17 Nisan, 2026 08:55:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Kahve ve Gazete  (Okunma sayısı 81 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Carolina Roslin Ó Dubhghaill

  • Mekan Sahibi
  • 4. Seviye
  • İleti: 12
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Carolina Roslin Ó Dubhghaill
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: wrula
  • Meslek: Madame Moreau’nun Simya Dükkânı Sahibesi
  • Cemiyet: La Fay Şifacılar Topluluğu
  • Biçim Değiştirme Gücü: 5
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 9
  • İksir Kabiliyeti: 20
Kahve ve Gazete
« : 08 Mart, 2022 22:35:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Tarih: Ağustos 1865

Auguste’yi gazete almaya göndermiş olan Carolina bir yandan da o gelene kadar kasada bekliyordu. Belli bir gazetenin okuyucusu değildi kadın. Fakat böyle sürekli çırağını gazete almaya göndermemek için aboneliği ucuz olan bir gazetenin günlük gazetesinin üyesi olmuştu. Tabii geçen haftaya kadardı bu rahat günleri. Gazetenin yazarlarından biri ne yazmıştı bilmiyordu tabii ama basımı yasaklanmıştı. Belki de Sihir Bakanının ismini sansürlemeyi unutmuşlardı, kim bilir? Aslında bir düşününce en akla yatan bu seçenekti. Bay Kellington hakkında şimdiye kadar duyduğu tüm dedikodular kelliğinden bahsedilmesini ne kadar çok sevmediği üzerineydi.

Auguste gelene kadar müşteri gelmemiş olmasına şükretti kadın. Kahvesini gazetesini okurken içmek istediğinden daha günlük kafein dozunu alamamıştı. İnsan denen varlığı kaldıracak hali yoktu. Auguste’yi işe gelirken gazete almaya alışması için ‘teşvik’ etse iyi olacaktı. Geçen gün gelirken gazete alması için gence tamtamına 1 sickle vermişti! Ama bu yeterli değildi herhalde gencin işini yapmasına. Güzel bir azar işitmesi gerekiyordu Auguste’nin. Fakat bunu yapmadan önce gencin yarın da aynı hatayı yapıp yapmayacağını görecekti.

Carolina gencin geldiğini camdan görmesiyle kahvesini yapmak için ofisine ilerledi. Masasına ulaşana kadar yanından geçtiği kitaplıklarda ellerini gezdirdi. En sonunda ulaştığında da masadaki kadehleri ve şişeleri kaldırdıktan sonra fincan takımının olduğu yere yöneldi. Masadaki çekmecelerden sağ tarafta olanına saptanmaz genişletme tılsımı uygulanmıştı. Küçüklüğünde annesinin kullandığını hatırladığı bu masanın ne zaman alındığını veya bu tılsımın ne zaman yapıldığını bilmiyordu. Fakat son dakika fincanları orada bulmakta zorlandığı için yerlerini değiştirdiğini hatırladı. Aynı çekmecenin altındaki gözdeydi aradığı fincanlar.

Fincanı ve altlığını hazırlamasının ardından genç ofise girmeden birkaç saniye önce kahve çekirdeklerini çağırdı yanına asasıyla. İçeri giren Auguste hızlıca gelebilmek için koşmuş gibi duruyordu. Yaptığı hatanın farkındaydı ve bu biraz da olsa rahatlatmıştı Carolina’yı. Gence yaklaşık otuz kişiye gazete almasına yetecek parayı verdikten sonra gazeteyi almayı unutmuş olmasının ne kadar sinir bozucu olduğu üzerine bir konuşma yapmayı en sonunda elbette o da istemiyordu.

Gazeteyi masanın üzerine koyan gencin de rahatlayabilmesi için konuşma kararı aldı Carolina. Birisiyle konuşmayı kaldırabilecek bir halde değildi. Fakat deneyecekti. Bir yandan kahvesini hazırlamaya devam ederken olabildiğince yumuşak bir sesle konuştu Carolina

“Hangisini aldın bu sefer? Gelecek postası mı?”

Gencin afallamış olduğu belliydi. Carolina’yı yakından tanıma fırsatı bulmuş insanların bildiği bir şeydi bu. Kadın sabahları kimsenin sesini duymak istemeyen birisiydi. Kahvesini alana kadar kimseyle konuşmamayı tercih ederdi. Bugün şanslıydı ikizler erkenden çıkmışlardı o yüzden sabah onları görmemişti.

