendiğinde sakin adımlarla bahçeyi aştı ve kapıyı çaldı, ev cini onu içeri aldığı sırada tedirgin bir biçimde etrafına bakındı, içeridekiler onun bu şekilde gelmesini beklemiyor olmalılardı, hatta gelmesini dahi beklemedikleri aşikardı. Kendisine bir ömür gibi gelen sürenin sonunda oturduğu yerden kalkıp kendisine sarılan adamın bir an kim olduğunu anlayamadı, adam onu omuzlarından tutup aralarında bir kol boyu mesafe yaratıp ” Darren, gerçekten geldin. “ derken sesinden onun bir halüsinasyon olduğundan şüphelendiği açıktı. Adamın, babasını andıran yüz hatlarına ve sarı kıvırcık saçlarına dikkatle baktı, kaşları merakla çatılırken ” Henry? “ dedi sorar gibi, kuzenini o kadar uzun yıllardır görmemişti ki… en son yirmili yaşlarının başında görmüştü onu, aslında aldığı yaşın doğal etkileri dışında bir değişiklik yoktu fakat Darren burada olduğuna inanamadığı için her şey ona hayal gibi geliyordu. Adam gülümseyerek başını salladı, ” Evet, benim. O kadar değişmiş miyim gerçekten? “ diye sordu, hemen sonra salondaki diğer kişileri tanıttı, eşi ona gülümsemeye çalıştı fakat içinden gelmediğini anlamıştı. Halasını görünce bir an korkuyla gerildi, buradaki son karşılaşmalarını hatırlayınca boğazına bir yerleşti, yaşlı kadın resmi bir tavırla bir baş selamı vererek ” Hoş geldin, Darren. “ dedi, şüphe dolu kısık gözleri şöyle bir şömineye baktıktan sonra ” En azından yalnız gelme inceliğini göstermişsin, teşekkürler. “ dediğinde Darren daha burada bulunduğu birkaç dakikada öfkesinin yükseldiğini hissetti. Sakin tutmaya çalıştığı bir tonla ” Hala, buraya sadece büyükannem istediği için geldim. Bu, olanları kabul ettiğim anlamına gelmiyor. “ diye karşılık verdi, Rheya bir şey söyleyeceği sırada Henry yüksek bir sesle ” Anne, sakin. “ diye uyardı onu, kadın anında sustu hatta karısı da oturduğu yerde kıpırdandı ama bakışlarını düzeltti.
Hemen sonra kuzeni bir kolunu Darren'ın omzuna dolayıp kadını salondan götürdü, ” Hadi gel, sana odanı göstereyim. “ deyip avlunun iki yanından çıkan gösterişli merdivenlerin sol tarafından çıkmaya başladılar.Darren merdivenlerin sonuna geldiklerinde ” Amcamlar da gelmiş olmalı, neredeler, biliyor musun? “ diye sordu, gerçekten buraya yalnız gelmemesi iyi olmuştu, onlarla başa çıkamayacağından değil, yılarca içinde söndürmeye çalıştığı o öfke dışarı çıkıp hepsini yakabileceğindendi bu düşüncesi. Onunla beraber yürüyen Henry biraz bekleyip ” Buradalardı, dayımla gitmeleri gerekti, birazdan gelirler.Büyükanne de çoğunlukla uyuduğundan… açıkçası burada olmamızın ona pek bir yararı yok ama… son zamanlarında onun yanında olmalıyız. “ derken bir kapının önüne geldiler, burası Darren'ın çocukluğunda geldiğinde kaldığı odaydı, kapıyı açtığında beyaz ve kremlerle döşenmiş oda onu karşılamıştı, ufak değişiklikler vardı ama şaşırtıcı şekilde hala aynı hissettirmişti. Büyücü gülümseyerek ” Pek hoş bir sebeple olmasa da seni gördüğüme sevindim, kuzen. “ dedi ve eliyle içeriyi gösterip ” Sen şimdi biraz yorgunluğunu at, zaten amcamlar gelince haberleri olur geldiğinden. Biz daha sonra da konuşuruz. “ deyip göz kırptı, odadan çıkıp onu zihnini karartan öfkesiyle tek başına bıraktı. Darren elinde ki geniş çantayı yere bırakıp yakınlardaki koltuğa oturuverdi, daha doğrusu kendini bıraktı, buranın kendisine hem bu kadar yabancı hem de bu kadar tanıdık gelmesi korkutucuydu, yine de gelmenin hata olup olmadığı konusunda kararsızdı.

