[justify]İçeri otoriter bir izlenim veren adam girdiğinde gerildiğini hissetmiști Ares, bunun temel nedenlerinden biri karşısındakinin ona inanmayacak olușu korkusuydu. Adam masaya iki bardak kahve koymuștu, genç büyücü hiç sorma gereği duymadan birine uzandı el sıkıștıktan sonra. Stresten boğazı kurumuștu, büyük bir yudum almaya meyil etmesiyle kupağı masaya geri bırakması aynanda gerçeklești, kahve sıcaktı. Adının Seth Carter olduğunu öğrendiği büyücü asasıyla bir sigara yaktıktan sonra doğrudan konuya girmiști. Ares, derin bir nefes aldı önce, elleri sandalyesinin iki yanını sımsıkı kavramıștı, işte bașlıyordu.
"Teşekkür ederim," dedi. "Üstü kapatılmıș bir dava, evet, sıradan bir gazetecinin oldukça ağır yaralı bir biçimde ölü bulunması, sıradan bir öğrencinin Carmilla tarafından ișkence lanetine maruz kaldığını iddia etmesi kadar önemli değildi. Size başımdan geçen her şeyi anlatacağım Bay Carter, gerçekten, ama bana inanır mısınız bilmiyorum." Bașına giren ani ağrı yüzünden yüzünü burușturdu, ișkence lanetinin izlerini halen üzerinde tașıyordu ne yazık ki. "Yasak Orman'a girmiștim, bunun için kendimi savunmayacağım çünkü aptalca bir nedenden dolayıydı. Her neyse, ağaçların arasında ilerlerken ortamda bir terslik olduğunu anlamıștım, at adamlardan hiçbir iz yoktu, sanki yer yarılmıș da içine düșmüșlerdi. Yola devam etmemek için aldığım ilk ișaretti belki de bu ancak ben devam ettim ve onu gördüm. Kan kırmızısı saçlarıyla Carmilla denen kadın karşımdaydı, aynı gazetelerde anlatıldığı gibiydi. Sonrasında yașananlar, eh... Hayatınızda kaç kere annenizin katiliyle karşılașma fırsatı elde edersiniz ki?" Yüzündeki yara izini ișaret etti. "Fakat ben, bana vermek istediği dersi aldığımı düşünüyorum."[/justify]