“Ah... E-evet. Yarın almayı unutmayacağım.”

Gencin söyledikleri karşısında başta sadece başını salladı Carolina. Uzun bir süredir her gün öncesinde almasını söylese de gazeteyi sürekli unutan gence tabii pek güvenemiyordu. Ama onu cevapsız da bırakmak istemedi.

“Hıhım. Hangi gazeteyi aldığının bir önemi yok biliyorsun. Sadece bir dahaki sefer gelirken almayı unutma yeter.”

Bu sözleri ardından eli başına giden kadının daha fazla konuşmak istemediği belliydi. Auguste de bunu anlamış olacak ki evet gibi bir şeyler geveleyip ofisten çıkmış ve kapıyı kapatmıştı. Gencin gitmesinin ardından kahvesinin hazırlıklarını çoktan bitirmiş olan kadın fincanını doldurdu. Gazeteyi uzanıp eline aldıktan sonra kahvesini yudumladı.

'Cadı Avları: Gerçek mi, Erken Bir Cadılar Bayramı Şakası mı? Hizipler gergin.'

La Fay Şifacılar Topluluğunun bir üyesiydi Carolina. Ama hizip işlerine pek karışır mıydı orası tartışılırdı? İşine gelmediği sürece hiçbir şeyi yapmayan kadın bu hizbe de bir dönem işine yarayan kişilerle tanışabilmek için girmişti sadece. Hiziplerin gerginliği pek umurunda değildi o yüzden. Fakat cadı mı avcıları? Haber başlığındaki soruya kafasında bir cevap bulmaya çalıştı kadın. Ama ne kadar düşünürse düşünsün cadı avcıları kısmının bir şaka mı yoksa gerçek mi olduğuna emin olamamıştı. Geçenlerde de Carmilla ismini gördüğünü hatırlıyordu gazetelerde. Bir kaos öncesi sessizliğinde olmadıklarını umdu.[/justify]
« Son Düzenleme: 08 Mart, 2022 22:40:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Carolina Roslin Ó Dubhghaill »

Çevrimdışı Carolina Roslin Ó Dubhghaill

  • Mekan Sahibi
  • 4. Seviye
  • İleti: 12
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Carolina Roslin Ó Dubhghaill
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: wrula
  • Meslek: Madame Moreau’nun Simya Dükkânı Sahibesi
  • Cemiyet: La Fay Şifacılar Topluluğu
  • Biçim Değiştirme Gücü: 5
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 9
  • İksir Kabiliyeti: 20
Ynt: Kahve ve Gazete
« Yanıtla #1 : 08 Mart, 2022 22:39:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Tarih: Eylül 1865

Yanız başına kaldığı evinden çıkıp o gün iş yerine her zamanki gibi erken varmıştı. Çocukların yokluğuna kolay alışmıştı Carolina. Sabah kalktığında zaten onları çok az görüyor sonrasında işe gidip anca eve geldiğinde çocuklarla konuşabilecek vakti buluyordu. O çok az vaktin yokluğunu da hissetmemişti pek. Ya da sadece daha yeni gittikleri içindi alışmış hissetmesi. Belki birkaç ay sonra farklı hissederdi. Ama şimdilik iyiydi ve önemli olan da buydu.

İşlerin şu sıralar pek tıkırında gittiği söylenemezdi. Bir simyacı için zor zamanlardı bunlar. Son dönemlerde iksir malzemeleri bulmakta zorlanıyordu. Kendisi birçok kez nadide otlardan toplamak için yolculuğa çıkmak zorunda kalmıştı. Yetiştirdiği bazı kolay bulunan otlarla alternatifler üretmeye çalışıyordu fakat okami yumurtası gibi felix felicis iksirinde lazım olan malzemeleri nasıl bulacaktı bilemiyordu. Eskiden yaptığı gibi avlanmaya çıkabilirdi. Ama çok kısa süreli bir çözüm olurdu bu.

