İngiltere Büyücedünyası > Azkaban Hapishanesi
On Yedinci Koğuş
Cwénhild Muirghéal:
Ahh... Meredith, tatlı Meredith... saf Meredith...
Kadının soğuk elleri kendininkiler ile buluşunca garip hissetti. Zamanında ilk birasını içirdiği kızın elleri ölümün soğuk nefesiyle tanışmıştı. Gözleri kesinlikle eskisi gibi değildi. Büyümüştü Meredith. Fakat aynı zamanda çocuk kalabilmeyi başarmıştı O çocuğu öldürmesi gerekiyordu.
Kızıl saçları temiz olan cadı incelik edip yanına uğramıştı. Cwenhild ise bir incelik yapabilecek durumda değildi. "Sen iyi birisin. Umarım Yüce Boleyn ırkımız için en doğru kararı verir. Hem bu şekilde kendisine sonsuz teşekkürü olan bir dost kazanmış olur. Fakat gitmelisin buradan güzel kızım. Ziyarete geldiklerinde burada olmanı istemem."
Meredith Vivienne Boleyn:
[justify]Genç seherbaz, kadının Victorine Boleyn’den bahsetme şeklini duyduğunda ürperdi, bir isimden nasıl hala bu kadar korkuyor olabilirdi? Buradan gitmesini söylediğinde gözleri dolmuştu. Cwénhild’a her şeyin tekrar iyi olacağını söylemek istiyordu, bu kasvetli yerden kurtulacağını ve tekrar birlikte görevlere çıkacaklarını… Ama sözcükler dökülemiyordu ağzından, inandırıcı gelmiyordu bir türlü.
Bir eliyle yanaklarına damlayan gözyaşını sildi. “Üzgünüm...”
Üzerindeki kalın pelerinin iplerini çözdü ve parmaklıkların arasından kadına uzattı. Acıdığı için değil içtenlikle sergilediği bir hareketti, bu lanetli yerde ona doğru düzgün örtü bile vermemiş olmalarına sinirlenmişti, mahkemeye çıkamadan hastalanıp ölmesini istemişlerdi sanki. “Elimden daha fazlası gelmiyor, özür dilerim.”
Parmaklıklardan uzaklaştı, adımlarını geldiği merdivenlere doğru çevirdi. Pelerininin yokluğu çabucak hissettirmişti kendini fakat halen farkında olmadığı bir şey vardı, o da asasını pelerinin cebinde bıraktığıydı…
[/justify]
Kont Sati Von Richmond:
Meredith, beşinci kata vardığında ve Carmilla ile karşılaşıp onunla konuştuğu anlarda Ruh Emicilerin rahatsız edici varlığının kat be kat arttığını hissetmekteydi. Bir seherbaz dahi olsa, ruh emiciler onun bu tehlikeli olduğu addedilen ve bol bol beslendikleri kadına olan yakınlığının farkında ve bundan rahatsız gibiydiler. Nitekim içerde yatan kadın da, bir dönem kurban- daha doğrusu mahkum alış verişinde bulundukları bir seherbaz değil miydi?
Avını kolaçan eden yırtıcı kuşlar gibi dolandılar Meredith'in üzerinde. Tam olarak bir saldırı sezinlemese de kızıl saçlı kadın, (kızıl saçlı derken, Meredith btw... Herkes kızıl saçlı anacım sitede) bir türlü hatırlayamadığı, belki de hiçbir zaman sahip olmadığı iyi anıların yoksunluğunda yaşama arzusunun bedenini terk etmeye başladığını hissetmişti. Bir an gözleri karardı, görüşü daraldı. Sanki etrafındaki dünya karanlıklara gömülüyor gibiydi. Kötü anıları geçti gözünün önünden. Ne kadar da zavallı bir hayatı olmuştu. Hiçbir değeri yoktu, değer verdiği her şeyin gözünde. Yaşamanın bir anlamı olabilir miydi tüm bu zorluklara rağmen! Umutsuz bir vakaydı o, umutsuz!
