İngiltere Büyücedünyası > Büyüceşura
Bir Öğleden Sonra Görüşmesi
Seth Carter:
Kadın dediğini doğru algıladığımı söylediğinde stres seviyem yükseldi. Ciddi ciddi, aday olmamı istiyordu yani. Asası ile odadaki kapıya sessizlik büyüsü attıktan sonra yasaların önemli olmadığını söyledi. Bu duymayı çok istediğim bir cümle değildi. Çünkü benim için yasalar önemliydi. Herkes için de öyle olmalıydı. Carmilla’nın insanların gözündeki durumunun değiştiğini söyledikten sonra beni zorlamayacağını ancak Bakanlık makamında sadık ve dürüst birini görmek istediğini söyledi. Sadık? Kimlere sadık? Safkanlara mı? Eski Bakan’ın hatalarını telafi edecek birine ihtiyaç olduğunu söyledikten sonra bu sefer ciddi ciddi benim olmamı istediğini dile getirdi.
Derin bir nefes alıp oturduğum yerde rahatlamaya çalıştım. Sessizce çayımı içtim düşünceli bir tavırla. Her zaman istediğim şey en tepeye çıkmaktı. Sihir Bakanı olmak. Benim planımda, yanımda Cwénhild de olacaktı. En yakınımda, yanı başımda... Bunun yerinde karşımda, eski Sihir Bakanını öldürmüş olarak bulunmasını istemezdim. Büyücedünya’nın, içinde büyü gücü taşıyan herkesin refahı için uğraşmak istiyorum. Güvenli bir ortam için. Kafamı kaldırıp karşımdaki kadına baktım. Sadık olmak derken safkanları bahsediyordu. Belki de kendisine sadık olmamı bekliyordu. Olabileceğimi sanmıyordum. Bulanık olarak adlandırılan Muggle aileden gelen çocuklar da bizim dünyamıza aitti. Şuan öğrendiğim, cadı avcılarının elinde beyinleri yıkanmış olan çocuklar da öyle. Kimseyi arkada bırakamazdım. Bırakmamalıydım. “Çok isterim.” dedim biraz sessizlikten sonra. “Dürüstüm. Dürüst olduğum içinse makama geldiğimde en büyük amacımın eşitlik ve barış olacağını size söylemem gerekir. Sizin bahsettiğiniz sadıklık sıfatının altına girebileceğini sanmıyorum.”
Victorine Odette Boleyn:
[justify]Victorine daima ‘ben hamlemi kazanmaya oynarım’ motivasyonuna sahip bir kadın olmuştu ve Seth Carter’ın hızla akan düşüncelerini okurken bir kez daha ikna oluyordu doğru piyonu seçtiğine. Neredeyse mükemmel bir adaydı koyu saçlı büyücü, saf olsa da belli bir ölçüde kendini belli eden zekaya sahipti, idealleri vardı ve bunlar pek çoğu gibi ‘ölümü’ destekleyen nitelikte olmaktan çok barış ve refaha hitap ediyordu. Tek kusuru sahip olduğu duygusallıktı belki, problem oluşturacağını sanmıyordu, eğer öyle bir ihtimal görürse çaresine bakardı.
Adam sözlerini bitirdiğinde kadının dudakları belli belirsiz kıvrıldı. “Halihazırda insanların istekleri doğrultusunda oyuncak olmuş Büyücedünya Yasaları güncel haliyle yalnızca belirli bir kitleye hitap ediyor, bizim gibi safkanlara. Fakat olması gerekenin bu olmadığının ikimiz de farkındayız. Siz eşitliği savunduğunuzu söylüyorsunuz, bunun için yüzyıllarca topluma yerleşmiş Safkan üstünlüğüne inanan zihinleri ikna etmeniz gerekecek. Peki Safkanlar kimi dinler? Safkanları değil mi? Boleyn Adası’nda bir söz vardır Bay Carter. ‘Novus rex, nova lex’ yani ‘Yeni kral, yeni düzen.’ Sizden istediğim sadıklık sıfatının altına elbette girebilirsiniz, ben ortak bir paydada buluşmamız için hiçbir engel göremiyorum.”
[/justify]
Seth Carter:
Bu sene Boleyn soyadı taşıyan kişiler beni oldukça şaşırttı.
Dairedeki çalışan Meredith, bahsedilen o soğuk Boleyn havasının yanından zerre geçmiyordu. Hogwarts’ta tanıdığım Samuel adındaki Boleyn ise tanışırken soyadını bile söylememişti yanlış bir düşünceye kapılmayayım diye. Şimdi karşımdaki kadın ise, safkanlar için yapılmış bu düzeni tüm insanların iyiliği için değiştirmem konusunda yanımda olduğunu söylüyordu. Çok haklıydı. Safkanlar, safkanları dinlerdi. Harika bir müttefik olacaktı. Düzenin çarpıklığı konusunda aynı fikirde olduğumuzu belirttiğinde elimdeki çayı memnuniyetle içtim. İleride bu anlaşmanın sonunda onun kendisi için bir şeyler isteyeceğini anlamamak için aptal olmak gerekir. Ama Cwénhild’e de söylemiştim birinin bu oyunu oynaması gerektiğini. Victorine Boleyn’in isteyeceği güç büyük resme baktığımızda ne kadar önemli olacaktı? Başa mı geçmek isterdi? Tüm gücü elinde tutmak mı isterdi? Eğer sonuçta eşitlikçi bir yönetim olacaksa gücün kimin elinde olduğu önemli değildi. Üstelik büyüceşurada eski Sihir Tarihi Profesörüm Bay Hawkins’in dışında arkamda olacak ikinci bir gücün varlığı beni yükseklere çıkartabilirdi. Çayımı bitirdiğimde kadın ortak paydada buluşabileceğimizi söylüyordu. Gülümsedim ben de.
“Bayan Boleyn.” dedim. “Harika bir politikacısınız.”
Bazı kimseler vardır. Sizi alıp göklere çıkarabilir. Kendinizi ellerine bırakmanız yeterlidir. Kendisiyle birlikte güçlendirir kollarının altına aldıklarını. Bayan Boleyn tamamen böyle bir ışık saçıyordu kendisinden. Oğlunun sorgu sırasında onu istemesine şaşırmamak gerekliymiş. Kafamı olumlu anlamda salladım olgun bir ifade ile.
“Nehirlerin amacı denize dökülmekse, debisi yüksek olana katılmamak diğer nehir için aptallıktan başka bir şey değildir.”
Ayağa kalktım ve masasına ilerleyip elimi uzattım el sıkışmak için kendisiyle. Elimde tuttuğum fincanı da masaya bıraktım.
“İzninizle. Önemli bir operasyonumuz olacak. Daha sonra bu konudaki detayları konuşmak isterim.”
-Bitiyor burada, operasyonda yanıyorum gidip püüüh-
Navigasyon
[0] Mesajlar
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git