Birilerinin stokladığı kesindi bu malzemeleri. Eğer kendisine bir çıkış yolu bulamazsa uzun vadede batma ihtimali çok da imkânsız gözükmüyordu. Kim aldıysa onca malzemeyi ucuza satmayacakları kesindi. Normalde 1 galleona alacağı şeyleri 1000 galleona satmaya bile çalışıyor olabilirlerdi. Alternatif bulması gerekiyordu hızlıca. Fakat bunu nasıl bulacağı tam bir muammaydı.

Bir de bunlar yetmiyormuş gibi Kanlı Balo’nun etkileri hala devam etmekteydi. Dostu Isolde’nin mekânında gerçekleşen bu baloya o süreçte yurtdışında olduğundan katılamamıştı. Eğer İngiltere’de olsaydı kesin kaçırmaz katılırdı bu baloya. Olmaması çok büyük bir şanstı. Balodan sonra mekânın yerle bir olduğunu biliyordu. Dostuna yardım etmeyi çok istemişti. Fakat geldiğinden beri Isolde’ye ulaşamamıştı. Kadının nerede olduğuna dair en ufak bir fikri yoktu. Balodaki cadı avcılarının saldırılarına yakalanan talihsizlerden olmadığını biliyordu.

Düşünceli düşünceli rafları düzenlerken Auguste elinde gazeteyle içeri girmişti. Soğuyan havalara rağmen kışlıklarını giymemiş olan gencin buraya gelirken donmuş olduğu belliydi. Bunu fark etmesiyle önce güzelce bir azarladı Carolina genci. Ardından pek de fazla beklemeden gazeteyi hemen alan kadın işleri Auguste’ye bırakıp ofisine ilerledi. Her zaman yaptığı gibi ellerini kitapların üzerinde gezdirmedi. Hızlıca gazeteyi okumak için yerine yerleşen kadın daha önce yaptığı kahvesini ısıttı asasıyla. Gazeteyi açıp okumaya başlamadan önce de büyük bir yudum aldı.

Şu son ayda Auguste gazeteyi gelirken almaya alışmıştı. Hatta daha önce gündem haberlerine hiç ilgi duymayan genci gazetede gördüğü haberler üzerine konuşurken görebiliyordu. Çevresinde olanları pek umursamayan birisiydi Auguste. Daha önce Carolina her ne kadar onu bu konularda bilgilenmeye teşvik etse de başaramamıştı. Ama genç kendiliğinden ilgilenmeye başlamıştı bu konularla. Masaya yaklaşıp gazetenin sayfalarında gözlerini gezdirdi.

‘Diagon Borsası'nda İksir Krizi: Sirkülasyonda hiçbir iksir yahut malzemesi bulunamaz hale geldi. Stokçulardan şüphelenilse de henüz bir gelişme yok. Kara borsanın büyümesi ve fiyatların uçması an meselesi.’

Gördüğü ve ilgisini çeken ilk başlıkla derin bir iç çekti kadın. Gazetenin devamına daha sonra bakma kararı aldı ve masanın üzerine bıraktı. Kahve fincanını eline alıp arkasına yaslandı. Aslında böyle bir haberi bekliyordu. Fakat bunun sadece kendi karşılaştığı bir sorun olduğunu ummuştu. Yurtdışından birkaç tanıdığıyla konuşup oradan getirtmeyi deneyebilirdi belki malzemelerini. Fakat bundan sonra iksir üzerine her şeyin çok pahalı olmaya başlayacağı kesindi.[/justify]
« Son Düzenleme: 09 Mart, 2022 19:21:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Carolina Roslin Ó Dubhghaill »

Çevrimdışı Carolina Roslin Ó Dubhghaill

  • Mekan Sahibi
  • 4. Seviye
  • İleti: 12
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Carolina Roslin Ó Dubhghaill
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: wrula
  • Meslek: Madame Moreau’nun Simya Dükkânı Sahibesi
  • Cemiyet: La Fay Şifacılar Topluluğu
  • Biçim Değiştirme Gücü: 5
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 9
  • İksir Kabiliyeti: 20
Ynt: Kahve ve Gazete
« Yanıtla #2 : 09 Mart, 2022 19:20:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Tarih: Kasım 1865

Evde yalnız başına durmayı kaldıramamaya başlamıştı. Her sene çocuklar Hogwarts’a gittiğinde bunu yaşıyordu zaten. Başta evdeki yaramazların gitmiş olduğuna seviniyor sonra da bir müddet geçince onları özlemeye başlıyordu. Çocuklarla onlar buradayken doğru düzgün ilgilenmiyor, yaramazlıklarına katlanamadığında gidecekleri günü iple çektiğini söyleyip duruyordu. Fakat yokluklarına da katlanamıyordu bir müddet sonra.
 
