İngiltere Büyücedünyası > Büyüceşura

25 Ocak 1866 Tarihli Carmilla/Cwénhild Muirghéal Duruşması

<< < (2/3) > >>

Das:

Victorine Odette Boleyn:

Raiden Minamoto:
[justify]Tanık olarak çağırdığı kadının birilerinin yardımıyla salondan çıkarılışını izledi. Yine düşündüğünden iyi gitmişti bu süreç. Büyüceşura üyelerine döndü yavaşça ve konuşmaya girdi.

“Bayan Boleyn'in sözlerinin yeterli olduğunu düşünüyorum. Yaşadıkları ve gördüklerinden çok etkilenmiş olsa gerek. Ne yazık... Bu gencecik yaşında tanıdığı birinin soğuk kanlı bir katile dönüştüğünü görmüş olmak onu çok etkilemiş olsa gerek. Tabii kim etkilenmez bundan. Başka tanık çağırmayacağım.”[/justify]

Das:
[justify]Selam canım selaaam! Duruşma günü geldi çattı. Girişte yine basının yoğun ilgisiyle karşılaştım. Fransız güzelim var mı aralarında diye baktım da yoktu. Pff, mutsuz oldum iyi mi? Cwénhild Muirghéal gibi bir halk kahramanının Azkaban’daki durumunu ve elimden geleni yapacağımı söylediğim küçük bir konuşmadan sonra Bakanlığa girdim ve ait olduğum yere, duruşma salonuna gittim. Ben böyle sahnelerin adamıyım! Hem iyilik yapmış oluyorum kadını japonlara karşı savunarak. Hem de insanları yakışıklılığım etkisinde bırakıp dalga dalga dalgalandırıyorum. Ah Ryan, beni bir şöyle görsen arkadaşlığımız pekişir! Şimdi diyeceksiniz Das, karı katliam yapmış savunuyorsun. Evet. Sorun bakalım neden? Çünkü umrumda değil yok katliamcıymış, yok ahlaksızmış. Herkesin savunma hakkına saygım varkjasflhds.... İnanmadınız değil mi? Ben traşıma bakarım tabi ki. Versin galleon Cadı Avcılarını savunurum. Bir de işte, kaos olsun. Kaosun öz evladı olduğum için. Ortalık karışsın. Mahkeme salonuna girip yine her tanıdığa selam verdikten sonra elimdeki kağıtları -ki baya dağınık bir şekilde toplamıştım- savunma makamı için olan masaya şöyle bir bıraktıktan sonra arkamı döndüm. Geçen duruşmada da Cornelia’nın yanında oturan japonuma baktım. Makyaj mı yapmış lan? Bundan öncekinde böyle değildi. Süslenmiş bu güzel olmuş. Benim için mi süslendin sen bakayım? Duruşumu dikleştirip yanına yürüdüm salonu boydan boya kat ederek. Yanına ulaştığımda eğilerek elini tuttum sonra da minicik bir öpücük kondurdum eline reverans yaparak. “Bugün çok güzel olmuşsunuz Minamoto-san.” dedikten sonra doğruldum. Evet, buraya gelmeden çiçolar nasıl birbirine hitap eder diye araştırdım. Güzel kadın da... Benden bir on yaş falan büyük galiba. Neyse ilaç almak için birlikte olduğum kocakarı 70’lerinde vardı. Aşkım güzelim Mirabelle’im de 16 yaşında. Yaş olayı benim pek umrumda değil anlayacağınız. “İyi şanslar.” Bir göz kırpması sonrası tekrar yerime döndüm ve beklemeye başladım. Cwenhild ruh emici denen iğrenç varlıklarla buraya getirilince Azkaban’a girip çıkarken hissettiğim rahatsızlığın kırıntısını hissetmek bile moralimi bozmaya yetti diyebilirim. Gerçekten canilik bu insanları oraya kapatmaları. Kadını tam ortaya oturtup ruh emicilerin de bizim üstümüze gelmemesi için patronusları çaktıklarında kadına ciddi bakışlarla bakmaya başladım. Konuştuklarımızı anlamayacak ya da yapmayacak kadar hayat enerjisinin çekilmemesini umuyordum.

