17 Nisan, 2026 09:49:01 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Larry, Larry, Larry...  (Okunma sayısı 190 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Isolde Aideen O'Malley

  • Mekan Sahibi
  • 7. Seviye
  • İleti: 28
  • 52 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Isolde Aideen O'Malley
  • Güç Puanı: 0
  • It's time to wine down
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Mag Mell Taverna Sahibesi
  • Cemiyet: La Fay Şifacılar Topluluğu
  • Biçim Değiştirme Gücü: 8
  • Lanet Gücü: 7
  • Tılsım Gücü: 5
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Animagus, 2. Seviye
Larry, Larry, Larry...
« : 15 Mart, 2022 16:16:14 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Karanlık ve fırtınalı bir gece değildi.

Genelde öyle olurdu ancak gök, uçurumun kenarına oturup yıldızları izleyebilecek kadar berrak ve dingindi. Sokakları kaplayan ince sis tabakası, mistik bir hava katıyordu geceye. Isolde, bu büyülü betimlemelerin içini sahte bir güvenlik hissiyle doldurmasına izin vermeyecek kadar sokaklarda yaşamıştı, ılık bir gece olması dışarıda karanlık güçlerin olmadığı anlamına gelmezdi. Karanlık güçler her zaman orada bir yerdeydi. Bir şekilde seni bulur ve lanetlerdi.

Özellikle kara büyücülere ev sahipliği yapmasıyla ünlenmiş Knockturn Yolu’nda bunun birinin başına gelme ihtimali, Londra’nın herhangi bir sokağında gerçekleşme ihtimalinden yüksekti. Gerçi, günümüz büyücedünyasında bu genelleme de değişmişti; asasını alan büyü savuruyordu kafasına göre, kara büyücülüğün de bir adabı vardı ve kimsenin buna aldırıș ettiği falan yoktu.

Isolde, genç ve yeniyetme bir cadıyken, Knuckturn Yolu’ndaki bir iksir dükkanında yıllarını geçirmiş, sayısız kara büyücü tanımış ve onlardan büyünün bu kasvetli dalının inceliklerini öğrenmişti. Pek çoğu eylemlerini bir amaç uğruna yapmazdı, sadece güce aşıklardı ve onlara bu gücü verecek olanın kara büyü olduğuna inanırlardı. Siyahlar içindeki kadına göre de bir amaç uğruna yaşamak saçmalıktan başka bir şey değildi. Politikacılardan bu yüzden oldum olası nefret etmişti. Ona göre pek çoğu aptaldı ve karşısındakileri de kendileri gibi görüyorlardı. Mugglelar ile uzlaşmayı sağlamak mı? Anca rüyanda!  Britanya’ya barıș ve huzur getirmek mi? Önce şu lanet sokakları sisten arındır, zehir solumaktan insanların beyni bulandı! İyilik yapmak, insanları sevmek… Nesin sen Azize Teresa mı?

Dar ve kasvetli sokaktaki yolculuğu, en az bu sokağın namına uyacak kadar siyah köşkün kapısına ulaştığında bir sonraki aşamaya geçmek adına sonlanmıştı. ‘Dost’una çevirdi menekşe rengi bakışlarını, kadının ay ışığında ışıldayan kızıl saçları geceyi renklendiren tek şeydi o anda.

“Önden buyur."
[/justify]
« Son Düzenleme: 15 Mart, 2022 16:18:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Isolde Aideen O'Malley »

Çevrimdışı Carolina Roslin Ó Dubhghaill

  • Mekan Sahibi
  • 4. Seviye
  • İleti: 12
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Carolina Roslin Ó Dubhghaill
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: wrula
  • Meslek: Madame Moreau’nun Simya Dükkânı Sahibesi
  • Cemiyet: La Fay Şifacılar Topluluğu
  • Biçim Değiştirme Gücü: 5
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 9
  • İksir Kabiliyeti: 20
Ynt: Larry, Larry, Larry...
« Yanıtla #1 : 15 Mart, 2022 16:17:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Bulundukları ortamın kasvetli halinin aksine bugün hava açıktı. Böyle bir yere gelirken bu kadar açık bir hava beklemezdi Carolina. Ama en sonunda havanın kasvetli olmayışı Knockturn Yolu’nun ürpertici halinden bir eksiklik yaşanmasına sebep olamıyordu. Adımları ‘dost’unun ardından kasvetli sokağa yakışır bir kapının önünü buldu. Hayatında birçok noktada uğradığı bu yolun ürpertici havası onu etkilemeyi bırakalı çok olmuştu.
 