Bu yüzden ede kalmaya katlanamıyordu. Evden her zaman iş için erken çıkan birisi olmuştu. Fakat duvarlar üzerine üzerine geliyordu sanki. Orada fazla kalmak istemiyor kendisini dükkanına atmak istiyordu hemen. Bu yüzden hiçbir yer daha açılmadan kendisini Hogsmeade sokaklarında buluyordu. Daha önce yaz ayları daha geçmemişken, çocuklar daha evdeyken de böyle yapıyordu aslında. Sadece o dönem sebepleri farklıydı kadının.
 
Bugün de daha güneş bile tam doğmamışken dükkanının kapılarını açıp içeri girdi. Girişteki rafları düzenleyip üst katları temizledi. Asa ile kısacık sürecek bazı işleri elle yapıp zamanın geçmesini sağlamaya çalıştı. Gözü hep saatteydi. Dükkanların normalde açılma saatlerinin gelmesini ve bu sayede Auguste’nin de gazeteyle gelmesini bekliyordu. Gününe gazetesini okuyup kahvesini içmeden başlayamazdı. 
 
Son zamanlarda olanlardan haberdar olmak için tek seçeneği gibiydi gazete okumak. Carmilla ismini sık görür olmuşlardı. Veritas Libertate o isimle haber yapmasının ardından genel yayın yönetmenleri ölmüştü. Bu konu üzerine olan haberden sonra hatırlamıştı Magnus Pearson isimli gazeteciye olanları. O da Carmilla üzerine bir haber yapıp ölmüştü. Bu ismi içeren iki ölüm olması ve hemen ardından bakanlıkta bir resepsiyonda bu ismin konuşma yapması.
 
Herkesi fark etmeden taraflara ayırmıştı bu olaylar. Carolina herhangi bir konuda eğer onun işine yarayacak bir şey yoksa taraf seçmeyi sevmezdi. Fakat bu konuda bir şansı olmayacak gibi duruyordu. Tarafsız kalmayı seçenler insanların gözüne çok batıyordu. Carmilla üzerine herkesin bir fikri vardı. Yıllar önce yok olması için tüm hiziplerin elinden geleni yaptığı bu kadının ismiyle ortaya çıkan kişi kimdi bilmiyordu. Fakat eğer bu kişinin amacı insanları bölmekse başarılı olmuştu. 
 
En sonunda üst katları temizleme işi bitmiş olan kadın aşağı giriş kısmına indi. Auguste çoktan gelmiş ve kasada yerini almıştı. Gazeteyi kasanın üzerinde gören Carolina eline alıp ofisine doğru ilerledi. Arkasından kahveyi onun için hazırladığını söyleyen Auguste’ye bir teşekkür edip ofisinin kapısını örttü. Parmaklarını iki yanında uzanan kitaplıklardan sağdakindeki kitaplarda gezdirerek masasına ilerledi. Sandalyesine oturup kahve fincanını eline aldıktan sonra gazeteye çevirdi bakışlarını.
 
‘Londra Anomalileri'ne dair dedikodulara her geçen gün bir yenisi eklenirken tüm bunların safsata mı yoksa kaosun habercisi mi olduğu hala bir soru işareti...’
 
Kahvesini yudumlarken gazeteyi masaya öylesine koydu. Diğer sayfalara bakmak istemiyordu artık. Bir kere iyi haber görse şaşardı zaten. Çok fanatik bir Quidditch taraftarı değildi. Fakat o tarz konular üzerine haberler görmek istiyordu. Sonunun ne olacağı belli olmayan bir süreç içerisindeydi büyücedünya. Bu tarz şeyleri normalde severdi Carolina. Hayatı eğlenceli kılan şeylerdi bunlar. Ama bir oyunun içine kendi isteği fark etmeksizin çekiliyor gibi hissediyordu. Buydu onun canını sıkan. [/justify]

