İngiltere Büyücedünyası > Hastane Kanadı

Çikolata Kozmosu

<< < (2/2)

Jimmy Folke:
Mirabelle'in sözleri uzun zamandır duymadığımı düşündüğüm bir yakınlık taşıyordu. Beni en uzun süredir tanıyanların hiç göstermedikleri bir yakınlık. Sanki daha önceden tanışmış gibiydik ama onu da unutmuşum, o da bana kendini anımsatmaya çalışıyor gibi neredeyse...
"Asanla arkadaşlık kurmayı denedin mi? Benim ilk asam benden nefret ediyordu o yüzden birinci sınıfın ilk ayında ders dışı yaptığım ilk büyüde çat diye ortadan ikiye ayrıldı." diye anlatmaya koyulmuştu bu arada, ".. ama şimdiki,"Moondrop, beni çok seviyor. Sadece kendime güvenmediğim zamanlarda bana küsüp çalışmayı bırakıyor. Belki senin de öyledir?" diyerek beni yüreklendirmeye çalışıyordu asamla ilgili.
"B-Bilmiyorum... Söylediklerini d-deneyebilirim, ne de olsa denemediğim hiçbir şş-ey kalmadı gibi." diye yanıtladıktan sonra son 5 yıldır asama söz geçirebilmek için denediklerimi düşünmeye koyulmuştum. Kızın "Rakibin asasını kullanamasaydı fiziksel şiddete mi başvuracaktın yoksa? Hop, diskalifiye." sözleriyle geri döndüm konuşmaya.
"H-Hayır?!" diyebildim büyük bir şaşkınlık ve yüksek bir tondan sesle, sonra da bir saniye önceki tepkimden uutandığım için çok daha kısık bir sesle "Öyle b-birisi değilim ben..." diye devam ettim kendimi açıklamaya. "S-Sonraki hamlelerim h-hareketini engellemekti. Eğer k-konuşturamasaydım. Önemli o-olan hareket edemeyecek duruma sokmaktı z-zaten? Düello turnuvasının öğrenciler a-arasında olmasının nedeni buydu, Rayeharth s-söylemişti..."

Sonra en beklemediğim sözlerin kızın dudaklarından dökülüşünü duydum... Düelloda yüzüm mü görünmüştü? Maskem düşmüş müydü yoksa?! Anımsayamıyordum ama bu yaşandıysa artık bütün okul beni gördüğünde kusacaktı? Bunu düşünmekten uykularım kaçacaktı kuşkusuz, bir daha insan içine nasıl çıkabilirdim ben şimdi?
"Gayet normal, sevimli çocuğun tekisin." demişti Mirabelle. "Normal" biri olmak için neler vermezdim...
"Yirmi yaşında olman ve 'sekizinci sınıfa' gidiyor olman sana sevimli çocuk dememe engel değil." diye kendini düzelterek. Bana böyle anlayışla yaklaşıyor oluşu gerçekten mutluluk verici bir durumdu. Bilmesem beni evlat edineceğini düşünürdüm. Yalnız şimdi düşündüm de, Rayeharth ve Vivienne karşısında bir seçim yapma şansım olsa Mirabelle'i seçerdim bence!
"İnsanların kusur veya çirkinlik veya herhangi bir zıkkım olarak gördüğü şeyleri benim gözlerim görmüyor inanır mısın?" deyip saçımı karıştırmıştı oturduğu yerden kalkarak. "Yıldız ışığı yeterli geliyorsa sorun yok bence." deyişine kısacık da olsa sessizce gülmekten kendimi alamamıştım. İnsanlar soyadlarını kendileri seçebiliyor olsalar, kendime ne ad verirdim bilemiyorum...

Derken bir anlığına göz göze gelmiştik. Ben ne yapacağımı bilemez durumda donup kalmışken bana "Gözlerin cidden çoooook güzel, şey gibi, mavi ortanca çiçeği. Başını çevirme de rahat rahat bakayım ya!" demişti. İstediği gibi yüzümü yüzüne dönmüştüm ama maskemi çıkaracak yüreklilik tam anlamıyla bende yoktu. Bunu istiyorsa kendisi çıkarmalıydı, bunu yaparsa karşı koymayacak seviyede güveniyordum ona nedense. Çiçekleri severdim ama adlarını hiç bilmem, çok fazla düşünmeden "B-Ben o çiçeği.. hiç bilmiyorum" dedim utancımdan giderek daha da kısılan bir sesle.
Bu bir ayıp mıydı, değil miydi bilemiyordum. Kızın bu güzel sözlerine karşılık vermemem kabalık olurdu, "Senin g-gözlerin de.. şeyy." Ney? Neye benziyorlar? Yeşil renkte olan kahvaltıda yediğim jölelerden başka ne vardı ki?
"Yirmi yaşında daha çiçeklerin adını bile bilmeyen birine göre güzel bir renkte!" diyebildim gülerek.
Tam o anda revir görevlisi Morris, Müdire Bates ve Seherbaz Dagenham yanımızda bitmişlerdi. Üç yetişkini de bir anda yanımda görmek beni ürkütmüştü. Müdirenin o iğnelerle dolu, saçları gibi "Sarı" renkli gibi duyulan hor gören sesiyle
"Hasta ziyareti bitti canlarım" deyişi ortamdaki bütün iyimser havayı dağıtmıştı. Rayeharth'ın "Zorunlu nezaket" adını verdiği bu ses tonu ve seslenme tipini iyi biliyordum; bize "Canlarım" deyişi sevgisinden değil, zorunluluğundandı bu kadının.
"İşlerimiz var Folke, toparlan bakalım" dedikten sonra görevliye dönüp "Perdeler Morris, bize biraz gizlilik gerekli!" diyerek Mirabelle'i kışkışlamıştı yanımdan. Kim bilir nasıl kızmışlardı bana düellomda başarısız olduğum için. Gözleri bende kalıp mutsuzca giderken, kapanan perdenin arkasından kıza el sallayabilmiştim en azından.



[spoiler][/spoiler]

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git