17 Nisan, 2026 08:32:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Mag Mell'in Küllerinden  (Okunma sayısı 47 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Isolde Aideen O'Malley

  • Mekan Sahibi
  • 7. Seviye
  • İleti: 28
  • 52 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Isolde Aideen O'Malley
  • Güç Puanı: 0
  • It's time to wine down
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Mag Mell Taverna Sahibesi
  • Cemiyet: La Fay Şifacılar Topluluğu
  • Biçim Değiştirme Gücü: 8
  • Lanet Gücü: 7
  • Tılsım Gücü: 5
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Animagus, 2. Seviye
Mag Mell'in Küllerinden
« : 18 Şubat, 2022 19:13:14 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

Media Vita in Morte Sumu

[justify]Başlangıçta Taverna boştu; adı duyulmamış, sıradan, unutulmaya yüz tutmuş bir mekândı. Masalar boştu, depoya kaldırılmış şarap şişelerini örümcek ağları bürümüştü. Yıllarca kimsenin uğramadığı odalar engin karanlıklarla kaplıydı.

Isolde kimsesizdi; bu tozlu salonlarda kendinden bir parça buldu ve ışığını buraya bir düzen getirmeye adadı. Her yeri aklayıp pakladı, içeriye masalar yığdı, belki de kendinden sonra gelecek üç nesle yetecek büyüklükte şarap stoğunu gün yüzüne çıkardı. Çarpık bir estetik zevki vardı, belki de ruh halinde bulunduğu bunalımın etkisindendi ancak uykusuz gecelerin sonunda ‘Mag Mell’ yer altından çıktı.

Ancak ‘O’ bir yaratıcı için fazla tembeldi, bütün işleri tek başına halledemezdi. Bu yüzden iki kurnazlık yaptı.

İlki, karşısına çıkan ilk rakibi kandırmak ve himayesi altına almaktı; Dickerson, mükemmel bir adaydı, saftı, alkolden anlardı ve en önemlisi aptaldı. Marseille ise kimsesizdi, aynı kendisi gibi, yoğrulmaya açık, genç ve parlak bir zihindi. Isolde ona bütün ayak işlerini kitledi.

İkincisi, özgünlüğüydü; saatlerini geçirdi kazanının başında, bir iksir ustasının titizliği ve becerisini kullandı her biri diğerinden eşsiz içkilerini üretirken. Rakiplerinin sarf ettiği emeği uçmak için ağaca tırmanmaya çalışan bir eşeğinkine benzetiyordu kimsesizlerin kurtarıcısı Isolde. En beklemediği anda zihninde parlayıverirdi yeni fikirler, o anda ne yapıyorsa yapsın bırakırdı, kendini insanların kısıtlayıcı seslerinden uzağa kazanının başına atardı.

Yedi saat otuz sekiz dakika sonra (ortalama)  kimse ne ile karşılaşacağını kestiremezdi, bütün bu uçuk fikirlerin sahibesi bile. Eğer başarılı olmuşsa bütün müşterilerine şarap ikram eder, en cömert haline bürünürdü, sonrasında tanrılara yaraşır biçimde içerdi. Bu sinir bozucu, lanetli döngü yıllar boyunca süregeldi. Saatin tik ve takları şarabından aldığı bir sonraki yudumun içine savrularak günlere dönüşürken Isolde mutluluğu anlık ilhamlarda ve çaktırmadan zehirlediği insanlarda bulmayı öğrendi, kendi çapında bir huzura erişti.

Bu uzun sürmedi pek tabii, trajediler peşini bırakmıyordu. Kızıla boyanmış bir gecede, dış mihraklarca tavernası başına yıkıldı.

O kanlı geceyi asla unutmadı kuzgunların anası; alevlerin, elleriyle dokuduğu perdeleri yalayıp yutmasını, yıkılan ahşabın bütün stoğunu katletmesini bağışlamayacaktı. Mabedi elinden alınmış, adeta kendi cennetinden kovulmuştu. Bunu ona yapanların dünyasını, zamanı geldiğinde, başlarına yıkmaya ant içti.

Sonra onu bir daha gören olmadı.

Bazıları bir korkak gibi kaçtığını, bazılarıysa öldüğünü iddia etti. Fakat sanki bunu bekliyorlarmış gibi kimse onu aramaya çalışmadı. Onun yokluğunda taverna bütün ışıltısını kaybetti, kimse kapıdan içeri adım atmaz, o kanlı geceden arta kalan içkileri halen bir köşede yaşamını sürdüren Marseille’den başka tüketen olmazdı.

Ve bir gün ansızın bütün ihtişamıyla geri döndü mekânın sahibi. Açıklama yapmadı, buna gerek de yoktu zaten, onu tanıyanlar bunun geçici bir durum olduğunu biliyordu. Kollarını sıvadı vakit kaybetmeden. Öfkeliydi fakat bunu yapıcı bir enerjiye çevirmek için kullanacaktı. Bütün o yıkıntıları ve is lekelerini temizlemekle başladı, bakanlık tamir sözü vermesine rağmen hiçbir işe yaramamıştı. Yanmış masa örtülerini ve perdelerini istese geri getirmeyi deneyebilirdi, bunun yerine yenilerini yaptı, şaraptan başka kırmızı görmek istemiyordu, sıkılmıştı.

Mag Mell 1 Ocak 1866 sabahı küllerinden yeniden doğdu. Yalnızca Salı günleri hizmet verecekti.
[/justify]
« Son Düzenleme: 19 Şubat, 2022 11:41:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Isolde Aideen O'Malley »