17 Nisan, 2026 08:31:18 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Hikayem  (Okunma sayısı 47 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Henrietta Doe

  • Mekan Sahibi
  • 3. Seviye
  • İleti: 9
  • 149 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Henrietta Doe
  • Güç Puanı: 81
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Erhan
  • Meslek: Son Dans Sahibi
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 11
Hikayem
« : 10 Mart, 2022 23:22:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ben John ve bu benim hikayem.

Baharın en güzel günlerinden birinde Britanya’ya ilk adımımı attığımda kimse tanımıyordu buralarda beni. Amerika’dan yeni taşınan Bayan Doe’un yanında çalışan adam olarak duydunuz ilk olarak muhtemelen; hani şu ‘yeni açılan Son Dans adındaki ne olduğu belirsiz yerin sahibi alımlı, güzel ama buz gibi kadın’ var ya, işte o. Kim olduğumu bu şekliyle bildi herkes, fakat ne olduğumu bilemediler bir türlü. Kahyası veya uşağı olduğumu söyleyen oldu, karşılığında korodan yükselir gibi her bir ağızdan geldi tek cevap ‘kadın başına uşağıyla evde yalnız mı yaşıyormuş, kocası yok muymuş?’ Kimisi cevabını bulamadıkları bu soruyu sindiremedi, ‘Korumasıymış, babası göndermiş, yanında bir erkek olmadan Amerika’dan ayrılmasına anca böyle izin vermiş.’ dedi.

Konu ben olduğumda kimseye kızamam, gücenemem bana bir kimlik yüklemeye bile uğraşmadıkları için; ben dahi kendim hakkında daha fazlasını hissetmiyorum ki artık! Gerçekten de Bayan Doe’nun yanındaki adamım sadece, fazlası değil. Ama O bu dedikoduları hak etmiyor! Henrietta Doe hakkında konuşulanları kabullenemiyorum; onun hakkında yapılan eleştiriler onu hiç tanımadan yapılan haddini aşan yorumlardan başka bir şey değil!

O soğukluğuyla ayıpladıkları, yalnız olduğu için hor gördükleri kadının sadece birkaç yıl önce sıcacık bir ailenin içinde olduğunu bilselerdi, ona tapan bir kocası ve dünyalar güzeli bir oğlu olduğunu bilselerdi aynı şekilde konuşabilirler miydi acaba?

O zamanlar bambaşka biriydi Henrietta Doe; çok daha fazla gülerdi mesela. Meraklı ve bir o kadar da yaramaz minik oğlunu kucağına aldığında yüzünün güzelliğini bir kere olsun görebilseydiniz… Mutluluğun yaradığı insanlardan o, içindeki aydınlık güçlendikçe parlayan, kutsanmış biri. Eh, aileden daha iyi de aydınlık kaynağı mı olur? Ben olduğunu düşünmüyorum, en azından O’nun için.

Ne var ki bu dediklerimin tersi de bir o kadar doğru, yine en azından O’nun için. Bir kere kaynağı kaybolunca, ışığın yokluğundakinden bile koyu bir karanlığın içinde bulur insan kendini. Ama bunları nasıl anlatabilirsin ki onu şimdi tanıyan insanlara? Daha dünyadaki üçüncü yılını bile tamamlayamayan oğluna hastalığın ne demek olduğunu anlatmaya çalışırken yaşadıklarını bilmeden nasıl kavrasınlar ki O’nun soğukluğunu. Anne sütünden hemen sonra afyonu tanıyan; kendisi gibi minik yaşıtlarının yıllar sonra sonra Ilvermorny’de öğreneceğinden çok daha erken ağrı dindirici iksirlerle tanışan bir çocuğun annesi olmayı bilemezler ki. Kaçınılmaz son geldiğinde yıkılan dünyasını; toprağa gömüp üstünü örttükleri o minicik kutunun akıl almaz ağırlığını; ses olmayan bir eve dönmenin kahrediciliğini; kusmuk kokmayan giysilerin mide bulandırıcılığını bilemezler.

Henrietta Doe, dünyasının yıkılmasından sonra asla eskisi gibi olmadı. Kim suçlayabilir ki onu? Şunu da belirtmem gerek, asla içine düştüğü karanlığa lokma da olmadı. İlk günden beri çabaladı, her şeyi eski haline getirmek için yepyeni bir kişilik ortaya çıkardı. Ne yaptığını bilenler tarafından ahlaki bazı eleştirilerin hedefi olduğunu da belirtmem gerekir. Doğru veya yanlış üzerine felsefe yapmak bana düşmez, o zamanlar da ona hiç ahkam kesmeye kalkmadım. Merlin aşkına, kimi kandırıyorum, başarması için sayısız tanrıya sayısız dua bile ettim! Ne kadar bariz olursa olsun bu ciddi bir tabu ve dile getirilmesini uygun bulmuyorum. Bu nedenle uğraştığı şeyi -yani dünyasını, oğlunu nasıl geri getirmeyi planladığını- açıkça söylemeyeceğim; fakat bu uğurda kararan dünyasına yeni karanlıklar da davet etti. Başarısız oldukça yeni deneyler yaptı, deneyler yaptıkça yeni kurbanlar verdi. Sürekli daha dibe battı ama denemeyi bırakmadı; bu yolda her şeyini feda etti, eski kişiliğini öyle unuttu ki, kendi kocasını bile kurbanlararı ar-  …Neyse, bu şimdi konuşacağımız bir şey değil, kimsenin Henrietta’yı yanlış tanımasını istemiyorum. Önemli olan tüm bu uğraşın insanların dikkatini çekmiş olması. Bu sebeple de Amerika’da daha fazla barınamadık ve yeni bir hayat için Britanya’ya geldik.

İşte böyle, söz verdiğim gibi bu benim hikayem.

Artık ben hiç kimseyim. Kaybettiğim oğlumu döndürmek için karanlığa teslim olan karımın kurbanlarından birisi daha.

Son Dans’ın sahibesinin yanındaki garip adam.

Ben John… Johnathan Doe ve bu benim hikayemdi.