Çevrimdışı Carolina Roslin Ó Dubhghaill

  • Mekan Sahibi
  • 4. Seviye
  • İleti: 12
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Carolina Roslin Ó Dubhghaill
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: wrula
  • Meslek: Madame Moreau’nun Simya Dükkânı Sahibesi
  • Cemiyet: La Fay Şifacılar Topluluğu
  • Biçim Değiştirme Gücü: 5
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 9
  • İksir Kabiliyeti: 20
Ynt: Kahve ve Gazete
« Yanıtla #3 : 09 Mart, 2022 21:18:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Tarih: Aralık 1865
 
Her yeri uyuşmuş bir şekilde ofisinde uyandı Carolina. Dün cam açık uyumuştu, bunu hatırlıyordu. Ayağa yavaşça kalkan kadın ağır adımlarla açık olan cama ilerledi. Camı kapatmasının ardından ofiste masasındaki saati buldu gözleri. Genelde işe geldiği saatlerde olduğunu görmesiyle yerde gördüğü kadeh ve şişeyi kaldırdı. Ofisten ağır adımlarla çıktı, her adımında bel ve boynundaki ağrı daha da çoğalıyor gibiydi sanki.
 
Normalde bu saatlerini etrafı toparlamaya ve temizlik yapmaya ayırırdı. Fakat bu sefer bunu yapacak hali yoktu, kasanın arkasındaki depoya ilerledi. Girmeden önce malzemelerin kaydını tuttuğu kayıt defterini de yanına aldı. Wiggenweld iksiri yapmayı planlıyordu. Elinde aslında iksirin hazır hali vardı fakat buna rağmen yapmayı tercih etmişti Carolina. Kayıt defterini açıp tek tek iksir için kullanacağı malzemelerden alacağı kadarını ‘alındı’ olarak kaydetti. Kayıt defterini boş raflardan birine koyduktan sonra ise malzemeleri seçmeye ve yanında getirdiği sepete yerleştirmeye başladı.
 
İksir için gerekli malzemeleri bulabiliyor olması bir mucizeydi. Uzun zamandır malzeme bulmakta sıkıntı çekiyordu. Geçenlerde en sonunda biriyle anlaşabilmişti. Siparişi vereli baya olmuştu. Fakat geçen hafta gelmesi gereken teslimat hala ortada yoktu. Kandırılmış olduğu üzerine bir korku vardı üzerinde. Fakat anlaşma yaptığı adam güvenilir gibi gelmişti gözüne. Onu kandırması için bir sebebi olmayan birisi gibiydi. Tabii sadece hislerine güvenmek büyük bir hataydı.
 
Malzemeler yarın da gelmezse ulaşmaya çalışacaktı siparişi yaptığı Asyalı adama. Eğer bu siparişi kısa sürede alamazsa geleceği pek de aydınlık görülmüyordu. Dükkânını kaybetmek istemiyordu. Fakat böyle giderse işini bırakmaktan başka şansı olmayacaktı. Bomboş gözüken depoda gözlerini gezdirmeye devam etti. Tek boynuzlu at boynuzları içerisinde gözüne en kalitesiz gelenini eline aldı ve diğer malzemelerin yanına sepete yerleştirdi.
 
Merdivenlere doğru yönelen kadın geçen gün merdivenlerin orada duvara dayalı bıraktığı bastonun yanında geçip yukarı çıkmaya başladı. İlk katta soldaki bir odaya geçtikten sonra odanın ortasındaki kazanın önüne geçti. İksiri yavaş yavaş hazırlamaya koyulan Carolina bir yandan da batarsa olacakları düşünüyordu. Şimdiye kadar iksir veya simya içermeyen pek bir şey yapmamıştı. Parasını hep iksirle alakalı şeylerden kazanmıştı. 
 
Farklı şeyler yapmayı elbette daha önce denemişti. Fakat eninde sonunda kendisini yine bir kazan başında bulmuştu kadın. Bu işe fazla alışmıştı belki de. İstediğinden fazla alışmıştı bu sıradan hayatına. Bitkibilim konusunda da iyi olan kadın daha önce birçok kez iksir yapımını bırakıp çeşitli otları yetiştirip satmayı düşünmüştü. Fakat bu da pek uzaklaşmak sayılmıyordu. Bitkibilimde de zaten o malzemelere iksirde ihtiyacı olacağı için kendini geliştirmişti.
 