Isolde’ye yöneltti bakışlarını. Onun kadar böyle kasvetli yerlere alışık olan kadına baktı. Saçlarının yine rengini değiştirmişti. Kadının saçı üzerine sesli yorum yapmayı bırakalı çok olmuştu Carolina. Sık sık rengini değiştiriyordu ve her renk de ayrı yakışıyordu. Kendi kızıl saçlarından vazgeçmekte zorlanan Carolina acaba ben de değiştirmeyi denesem mi diye düşünmeden edemedi. Kendisine başka bir rengi yakıştırmakta zorlanıyordu ama yeni bir şeyler denemek belki iyi gelirdi ona kim bilir?
 
Bakışlarını üzerinden alamadığı ‘dost’u ona kapıyı açması için bir işaret verdiğinde bakışları bir müddet sonrasında yeniden kapıyı buldu. Önce kapıyı çalmak için bir tokmak aradı gözleri. Fakat ellerinde eldiven olmasına rağmen böyle bir sokaktaki tokmağa dokunma fikrinden çabucak vazgeçti. Sağ elini kaldırıp ev sahibinin duyacağından emin olarak kapıyı çaldı. [/justify]

Çevrimdışı Kont Sati Von Richmond

Ynt: Larry, Larry, Larry...
« Yanıtla #2 : 17 Mart, 2022 18:47:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Koyu bir sis tabakasının bile gölgeleyemeyeceği kadar güzel olan bu iki kadına, sokaktan geçen kimselerin yönelttiği o iştahlı bakışlar, insanı kendisine anadan üryan kalmış hissettirecek kadar ürperticiydi kuşkusuz. Yine de o iştah, Carolina'nın kim olduğunu nihayet yüzüne bakarak fark ettiklerinde birer birer solmaktaydı gözlerde. Posterlerde yüzünü gördükleri kadın değil miydi bu?

Dar bir ara sokakta, dar bir kapının hemen önünde duraksamıştı ikisi birden. Carolina kapıyı çalarken çıkan tok ses, bu cüsseli ahşap parçasının içi boşmuş gibi tüm sokakta yankılanan bir takırtı çıkarmıştı. Öyle ki, bu ara sokakta başka birisi daha olsa duymaması imkansız olurdu bu gürültüyü. Kısa, gergin bir sessizlik sardı yine de etraflarını.

"Kimdir o?" Yaşlı bir kadının sesi duyuldu peşinden de kapının ardından gelen.

Carolina Roslin Ó Dubhghaill, özgüven içerisinde tam ismini zikretti karşılık olarak. Eh, artık müstakbel bakan olarak isminin bazı kapıları açmasını beklerdi. Beklediği gibi de oldu zaten. Kulak tırmalayan bir gıcırtı ile ardına kadar aralandı, ahşap, çürük kapı.

Dibi olmayan bir kuyuyu andıran gözlükleri, bu gözlüklere rağmen kolayca seçilebilen kırışıklıkları, kızıla çalan dağınık saçları ve üzerinde yeşil bir gecelik olduğu halde onları karşılayan ufak tefek bir kadın açmıştı kapıyı. İlerlemiş yaşına rağmen alımlı olduğu söylenebilirdi. Ufak gözleri, biçimli çenesi ve düzgün burnuna bakarak bunu iddia edebilmek mümkündü en azından. Şaşırmış bir ifadeyle gülümsedi yaşlı kadın.

