17 Nisan, 2026 08:55:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: [Carmilla/Cwénhild Soruşturması] Hogsmeade Posta Ofisi  (Okunma sayısı 60 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Seth Carter

  • Bakanlık Çalışanı
  • 14. Seviye
  • İleti: 100
  • 5 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Seth Carter
  • Güç Puanı: 5
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren.
  • Meslek: Britanya Sihir Bakanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 23
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 30
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
[Carmilla/Cwénhild Soruşturması] Hogsmeade Posta Ofisi
« : 07 Şubat, 2022 01:04:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Belki bir kaos, belkiyse his konusundan sonra oluşmuş bir görevdir.

Sihirsel Yaptırım Dairesi çalışanlarının, Seherbazların ve Gazetecilerin yazma izni vardır. İzinsiz rütbelilerin güzel bir plan ile işe karışabilmesi de gayet tabi mümkündür.

Hogsmeade Posta Ofisi çalışanları bir sabah geldiklerinde posta ofisinin en üst katını altüst bulmuşlar ve Bakanlık'a bildirmişlerdir. Bir şey çıkacağı düşünülmediği için herhangi bir koruma yoktur. Önceki konuyu okuyup bir şekilde ipucu edinmeye çalışmanız gereklidir. Bulgularınızı soruşturma konusuna özetlemeniz önemle rica olunur.

BU OLAYIN CARMILLA S. İLE İLGİLİ OLDUĞU BİLİNMEMEKTE OLDUĞU İÇİN BULABİLDİĞİNİZ İPUÇLARI İLE İLERLEMENİZ GEREKMEKTEDİR.


Çevrimdışı Nicholas Ezra Urswick

  • Bakanlık Çalışanı
  • 6. Seviye
  • İleti: 21
  • 2280 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Nicholas Ezra Urswick
  • Güç Puanı: 15
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Es
  • Meslek: Baş Seherbaz
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
Ynt: [Carmilla/Cwénhild Soruşturması] Hogsmeade Posta Ofisi
« Yanıtla #1 : 23 Şubat, 2022 01:48:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
-Geçmiş rpsidir, Nicho'nun sesinin var olduğu zamanlardandır-

Öğlen yemeğinden döndüğümüz ve herkesin üzerinde inanılmaz bir uyuşukluk bulunduğu günlerden biriydi. O kadar doymuştum ki şimdi 1 saat kestiririm masamda diyordum. Bakanlık'tan beraber gittiğimiz birkaç kişi de bu mekana ilk defa gittiklerini ve çok beğendiklerini söyleyip zevkimi övüp duruyorlardı. Arkadaşlar ben de biliyorum ama bu kadar da egomu tatmin etmeseniz mi acaba diyorum? Tek düze bir hayat yaşıyorlar, nereden bilsinler ki benim gibi bir asilzadenin gittiği mekanları? Acıyorum bazen insanlara. Ben gelmeden önce çok sıkıcı bir hayatları vardı.

Seherbazlık bürosundan birkaç kişiye evdeki şarap mahzeninden bahsederek bir gün bize gelmeleri için davet ediyordum ki masama ulaşan sekreter kızla birlikte işime dönmem gerektiğini fark ederek sözümü yarıda kesmek zorunda kaldım. "Posta ofisi mi dağılmış? Ben ne yapayım, hademe miyim?" dedim yüzümü buruşturarak. "İki asa sallayıp düzenlemeyi de bilmiyorlarsa biz bu Posta Ofisini bırakalım gitsin ya, valla!" Sonra düşündüm, uzun zamandır Hogsmeade'e uğramadım. Üstelik, belki tatlı dostumla bir denk geliş de yakalayabilirdim bu sayede. Kız vazgeçmiş bir şekilde masasına dönecekken ayaklandım. "Tamam tamam şakaydı. Hadi yanıma kimi veriyorsanız verin de gidelim."

Hogsmaede'e vardığımızda Posta Ofisinin karşısındaki kaldırımda, bir fırının önünde girişine bakıyorduk yanımdaki çocuk ile. Gide gide Hogwarts öğrencisi 7. sınıf bir çocuğu bulmuşlardı yanıma. Öylesine gereksiz bir iş gibi gelmişti demekti bu. "Sen gir içeri, ben de bize iki Bal kabağı suyu alıp geliyorum." dedim Fırın'ın kapısını çalarak içeri geçerken. Turuncusu o kadar canlıydı ki, kesin tazeydi. Tadına bakmadan güne devam edemezdim. Siparişimi verdikten sonra camekandan kafamı çevirip Posta Ofisini incelemeye başladım. Bu açıdan 3. katın sonu, hatta zorlayınca çatısı bile gözüküyordu. İçerinin gözükmesi pek mümkün değildi, malum pencereler çok küçüktü ve bina tamamen ahşaptandı ancak girip çıkanı çok net görebilen bir dükkandı burası. Adam bana iki bardak uzatırken "Kusura bakmayın, sonu kalmış. Bugün o kadar yoğunuz ki!" diye hayıflanıyordu. Gülümsedim başımla selam verirken. "Hayırdır, özel bir gün mü?" dedim etrafıma bakınarak. Arkaya doğru genişleyen fırının içerisinde büyük bir uğultu vardı ve masaların hepsi doluydu. "Posta Ofisinde bugün iş yokmuş. Müdür hiçbir şeye dokunulmamasını söylemiş, Bakanlık'ı bekliyorlar!" dedi. Kaşlarımı kaldırdım. Bu kadar önemsedikleri neydi anlamaya çalışıyordum. "Bakanlık'la konunun alakası neymiş efendim?" dedim saygıyla ve hafif meraklı bir yurttaş gibi davranarak. Adam bir anlığına beni süzdüğünde ben de kafamı eğerek üzerimi inceledim, ardından konuşmaya başladı. "Dün cübbeliler buradaydı! İlk başta geniş parlak beyaz cübbeli bir adamın girdiğini gördük. Arkasında da iki kişi kapıda kaldılar, bir süre beklediler. Arkaları dönüktü tabi ben çok bir şey göremedim de yukarı bakıyor gibilerdi. Baykuşların rotasını gözlüyorlardı bana kalırsa!" İçeriye giren yeni bir müşteri ile birlikte adam konuşmayı bırakıp kasaya ilerlediğinde ben de elimdeki bardaklardan birini yudumlarken cama doğru bir adım attım sakince. Yukarıya çevirdim kafamı tekrar. Baykuşlar çatının kenarlarına birikmiş, ne içeri giriyor ne başka yere uçuyorlardı. Sanki yıllık izne çıkmış gibi öylece bekliyorlardı. Sayıları o kadar fazlaydı ki sadece Posta Ofisinin çatısına değil, çevredeki bütün binalara doluşmuşlardı. Postanede karmaşa çıkarmadaki amaç nedir? Mesela, bir mektup yollamak istiyor ama kimden olduğunu kimse anlamasın istiyor olabilirsin. Veya, ulaşmasını istemediğin bir mektubu geri almaya çalışıyorsundur. Veya sadece anarşi! Sırf işler uzasın, düzen bozulsun, huzursuzluk yaratılsın diye.