Eve döndüğünde eşyalarını çantadan çıkarmaya dahi tenezzül etmemişti, burada uzun süre kalmak gibi bir planı yoktu, birkaç gün kalıp mümkünse yeni hayatına hemen başlamak istiyordu,yıllarca bunun için çalışıp çabalamış bunun için uğraşmıştı. Derin bir iç geçirip küçük eşya çantasındakileri yavaşça başucuna çıkardı, babasının notlarını ve bu notlarındaki Latince kelimelere benzer kelimelerin geçtiği, bitkilerin bulunduğu eski kitabı komodinin üzerine bıraktı. Amcasının gelip görme ihtimali olduğunu biliyordu, gizlice aldığı için belki kızardı, ama bu notları çözmesi için yardımına ihtiyacı olduğu da açıktı. Çantanın içini biraz karıştırdığında üzerinde yıldırım misali geçen yeşil bronz gümüş çizgiler bulunan canlı yeşil renkteki kolyesini çıkarıp başucuna koydu. O sırada çantanın dibine gitmiş olan kar küresi eline değdi, küreyi alıp iki eliyle sıkıca kavradı, halasının tavrından sonra odadan çıkıp da kimseyle görüşmemişti,büyükannesini görebileceği zaman ona haber verileceğini biliyordu. Küreyi yavaşça eğip kar tanelerinin hareket etmesini sağladı, derin bir iç geçirdi ve beyaz pamukçuklar dolana dolana zemine konarken küreyi de başucuna bıraktı. Üzerinde hissettiği yorgunluktan dolayı fazla oyalanmadan direkt uyumuştu, uzun zamandır uyuduğu en huzursuz uykulardan birini geçirmişti fakat kesik uykusundan dolayı erken de kalkamamıştı.

(Bir kaç gün sonra)

Yıllardır ülke değiştirmenin nasıl bir his olduğunu gayet iyi biliyordu.Bu verdiği sersemliği atlatması birkaç gününü almıştı, bu süre içerisinde kimse onun yanına gelmemişti, sadece ev cini yemek getirip ona biraz bilgi vermişti.Artık kendine geldiğinden emin olduğu birkaç günün sonunda sabah uyandığında camdan baktığında kapalı havayı görünce kaşlarını çattı, en azından Afrika’ da olmayışının bir artısı olarak güneşin yüzünü görebilmeyi isterdi ama o da yoktu, bu sis nereye giderse onu takip ediyor gibiydi. Kıyafetlerinin bulunduğu geniş çantayı karıştırıp üzerine siyah ve yeşil çizgileri olan renkli bir cübbe giydi, ardından Uagadou okulunda tanıştığı profesörün hediye ettiği kolyeyi başucuna bıraktığı yerden alıp özenle boynuna taktı.Uzun saçlarını elleriyle tarayıp beline kadar gelmesini sağlayıp düzgün bir şekilde bağlar.Kapısı tıklanınca bir an korktu, kimin gelmiş olabileceğini kestirmek zordu, çoğu onu burada istemese de konuşma fırsatını kaçırmazdı. Merakla bir nefes alıp ” Girin. “ diye dışarıdaki kişiyi davet etti, bu sırada yavaşça duruşunu dikleştirdi, kapı açıldığında ardında amcasını görünce gülümsedi, Anthony adımlarını hızlandırarak yeğenine doğru geldi ve kollarını ona sıkıca doladı. Darren da amcasına sarıldı, adam derin birkaç nefes aldı, ağlamamak için kendini tuttuğu belli oluyordu, ” Amca, nasılsın? “ diye sordu yumuşacık bir tonla, omzunun üzerinden yengesine bakınca kadının ihtiyatlı yüz ifadesini gördü. Anthony geri çekilip baktığında gözlerinde hüzün vardı, titreyen bir nefes aldı, ” İyiyim, iyi olmaya çalışıyorum. Sen nasılsın,çalışmaların en sonun da bitti değil mi? “ diye sordu, ama aklının büyükannesinde olduğu belliydi, sadece nezaket gereği soruyordu.