"Ah! Bayan Roslin! Sizi burada görmek..." Kapıda konuşarak kabalık ettiğini düşünmüş gibi davet etti ikisini birden içeriye. İki kadın, önde Carolina ve arkada Isolde olduğu halde içeri girerken, kadın birkaç saniyeliğine Isolde'ye yaklaştırdı gözlerini ve dikkatle süzdü. Sonrasında da içeri buyur etmeyi sürdürüp kapıyı kapattı. "Seçim çalışmalarınız için geldiniz sanıyorum Bayan Roslin. Sizi destekleyenlerin evlerini ziyaret etmeniz büyük bir incelik. Hatta artık kimsenin tenezzül etmediği bir nezaket..."

Giriş holü, bu ufak eve kıyasla oldukça geniş gözüküyordu. Limon yeşili duvarlarda ve bu duvarları süsleyen raflarda türlü antika eşyalar mevcuttu. Bir düşünseli çanağı, sinsioskop, pusula çarkı, rulo halinde nizami dizilmiş sihirli define haritaları ve daha pek çok sıra dışı alet edevat, bir süs eşyası gibi raflarda yerini almıştı. Yaşlı kadın, her iki bayanın önünde saygıyla başını eğerek kendisini tanıttı. "Benim adım Sophie Morgan. Buralarda beni koleksiyoncu sanırlar. Ama asıl koleksiyoncu olan ne yazık ki kardeşimdi. Ah, ruhu şad olsun! Bu evde artık tek başıma yaşıyorum."

İki kadını da holün hemen sağındaki oturma odası olduğu anlaşılan şirin mobilyalarla bezeli odaya davet etti. İki kadın da oturma odasına yönelmeden evvel holün sol ve en uç tarafındaki odanın dışarıya ışık vurmayacak şekilde sıkı sıkıya kapalı olduğunu fark edeceklerdi. Holün tam ortasındaki çerçevede asılı olan, hareketli bir fotoğraf ise diğer süs eşyalarının yanında dikkat çekiciydi. Sıcak bir gülümsemeyle konuklarını karşılayan bu fotoğraftaki genç kadının yaşlı cadıya benzediği dikkat çekebilirdi.

[spoiler]
[/spoiler]

Tam oturma odasına hareketlendiklerinde Carolina, ayaklarına sürtünen bir kedinin varlığını hissetti irkilerek. Siyah kedi, paytak paytak yürüyerek sıkı sıkıya kapalı arka odanın hemen yanından mutfağa sapmıştı şimdi.

Oturma odasına girdiklerinde ise Isolde, davet edildikleri yeşil koltuklara hareketlenirken tam karşı duvardaki aynalı rafların üzerinde bir hareket fark edecekti. Dikkatli baktığında duvara yatay şekilde asılı görkemli bir kılıç ve hemen üzerinde bulunan boylamasına uzun bir tablo olduğunu, tablonun yegane konuğu olan siyah uzun saçlara sahip, bir kraliçeyi andırır endamı ve beyaz teniyle, asil görünümlü, çok güzel bir kadının kendisine göz kırptığını görecekti. Kadının üzerinde uzun etekli bir elbise, elinde ise tablonun altında duran kılıca benzer bir kılıç vardı. Sessizliği Sophie'nin sorusu böldü. "İçecek bir şey alır mıydınız hanımlar?"
« Son Düzenleme: 17 Mart, 2022 18:51:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Kont Sati Von Richmond »

Çevrimdışı Isolde Aideen O'Malley

  • Mekan Sahibi
  • 7. Seviye
  • İleti: 28
  • 52 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Isolde Aideen O'Malley
  • Güç Puanı: 0
  • It's time to wine down
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Mag Mell Taverna Sahibesi
  • Cemiyet: La Fay Şifacılar Topluluğu
  • Biçim Değiştirme Gücü: 8
  • Lanet Gücü: 7
  • Tılsım Gücü: 5
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Animagus, 2. Seviye
Ynt: Larry, Larry, Larry...
« Yanıtla #3 : 19 Mart, 2022 01:04:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Yaşlı bir kadın açmıştı kapıyı, Isolde hayal kırıklığına uğramadığını söylese yalan söylemiş olurdu, oysa kapıyı kırmak için hazır bir şekilde gelmişti buraya. İçeri adımladı Carolina'nın peşinden, yaşlı kadının onu uzun uzun süzdüğünü fark ettiğinde gözlerini kaçırana kadar ters bakışlarla karşılık verdi, bu kadınıdan hiç hoşlanmamıştı. Giriş holünde ise pek çok ilgi çekici eşya çarpmıștı gözüne, eğer bu kadını burada öldürmek durumunda kalırlarsa ceplemekten çekinmeyeceği türden eşyalar hem de. Nadiren yokladığı tanrıya aynı laf arasında bahsettiği kardeşi gibi canını almasını diledi, bir de buna enerji harcamasına ne gerek vardı ki?

