17 Nisan, 2026 09:05:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Magna Purgatio: Parva Sub Ingenti (Gizdüzen Üçlemesi Bölüm II)  (Okunma sayısı 81 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat

  • Büyücü
  • 9. Seviye
  • İleti: 45
  • 458 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat
  • Güç Puanı: 35
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Çağrı
  • Meslek: Eleştirmen / Avukat
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği / Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 40, 15
  • Lanet Gücü: 15, 40
  • Tılsım Gücü: 25, 25
  • İksir Kabiliyeti: -, -
  • Özel Yetenek: Animagus 3. Seviye, Telepati 2. Seviye
Magna Purgatio: Parva Sub Ingenti (Gizdüzen Üçlemesi Bölüm II)
« : 06 Nisan, 2022 02:58:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Düzen olmaksızın gerçek barış var olamaz.. ve düzen yetke gerektirir.

Londra'nın halk içinde Tefeciler Prensi olarak da bilinen bankacısı Solomon Rothberg, yaşantısının çok da erken olmayan bir döneminde Cadı Avcıları'na katılmış ve zamanla avcıların yasal ödemeleri nedeniyle kendi amaçları için kullanmayı planladıkları değerli bir üye olmuştu. Alpharian'ın Mahir'in ofisinden yürüttüğü mühürlü mektubun yönlendirmesiyle birlikte Finn'e bir kez daha danıştığında öğrendiği bilgiler az da olsa yetersiz kalsa bile, yönlendirme amacı taşıyordu...
"Kentin en bilge barmeni bana Solomon Rothberg adındaki adamla ilgili ne bilgiler verebilir?" diye sorduğunda aldığı yanıt kafasında dönüp duruyordu sonraki gün sokakları dolaştığında:
"Yalnızca yürüdüğün yol seni onun karşısına götürüyorsa bile, çok kötü işlere imza atan bir Nesunt olduğunu açıkça söyleyebilirim..." demişti Finn; "Kentin soylu semtlerinin süslü giyimlerine bürünmüş biçimde, kendi gibileriyle birlikte olup diğer insanlardan uzak durduğunu duymuşluğum var. Çokça kendi işleriyle ilgili bir adam, her zaman bir şeylerin peşinde olan. Onun gibiler arasında biraz zaman geçirirseniz; eğer sizi tanıyor ve yeteneklerinizi biliyorsam genç dostum, onunla ilgili bilmeniz gereken her şeyi öğreneceğinize kesin gözüyle bakabilirim!"...
Böylelikle Alpharian uyanır uyanmaz sokaklara çıktığında yönünü Birmingham taraflarına yöneltmişti. Her zaman için, içinde büyük bir tiksinti taşıdığı zengin kesimden insanların arasında bulunmak huzurunu bozuyor olacak olsa bile; her sokağın bir ara sokağı ve her yerleşim yerinin de varlıksız insanlarıyla dolu bir bölümü vardı.. bu, insanların oluşturduğu bir toplumda neredeyse her zaman için kaçınılmazdı. Günün erken saatlerinde başladığı ve yalnız başına üstlendiği bu görevinde fazla zaman harcamadan içinde bulunması gerektiği bölgeye doğru ilerliyordu. Hartshill'in dingin sokaklarına vardığında saatler gün ortasına daha varmamıştı bile. Yine de işinin başında olanlar ve boş boş dolaşan insanların yollarına gittiği sokakların birleştiği bir yerde; yükseltilmiş tahtadan bir podyumun üstüne çıkmış, genel insan konuşmaları arasında sesi yüksekçe çıkan bir çağırtkan odakları üzerine çekiyordu. Alpharian adamı duyabileceği ama konumundan ayrıldığında gözünden kaçırmayacağı bir uzaklıkta olan banklardan birine oturarak konuşmasını gizlice dinlemeye başlamıştı.

"Kentimizi yoksulluğun ve eğlencesizliğin pençelerinden kesin bir yolla kurtaran Solomon Rothberg'e övgüler olsun! Bize yatacak bir yatak, bürünecek giysiler verme görevini kendi cebinden ödeme isteğiyle üstlenmiş; bizi koruyan, arka çıkan, gözeten kişiye!" sözleri yer yer bir gösteri olduğu ortada olan sözler ya da alkışlarla birlikte gelen övünç dolu sözlerle kesiliyordu. Adam işinin alışkın olduğu bir parçası olarak böyle bir düzenli oyunu özünden benimsemişti yıllar içinde.
"Ödemelerini kendi cebinden harçlık ettiği adamları, biz ısınalım ve sıcak yemeklerimizi yiyebilelim diye ocakların ve fırınların alevini yakıp tutuşmasıyla ilgileniyorlar. Ah, onun iyilikleri sınır tanımaz; şimdi edinmiş olduğumuz her şeyimiz onun yardım ve yol göstericiliği ile bizimdir! Solomon Rothberg'den parasını ve malını esirgemeden veren, daha eli açık biri yoktur!" diye sözlerine devam eden adama; yer yer kendince söylenen, yer yer de hızlıca susturulan biçimde sesli düşünen karşılıklar veriliyordu. Yine de bu karşı düşüncelerin hepsi yapılan sahte şakşakçılıkların sesi altında yitip gidiyorlardı esen yelde yakılmış bir kibrit gibi...
"Bu yüce yürekli adam her hafta olduğu gibi bu hafta da kapılarını Londra halkına açıyor, yüklerini bıraksınlar ve neşeyi bilsinler diye!" sözünü duyduğunda Alpharian'ın kulakları Siyah kumaşlı başlığı altında bir avcı köpeği gibi ilgiyle dikilmişti.
"Yaşamlarımız karanlık olabilir ama onun yardımıyla artık günlerimiz düzenlediği eğlencelerle aydınlanıyor! Tefecilerin prensi, bankacıların kralı herkesin eksiğini kapatmak için çalışıyor! Karşılığında hiçbir şey istemeden! Eli açıklığı hepimize örnek olsun, herkes onun gibi olmaya çalışmalı!" sözleriyle adam görevini başarıyla yerine getirmiş ve cebindeki Şilin'lerin yarattığı ağırlıkların karşılığını vermişti. Şimdi ise karşılığını vermesi gereken bir başka ödeme vardı...

