İngiltere Büyücedünyası > Hogwarts Zindanları

Sen Varsın Diye (Vol I)

<< < (2/2)

Charlotte Vera Rillian:
[justify]Eadwig bana bir sır vereceğini söylediğinde heyecanla gözlerimi belerttim. Benim bilmediğim bir şeyi mi biliyordu acaba? “Nedir o?” dedim kendimi tutamayarak ama aldığım cevapla omuzlarımı düşürdüm. Burada olmazmış. Merakım giderek artmıştı işte şimdi. Üstelemeye başlayacağım anda elimden tutup sürüklemeye başladı beni. Pekâlâ, sabırlı olabilirim. Hem şu an hala tehlikede hissediyordum kendimi ama bozuntuya vermemek için de elimden geleni yapıyordum. Ayak uydurdum ona. Nereye gittiğimizi bilmiyordum ama bir bildiği olduğuna güveniyordum. Hızlı şekilde zindanları geçip Ortak Salon’un kapısına geldiğimizde şaşkınlıkla çekingen bir şekilde sordum, “Benim buraya girmem sorun olmaz mı?” Neden düşünüyordum ki? Peşimizde bir cadı vardı. Bize burada zarar veremezdi. O sırada Eadwig pür dikkatle beni hala çekiştirdiğinden sorumu es geçmişti. Ortalığı inceleme fırsatı bulamadan masanın altına doğru beni de yanına aldığında derin bir nefes alabilmiştim. Hem olmamam gereken bir yerde olmanın gerginliğiyle hem de cadıya yakalanma korkusuyla kalbim güm güm atıyordu. Umarım kalbimin sesini duymuyordu Eadwig yoksa kendini güvende hissetmeyebilirdi ve ben bunu istemezdim. Elini sıktım yanına iyice yerleşirken. O da üzümleri dağıtmaya başlamıştı. Şans bizden yanaydı. Hufflepuff ortak salonunda hiç üzüm kalmazdı. Sürekli mutfağa gidip cinlerden istediğim için azar işitirdim. Verdiği üzümleri biriktirmeye başladım. Tamamlandığında hepsini artarda yiyecektim. Ya da yola koyulmadan önce yesem daha mantıklı olabilirdi.

Sessizlik bölündüğünde kafamı yana yatırıp Eadwig’e baktım. “Ne yalanı?” diyebildim. Nereden çıkmıştı ki? Dinledim onu sadece bir süreliğine. Aslında o an onu orada takdir etmiştim. Yalan söyleme sebebini anlayabiliyordum. Güçlü görünmek zorunda olduğumuz anlar mutlaka olurdu. Söz konusu ebeveynler ise kendini kanıtlama isteği ile birleştiğini düşünürdüm. Ancak zavallı çocuğun üstünde büyük bir baskı olduğunu görebilmek için yetişkin olmaya gerek yoktu. Üzülmüştüm onun için. Ne kadar da dayanıklıydı halbuki. Hiç kimse bu denli ağır bir yük taşımamalıydı omuzlarında. Biraz daha tok bir sesle konuşmaya çalıştım. Sessizlik rahatsız ediciydi. “Cadı başta iyi niyetliymiş ama yanlış tercihlerinin sonucunda lanetlenmiş. Kendi yaşamını ve çocuklarını koruyabilmek için yapmak zorunda olduğu şeyi yapıyor. Belli ki bir süre sonra bundan zevk almaya da başlamış. Kimse onun nasıl yeneceğini bilmiyor. Bana sorarsan en korkutucu yanı bu kısmı. Korkularımızdan faydalanmasına izin vermeyelim.” Söylediğimden son derece emindim. “Endişe etme. Ben buradayım. Üzümlerimiz de var. Ben sana kalp örerim.” dediğim gibi ekleme de bulundum. “Kaybetme ama sakın.” Kaybetmesinin risklerini ona söyleyerek daha fazla korkutmak istemedim. Annemden öğrendiğime göre o kalp bir kere örülürmüş. Örenin de saf bir niyetle örmesi gerekliydi. Onun için örgü örmeyi öğrenecektim. Zorlu mücadelesinde kendimce yardımcı olabilirdim. Başımı omuz boşluğuna yerleştirdim. Dizlerimi de kendime çektim. Biriktirdiğim üzümler kucağımdaydı. “Göründüğünden daha cesur olduğunu düşünüyorum. Bence annenin hayal kırıklığına uğramasından endişe ederek bir şeyler için kendini zorlayacağına kendin için yapmalısın. Eminim ki o zaman işler senin için daha kolaylaşacaktır. Eğer olur da herhangi bir gün herhangi bir şeyden korkarsan ve kendi başına halledemeyeceğini düşünürsen ben senin için her zaman burada olacağım.” Olacaktım. İstemese bile. “Beni nerede bulacağını biliyorsun.”


                                                            SON[/justify]

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git