Yolda gözüne çarpan eşyalar, parçaları birleştirilmeyi bekleyen bir yap-boz gibi onun için özenle yerleştirilmiş hissiyatı uyandırmıştı Isolde'ye. La Fay'ın onları neden buraya yolladığını gittikçe daha çok merak ediyordu, aptal bir kara büyücünün izdivaç hayatından daha önemli şeyler olmalıydı. Bu yüzden göreve odaklı kalmalıydı, başarılı olmak istiyorsa tabii.

Fakat Isolde'nin en büyük sorunlarından biriydi dikkatinin çabucak dağılması, oturma odasındaki yeşil koltuklara buyur edildiklerinde az önce zihninden geçenler uçup gitmişti bile. Bir asilzade tablosunun altında asılı duran işlemeli bir kılıçtı onun dikkatini dağıtan. Oldukça davetkar bir görüntüsü vardı, gel beni al diyordu adeta. Hayır, bir kılıca ihtiyacı yoktu, kılıç onun ne işine yarayacaktı ki? Mag Mell'deki vitrinlerine çok yakışacağını söylüyordu içindeki ses. İyi de, hiçbir işlevi olmayan bir demir parçasını neden sergileyecekti ki?

Dayanamadı.

"Bayan Murray," dedi. "Ah, pardon, hafızam kötüdür, Bayan Morgan. Bu kılıç karşılığında ne kabul edersiniz? Eğer koleksiyoncu olan siz değilseniz böylesine güzel eserlerin sizde kalmasının da bir anlamı yok değil mi? Onu sizden almak isterim."[/justify]

Çevrimdışı Kont Sati Von Richmond

Ynt: Larry, Larry, Larry...
« Yanıtla #4 : 23 Mart, 2022 17:19:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yaşlı kadın, Isolde'nin sorusuna cevap vermeden önce siyah saçlı cadıya doğru birkaç adım daha atarak yaklaştı. Şişe dibini andıran gözlük camlarının ardından Malleylerin ışıltılı varisini süzmeye başladığında, yanıt vermekte aceleci olmamasının; sorunun cevabını düşünmekten ziyade karşısındaki genç ve güzel kadını bir yerlerden çıkartmaya çalıştığından kaynaklandığı aşikardı. Dudaklarını büzüştürdü Bayan Morgan. Bir kaşı havaya kalktı peşinden de. Elini uzatarak kılıcı kavradı ve onu, üzerinde durduğu tutacaklardan kaldırarak şöyle bir tarttı.

Kılıcın altın işlemeli sapındaki rünleri o anda fark etmişti Isolde. Kabzanın tam alt ucunda ejderha işlemeli bir mühür, tüm ihtişamıyla parıldamaktaydı. Kabzanın demirle birleştiği balçak kısmında ise bu ejderha deseninin daha ufak halleri, Kelt motifleri olduğu şüphe götürmeyecek tuhaf desenlerle çevrelenmişti. Üzerinde sırayla ejderha, süvari, aslan, kupa ve kale sembolleri işlenmiş demir parçası ise hayli ağır gözükmekle beraber, yaşlı kadının bu ağır demiri zorlanmadan kaldırması şüphe uyandıracak cinstendi.