Konuşması sonlandıktan sonra çağırtkan görev yerinden hızlı ve tombul bacaklarının elverdiği ölçüde kısa kalan adımlarla oradan uzaklaşmaya başlamıştı. Alpharian avını gözlerinin önünden kaçırmayan bir Atmaca gibi peşinden gidiyordu önüne geçen insanları omuzlarına dokunarak gücü az olan bir itişle yolundan göndererek. Konuşmayı dinlemek için toplanan kalabalığı aştığında adamın ara sokakların gölgelerine yöneldiğini görmese de bileceği ustalığı vardı ne de olsa. Hedefine ilerleyen bir Kedigil'in patilerinden beklenilecek sessizliğiyle birlikte adamla yalnız kalacağı bir sokağa varması çok da uzun sürmemişti. Kazandığı haksız kazancın yaydığı kokuyu sezebiliyormuşçasına sürek avı boyunca izinden gittiği çağırtkanın omzundan tutup yüzünü kendine döndürmesiyle, adamı dünden kalan morluklarının üzerine daha da koyu renk katacak yumruklarını indirmesi bir olmuştu. Alpharian'ın adamı boyun eğene dek dövmesi uzun sürmemişti, ana yoldan seslerini duyup kimselerin karışmayacağı uzaklıkta dizlerinin üstünde salya sümük ağlamaya başlayan çağırtkanın yalnızca "Yeter! Yeter, konuşacağım! Konuşacağım!" diye yakardığı anda Siyah giyimli adamın yumrukları bedenine çarpmayı bırakmıştı.
"Param için ölmek gibi bir isteğim yok. Kimsenin parası incinmeme değmez." diye ağlamaya başladığında katilden aldığı yanıt kısa olmuştu: "Mantıklı bir yaklaşım...".
Sonrasında konuşma komutu verilmesine gerek kalmadan, bir eli yakasına yapışmış ve diğer eli yumruk biçimini almıyor olsa bile her an yeniden saldırmaya başlayabileceği duruşundan anlaşılabilen adama karşı çağırtkan sözlerini "Ne istiyorsun benden? Tüm param kemerimde asılı olan kesemde, başka bir şeyim yok!" diye sürdürmeye başlamıştı.
"Bankacılar kralıyla işim var." biçimdeki yanıt kısa olsa bile anlaşılır biçimdeydi.
Çağırtkan korku ve şaşkınlık karışımı bir ses tonuyla "Hah! Sana bol şans o zaman. O hiç kimseyle buluşmaz ki. Villa'sının balkonundan bile uzaklaşmaz.." yanıtıyla kendine biraz daha zaman kazanmaya çalışmıştı. Belki karşısındaki adam acırdı kendisine, kim bilir?
"Neden? Birinden korkuyor mu yoksa?" diye sordu katil yüzünde beliren keskin bir gülümsemeyle. Dün yaşantısını sonlandırdığı Mahir'den sonra Solomon'a haber ulaştırılmış olması olasıydı ama buna güvenip yoldan dönmek olmazdı. Başlığının örttüğü yüzü görünmese bile gözlerinden saçılan ışıltı, çağırtkanın ruhunu delebilecek nitelikteydi neredeyse.
"Korku değil beyim, nefret. Hizmet ediyormuş gibi davrandığı insanlardan nefret ettiğinden daha fazla kendinden nefret eder. İşini yaptığı efendisiyle bir olmadığından. Gözlerimle gördüm, kulaklarımla duydum!" sözleriyle Alpharian'a kendini yetenekli bir yardımcısı olduğuna inandırmayı ister gibiydi;
"Tam olarak nedir bilmem ama hep işini yaptığımdan, yakınında bulunduğumdan bilirim... Utancından kendini dört duvarı arasına kilitler o."
Düşünceyle kısa bir anlığına yana yatmıştı Alpharian'ın kafası, duyduklarını kafasında tartıyor gibiydi sanki. Sonra o an için yüzünden eksilmiş olan gülümsemesini yeniden takınıp:
"Sonsuza dek saklanamaz ya?" dedi, sanki sesindeki kana susamışlığı sezebilmeye başlayan çağırtkanın korkudan titremesiyle birlikte.
"Yok beyim. Kalamaz. Hep bu eğlenceler ve yaptırdığı konuşmalar. İnsanlara tepeden bakmak için. İçkili toplantıları başladığı zaman onu bir gör, her seferinde ilk baş konuşmaya çıkar. Bir ilişkinlik isteğindendir belki? Bilemem. Az ve kısa süreli de olsa..." diyerek onaylamıştı katili.
"Böylesine da kendini saklayacak nesi var bu adamın?" diye sorduğunda stres nedeniyle ölümden kaçan bir maymun gibi dişlerini göstere göstere gülümsemeye çalışan çağırtkan alçak sesle kıkırdayarak "Görürsün beyim, adama benzemez bir adamdır..." diyebilmişti.
Alpharian o an kafasında dolaşan düşüncelere yanıt bulamamışken "Bırak beni gideyim beyim, ne sorduysan söyledim sana!" diyen adamın sözlerine karşılık yakasını bıraktıktan sonra:
"Nerede bu adamın evi? Eğlencesi nerede yapılacak?" diye sorması kaçınılmazdı. Bugün çağırtkanın sevindirici haberini ulaştırdığı eğlenceyle ilgili bilgi sorulduğu ortadaydı ve adamda Alpharian'a karşı yalan söyleyebilecek yüreklilik kalmamıştı:
"Wolverhampton'da onunkinden daha beyaz, daha granit heykeli olan villa yoktur beyim. Beni salarsan kapısına dek götürürüm seni!" demişti yalvaran bir sesle.
"Bırakayım da o gür sesinle Britanya'ya planlarımı ilet ve onun tüm korumalarına benden söz et diye değil mi?" diye karşılık verdi yüzünde acı bir gülümsemeyle Alpharian.
"Bir şey bile söylemem beyim!" dedi tombul adam, Siyah giyimli adamın elleri uzun süredir yakalarından tutmuyor olsa bile yerinden kıpırdayacak gücü kendinde bulamamış olsa da.
"Yo, hayır... Söylemeyeceksin." dedi soğuk bir sesle ve sol kolunda bulunan Gizli Bıçağı'nı tombul gövdesinin Karaciğerini bulundurduğu bölgeye sapladıktan sonra yerde titreyen bir debelenmeyle can çekişmeye başlayan adamı yerde yalnız bırakıp arkasına bakmadan ilerledi.

