[spoiler]UYARI: BU ROL AİLE İÇİ ŞİDDET ÖRNEKLERİ İÇERMEKTEDİR. EĞER HASSASİYETİNİZ VARSA OKUMAYINIZ. [/spoiler]
[1830-Noe'nin Evi]
Kasvetli bir hava sahipti küçük çocuğun odasında. Odasındaki dolap ve yatağının arasındaki boşluğa küçük bedenini sokmuş, babasının azarından korunmaya çalışıyordu kendince. Derin derin nefeslerle sakinleşmeye çalışırken duyduğu yüksek sesli adımlar kalbinin daha da hızlanmasını sağlamıştı. Bir çocuk için oldukça küçük olan kapısının şiddetli çarpma sesi, küçük bedenin irkilmesine ve kafasını duvara çarpmasına sebep olmuştu. "Noe!" Babasının gür sesi odasında yakılanınca Noe'nin gök mavisi gözlerinden hain göz yaşları akmaya başladı. Elini ses çıkarmamak için ağzına bastırdı ve oturduğu yerde iyice küçüldü. 'PAT!' Gözleri kapalı beklerken duyduğu yumruk sesiyle irkildi. Gözlerini açtığında karşısında babasının onu öldürecekmiş gibi bakan ela gözlerini görmek son isteyeceği şeydi. "Buraya gel!" Kolundan tutulup sertçe çekilince babasının ellerinden kurtulmak için hareket yapmak istese de beyni ona ihanet eder gibi donakalmıştı. Karşısında ona öcü görmüş gibi bakan Noe daha da keyif veriyordu Richard Roth Birthstone'a. Kocaman elini karşısındaki çocuğun ağlamaktan kızarmış yanaklarına çıkardı ve gözyaşlarını silerken konuşmaya başladı. "Ben sana karla oynamak yasak demiştim değil mi Noe?" Babasının elleri sanki şefkat gösteriyormuş gibi yanaklarında dolaşırken küçük çocuk istemeden kapatmıştı gözlerini. "Benden izinsiz dışarıya çıkmak yok demiştim sana." Yanağını okşayan elin birden yanağını sertçe çektirmesiyle kapattığı gözlerini kocaman açmıştı sekiz yaşındaki Noe. Babasının psikopat gibi gülmeye başlamasıyla kulaklarını kapatmak istese de babasının daha çok sinirlenmesinden korktuğu için kılını kıpırdatamıyordu. "Sen katilsin ve katiller dışarıya çıkmamalı." Yanağından çekilen el boğazına yapışıp onu duvara ittirdiğinde küçük çocuğun eli otomatikman babasının elini tutmuştu. Babası ela gözlerinde sekiz yıldır aynı şiddetini koruyan nefret alevleriyle çocuğun gözünün içine bakarken tıslama gibi konuşmuştu. "Sen. Sen anneni öldürdün! Sen doğduğundan beri benim için bir lanettin! Seni amcan yüzünden zindana kapatmadığım için Merlin'e dualar etmelisin aslında." Richard gözlerini çocuğun morarmaya yüz tutmuş yüzünde gezdirip elini sertçe çekmişti. Küçük Noe nefes almak için çırpınırken sırtında bir baskı hissedince ağzından yüksek volümlü bir çığlık çıkmıştı. Daha sekiz yaşındayken bu nefreti hak edecek ne yapmıştı bilmiyordu. Annesinin onun doğumunda ölmesi onun suçu değildi ki! "En sevdiğim kadını elimden aldın sen... KATİL!" Sırtına bastıran ayak daha sert bastırınca çocuğun ağzından bir çığlık daha kopmuştu. "YAPMA BABA YALVARIRIM DUR! ÖZÜR D-DİLERİM, Ö-ÖZÜR DİLERİM!" Sırtına bastıran ayak baskısını azaltınca titrek bir nefes alıp ayağa kalkmaya çalışmıştı ki yüzüne yediği sert tekmeyle yeniden yere yığıldı. Babasının 'keşke gebersen' tarzındaki mırıldanmaları eşliğinde gitmesiyle birlikte küçük bedenini zorla sürükleyerek kapısını kapatmış ve bağıra bağıra ağlamaya başlamıştı. Burnundan yediği tekmenin etkisiyle kanlar akarken sırtında da keskin bir ağrı hissediyordu. "Ö-ölmek istiyorum Tanrım... Sadece ölmek."Yaşıtları dışarıda karın keyfini sürerken kendisinin burada ölmek için yalvarması çok zoruna gidiyordu küçük çocuğun. Babasının dışarıya çıkmasını sadece onu dövmek için bahane ettiğinin de farkındaydı.
"Anne... Çok özür dilerim anne! Seni hiç görmedim ama yokluğunu o kadar hissediyorum ki... Keşke yanına gelebilsem k-keşke..." Ağzından çıkan yaşına göre oldukça ağır bu cümlelerle kendisini rahatsız bir karanlığa teslim etmişti.