[justify]Felaket bir baş ağrısıydı o sabah genç büyücüyü yataktan çıkmaktan alıkoyan. Pencereden giren parlak güneş ışınlarından kaçmak için yorganını kafasına kadar çekmiş, kafasını boynundan koparıp camdan fırlatma isteğine karşı direnmeye çalışıyordu. Carmilla sağ olsun, oldukça sık yaşadığı bir durumdu bu, üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen aşamadığı…
En sonunda pes etmeye karar verdi Ares. Hiçbir şey şu an onu daha iyi hissettirmeyecekti. Yorganını üzerinden attı ve doğruldu yerinde, ani hareketleri yüzünden duraksaması gerekmişti duraksaması gerekmişti yataktan kalkmadan önce. Bakışlarını saate çevirdi, geç kalmıştı. Bir telaş ile hızlandırmaya çalıştı hareketlerini, baş ağrısı el verdiğince tabii.
O gün, Kanlı Balo’da ağır yaralanan Tılsım profesörleri, Profesör Yamashita ile uzunca bir süre sonra ilk defa ders yapacaklardı. Genç büyücü, kadına inanılmaz saygı duyuyor olmasına rağmen gidememişti St Mungo’da ziyaretine ve şimdi de dersine geç kalmıştı kendi bencil nedenlerinden ötürü.
Apar topar ayrıldı Ravenclaw Ortak Salonu’ndan, o kadar acele etmişti ki gömleğinin yarısı dışarıda kalmış, kravatını ise bağlamadan çıkmıştı yolda bağlamayı umut ederek. Koşa koşa aştı koridorları, üçüncü kata ulaştığında sınıfa girmeden önce soluklanmak için durdu birkaç saniyeliğine. Kendini oldukça mahcup hissediyordu, üstelik geç kalma bahanesi de yoktu.
Ve aklına gelen bir fikir ile asasını çıkardı. “Orchideous!” Beyaz taç yaprakları olan bir papatya buketi fırladı asasından. Birkaç saniye bakıştı çiçeklerle, fazla basit olmadığına ikna etmeye çalışıyordu kendini. Onca tür arasından ne diye gidip papatyaları seçmişti ki? Artık çok geçti, kararsızlıkla çaldı kapıyı. “Affedersiniz Profesör, gelebilir miyim?”
[/justify]