Sonunda duruşma başladığında yalama yağlama yaptığımız hakime hanım her tarafı tanıttı, kendilerini de tanıttı da isimleri zerre umrumda değildi. Tek bildiğim daha geçen gün bu kadının emri ile yedi kuşak safkan olmayanlara bronş dağıtıldığıydı. Hiç sevmem elitleri. Bizim hizip de elitist onları da hiç sevmiyorum. Adımı söylediğinde ayağa kalkıp gülümseyerek selam verdim herkese. Tekrar yerime oturup çiçoyu dinlemeye başladım. Yine bakalım neler söyleyecek de yalanlayacağız. Boşa çıkaracağız. Direkt Meredith denen kadını çağırınca yüzüm güldü. O çağırmasa ben çağıracaktım. Oturduğum yerde doğrulup söylediklerini dinlemeye başladım. Carmilla demeye dikkat ediyordu çiço. O isime çok anlam yüklemişti. Ben de aksine Cwénhild diye hitap edecektim. En son konuştukları zamanı anlatmasını istedi çinçon. Of of başladık asıl konuya. Neyse ki bilgim var hakkında da hallederiz. Yani halledecektik de... Kadın bizim asyalının sorusuna karşı kriz geçirdi ya la. “Aaa...” yaptım yalandan. Gidip itirazımı verdikten ve hakime hanım kabul ettikten sonra “Sayın Minamoto, insanların üstüne böyle gitmeyiniz lütfen. Meredith Boleyn bakanlık için çok çalışmış bir kadındır! Bakanlık bünyesinde emek vermiş değerli insanlara böyle davranmamalı.” diye de pislik yaptım. Geçen de profesör olacak dallama aynısını yapmıştı bana. Sıra bizim tanık çağırmamıza gelince ayağa kalktım. Şov başlıyor canlarım.

“Değerli hakime hanım ve büyüceşura üyeleri.

Müvekkilim Bayan Cwenhild Muirghéal’a yönlendirilen tüm suçlamalardan aklanacağına emin olabilirsiniz. Müvekkilim bir büyüseverdir. Bu yüzden kendi yolunda sadece Cadı Avcılarına İSTEYEREK zarar vermiştir. Cadı Avcılarını avlamasa sonuçlarını siz de biliyorsunuz. Diğer bahsedilen suçlamalar kendi isteği dışında gerçekleşmiştir. İlk olarak kendisinin Sihir Bakanı Kellington’ı öldürdüğü iddiasına karşı tanık olarak Bayan Deni Bringer’ı çağırmak istiyorum.”

Kadını bekledim gelmesi ve tanık sandalyesine oturması için.

“İyi günler Bayan Bringer. Bize ilk önce kendinizi tanıtıp sonra Sihir Bakanının öldürüldüğü gece olanları ve ondan öncesinde bildiklerinizi anlatır mısınız? Bay Motke’nin planı tam olarak neydi? Neler gerçekleşti? Siz olanları nasıl öğrendiniz?”[/justify]

Kont Sati Von Richmond:
[spoiler][/spoiler]

Mahkeme salonunda takırdayan topukluları ile adım adım yaklaşmıştı tanık kürsüsüne. Godric's Hollow'daki o melun günden sonra toparlanmış gibi duruyordu. Ya da öyle gözükmeye çalışıyordu. Gözlüklerini parmaklarıyla düzeltip, önüne konmuş su bardağından bir yudum aldı. Bu günün geleceğini elbette biliyordu. Kadını uyarmıştı. Ancak onu kurtarmak için geç kaldığına emindi. Kendisinin bizzat teslim oluşuna bu sebeple şaşırmıştı zaten. Her şey için çok geç olabilir miydi? Bu kadın olur da bir şekilde özgürlüğüne kavuşursa, aynı suçları yeniden işlemeyeceği ne malumdu.

Bay Turner'ın sorusunu dikkatle dinledi. Yılların verdiği bürokratik gelenekle hafızasındaki olayları sıralı bir çizelgeye koydu. Sonra da doğru cümleleri çarçabuk bir hızla seçerek konuşmaya başladı.