Parmaklarını demiri süsleyen desenlerde gezdiren Bayan Morgan, nihayet bakışlarını Isolde'ye doğrulttu. "Üzgünüm hanımefendi! Kardeşim Larry, bin bir zorluk içerisinden geçerek ulaşmıştı bu yadigara. Bu kılıcın, köklü soyumuzdan bize kalan yegane miras olduğunu söylerdi. Gasp edilen haklarımızın kanıtı olarak... Ve daha bir çok şey de söylerdi elbet bunlarla ilgili. Her ne kadar, dediklerinin çoğu bana safsata gibi gelse de, yahut doğru olsa dahi pek işe yarar gözükmese de, bu kılıcı onun namına korumak kardeşime karşı son görevimdir hanımefendi. Bu yüzden-" Bir anlığına soluklanıp bakışlarını kılıcın tutacaklarına, oradan da duvardaki tabloya kaldırdı. Tablodaki asilzade kadın, yeşil gözleri, siyah saçları ve pek özgün yüz hatlarıyla kendisine hat safhada benzemekte olan Malleylerin kızına çevirmişti bakışlarını.

[spoiler=Esrarengiz Tablo]
[/spoiler]

Bir kaşı şaşkınlıkla havaya kalkan yaşlı kadın, tablosunda, odanın ve civar mıntıkaların yegane hükümdarı gibi salınan soylu kadına dikmişti bakışlarını. "...asıl sahibi çıkıp gelmediği sürece mezarından, başkasına satmam söz konusu olamaz bu kılıcı!"
« Son Düzenleme: 23 Mart, 2022 17:26:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Kont Sati Von Richmond »

Çevrimdışı Isolde Aideen O'Malley

  • Mekan Sahibi
  • 7. Seviye
  • İleti: 28
  • 52 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Isolde Aideen O'Malley
  • Güç Puanı: 0
  • It's time to wine down
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Mag Mell Taverna Sahibesi
  • Cemiyet: La Fay Şifacılar Topluluğu
  • Biçim Değiştirme Gücü: 8
  • Lanet Gücü: 7
  • Tılsım Gücü: 5
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Animagus, 2. Seviye
Ynt: Larry, Larry, Larry...
« Yanıtla #5 : 23 Mart, 2022 22:58:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Yaşlı kadının onu süzen bakışları rahatsız etmeye başlamıştı Isolde’yi; kadın, bedeninin hatlarını ezberlemek bir yana ruhunun derinliklerine bakmaya çalışıyordu sanki, mahremine girilmiş gibi hissettiriyordu. Fakat saygısını bozmak istemediği için “bakmasana be kadın!” diye bağırmamak için zorladı kendini, yaşlılardan da nefret ediyordu. Nihayet ilgisini asıl konuya yöneltmeye karar verdi kadın, portrenin altında asılı duran altın rengi işlemeli kılıca uzandı.

Altın rengi kabzanın üzerine işlenmiş tanıdık rünler çarpmıştı gözüne, sıradan bir kılıç olmaktan çıkarıyordu bu da onu ve değerini daha da arttırıyordu. Isolde bu işlemeleri daha önce gördüğüne emindi, hatırlaması gerekiyordu sadece. Kadının teklifini reddetmesi beklemediği bir durum değildi ancak köklü soyları hakkında söylediği şeyler ilgisini çekmişti. Sırf kılıcı vermemek için o anda uydurduğu bir yalan değilse, istemeden, görevleri için doğru bir kapıyı aralamıştı.
 
“Kabalığımı mazur görün, efendim, bilmiyordum.” dedi Isolde mizacını yumuşatmaya çalışarak, menekşe rengi bakışlarını, kılıçtan, kadının gözlerinin içine çevirdi. “Benim de ailemden geriye pek bir şey kaldığı söylenemez, maneviyatı büyük şeylere değer vermenizi anlayabiliyorum. Anlatılacak hikâyeniz varsa dinlemek ilgimi çeker, vaktimiz geniş nasıl olsa, köklü bir soyunuz olduğunu söylediniz, enteresan şeyler çıkacağına eminim, safsata falan değildir.” Kadının bakışlarını takip etti. “Kimdir bu Larry-” Ve portredeki kadın ile göz göze gelmeleri ile havada kaldı sözleri, o mu portredekine benziyordu yoksa portredeki mi ona benziyordu? İşte bu gerçekten yanıtını umursadığı bir soruydu.
[/justify]

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d10 : 8, total 8
Destek 1d10 : 9, total 9
Talih 1d10 : 7, total 7
« Son Düzenleme: 27 Ağustos, 2022 15:30:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Lady MacDeath »