Beraber yatağın hemen karşısında ki siyah deri koltuğa oturduklarında yengesi de biraz ilerideki koltuğa oturdu, Darren başıyla onaylarken ” Evet amca bütün çalışmalarım bitti “ deyip kısa bir an duraksadı, ardından ” Büyükanne nasıl? Onu hiç gördün mü? “ diye sordu, kimse geldiğinden beri ona bir şey dememişti, ne kadının durumunu ne de onu nasıl, ne zaman görebileceğini biliyordu. Yengesi merak dolu bakışlarla kocasını inceliyordu, Amcası da bu bakışlarına hüzünle karşılık verirken büyükanne’nin kötü olduğunu söyledi, ” Artık çok kısa süreler uyanık kalıyor. Bu zamanlarda da kimi yanına çağırırsa o gidiyor. “ diye durumu açıkladı, bugün kendisini görmeyi isteyeceğini düşündüğü belliydi. Onun durumundan bahsettiğinde yüzüne yayılan kederi görünce Darren'ın içi acıdı, her ne olursa olsun buradakilere değer verdiği belliydi. Bu sırada yengesi sakin bir sesle ” Buraya geldiğinde nasıl karşılandın? “ diye sordu, sesindeki şefkatin altındaki anlamdan ne geleceğini bildiği anlaşılıyordu, sadece bunu eşinin de duymasını istiyordu. Darren derin bir iç geçirip güldü, ” Henry’ yi görmek güzeldi. Halam… yalnız geldiğim için memnun oldu. “ diye kısaca açıkladı, halasının sözlerini hatırlayınca kaşlarını çatmamak için kendini zor tutmuştu, odasına girdiğinden beri başka kimseyle görüşmediğinden burada olan diğer aile üyelerinin kendisine nasıl davranacağını henüz kestiremiyordu. Biraz tereddüt yaşasa da ” Burada kimler var? “ diye sordu, alacağı cevabı merak ediyordu, amcası Charles onunla görüşmemek üzerine yemin etmişti ve büyükannesiyle büyükbabası her zaman olduğu gibi yüksek ihtimalle onun etkisinde kalacaktı, ama diğer amcası Demeter’ i görmeyi çok isterdi.
Yengesi yüzünü düşürüp derin bir iç geçirdikten sonra ” Charles buradaydı, ama biz geldiğimizde gitti. Onun ikizleri gelmediler bile, büyükannen ve büyükbaban… çok kısa süre kalabildiler, sağlıklarıyla ilgili bazı durumlardan dolayı. Demeter burada, ama kızları… onlar da biz geldikten kısa süre sonra gitmişler, ara sıra geliyorlar. “ diye hızlıca açıkladı, yengesinin sesinden kızgınlığı belli oluyordu. Darren merakla kaşlarını çatarak sorar gibi baktığında kadın gülümseyip ” Sonra konuşuruz. Şimdi kahvaltı edelim, büyük annede birazdan uyanır. “ dedi, ardından ayağa kalktı, onunla birlikte amcası da kalkıp gülümsedi ama yüzündeki keder o kadar belli oluyordu ki bir an yüreği sızladı. Beraber dışarı çıktıklarında aşağı inerken yengesi biraz geride kaldı, onun konuşmak istediğini anlayan Darren birkaç adım atıp onlara bakan amcasına” Biz birazdan katılacağız, amca. Bu sırada benim için ev cinin’ den filtre kahve  getirmesini ister misin? ” diye sordu, Amcası onu onaylayıp indiğinde Yengesi