Bu acılar ve karanlıklarla dolu kalenin merdivenlerinde, el yordamıyla bulmaya çalıştığı tırabzanların kırık olduğu bir boşluktan aşağıya adımını bırakmak ve beş kat aşağıya yere çakılmak üzere düşmeye başlamak üzereydi ki, bir el hissetti onu arkadan kavrayıveren... Geriye doğru çekildi elbisesinden onu yakalayan el yardımıyla. Bir fısıldama duydu kulaklarında. "Yakaladım sizi, seherbaz hanım!" Meredith, ellerin sahibine döndüğünde karşısında yaşlı gözüken bir gardiyana rastlayacaktı. Bu zatların, hapishaneye çok nadir uğradıklarını ve resmi evrak işi gerektiren yahut mahkumların nakliyatı hallerinde görev aldıklarını biliyordu.
Adam, etrafını biraz kolaçan ettikten sonra kadına fısıldar tonda konuşmayı sürdürmüştü. "Sizi kulüpten yolladılar, haberim var. Asanızı pelerininizde unuttuğunuzu fark edince sizi bir yoklamak için buraya geldim. Eşyalarınızı karıştırmıyordum, telaşlanmayın. Yalnızca tozlanmaması için pelerininizi asmakla meşguldüm. Eğer göreviniz için şimdi veya ilerde, sizi izleyen daha az göz olmasını isterseniz, ayarlamam mümkün olacaktır. Ancak gözü olmayan varlıklar için bir garanti veremem maalesef."
Kadının merdivenleri inebilmesi için eşlik ederken de devam etti. "Benim adım bu arada, Nolan Nott.... Nott ailesini duymuşsunuzdur mutlaka. Hoş, ben pek de parlak bir üyesi sayılmam. Aksi takdirde sonum burada nöbet tutmak olmazdı değil mi? Boleyn'lerle yakın ilişkilerimiz vardır. Victorine hanım nasıllar? Sağlıkları, sıhhatleri yerindedir umarım!"
Bay Nott'un refakatiyle merdivenleri ve Ruh Emicileri aşan Meredith, hapishaneden şunları fark edebilmiş olarak ayrılacaktı.
- Nolan Nott, Merlin Tılsım Kulübü'nün içerde barındırdığı gardiyanlardan birisiydi. İlerde yardımı dokunması muhtemeldi.
- Hapishane'nin üçüncü katında çöplerin atılması amacıyla kullanılan bir delik, doğrudan yer altındaki lağım kanallarına bağlanıyordu.
- Kalenin eski sahibi olan Kara Büyücülerin Muggle'lara işkence yaptığı özel laboratuvarlar, Hapishane şifacılarının çoğunun tatilde olması sebebiyle şu aralar boş gözükmekteydi. Yine de tek tük şifacıların arada bir bu laboratuvarlara girip çıktığı görülüyordu.
- Gardiyanların kalenin dışında konuşlanan nöbet yerlerinde üç adet testral arabası bulunmaktaydı.
Not:
1- Meredith Vivienne Boleyn görevinde başarılı olmuş ve 5 GP kazanmıştır. Ancak Merlin Tılsım Kulübü işbu görevin daha önce de yapılması sebebiyle +2 nüfuz alamayacaktır.
2- Meredith Vivenne Boleyn, "Umutsuz Vaka" travmasına yakalanmıştır. Hayata dair ve geleceğe dair umutları solmuştur. Kendisini bir işe yaramaz hissetmekte, geleceği karamsar bir ruh haliyle beklemektedir.
Umutsuz Vaka: Kişinin umutlarının tükenmeye başladığı ve ilerisine dair parlak bir vaat göremediği karanlık anlarında tetiklenme potansiyeline sahip bir travma çeşididir. Tetiklendiği takdirde bu travma, sahibinin destek zarlarına sahne sonuna kadar -4 verecektir.
Navigasyon
[0] Mesajlar
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git