Çevrimdışı Carolina Roslin Ó Dubhghaill

  • Mekan Sahibi
  • 4. Seviye
  • İleti: 12
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Carolina Roslin Ó Dubhghaill
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: wrula
  • Meslek: Madame Moreau’nun Simya Dükkânı Sahibesi
  • Cemiyet: La Fay Şifacılar Topluluğu
  • Biçim Değiştirme Gücü: 5
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 9
  • İksir Kabiliyeti: 20
Ynt: Larry, Larry, Larry...
« Yanıtla #6 : 03 Nisan, 2022 01:28:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Kapının çalması ardından içeriden gelen sese tam ismini vererek kendisini tanıtmıştı Carolina. Yanındaki kadının bundan pek de hoşnut kalmayacağını biliyordu. Fakat kapının hızlıca açılmasını sağlamıştı en sonunda bunu yapması. Bazen rahat olmaktan zarar gelmeyeceğini düşünüyordu. Bakan adayı olmamış olsa ismi zaten pek anlam ifade etmezdi. Şu an isminin yanında getirdiği bazı kapıları aralama gibi bir özelliği kullanmaktan o yüzden tabii çekinmemişti.
 
İçeri girmelerinin ardından yaşlı kadının söylediği şeylerin üzerine fazla düşünmeden gülümseyerek kısa kısa cevaplar vermiş ve etrafa bakınarak ilerlemişti. Oturma odası gibi duran kısma yaklaştıklarında ayaklarına sürtünen bir kedi ile biraz irkilen Carolina, kedinin mutfağa doğru gidişini izledi. Siyah kedi gözlerden kaybolurken bakışları birkaç saniyeliğine sıkıca kapatılmış gibi duran arka odanın girişinde takılı kalmıştı. Ardından adımları sonunda oturma odasını bulmuştu.
 
Tüm bir rahatlığıyla yeşil koltukların üzerine kendisini atan Carolina konuşmaya başta girmek istedi. Ama ardından kendisini Isolde ve Bayan Morgan’ın konuşmasını dinlerken buldu. Bir kılıç üzerine falan konuşuyorlardı. Bunun için gelmemişlerdi buraya fakat ‘dost’unun bu konuyu açmak için bir sebebi olduğunu düşünüp bakışlarını etrafta gezdirdi. Odaya ilk girişinden beri asla ilgisini çekmemiş olan kılıcı o an fark edebilmişti. Kılıca pek dikkatlice bakmamıştı. Ama koleksiyoncu kişilerin ilgisini çekecek bir parçaymış gibi duruyordu, yani Carolina’nın pek ilgisini çekecek bir şey değildi bu.
 
Asıl ilgi çekici olan şey kılıç üzerinde duran tabloydu. Yanında oturan ‘dost’una çok benzeyen portredeki asil kadına biraz baktıktan sonra bakışlarını konuşan ikiliye geri çevirmişti. Arkasına daha rahat bir şekilde yaslandı Carolina. Portreyi fark etmiş olan Isolde’nin dona kalmasının ardından az da olsa onun sözleri devam ettirme kararı aldı. Yüzüne güzelinden bir gülümseme yerleştirdikten sonra bakışları Bayan Morgan’ın gözlerini buldu.
 
“Kardeşiniz Larry kulağa oldukça ilgi çekici bir kimse gibi geliyor. Onun ve köklü soyunuzdan kalma miras hakkında daha fazla şey duymak isterim açıkçası.” Gözleri bu sözlerinin ardından yeniden portreyi bulmuştu. "Portedeki kimsenin kılıçla da bir alakası var sanıyorum ki?" Bakışları yeniden kılıcı bulduğunda üzerindeki desenleri ve bu desenlerin bir kısmının kelt motifleri olduklarını görebilmişti. Kadının anlatacakları pek umurunda aslında değildi hizip işlerini pek umursamadığından, fakat motifler az da olsa ilgisini konu üzerinde tutabilmesini sağlamıştı.