Çevrimdışı Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat

  • Büyücü
  • 9. Seviye
  • İleti: 45
  • 458 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat
  • Güç Puanı: 35
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Çağrı
  • Meslek: Eleştirmen / Avukat
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği / Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 40, 15
  • Lanet Gücü: 15, 40
  • Tılsım Gücü: 25, 25
  • İksir Kabiliyeti: -, -
  • Özel Yetenek: Animagus 3. Seviye, Telepati 2. Seviye
Ynt: Magna Purgatio: Parva Sub Ingenti (Gizdüzen Üçlemesi Bölüm II)
« Yanıtla #1 : 06 Nisan, 2022 03:05:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Alpharian için Rothberg'in evini bulmak zor olmamıştı. Yine de elindeki bilgilerin görevini tamamlamakta yeterli olacağını düşünmediği için araştırmalarına devam etmeyi tasarladığında saat öğleden sonrasına varmıştı çoktan. Zenginlerin çokça yaşadığı ve iyi giyimli, temiz olmayan insanların göze kolayca battıkları sokaklarda hedef aldığı iki adamın Solomon için çalıştığını anlaması uzun sürmemişti. Adamlardan birinin bir köşe başında bekliyor oluşu, diğerinin de Villa'nın arka kapısından çıkıp ara sokaklardan büyük olasılıkla diğerine doğru ilerlediğini saptamak zor olmamıştı tırmandığı evlerin çatılarından sokakları gözlemleyen Alpharian için. Solomon Rothberg'in kendini kapattığı evinin balkonları ellerinde kundaklı yaylarıyla hazırda bekleyen bekçilerle dolu olsa bile, zengin ailelerin yaşadığı bu sokaklar her zaman için hırsızlar ve Alpharian gibileri için rahatça çatılarda dolaşabilecekleri bir yerdi. Evden çıkan adamla neredeyse eş zamanda diğerine ulaşan katil, konuşmaları duymak için tünediği çatıya Batı yönünden vuran Güneş'in gölgesini sokağa düşürmesine izin vermeyeceği bir konumda hazır bekliyordu.
"Gitmeden önce bana gelmen büyük incelik." oldu demişti bekleyen adam karşısındaki gence.
"Sizlere hizmet etmek bir şereftir. Ne yapmam gerekiyor?" diye sormuştu genç. Alpharian onun Avcılar'la ilgili bir şey bilip bilmediğiyle ilgili kuşkulansa da, yalnızca cebini doldurmaya çalışan genç bir başıboş olduğunu ele veren deneyimsizliğini bulunduğu yükseklikten bile okuyabiliyordu.
"Sana verdikleri mektubu Shipley'deki Büyücü Satrancı oynanılan kumarhaneye götürmen gerekli. Bay Carvell'i bul, bugün Waltham Abbey'deki görevini bitirdikten sonra mektup eline geçene dek bir süre için orada olacaktır. Bundan başka kimseye söz etme, anlaşıldı mı?" demişti Alpharian'ın garipsediği biçimde gencin yanağını okşayarak. Sözlerinden yüksek rütbede olduğu anlaşılan ve Solomon Rothberg'in de Mahir gibi korumaları arasında Büyücüler'in olduğunu ortaya koymuştu adam böylelikle. Yine de söylediği ad; Carvell ve dün Alpharian'ın Mahir'i öldürdüğü yer olan Waltham Abbey'den söz edilmesi, Solomon'un evinden çıkan mektubun iletileceği bu adamın önemli biri olabileceğini açık etmişti.
"Kimsenin görevimden haberi olmayacak!" diye gururlu bir ses tonuyla canlılık gösteren gence sesini alçaltmasını belirten adam;
"Öyleyse burada işimiz bitti, haydi yaylan bakalım!" diyerek genci göndermişti başından.

Alpharian için toy gencin peşinden gitmek ve beklemediği bir anda kemerine taktığı kolayca anlaşılmayacak olan mektubu çalmak göz kırpmak gibi kolay bir şeydi. Taşıdığı önemli ancak ağırlığı çok az olan kağıdın yokluğunu hedefine varana dek anlamayacağı ortada olan gencin varması gereken yerin uzaklığı Alpharian için kolaylık sağlayıcı bir etkendi. Her zamanki gibi bir Muggle'ın sorgulayıcı gözlerine karşın büyülenmiş kağıda asasının yardımıyla açıklık kazandıran katil, gözlerinin önüne serilen satırları hızlıca okumuştu:

Alıntı yapılan: D. T.
Rabb'ın inayeti seninle olsun Carvell.
Hesap defterlerinizi dengelemek için elimden gelen muhasebeyi yaptım, ancak sayılar garip bir şey gösteriyor: Salem'in naibi ve Londra'daki Mahir İbn-i Kamer'e ayrı ayrı yapılan ödemelerden daha fazlası. Salem'e yapılan ödemelerin sen ve benim gibi doğru yolu bulmaları beklenen tutsak Arındırıcı kardeşlerimiz için talep edilen kefaretle bağlantılı olabileceğini -Rabb'im acı çeken bedenlerine iman kavuşturarak merhamet etsin- düşünmüştüm ancak Yeni Dünya'dan gelen karşılıklara göre bu ödemelerin ulaştığı sayı ve yerler göz önüne alındığında, bu pek olası görünmüyor. Ayrıca Vatikan'a ödenen haraç ve Londra'dan beklenilen teslimatları da hesaba katınca ödemelerde çok büyük bir açık olduğunu görmek kaçınılmaz.