Kazandaki sıvıyı otuz dakikalığına kaynatmaya bırakmış olan kadın en sonundaki odadaki saatin yelkovanının beklediği yere gelmesiyle kazana yaklaştı yeniden. Kazandaki iksiri şişeledikten sonra yanında getirdiği sepete koydu ve odayı düzenledi. Her şeyin eski haline geldiğine emin olduktan sonra da giriş katına indi. Auguste’nin daha gelmediğini görmesiyle elindeki sepeti kasanın üzerine bıraktı. Ardından dükkânın giriş kapısına ilerledi.
 
İksir soğurken dükkânın kilitli kapısını açtı ve dışarı adım attı. Dükkanlar yavaş yavaş açılıyor; işlerine yetişmeye çalışan insanların adım sesleri duyuluyordu Hogsmeade sokaklarında. Dün yağıp sokakları ıslatan yağmurun izleri hala geçmemişti. Yerdeki su birikintileri hala duruyor çocukların bazıları için bir oyun alanı, bazı hayvanlar içinde bir su kaynağı oluyordu. İşine yetişmeye çalışırken fark etmeden içine koşarak adımını atan Auguste gibiler içinse güne kötü bir başlangıçtan başka bir şey değildi.
 
Elindeki gazeteyle içeri doğru gelen genci kapıda durdurdu Carolina. Auguste’nin bu bugün geçirdiği ilk ufak kaza değil gibiydi. Üstü başı yağmur yağmıyorken ıslaktı. Bir yerlere düşmüş olduğu belliydi gencin. Gazeteyi gencin elinde gördü Carolina. Onun ıslak olmadığını görmesiyle uzanıp eline aldı. Gazete elinden alınan Auguste içeri girebileceğini düşünmüştü fakat ustası durdurdu onu. Bu kirli haliyle dükkâna girebileceğini düşünüyorsa çok yanılıyordu.
 
“Önce üzerini temizle. Bu halinle dükkâna girmeyi aklından nasıl geçirirsin? İçeri girdikten sonra ihtiyacın olursa depodan bir iksir alabilirsin. Fazla bile geç kalmamışken bir daha böyle koşma.”
 
Bu sözlerinin ardından içeri giren kadın arkasında asası ile üzerini temizlemeye çalışan bir Auguste bırakmıştı. Kasaya bıraktığı sepeti alıp içinden iksir şişesini aldı ve sepeti depoya giden kapının yanına bıraktı. O ofisin kapısını açarken Auguste içeri girebilecek hale gelebilmişti. İçeri girdikten sonra kitaplıklardan sağ taraftakinde parmaklarını gezdirerek masasına ulaştı ve kendisini masanın önündeki kanepelerden birine bıraktı.
 
İksir şişesini tepeye diktikten sonra asasıyla kahvesini hazırlaması için gerekli malzemeleri teker teker çağırdı. Kahvesini hazırlarken iksirin etkileri ile bel ve boyun ağrısının yavaşça geçtiğini hissedebiliyordu. Özellikle kalitesiz duran malzemeleri seçmemiş olsa daha büyük bir etki göreceğine emindi. Fakat teslimatın geleceği belli değilken kaliteli malzemeleri kullanmak istememişti. Kahvesi en sonunda hazır olduğunda fincanından bir yudum aldı ve gözleri gazeteyi buldu.
 
‘23 Aralık 1865 tarihli Büyüceşura Toplantısı sonucunda Britanya büyücülük dünyasında "Olağanüstü Hal" ilan edilmiştir.’
 
Aldığı yudum boğazında kalan kadın zar zor toparladı kendisini. Olağanüstü hal pek belenmedik bir şey değildi son olanları göz önünde bulundurursa. Ama bu şaşırmasına engel değildi Carolina’nın. Bu olağanüstü hal ile gelen kurallar kısmıydı şaka gibi olan. Büyü gören muggleların yakılacağı üzerine bazı şeyler de yazıyordu fakat onun sinirlerini bozan üçüncü madde olmuştu. Okuduklarından sonra kahvesini sıcaklığını umursamadan hızlıca bitiren kadın dükkânı o gün için terk etti.[/justify]