(Zar atılmış o zaman ben de atayım bir tane bari zarı.)
Yetenek 1d10 : 9, total 9
Destek 1d10 : 7, total 7
Talih 1d10 : 10, total 10
[/justify]

Çevrimdışı Kont Sati Von Richmond

Ynt: Larry, Larry, Larry...
« Yanıtla #7 : 13 Ağustos, 2022 23:01:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kadın şişe dibi gözlüklerini düzelttikten sonra her iki kadına da meraklı bakışlarını yöneltmiş, sorgular bir ifadeyle söze girmişti. "Seçim çalışması için geldiğinizi sanıyordum. Anlaşılan o ki, mevta kardeşim ilginizi daha çok çekmiş gibi. Ah bu arada ne kabalık, bir şey içer miydiniz diye sormadım bile."

Her iki kadına da içecek talepleri olduysa şayet bunları sunmak üzere içki rafına hareketlendi. El yordamıyla kılıcı rafın altında bulunan ahşap dolaba dayamış ve sonrasında yine el yordamıyla şişelerden içecekleri hazırlamaya başlamıştı. Bu yaşlı kadının yakını veya uzağı görmekte oldukça zorlandığı kolaylıkla fark edilebilirdi. İç geçirip söze girdi Sophie Morgan. "Çok uzun zamandır bir başıma ve yalnız yaşıyorum. Larry... Anlarsınız ya, pek evcil bir insan değildi. Ev cinlerinden de pek hazzetmezdi. Onların dillerini sıkı tutamadıklarını söylerdi."

Misafirlerine içeceklerini sunduktan sonra kendisine de bir kadeh ateş viskisi doldurmuş halde geniş kanepeye yerleşti. Kılıcı ise içki rafına yaslanmış halde bırakmıştı. Isolde ve Carolina, az önce mutfağa doğru ilerlemiş olan siyah kedinin usulca oturma odasının eşiğine kadar sokulduğunu fark etmişlerdi. Bu kedi öyle sessizdi ki, etraflarını iyicene gözlüyor olmasalar varlığını fark etmeleri mümkün değildi. Sophie kaldığı yerden devam etti. "Larry bu soy meselesini hep fazla umursuyordu. Bize miras kalan yadigarları toplamak gibi bir huyu vardı. Bir de tabi şu bitmek bilmez kara büyü aşkı. Ah! Ama meraklanmayın, Larry bir karıncayı bile incitemezdi. İncitmek istemeyeceğinden değil, beceremezdi sadece."

Konuşmasının bu noktasında yaşlı kadın kıkırdamadan edemedi. Siyah kedi eşikten içeriye o kara kafasını sokmuş konuşulanları dinlercesine kulak kabartmıştı. Yaşlı kadın sözlerini sürdürdü. "Bu merak ettiğiniz portreyi kendisi getirmişti. Kılıcı da öyle... Her ikisi de ailemizin yadigarlarındanmış. Tablodaki kişiyi sormuştunuz. Ah! Bunları anlattığıma inanamıyorum. Kusura bakmayın genç hanımlar. Gerçekten zırvalık ama... Larry bunlara inanıyordu."

Söyleyeceklerini tartmak maksadıyla kısa bir duraksadı. Kara kedi biraz daha yaklaştı. "Tablodaki kadın, Morgana La Fay. Larry'nin söylediğine göre, nasıl denir bilemem ama, bizim onun soyundan geldiğimize inanırdı. Düşünsenize benim zavallı Larry'im, Morgana'nın, Mordred'in torunu. Kelimenin tam anlamıyla safsata. Kardeşimin hep soy ismimiz yüzünden böyle hezeyanlara kapıldığını düşünüyordum esasında."

Kadının bakışları az önce rafın yanına bıraktığı kılıca dönmüştü. Daha doğru bir ifadeyle, uzağı göremeyen gözleriyle kılıcı arıyor gibiydi. "Eh, dolayısıyla Kral Arthur'un soyundan geldiğimizi... İnanabiliyor musunuz? Şuradaki antika demir parçasının Excalibur olduğuna? Benim zavallı Larry'im!"