Bu paralar kefaret ve diğer ödemeler için değilse, azalmalarındaki neden ve amaç nedir? Son zamanlarda yapılan abartılı ve müsrif eğlencelerin olduğunu da bilmeyen yok. Hepsi de emrinde bulunduğun Bankacı Kral'ın evinde yapılıyor, bu çok saçma seviyelerde bir harcama! Deadwood'un imanlı vatandaşları Rabb'in savaşı ve Dünya'yı temizleme çabalarımıza yardım etmek için kendilerini aç bırakıyorlar ama, bunun yerine kazanıp gönderdikleri paraları şölenlere harcanıyor! Rabb'ın sevdiği bir havarisi olarak sen de biliyorsun ki Londra'daki kardeşlerimiz Bankacı Kral'ı hem Rabb'e inanmayan bir gavur olduğu için hem de haramkâr bir mekruh oluşuyla derinden küçümsemekte ve onun avımıza olan desteğini azalttığı herkesçe bilinmekte. Kimsenin de onu durdurmaya gücünün yetmeyişi ise cabası. Unutma ki; o makamından düşerse, sen de onun sefiri olarak ceza çekeceksin. Bu yüzden şimdi sana yazıyorum. Böyle bir durumda, kardeşim, biliyorsun ki senin peşinden gönderecekleri kişi ben olacağım. Ayrıca biliyorsun ki Rabb'ın emrinden sual olmaz ve emir verildiğinde elimi yönlendiren O olacaktır.

Lütfen, şimdilik patronuma ben bir şey söylemeden sen kendi patronuna hiçbir şey söyleme. Eğer muhasebemdeki bu açığı senin yardımınla, zamanında çözemezsem ve Aziz'ler bu durumdan şüphelenirlerse; ilk kurban verilecek olan bizler olacağız. Rabb suçlarımızı cezalandırmada bizden başkasını uygun bulmamıştır; bir Avcı'nın elinde acı çekmendense, bir Arındırıcı olarak benim asama boyun eğerek Cennet'in kapılarına ulaşman hepimiz için daha hayırlıdır kardeşim. Senin bugünkü görevinde olduğu gibi... Daha fazlasını öğrendiğimde seninle bir daha iletişime geçeceğim.

Barışla,
D. T.

Alpharian böylelikle Solomon'un hem Büyücü'lerden hem de Avcı'lardan ayrı ödemeler çaldığını ve evinde yaptığı eğlencelerin sonu olacağını ortaya çıkarmıştı. İçine girdiği bu bataklığın düşündüğünden daha derin oluşu da onu düşüncelere boğmuştu; Yeni Dünya, Vatikan, Salem... Londra'da son haftalarda yaşananları duymuştu duymasına ama Mahir'in sağladıkları ve Solomon'un parası da işin içine girdiğinde Cadı Avcıları'na karşı yapabileceği her eylemi gerçekleştirmeyi bir Büyücedünya yaşayanı olarak kendine görev edinmişti artık. Ayrıca bu işte yalnız olmalıydı, bir "Arı Kovanı'na çomak soktuğu" için beceriksiz bir Lautus gibi Dizzardium'dan yardım dilenemezdi. Şu andan sonra bu görevin sonuna dek ilerleyecek ve Londra'daki bu pislikler saçan otun kökünü kazıyana dek durmayacaktı. Çağırtkan ve "D. T." adındaki bu kişinin de ortaya koyduğu biçimde, Rothberg'le ilgili başka bir şey daha vardı ama adamla karşılaşmadan Alpharian'ın bunu öğrenemeyeceği ortadaydı. Belki Muggle bakış açısıyla efendisininkinden ayrı olan dininden dolayı, belki de bunun üstüne bir de sırtından bıçakladığı Büyücedünya nedeniyle nefret ediyor olmalıydı kendinden. Adımları Siyah giyimli adamı Villa'nın bulunduğu sokaklara geri götürdüğünde, mutfağa açılan arka kapıdan mal bırakan çalışanların konuşmasından öğrendiği üzere bugünkü eğlencede sunulmak için satın alınan şarapların en ucuz ve düşük kaliteden alındığı ama bunun öneminin olmayacağının söylendiğini öğrenmişti. Alpharian'ın bu gün içinde başlayan ve söylentilere göre Gece çok geç saatlere dek devam eden eğlenceye katılması gerekiyordu.. ve iki tarafa da zararı dokunan bu adamı daha fazla zaman harcamadan bugün içinde durdurması.