hemen konuşmaya başladı. Sakin ama bir o kadar da hararetli bir sesle ” Bilmen gerekiyor, büyükanne’nin durumu hiç iyi değil, her an ölebilir ve bu olduğunda… pek iyi şeyler olmayacak gibi görünüyor. “ diye konuştu, tam olarak neyi kastettiğini anlamak için Darren'ın biraz beklemesi gerekmişti, yengesi bu bekleyişi değerlendirip ” Büyükbaban için bu pek önemli değil, ama amcan Charles… “ derken öfkeyle derin bir iç geçirdi. Kaşlarını çatıp sinirli bir biçimde ” Buradaki insanların neredeyse hepsi kötü ama Charles korkunç bir adam. “ diye mırıldandı, Darren yengesinin ne söylemek istediğini gayet net bir biçimde anlamıştı, amcasının kötü bir adam olduğundan hiç şüphesi yoktu ve bu adamın gözünün büyükanne’nin mirasında olduğu açıktı.Yine de tüm bunlar Darren'ın hiç umurunda değildi, yengesinin sözlerinin ardından sakin bir biçimde ” İnan bana buraların karışması konusundaki tek endişem, bu olduğunda çoktan Londra’ ya gitmemiş olmak olur. Buradan mümkün olduğunca çabuk ayrılmak istiyorum. Saate ayak uydurmak için bile kaç gün geçirdim.“ diye mırıldandıktan sonra kahvaltı içi aşağı indi, yengesi de başka bir şey söylemeden onu takip etti. Artık burada olmanın kendisine eskisi kadar mutluluk vermediğini buraya geldikten kısa süre sonra anlamıştı, bu durum ona biraz ilginç geliyordu, aslında hayatı buraya en son geldiği yıllardan beri fazlasıyla değişmişti, belki de sebebi bu olmalıydı, ama çocukluğunda görmek için can attığı, gençliğinde yaptıklarıyla onu derinden yaralayabilen ailesinin artık onun için pek önemli olmaması şaşırtıcıydı.Büyükannesine, amcası Demeter’ e ve kuzeni Henry’ e hala fazlasıyla değer veriyordu, fakat buradaki kimse artık onun için kayda değer bir önem arz etmiyordu, büyükanne’yi görmeye gelmesinin sebebini henüz tam olarak bilmese de hissettiği tam olarak buydu. Kahvaltısını ederken buradan olabildiğince çabuk gitmeyi umuyordu, her şeyi bir anda bırakıp gelmişti, kimsenin burada daha önceden yaşadıklarından haberi de olmadığı için neden tek gelmesi gerektiğini veya onlardan neden hiç bahsetmediğini de anlatamıyordu. O anda aklına Rusya'da odasındayken tablodaki büyük annesinin yaptıkları geldi, o an yaşadığı öfke hızla gün yüzüne çıkıverdi, o tablo gerçekten hem bir hediye hem bir ceza gibiydi, derin birkaç nefesle kendini sakinleştirmeye çalıştı, hiç kimse için değilse bile ölen babası ve annesi için buradaydı.

Yaptıkları geç kahvaltı sırasında kimseyle karşılaşmak zorunda olmadığı için Darren kendini şanslı saymıştı, yine de öfkesinin hala soğumadığını bir kere daha anlamıştı, yine de Büyük anne’yi hasta yatağında o halde görecek olmanın verdiği tedirginlik, ailenin tamamını görme düşüncesinden daha korkutucuydu.