[spoiler]
[/spoiler]

Çevrimdışı Isolde Aideen O'Malley

  • Mekan Sahibi
  • 7. Seviye
  • İleti: 28
  • 52 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Isolde Aideen O'Malley
  • Güç Puanı: 0
  • It's time to wine down
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Mag Mell Taverna Sahibesi
  • Cemiyet: La Fay Şifacılar Topluluğu
  • Biçim Değiştirme Gücü: 8
  • Lanet Gücü: 7
  • Tılsım Gücü: 5
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Animagus, 2. Seviye
Ynt: Larry, Larry, Larry...
« Yanıtla #8 : 27 Ağustos, 2022 16:26:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]“Seçim? Evet, evet, seçim…”

Kuzguni saçlı kadının dikkati dağılmış, ilgisizce ağzında gevelediği sözcüklerle portredeki sima ile bir bakışma yarışına girmişti. İçecek bir şey getirmeyi unutmuş olması umurunda değildi, daha önce bir yerde daha görmüş olmalıydı bu portreyi, hatta adı da dilinin ucundaydı fakat gelmiyordu bir türlü aklına. “Ben bir şarap alayım,” dedi aynı ilgisizlikle.

Yaşlı kadın mutfakta onlara içkileri hazırlarken menekşe bakışlarını dostuna çevirdi, “Kadın bahsedip durduğu Larry her kimse ondan beter çıktı,” diye fısıldadı. “Larry, Larry, Larry... Ne Larry’miş be! Merlin! Biraz daha konuşursa cinnet geçireceğim.” Bir eli çenesinde, takındığı ciddi bir ifadeyle portreden uzaklaşıp kılıca doğru ilerledi. “Biliyor musun? Kadını uyutup portre ve kılıç ile birlikte sıvışalım.”

İçkileri çabucak gelmiş ve koca bir yudum almıştı. Kuzgini saçlı kadın, yaşlı olan konuşmaya başladığında yalnızca dudaklarını kıpırdatarak, “Kadını ben hallederim,” dedi.

Onları izleyen tüyleri Isolde’nin saçları gibi kuzgu karası bir kedi vardı kapının kenarında, öyle imalı bakıyordu ki onlara sanki kadının arkadaşına fısıldadığı kelimeleri anlıyordu. Bunu fark eden kadın sessizce tısladı kediye, bir de dört bacaklı yaratıkla uğraşacak hali yoktu.

Isolde kendini bir sersemletme büyüsü atmaya hazırlamıştı ki yaşlı kadının sarf ettiği bir sözcük tekrar kulak kesilmesini sağlamıştı. Morgana La Fay.

Herkes, Mugglelar bile, Morgana La Fay’in kim olduğunu bilirdi ve bu kadın çıkmış portrenin sahibinin o olduğunu iddia ediyordu. İsim görsel ile buluştuğunda ona neden bu kadar tanıdık geldiğini anlamıştı Isolde, mutlaka bu resmi bir kitapta görmüş olmalıydı, sadece ilk defa bu kadar yakından inceleme fırsatı elde ettiğinden çıkaramamıştı. Peki, kendisine olan benzerliğin bir açıklaması var mıydı?

Sophie Morgan’ın sözleri burada bitmiyordu, hikayesinin devamında soylarının Morgana La Fay’e dayandığı düşüncesinden ve sabahtan beri Isolde’nin gözünü alamadığı kılıcın Excalibur olduğundan bahsediyordu. Anlattıkları safsata ya da değil, kuzguni saçlı kadın bu kılıcı çok iyi fiyata okutabileceği antikacılar tanıyordu. Usulca vitrine dayalı işlenmiş demir parçasına uzandı, artık kimse onun bu kılıcı elde etmesine engel olamazdı.

Dost canlısı maskesini geri takındı, aklına istediğini elde etmesini sağlayacak dahiyane bir fikir gelmişti. “Hikayeniz için teşekkür ederiz Bayan Morgan, gerçekten çok bilgilendiriciydi. Acaba evinizdeki bu eşyaları müzeye bağışlamayı düşünmüş müydünüz? Morgana La Fay’in mirasını daha çok kişiye ulaştırabilirsiniz böylece. Bunu ayarlayacak bağlantılarım var, dilerseniz sizin için ayarlayabilirim.”
[/justify]

Yetenek 1d10 : 3, total 3
Destek 1d10 : 5, total 5
Talih 1d10 : 5, total 5