"Mösyö Motke'yi vefat eden Sihir Bakanımız Agnus Marvin Kellington, mugglelara karşı mücadelede çok methedilen başarılarından dolayı bizzat bakanlığımıza davet etmiş ve Hogwarts'ta ders vermesini istemiştir. Kendisinin çok başarılı bir seherbaz komutanı olduğunu duymuştuk. Bakanlıktaki döneminde adım adım artan cadı avcısı terörü, gazetecilerin infazı ve sonrasında kanlı baloda yaşananlarla paralel şekilde muggleların büyücedünyamız için oluşturduğu tehditten bahseder dururdu. Zamanın onu haklı çıkarması, Sayın Bakanımızın ona olan güvenini arttırırken, benim gibi her iki toplum arasında barış arzulayanları gözden düşürüyordu."

Hafif bir öksürükle konuşmasına ara verdi. Gözlüklerinin üzerinden sanık sandalyesinde oturan kadına kısa bir bakış attıktan sonra devam etti. "Cadı avı çılgınlığının Mösyö Motke geldikten sonra sistematik bir biçimde artması dikkatimi çekmişti. Bir şekilde Prusya'daki müttefiklerimize bu adamı sordurdum. Edindiğim bilgiler, bu Motke ismiyle bilinen zatın muggle dünyasında da pek popüler bir general olduğunu ve farklı bir isimle, Helmuth Karl Bernhard von Moltke ismiyle anıldığını gösteriyordu. Bir büyücünün muggle dünyasında bu kadar göz önünde bir meşgale ile uğraşması ve bu kadar tanınmış olması beni ilk şüphelendiren husustu."

Ceketinin iç cebinden çıkardığı bir deste kağıdın içerisinden özenle seçtiği bir tanesini açarak salondakilere göstermeye başladı. Bu kağıtta bir zil, bir köpek ve et resmi bulunmaktaydı. Kağıdı gösterdikten sonra Bay Turner'a teslim edip konuşmasına devam etti. "Bu resmi Mösyö Motke'nin odasında bulmuştum. Araştırmalarım sonucu bunun Ivan Pavlov adında, Rus bir muggle'ın, birkaç yıl önce köpeklerle yaptığı deneylerin göstergelerini olduğunu keşfettim. Adına koşullandırma deniyor. Bir uyarıcı vasıtasıyla belli bir tepki vermeye canlıların nasıl şartlandırılabileceği üzerine... Bizim bildiğimiz şekliyle, Imperio büyüsünün muggle yöntemlerince basitleştirilmiş ve kısıtlanmış hali."

Kağıtlardan bir diğerini açıp gösterdi bu defa. Salonda şaşkınlık iniltileri duyuldu birbiri ardına.
[spoiler][/spoiler]

Kağıdı kürsünün üzerine bırakırken sandalyesinde geriye yaslanıp gözlüklerini çıkardı. İlk kez... Salonu tüm çıplaklığıyla görmek istiyordu bu defa. Tıpkı gerçeğin kendisi gibi. "Görmüş olduğunuz evrak cadı avcılarının Carmilla S. ismiyle bilinen bu sanık koltuğundaki kadının kellesine biçtikleri bedeldir. Bunu da Mösyö Motke'nin odasındaki dolapta buldum. İçeriye genişletme büyüsü yapılmıştı. Daha çok sayıda yazışmalar da bulunmaktaydı. Özellikle kızıl saçlı seherbaza işkence yapılmasına dair talimatlar... Cwénhild'in yani... Nitekim Godric's Hollow'daki gecede onun bilinci kayıp bir şekilde, muhtemelen bu koşullandırma denen sihrin tesiri altında, yüzünde maske olan ve kim olduğu belli olmayan Sihir Bakanımızı öldürdüğüne de şahit oldum. Yasalarımız gereğince imperio büyüsünün etkisi altındaki kişilerin işlediği suçlardan muaf tutulmasının, bu sebeple Carmilla S. ismiyle bilinen bu kadın için de geçerli olması gerekmektedir. Özellikle Bakanı öldürdüğü esnada. Öncesi veya sonrası için bir tanıklığım bulunmamaktadır."

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git