Çevrimdışı Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat

  • Büyücü
  • 9. Seviye
  • İleti: 45
  • 458 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat
  • Güç Puanı: 35
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Çağrı
  • Meslek: Eleştirmen / Avukat
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği / Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 40, 15
  • Lanet Gücü: 15, 40
  • Tılsım Gücü: 25, 25
  • İksir Kabiliyeti: -, -
  • Özel Yetenek: Animagus 3. Seviye, Telepati 2. Seviye
Ynt: Magna Purgatio: Parva Sub Ingenti (Gizdüzen Üçlemesi Bölüm II)
« Yanıtla #2 : 06 Nisan, 2022 03:06:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Solomon Rothberg özünde yozlaşmış ve sonuç olarak kendi yoldaşları arasında bile sevilmeyen biriydi. Görünüşe göre de Deadwood, Salem ve Londra halkı için ayrılan parayı çalıyor ve kendine harcıyordu. Gerçekten de satkınlar arasında bir satkındı... Çevresinde kurduğu düzen kendi hatalarıyla çökerken bile, gösterişli eğlencesine hazırlanışındaki açgözlülüğü herkesçe görülebiliyordu. Korumaların ve hizmetçilerin misafirlerle hatasızca ilgilenmek zorunda kaldıkları için işleri başlarından aşkındı. Misafirler arasından her zaman olması gerektiği gibi göz önünde ayırt edilemeyerek sızıp içeri girmesi kolay ve hızlıca olmuştu. Orada olduğunu bile bilmeyecekleri biçimde hizmetlerine devam ediyordu herkes... Villa'nın yüksek duvarları girişin karşı ucunda duran evi de çevreliyor olsalar bile, evin kapladığı alandan çok daha fazla yer kaplayan dev avluyu çevreleme görevini üstleniyorlardı. Avlunun orta yerinde bulunan ve omzunda bir testi taşıyan çıplak bir kadın biçiminde oyulmuş altın varaklı heykelden şarıl şarıl Kırmızı Şarap akıyordu. Avlunun tam ortasındaki heykelin çevresini boş bırakacak biçimde yerleştirilmiş olan masalar, üzerlerindeki yiyeceklerin ağırlığıyla kaplıydılar. Heykeli dikdörtgen biçimde çevreleyen ve üstlerinden bir diğerine bağlantılı olan sütunlar, çiçekli sarmaşıklarla bezeli görüntüleriyle tüm Villa'nın güzelliğine güzellik katıyorlardı.

Alpharian avlunun bir köşesinde kendine yer edinmiş, düz duvarlar arasında bulabileceği olası kaçış yollarını inceliyordu; hedefi Solomon Rothberg, balkondan kalabalığa seslenmek için kısa bir süre sonra odasından çıkmıştı.
"Hoş geldiniz, hoş geldiniz! Hepinize bu akşam bana katıldığınız için teşekkür ederim. Lütfen yiyin, için, sunduğum tüm zevklerin tadını çıkarın!" diyerek kollarını açmıştı evine gelenlere. Alpharian adamla ilgili söylenen kötülemeleri kavrayabilmişti ilk bakışta; yanlara savrulmuş açık yakalarının sergilediği göğsünde ince fırça darbeleriyle Altın renginde boyanmış bezenmeler, kirpiklerindeki dolgun siyahlık, yanaklarındaki pembeleşmişlikler, hareketlerindeki kırıtış ve sesindeki incelik... Adından da anlaşıldığı üzere Hıristiyan Cadı Avcıları'ndan olmayan bir dinden oluşuyla birlikte üzerine çektiği düşmanlık. Alpharian bu Büyücü'nün kendi insanlarına olan satkınlığı nedeniyle kendinden nefret etmesini mantıklı karşılıyordu, yoldaşları tarafından sevilmemesinin de nedenlerini anlayabilmişti birkaç misafirin heykel çeşmesinden akan içkiyle bardaklarını doldurmak için hareketlendiğinde.
"Her şeyin bugünkü eğlencemizde beklentilerinizi karşılayacağını düşünüyorum, doğru muyum?" dediğinde misafirlerden bazıları kadehlerini adama doğru kaldırarak:
"Her şey dört dörtlük!"
"Sağ olasın!" benzeri sözlerle yanıtlayışlarını gözlemledi Alpharian.
"İyi iyi, hepinizi böyle mutlu görmek beni de mutlu ediyor. Çünkü bunlar karanlık günler dostlarım ve daha yapabiliyorken bu bolluğun tadını çıkarmalıyız! Yaklaşan bir savaş var ve bu savaş hepimizi yok etmekle tehdit ediyor..." diye sözlerine devam etmişti Solomon son haftalarda yaşananlardan haberi olan ve Sihir Bakanı'nın sözlerine uyan insanlar ile Büyücedünya'dan haberi olmayan Muggle'lara.
"Kellington ve Gabriel inandıkları şeyler için yüreklice savaşıyorlar aralarındaki hainlerden habersizce.. ve siz de onları sorgulamadan desteklemek için her zaman varsınız değil mi?" sorusu karşısında insanlar şaşırmış olsalar da, tanımadıkları adlara kafa yormak yerine yeyip içmekle daha ilgililerdi. Alpharian dışında herkes, en azından. Kimdi şimdi o Gabriel adındaki adam?
Sözlerine duraksamadan devam etti balkondaki adam; "Ah, bu savaşın devam etmesini sağlayan sizin yardımlarınızdır, başkasının değil. Öyleyse şerefinize kadeh kaldırıyorum! sizlere, sağlığınıza sevgili dostlarım! Bizi bugün bulunduğumuz noktaya getirdiniz. Hak ettiğiniz her şey size sunula!". Ses tonundaki değişme kendilerini boşalıp boşalıp dolan kadehlerine gömmüş misafirlerce anlaşılmamış olsa bile, Alpharian bir şeylerin ters gittiğini sezmişti sanki. Misafirler ikiyüzlülükleri nedeniyle kınandıklarını anlamamışlardı daha.
"Savaşmak için böylesine bir istek ve misafirlikte midelerinizi doldurmak için sergilediğiniz incelik; sizlerde var olacağını hiç düşünemeyeceğim türden! Beni yargılamak için böylesine hızlı ve acımasız davranabilen sizlerce!"