Kahvaltıdan sonra uzunca bir süre ailesiyle oturmaktan başka bir şey yapamamıştı, bugün kimin geleceğini bilmiyorlardı ve Darren için bu biraz daha endişe vericiydi, kuzenleri veya amcası Charles’ ı görmeyi hiç istemiyordu. Neyse ki geçirdikleri vakitte yengesi ve amcasıyla vakit geçirebiliyordu, uzun zamandır görüşmedikleri için yıllardır neler yaptığı hakkında bir sürü şey soruyorlardı, yengesi bunu biraz da aklını dağıtmak için yapıyor olmalıydı, ama işe yarıyordu, Maisie çaldığını duymadıkları kapıdan içeri girdiğinde Darren gülümsüyordu.Cadı,Darren'ı görünce önce bir şaşkınlık yaşadı, olduğu yerde donup kalması bunu bariz bir biçimde göstermişti, hemen ardından gözlerini kısıp yüzünü hafifçe buruşturarak ” Merhaba. “ dedi buz gibi bir sesle. Ona olan tavrında yirmi dört yaşının verdiği toyluk yoktu, ama o öfke ve tiksinti hala yerindeydi, keza Darren ona başıyla resmi bir selam verip ” Merhaba. “ dediği sırada ona tepeden bakması bunu gözleri önüne seriyordu. Bu soğukluğu anlayan yengesi ve amcası da Maisie’ yi selamlayıp oturmasını teklif ettiklerinde kadın hepsinden en uzaktaki tekli bir koltuğa oturdu, yengesi kesinlikle konuşma niyetinde değildi, ama amcası ortamı yumuşatma umuduyla ona ” Nasılsın, gazetede işler nasıl gidiyor? “ diye sordu, Darren onun buradaki çok köklü bir gazetede yazdığını Henry’ den öğrenmişti. Maisie gülümsemeye çalışarak ” Gayet iyi gidiyor aslında, amca. Şu sıralar ilginç bir makale üzerinde çalışıyoruz. “ deyip yan gözlerle bakışları kendisine yönelince Darren duyacaklarından pek hoşlanmayacağını anlamıştı.
Gözlerini kısıp kaşlarını hafifçe çatarak merakla bir sonraki kelimelerini beklediğini gören Maisie söyleyeceklerinden vazgeçerek ” Ben ve eşim oldukça güzel bir yazı serisi olacağını umuyoruz. “ diye devam etti. Amcası başıyla onaylarken ” Güzel, umarım biz buradayken basılır ve okuma fırsatı buluruz. “ dedi nezaketen fakat kadın bu fırsatı kaçırmadan sahte bir heyecanla ” Bir kopyasını size gönderebilirim. “ deyip hemen bakışlarını Darren'a yöneltti ve ” Gerçi pek seveceğinizi umduğum bir yazı dizisi değil, ama… detaylarından bahsetmeyeceğim. “ diye konuyu kapattı, fakat onun ne demek istediğini anlamışlardı, bazı gazetelerde saf soy propagandaları yapılıyordu ve Maisie’ nin çalıştığının da bunlardan biri olduğu belliydi. Yengesi ona bir şey söyleyeceği sırada ev cini parmak şıklatma sesi ile yanlarında bitiverdi ve yerlere kadar eğilerek herkesi selamladı, ardından Darren'a doğru dönüp hevesle ” Hanımı Wimpus’a bir haber iletmesini emretti. Efendi Marianne, efendi Darren'ı görmek istediğini söyledi. “ dedi, herkes bunu duyunca şaşırdı.
Darren günlerdir odasından çıkamadığı için bunun ne zaman olacağını bilmiyordu, ama bu kadar çabuk olmasını da beklemiyordu, Maisie’nin kin dolu bakışlarının arasında yengesi ve babasına baktıktan sonra yerinden kendinden emin bir hareketle kalktı, o sırada kuzeni ” Wimpus,büyük anneme benim geldiğimi söyle. “ dedi. Ev cini onun önünde yerlere kadar eğilerek ” Hanımın haberi var, efendi Maisie. “ dedikten sonra paytak adımlarla geniş salonu geçip sağ taraftan yükselen merdivenleri tırmanmaya başladı, Darren'da hemen arkasındaydı. Aklında türlü türlü şey dolanırken büyük annesi’ne ne söylemesi gerektiğini bir türlü bilemiyordu, ona olan öfkesinin harlı bir ateş gibi yandığını biliyordu ama sanki bu öfke onun yumuşak tarafını ardında kalıyordu, onu gördüğünde bir an her şeyi göz ardı etmekten korkuyordu.[/spoiler]
« Son Düzenleme: 05 Haziran, 2022 14:01:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Darren Shan »