[justify]Yasak Orman, Meredith’in öğrenci yıllarında ona pek çok travmaya ev sahipliği yapmıştı. Bunların başında kendisini kan haini ilan eden kuzenlerinin onu cezalandırmak için bir ağaca bağlayıp tek başına bıraktıkları geceler geliyordu. Hiçbir zaman yaptıkları açığa çıkmamıştı, kızıl cadı ispiyonculuk için bile fazla pısırıktı o yıllarda çünkü. Ancak hepsini geride bırakmıştı, olgunlaşmıştı, korkularıyla yüzleşmişti ve en önemlisi ona kötülük yapan herkesi affetmişti.
İçlerinden biri yine de şansını zorluyordu.
“
Eee, nasıl gidiyor? Bilirsin, adayı terk ettiğinden beri?” dedi Apollo Boleyn.
Dört kişilik Seherbaz güruhunun başında ilerleyen sarışın adam, canı sıkıldıkça parçaladığı dallar yetmiyormuş gibi bir de üstüne kendisine sarıyordu. Üstüne bir de bundan zevk alması kızıl cadıyı çıldırtıyordu. Meredith’in ailesiyle arası hiçbir zaman iyi olmamıştı ve ne zaman onlardan kaçtığına inansa dönüp dolaşıp onu bulmayı başarıyorlardı.
“
Geceleri uyuyamıyorum,” dedi soğuk bir ses tonuyla. “
Çok sevgili ailem burnumda tütüyor.”
Adam güldü. Gülüşü o kadar sinir bozucuydu ki kızıl cadı yüzüne yumruğu geçirmek isterdi. Fakat bunu yaparsa aileden aforoz edilmek başına gelecek en iyi şey olurdu. Sükûnetini koruyarak yürümeye devam etti.
Birkaç gün önce Seherbaz Bürosu tarafından atandıkları görev yüzünden girmişlerdi Yasak Orman sınırlarına. Amaçları bir süredir Bakanlık’ın kırmızı listesinde olan Carmilla’yı bulmaktı ve takip ettikleri izler onları buraya kadar getirmişti. Kadının hakkında çıkan söylentilerin sayısı sınırsızdı ve pek azı onun lehineydi. Carmilla’nın, Büyücedünya için tehdit oluşturduğuna dair bir görüş ortaklığı vardı ve bir an önce kontrol altına alınması gerekiyordu.
Peki, güçleri onu yakalamaya yeter miydi gerçekten?
Tanrı bilir.Meredith’in içine kötü bir his doğmuştu. Ne olduğundan emin olmasa da tedbir amaçlı asasına sımsıkı sarıldı. Tehlike gelmeden önce davetiye göndermezdi ama bunu bilmesi için illa Seherbazlık eğitimi almasına gerek yoktu, Boleyn Adası’nda geçirdiği yıllar ona daima tetikte olması gerektiğini öğretmişti.
Apollo’nun ardından giden iki Seherbaz’ın (biri uzun boylu keçi sakallıydı ve aksesuar niyetine taktığı koyu renk güneş gözlükleri vardı; diğeriyse kısa boylu sıçan yüzlü bir adamdı ayrıca gülerken vikliyordu) kendi aralarında yaptıkları bir şakaya katıla katıla güldükleri sırada –cinsiyetçi bir şaka olduğu kesindi- kızıl cadı az ötede bir kıpırtı duyar gibi oldu. “
Bekleyin!” diye seslendi önündekilere. Adamlar durdu, kadın ciddiyetle etrafını dinlemeye başladı. Ona yöneltilen “ne oldu?” sorularına cevap vermedi, içgüdülerinin onu çektiği yöne doğru ilerledi sessizce, bir şeyi bulmayı umar gibiydi aynı zamanda da bu bilinmezlik onu korkutuyordu.
On adım sonra aniden durdu ve kendini bir ağacın arkasına gizledi çabucak.
Vahşice parçalanmış bedenlerin kalıntıları her yere özensizce saçılmıştı. İnsanın midesini kaldıracak türde korkunç bir manzaraydı. Boleyn Adası’nda gördükleriyle yarışırdı. Apollo Boleyn hemen peşinden gelmişti, kadının ağzından kaçırmak üzere olduğu çığlığı eliyle bastırdı.
Karşılarında ceset yığınlarından çok daha fazlası vardı. Onu, Carmilla’yı, iblislerin anasını bulmuşlardı. Fakat yalnız değildi, bir grup öğrenciyi esir almış gibi görünüyordu.
“
Eadwig burada.”
"
Oğlun mu?"
"
Victorine onu öldürecek."
Adamın resmiyeti toparlaması saniyeler sürmüştü, soğukkanlı bir biçimde ekibine, "
Önceliğimiz çocuklar, bakanlığın ne dediği umurumda değil Carmilla hala tehlikeli bir kaçak, onların güvenliğini sağlamak zorundayız." dedi ve ağaçların arasından çıktı.
“
Çocukları bırak!” diye seslendi, ellerini saldırmak istemiyorum dercesine iki yana kaldırmıştı ancak ne olur ne olmaz diye asası çabucak ulaşabileceği bir konumdaydı. Seherbaz ekibi Apollo’nun ardından peşinden geliyordu, diğer iki adam koruma biçiminde ona olan mesafesini yakın tutarken Meredith’in gözü çocuklardaydı. İlk bulduğu fırsatta onları koruması altına alacaktı.
Bir başka şok dalgası, Carmilla sandıkları kadın yüzünü onlara döndüğü zaman yaşanacaktı. Bembeyaz teni, kan kırmızısı saçları ve kusursuz güzelliğiyle tıpkı tanrıça betimlemelerindeki gibiydi, yüzü hariç, yüzü bir zamanlar tanıdıkları dosta aitti. “
Cwénhild?” ismi kaçtı Meredith’in dudakları arasından.
“
Buraya sorun çıkması için gelmedik,” dedi Apollo Boleyn, şaşırdıysa bile bunu dışarı yansıtmamıştı. “
Çocukları bize teslim edersen hiç karşılaşmamış gibi çekip gitmene izin vereceğim.” Meredith, adamın bir yandan Seherbaz ekibine yaptığı kaş göz hareketlerini takip ediyordu.
Küçük bir göz kırpma ve kızıl cadı öne atıldı. "
Cwén!" diye seslendi duygu dolu bir ifadeyle. "
Seni kaybettiğimizi sanmıştım!" Apollo'nun kendisine engel olmasına fırsat tanımadan kadına doğru koştu ve ona sarıldı. "
Ama senin hayatta olduğuna her zaman inandım!"
Cwén, yani yeni bilinen adıyla Carmilla'nın omzunun ardından çocuklara bakıyordu aslında ve anlamalarını umut ederek dudaklarını
"uzaklaşın burdan!" der biçimde oynatıyordu sessizce. "
Hiçbir zaman umudumu yitirmedim, gerçekten!"
Apollo Boleyn ve diğer seherbazlar her duruma karşı tetikte bekliyordu. Oyun başlamak üzereydi.[/justify]
Yetenek 1d10 : 2, total 2
Destek 1d10 : 6, total 6
Talih 1d10 : 10, total 10