Küçük bir kuş. Güneş ilk ışıklarını sızdırmaya başladığı andan itibaren uyanıktı o kuş, hava fazla soğuk olacaktı ki girebileceği bir yer arıyordu. Tık, tık tık, tık tık tık... Önüne konduğu pencerenin camını gagalıyor içeri girmek için izin istercesine. Oysaki cam halihazırda hafiften aralık, az uğraşsa rahatlıkla girecek içeri. Ama yok efendim! Kibar, mini mini bir kuş o. İzinsiz girmek istemiyor. Girmek istediği odada ise bir kız var, sırf sabah güneşten rahatsız olup erken uyanmamak için odadaki perdeleri mat ve siyah olanlarla değiştirmiş bir kız. Tüm gece ayakta olduğu nasıl da belli! Odasının her yerine dağılmış çalışma kağıtları, eşya tasarımları, büyülü malzemeler, çeşitli iksir malzemeleri... Patronu bu malzemelerin yerlerde gezindiğini görse kıza en az üç öğün zehir içirirdi, neyse ki tavernada kızın kapısını çalmadan içeri bodoslama dalan tek kişi Carlo-... Charlotte isimli güzel çalışandı. Carlos kibar ve tatlı biri olduğu için öyle bir şey yapmazdı ancak Charlotte bunu yapmaktan zevk alırdı. Harbi, Charlotte gece sabahlayan kıza geç bir saatte atıştırmalık bir şeyler getirmişti. Uyumadan önce tatlı yediğindendi belki ama her sabah ağzında olan iğrenç tadın yanında bir de fazlasıyla şeker tadı vardı, ikisi harmanlanınca midesi bulanmıştı. Ağzındaki tat, uykusuzluk, uykusuzluğun getirdiği kuru ve acıyan gözler, tekrarlayan tıklatma sesi... Kabus gibi bir sabahtı bu! Sinirle yerinden doğruldu ve cama çıktı, "Ne var?!"
"Vik."
"Oh. Tamam, gir." dedi pencereyi biraz daha aralarken. "Masanın üstünde yiyebileceğin atıştırmalıklar var, yerdekileri kemirme ölürsen akşama kuş yahnisi yerim."
Ağzındaki iğrenç tadı gidermek için bir bardağa geceden yine Charlotte tarafından yatağının yanındaki komodinin üstüne koyulmuş ılık suyu doldurdu. Mirabelle ılık su içemezdi, midesini bulandırırdı. O yüzden sadece ağzını iyice çalkalamak için kullandı bu suyu, sonra da yüzsüz yüzsüz her yere yerleştirdiği saksılardan birine boşalttı ağzını. Tat bir nebze olsun gitmişse de yetmedi, çikolata kemirmeye başladı. Tavernada gerçek anlamda sorumluluk sahibi biri olsa aç karnına çikolata yediği için kızı azarlardı ancak burada serbestti, özgürlüğünü kısıtlayan hiçbir unsur yoktu. Gülümsedi. Çikolatası bitince paketini yere atmak, camdan dışarı atmak ve odasından çıkıp çöpe atma seçenekleri arasında kaldı. Dışarı çıktığı takdirde elaleme sataşabilirdi, hem uzun uzun banyo yapmak da çok güzel geliyordu gözüne. Üstündeki vücudunu zar zor kapatan kısa geceliğini çıkarmaya tenezzül bile etmeden çıktı odasından. Çıkmasıyla birine denk gelmesi bir oldu. "Oh, günaydın Athelia." dedikten sonra yoluna devam ediyordu ki birkaç adım sonra durdu, aynı adımları hızlı hızlı geri aldı ve az önceki konumuna dönerek, "Dur, Athelia?!" dedi.