Kalabalık bu suçlamalar ve değişen ses tonuyla birlikte yüzlerine sertçe vurulan gerçeklerin etkisiyle şaşırmıştı.
"Ah, haydi ama salağa yatmayın! Aptal mı var karşınızda sizin? Arkamdan fısıldanan sözleri duymadığımı mı sanıyordunuz?" diyerek gururla yükselen çenesiyle birlikte kırgın bir ses tonuyla sözlerine devam etti;
"Eh, duydum ve korkarım duyduklarımı da asla unutmayacağım!"
İnsanlar yavaş yavaş tabaklarını bırakıp, kadehlerini ağızlarına götürmekten vazgeçmeye başlamışlardı.
"Ama sizleri bugün buraya çağırmamın nedeni bu değil, hayır. Bu savaştan ve sizin bu savaştaki payınızdan daha fazla söz etmek istiyorum! Paralarınızı ayaklarıma döküveriyorsunuz, siz olmayan yüzlerce insanın ölümünü satın alacağını çok da iyi bilerek yaşadığınız güvenle hem de!" Bu noktadan sonra insanlar kendi aralarında mırıldanmaya, utançla çevrelerine kaçamak bakışlar atmaya başlamışlardı. Alpharian ortalıkta olmayacağı, göze batmayacağı bir konumda durmaya çalışıyordu açık avluda.
"Neden savaştığımızı bile bilmiyorsunuz?! 'Büyücedünya'nın Muggle radikallere karşı verdiği mücadele' dersiniz, ya da 'Londra'nın eski mübarek günlerine dönüşü'.. ama bunlar kendinize söylediğiniz yalanlardan başkası değil." Solomon Rothberg kafasını onaylamazca sağa-sola sallayarak güldü.
"Hayır!" dedi kulaklarındaki altın küpeler İkindi Güneşi'nin ışıklarıyla parlarken, "Bütün bu acılar korkularınız ve nefretinizden doğdu! 'Düşman' dediklerinizin sizden başka olması sizi rahatsız ediyor, benim sizlerden başka olmamın da rahatsız ettiği gibi!" diye sözlerine devam etti ve elindeki kadehi kafasına dikerken yanında duran kaslı güçlü korumalarından birinin yüzünü alık bakışlarla birlikte okşayarak severken.
"Sevgi, acıma, hoşgörü... Bu sözlerin hiçbiri, hiçbiriniz için anlamlı değil! Kan döküp övünmek için Britanya topraklarımıza saldırıp ele geçirmeye çalışan bağnaz Avcılar için de anlamlı değil!.. ve bu yüzden, yeter artık diyorum! Kendimi başka bir amaca adadım; tüm insanların yan yana, barış içinde yaşayabileceği yeni bir Dünya yaratacak bir amaca. Yazık, hiçbiriniz bunu göremeyecek..."

Solomon'un sözleri bittiğinde kendisine uzun zamandır acımasız sözleriyle kötü davranan ve bağnazlıklarıyla acı çektiren Büyücü ve Avcı'lardan öç almak için kalitesine önem vermeden aldığı şarabın zehirlemiş olduğu çok geçmeden ortaya çıkmıştı. Kalabalıktan bir adam yere eğildi, büyük bir güçlükle kanlar saçarak öksürdü ve sonunda zehirin etkisiyle yere yığıldı. İlk anın şokunu atlatan insanlar, Villa'ya giriş yaptıkları kapıların arkalarından kapanmış olduklarının bilincine varmanın verdiği korkuyla çığlıklar atmaya başlamışlardı. İlk ölen misafir gibi zehirin etkisini yaşamaya başlayan daha çok insan Villa'nın karoları üzerine düşerken, Solomon'un "Kaçmaya çalışan herkesi öldürün!" sözleriyle birlikte kundaklı yaylarını insanların üzerlerine doğrultan korumalar ok yağmuruna başlamışlardı. Tüm bunlar yaşanırken duvarlardan içeri ilk girdiği andan beri hedef kollayan Alpharian, Protego büyüsünün yardımıyla birlikte oklardan sakınır biçimde sütunlardan birine tırmanmış ve destek alarak avlunun ortasındaki heykele atlamıştı. Heykelden Solomon'un korku dolu bakışları arasında balkona doğru atlayan katil, birçok okun hedefi olsa bile büyüsünün yardımıyla yara almadan kurtulmuştu. Kendisi gibi asasını kullanmayı düşünen Büyücü ve Cadılar ise, asalarına davranmakta zaman yitirmemiş olsalar bile içtikleri içkinin zehiri nedeniyle ölümün kollarına düşmüşlerdi.

Çevrimdışı Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat

  • Büyücü
  • 9. Seviye
  • İleti: 45
  • 458 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat
  • Güç Puanı: 35
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Çağrı
  • Meslek: Eleştirmen / Avukat
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği / Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 40, 15
  • Lanet Gücü: 15, 40
  • Tılsım Gücü: 25, 25
  • İksir Kabiliyeti: -, -
  • Özel Yetenek: Animagus 3. Seviye, Telepati 2. Seviye
Ynt: Magna Purgatio: Parva Sub Ingenti (Gizdüzen Üçlemesi Bölüm II)
« Yanıtla #3 : 06 Nisan, 2022 03:08:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Duvarlarının çevrelediği avlusuyla karşılaştırıldığında oldukça küçük görünen Villa, içi büyüyle genişletilmiş büyük bir kale gibiydi. Korumaların tamamı misafirleri öldürmekle görevlendirilmiş olsa da, bir bölümü Alpharian'ın peşine düşmüş ve patronlarını koruma adına arkalarından yetişmeye çalışıyorlardı. Solomon Rothberg'in adımlarının yankıları peşinden giden Alpharian, yer yer adamın bulunduğu yöne doğru gönderdiği büyü ve uğursuzlukların hedefi olan eşyaların parçalarından sakınarak ona yetişmeye çalışıyordu. Peşinden gelen korumalar da arkasından saldırıp katile yetişmeye çalışıyorlardı. Solomon kaçışında arkasından gelen takipçisine engel olması için elinden ve asasından gelen her olanağı kullanmaya çalışıyorken, Alpharian ise bir yolunu bulup adama yetişebileceği bir kısayol bulmaya uğraşıyordu. Bir an için koştuğu yolun duvarında biraz önce gördüğünden çok da ayrı olmayan bir oyuk gördüğünde, uzun bir koridorda sürekli koştuğunu anlayabilmişti. Bundan sonra arkasından gelen takipçilerini alt etmesi mantıklı olan hamleydi, belki yeri geldiğinde hedefi de çemberi tamamlayıp karşısına çıkabilirdi.