Adam geri döndüğünde bakışlarımı da geri çekmiştim. Bıyıklarımı kıvırmaya başladım. "Bay..." Gömleğindeki yaka ismine baktım. "Pucchery. Ben Bakanlık Seherbazı aynı zamanda da asilzade Nicholas Ezra Urswick. Çok memnun oldum." Elimdeki bardakları tezgaha bıraktıktan sonra sağ elimdeki eldiveni çıkardım hızla ve elini sıkmak için uzattım. "Dün gördüğünüz her şeyi ayrıntısıyla anlatmanızı rica edebilir miyim?" dedim kibarca. Yaklaşık 5-10 dakika arasında konuştuk adamla. Cübbeli ekipten sonra içeriden büyük bir kalabalığın çıktığını anlatıyordu. İşini halledemeyenler ilk durak olarak burayı bilmişti belli ki. Onlar içerideyken de amcamız neler olup bittiğini gözlemlemeye devam etmişti. Bu sefer kırmızı cübbeli birinin geldiğinden bahsediyordu. İlk başta çatıda baykuşlar ile çatışmış, ardından yok olmuş. Böyle renkli cübbelerin moda olup olmadığını sorguladığını söylediğinde gülmüştüm sadece. Kırmızı cübbeli hakkında biraz daha bilgi almak için zorladığımda uzaktan gördüğü ve hava koşullarından dolayı kesin olarak seçemese de kızıl saçlı bir kadın olabilme ihtimalinden bahsetmişti Bay Pucchery. Ona teşekkür ettikten sonra mekandan ayrılıp Posta Ofisinin kiremit rengi kapısına ilerledim.

İçeri girdiğimde stajyer çocukla birlikte Posta Ofisinin müdürü olduğunu düşündüğüm adam sessizce beni bekliyorlardı. "Merhabalar. Keyifler nasıl?" dedim yanlarına büyük adımlar atarak ilerlerken. "Daha iyi olmayı umuyoruz Bay Urswick." dedi adam memnuniyetsiz bir şekilde. Ben ne yapayım ya? Devam ettirseydin işine, sanki bir şey dedik. "Anlıyorum. Küçük bir işimiz kaldı." diye mırıldandım. "Olay yeri neresi tam olarak?" dediğimde bana eşlik ederek merdivenlere doğru yürümeye başladılar. Etrafta birkaç da güvenlik görevlisi bekliyordu. Merdivenleri tırmanırken etraftaki devrilerek kırılmış vazo parçalarını fark etmiştim. Buraya dün tam bir kaos hakimdi belli ki. Aynı bizim ev! Kaç vazo kırmıştır o canavarlar şimdiye kadar, ah ah!

Geniş alana geldiğimde bir köşede toplanmış mektup dağını ve etraftaki dağınıklığı inceledim merakla. İlginç bir durumdu gerçekten. "Kimse dokunmadı değil mi kesin?" dedim Müdür'den onay almak için. Ardından asamı kaldırarak  büyük hareketlerle "Appare Vestigium." dedim ve etrafta en son yapılan büyüleri ortaya çıkarmaya başladım. Sersemletme, hem de bol bol... Nebulus yapılmış. Buraya bir sis hakimdi demek ki. Koruma büyüleri... Birileri dövüşmüştü, hem de öyle basit bir şekilde değil sert bir dövüş yaşanmış gibiydi.  En son mektup dağına ilerledim ve en üstteki zarfı elime alarak arkasında yazana baktım. Eadwig Alger Boleyn. Apollo Boleyn'e gönderilmesi gereken bir mektup. Stajyere döndüm ve mektubu eline tutuşturdum. "Bu mektupların hepsinin ne zaman yazıldığının incelenmesini istiyorum. Mürekkebin kuruluğunu kontrol etsinler, tam saatini istiyorum."
« Son Düzenleme: 23 Şubat, 2022 01:50:24 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Nicholas Ezra Urswick »