17 Nisan, 2026 09:41:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Lanet Olsun Sana Charlie  (Okunma sayısı 47 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Marcus Lloyd

  • Bakanlık Çalışanı
  • 3. Seviye
  • İleti: 6
  • 684 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Marcus Lloyd
  • Güç Puanı: 28
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ~
  • Meslek: Vurucu Sihirbaz
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 18
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: -
Lanet Olsun Sana Charlie
« : 02 Nisan, 2022 22:12:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Uzun zamandır büyük bir aksiyon yaşamıyordu genç. Her günü heyecan içindeydi ama bugün farklı şeyler olacaktı. Damarlarında akan safkan kanı, deli gibi dolanıyordu vücudunda. Bakanlık'tan gelen bildirge ile kalbi, sanki kilitli kalmış vücudunun içerisinde fırlayacak gibiydi. Haberi alır almaz hazırlıklara başladı. Üzerine ince kıyafetler ve üzerine siyah cüppesini giydi. Sağ eliyle tuttuğu asası da hazır olunca vakit kaybetmeden yola koyuldu. Aklında çeşit çeşit düşünceler vardı. Nasıl olur da bu suçlu adam Bakanlıktan gizli eşyalar üretiyordu. Ve üstelik deli doluydu bunlar. Muggle silahlarına özenmiş, sersemlet büyüsü atıyordu. Üstelik birçok büyücünün yaptığından çok daha güçlüydü. Kendisine geldi, gözlerini kapattı ve Bakanlığın yakınlarına cisimlendi. Ekip hazırlanıyordu. Marcus, ilk gelenlerin yanına gitti ve sessizce beklemeye başladı. Yaklaşık yedi kişi gideceklerdi baskına. Oldukça heyecanlıydı genç adam. Tıpkı buraya gelmeden önceki gibi. Her geçen dakika sonunda, kalp atış ritmi daha da artıyordu.

Ekip tamamdı. Tamı tamına yedi tane, karanlığın içerisine saklanmış adam vardı. Hepsi tek seferde Birleşik Krallığı içerisinde, suç dehası Charlie'nin mekanının yakınların cisimlendi. Burası, tüm ülkedeki her yerden daha karanlıktı. Tek tük dikilmiş sokak lambaları bile yanmıyordu. En önde giden adamı takip ediyorlardı. En arkadan da Marcus gidiyordu. Beş-on dakika daha yürüdükten sonra, yerin altında kalan mahzenin önüne varmışlardı. Büyük bir sessizlik çöktü ortama. Kim ne yapacaktı onu düşünüyorlardı. Marcus atıldı hemen. "İçeri, ilk ben girerim. Arkadamdan da siz yığılırsınız," dedi. Herkes onayladı bunu kafalarıyla. Ağır adımlarla geçti kapının önüne. Şöyle bir etrafına bakındı ve gözlerini yukarı çevirdi. Yıldızlardan başka bir şey gözükmüyordu burada. Tekrardan işine odaklandı ve asasını sım sıkı tutup bağırdı. "Bombarda Maxima!"

Asanın ucundan çıkan büyü kapıya çarptığı gibi yıkıp geçti her yeri. Mekanın her yeri toz duman içerisindeyken yedi vurucu da içeri doluşmuş, etraftaki büyücüleri yakalıyordu. 'Nerdesin Charlie, NERDESİN!' Sinirli gözlerle bakınıyordu ama yoktu. Tüm odayı dolaşmıştı. En son birisini gördü, camdan kaçmaya çalışıyordu. Tekrardan asasına davrandı ve "Petrificus Totalus!"  diye bağırdı. Adam olduğu gibi yere yığıldı. Koşmaya başlayan Marcus, yerde yatan bedenin iğrenç suratını görünce yavaşladı. Charlie değildi bu. İçinden tonlarca küfürler savururken adamın kol altlarını avuçladı ve diğer suç üstü yakalananların üzerine attı. Hepsi bir köşede sıkıştırılmış halde oturuyordu.

Başlarında dikelen diğer Vurucu Sihirbaz, bağırıp çağırıyordu. Charlie'nin nerede olduğunu öğrenmek istiyordu hepsi. Fakat nafile. Ağzını açan yoktu burada. Uzun süren bu soruşturma, pek de istedikleri gibi olmamıştı. "Burada daha fazla durmak zaman kaybı. Üstelik soruşturma yapmak bizim işimiz de değil. Bir an önce bu iğrenç kokulu fare ininden çıksak iyi olur," diye söylendi. Hızlı hızlı toparlandılar ve elleri boş dönmenin üzüncüyle tam geri döneceklerdi ki Marcus'un gözüne bir mektup çarptı. Onca saat nasıl görememişti bunu. Masaya doğru yöneldi. Kağıt parçasını eline aldı. İlk önce etrafına bakındı daha sonrasında da okumaya başladı...

"LANET OLSUN SANA CHARLİEE!"