Korumalardan en hızlısı, Alpharian'ın durup kendini bekleyeceğini düşünmemiş olmanın verdiği tökezlemeyle gövdesinin ortasına hedeflenmiş başarılı bir Diffindo ile açılan yarasını tutmaya çalışan elleri arasından yere dökülen bağırsaklarının avuçlarına dolmasının şokuyla kısa bir süre sonra ölüp gidecekti. Arkasından gelen ikinci koruma da adamın "Alarte Ascendare!" komutuyla hedeflediği asasının yönlendirmesiyle tavandaki ağır avizeye çarpmış, sonrasında da avizeyle birlikte yere inerek belki de kurtarılamayacak biçimde yaralanmıştı. Diğer takipçilerinin ilk ikisi gibi hazırlıksız yakalanmayacaklarını öngören Alpharian arkasını güvenceye alarak geri geri kaçmaya devam etmişti. Üçüncü korumayla kısa bir düelloya girişen katil, asasından çıkan "Incarcifors" büyüsüyle pencereye asılı duran kalın perde kumaşının adamın gırtlağını "kafeslemesi" ile birlikte ondan kurtulmayı başarmıştı. Alpharian karşısındaki büyücüyle düellodayken yetişen dördüncü korumanın asasından çıkan Expulso laneti ile hemen yanındaki kristal kürenin parçalanıp bedeninin sol tarafına neredeyse boydan boya parçalarının saplanmasıyla yaralanmıştı. Göreve çıkmadan önce yanına aldığı Wiggeneld İksiri'ni içmeden önce sol tarafından yüzüne ve kaburgalarına saplanmış kırık kristal parçalarının yaşattığı büyük bir zorlukla anı kollamış; karşısındaki korumanın pişkin bir yüzle bir kez daha Expulso kullanmayı düşündüğünü anladığı için adamın asasının ucuna doğru gönderdiği "Protego Maxima!" ile adamın asa tutan elini kendi geri seken büyüsüyle paramparça etmesine neden olmuştu. Yaşadığı acının şokuyla yere yığılan adamla birlikte, iksirin iyileştirebildiği ama tamamen geçiremediği yaralarına yenilmemeye direnç gösterip Solomon'un kendine "yetişmesini" bekledi.

Köşeyi döndüğünde katiliyle yüz yüze gelen adam, korku dolu bakışlarını Alpharian'dan ayıramadan gerisin geriye kaçmaya başlamış, ancak bu sefer aldatıcı büyüsü bozulan koridorda geri geri koşmaya kaçmak yerine mutfağa açılan kapıya yönelen basamakları inmeyi seçmişti. Peşinden yaşadığı acıya karşın olabildiğince hızlı adımlarla giden Alpharian, mutfağı yaşanan gürültülerden dolayı çoktan boşaltmış çalışanların yokluğunda oldukça korumasız kalan Solomon'a yetişebilmişti. Adamın kilolu yapısına karşın hızını az ya da çok korumayı başardığı kaçışına artık daha fazla dayanamayarak bacağını hedefleyip "Confringo!" komutunu vermişti katil. Patlamayla birlikte kopan bacağının yanarak gözlerinin önünde kendinden daha ileriye savrulmasını yavaş çekimde izlerken yaşantısı da ayrıca gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçen adam, en sonunda yenilmiş ve durduğu yerin duvar dibine çökmüştü.
"Kaçmayı bırak artık. Diğer insanların sözlerinden daha fazla zarar verecek biri var karşında!" demişti tüm bu koşturmaca ve yaralanmayla soluk soluğa kalan Alpharian.
"Neden yaptın bunu?" diye inledi alevlerle patlayıp yandığı için kendi kendine yarı yarıya dağlanarak kopan bacağından geri kalanları tutan Solomon.
"Hizmet ettiğini öne sürdüğün kişilerden para çaldığını biliyorum. Seni ben öldürmeyecek olsaydım onlar öldürecekti. Bu paranın hangi amaçla toplandığını bilmiyorum ama... Nereye ve neden gönderilmek için topladığını bilmek istiyorum." diye sorusunu sormuştu sakinleştirebildiği ses tonuyla Alpharian. Yaşadığı acının etkisiyle her an bayılacakmış gibi duran Solomon ise kendinden ve düştüğü bu durumdan beklenmeyecek bir direnç taşıyan güçle yanıt verdi katiline:
"Bak bana! Benim varlığım; param ve yatırımlarımla yönettiğim insanlara da, hizmet verdiklerime karşı da bir sövgü gibi.. ve bu aristokrat takılan züppeler, bana karşı taşıdıkları nefreti kustukları bağırışlarını birazcık azaltmaktan ötesine bile geçmediler..." dedi duraksayarak.
"Öyleyse bu bir öç alma yolu olmalı senin için?" diye düşüncelerini seslendirdi Alpharian. Adamın iki tarafa da zarar vermeyi seçtiği bugünkü delilinden önce hizmet ettiklerine bağlı kaldığını öngörebilmişti. Daha önce böyle bir şeye kalkışmamıştı Bankacılar Kralı.
"Hayır öç değil, daha çok duyunç!" diyebilmişti giderek daha da yavaşlayan hareketleri ve canlılığı çekilip giden bedenini zorlayabildiği yere dek ölmeye karşı gösterdiği dirençle Solomon. "Bana iğrenç bir şey gözüyle bakılmasını emreden bir Tanrı'ya hizmet eden bir savaşı nasıl destekleyebilirdim daha fazla?" diye zorlanarak sözlerine devam etti; "Zamanla olanları görüp anlayacaksın. Bence belki, çoktan anlamışsındır bile. Bugünden önce yaptıklarımı Büyücedünya için 'Kötü' diye yorumlayacaksın.. ama yaptığımız şey, senin yaptıklarından çok mu ayrı? Ölümlerinin geride kalanlar için daha iyi olacağına olan düşüncene güçlü kalarak insanları öldürüyorsun. Daha büyük bir iyilik için küçük bir kötülük ha? Sizler de onlarla eşitsiniz... Öldürüyorsunuz, çalıyorsunuz. Artık kendi silahınızla vurulma zamanı geldi ama. Kendi ülkenizden doğma ve yapılma mallarla!"
"Hayır, Avcı'larla aramızda hiçbir benzerliğimiz yok!" diye üsteledi Alpharian, karşısındaki ölmekte olan bir adamın saçmalamalarından daha fazlası değildi ne de olsa.
"Ah, ama gözlerinden okuyabiliyorum. Kuşku duyuyorsun. Carvell'i bul, sağ kolum. O sana duyman gerekenleri anlatacak. Cadı Avcıları'na yardım eden tek Büyücü türü bizler değiliz. Yine de ne yaparsan yap. Onları durduramayacaksın..."

Son sözleriyle birlikte Solomon Rothberg, suikastçısından intikam almak yerine niçin Avcılar'a katıldığını daha iyi anlatabilecek olan kişinin adını vermişti ona. Alpharian bunun bir tuzak olduğunu düşünüyor olsa bile, bugün için daha fazlasını yapabilecek durumda değildi. Hızla Mali-Phali-Ty-Co'ya dönmeli ve Omegan'a yerini bırakmadan önce yaralarını sarmalıydı, yoksa yarın kendisini devam edeceği bu yolculuğa yeterince hazır olmamış biçimde bulabilirdi... Öldürdüğü iki adam da yersiz gerçeklikler açıklamışlardı. Yaptıkları karşısında yerinden değillerdi. Ölürlerken bile başarılı olacaklarına inançları sarsılmamıştı. Amaçları ve yöntemleri ayrı görünse bile onları bir diğerlerine bağlayan bir bağ vardı ve Alpharian bunu çözmeyi amaçlıyordu.
"Ölümün karşısında dururlarken bile doğru olduğu söylenen ile doğru olarak gördüğüm arasında ayrım var." diye geçirdi içinden, öyleyse neydi bu adamları birbirine bağlayan? Çoğu insan ayrım yapmakla uğraşmıyordu çünkü böylesi daha olağandı.. ama bir Lautus olarak olanları ayırt etmek, sorgulamak onun Doğa'sında vardı. Ah, ama bir de eş zamanlı biçimde; bir suikastçı olarak, bu düşüncelerini yatıştırmak ve önsezilerine güvenmek de en önemli görevlerin dendi. "Yaşam felsefem sorgulayıcı bir tetiktelik durumunda olmamı gerektirecek yollar açıyor, diğer yandan da doğru olduğunu bildiğim eylemi gerçekleştirmemin gerekliliğiyle beni kamçılıyor. Hangisinin doğru olduğu sorgulanabilirdi şimdi?"

Eh, Alpharian gibi biri için böylesine bir soru, yalnızca sorulmasına gerek kalmadığında yanıtlanılabilecekti.

Çevrimdışı Lady MacDeath

Ynt: Magna Purgatio: Parva Sub Ingenti (Gizdüzen Üçlemesi Bölüm II)
« Yanıtla #4 : 28 Mayıs, 2022 19:39:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Ölüm, bir ruhu daha kollarının arasına almak için oraya gitmişti, bütün o karmaşanın yaşandığı yere. Omzuna bir renk konmuştu, gümüşi saydam beden öylece kollarında yatıyordu. Nezaketin ölümle bir ilgisi olmayabilirdi belki ama şefkatliydi; sonsuz uykusuna, uzaklara götürecekti birazdan. Ne korku, ne de bir başka duygu kalacaktı geriye. Yalnızca edebi bir sessizlik...

Tabii bu öteki tarafın dünyası için geçerliydi.

Hala fanilerin yaşamlarını sürdürdüğü dünyada bir süre daha sesler kesilmeyecek gibiydi. Ölüm'ün mesaisi burada sonlanmıyordu -ki bu imkansız bir şeydi de zaten.

Mahir'i korumakta başarısız olan Arındırıcı Michael'ın (Michael James), Gizdüzencilerin başındaki patronlarının emri doğrultusunda Solomon'un sağ kolu ve Arındırıcı'sı olan Carvell North tarafından öldürülmesi emredilmiştir. Elde var bir. Yine de Solomon'un ölümüyle birlikte yaralandığı için Mali-Phali-Ty-Co'ya kaçan Alpharian'ın tek kişilik görevine devam edememesiyle ölüm haberi yayıldığı için; bu sefer Arındırıcı Carvell'in, büyük patronun Arındırıcı'sı Dylan Thornton tarafından öldürülmesi emredilmiş durumdaydı. Etti iki. Dylan Carvell'i öldüreceği yere gittiğinde ise eski arkadaşı olan Carvell'ın ona bir not bıraktığını bulacaktı. "Eski gizli yerimizde seni bekliyorum."

Üçte kalmış olmalıydı ancak cisimlenme sesini takip ederken saymayı unuttu. Zaten sayılarla arası hiç iyi olmamıştı. Onlardan daha yaşlıydı.