İngiltere Büyücedünyası > Büyük Salon

Kuzişim gelmiş (Vol I)

<< < (2/2)

Samuel Raymond Boleyn:
Hala çok atarlıydı Eadwig. O kadar ters cevaplar veriyordu ki gerildim ben de. Kedimi tutuyordum ve alttan alacaktım şu anda. "Ben sana söylüyorum. Dikkat etsin bir dahakine." Ravenclaw masasından satranç taşına kurban olan kıza kaba bir şekilde geri taşı atmasını söylediğinde derin bir nefes alarak Edward'a gözümle işaret ettim kızdan taşı almasını. Sonra da Slytherin masasından Gryffindor masasına ilerleyerek kıza doğru eğildim ve mahcup bir şekilde gülümsedim. "Kusura bakma, öfke sorunu var biraz." diye fısıldadım. Kızla kısa bir "özür dileriz, sorun değil" faslını atlattıktan sonra arkamdan duyduğum ıslıkla kuzenimin yanına geri döndüm sakin bir şekilde. Bizimkilere de "Oturun hadi, bir şey yok. Geliyorum ben şimdi." şeklinde bilgilendirme geçtim.

Ares'in olayını duyup duymadığımı sorduğunda bir şey söylemek yerine ayrıntıları bana kendisinin vermesini tercih ederek sustum. Bir şeyi duyduysan bile karşındaki sana anlatmaya hazırken bekleyerek daha fazla şey öğrenebilir misin bekleyeceksin. Belki de hiç bilmediğim şeyler söyleyecekti bana. Taktik işte hep. Konuşmasını dikkatli bir şekilde dinliyordum, konu ciddileştikçe kuzenimin yanına doğru elimi yaslayıp eğildim biraz daha. Evet, arkadaşlarına önem verdiğini biliyordum. Yalnızlığı sevmediğinden olsa gerek yanındakilere çok önem verir küçüklüğünden beri. Bir zamanlar yanındaki kişi bendim, oradan biliyorum. "Urswick'e niye söylüyorsun Merlin aşkına? Ağzına malzeme vermişsin işte." Vampir mi? Yobaz kadın sen ne zaman bir olaya doğru gözle baktın ki zaten? "Ormana gelirim gelmesine ancak bir planımızın olması gerekiyor. Bunu her ayrıntısı ile düşündünüz mü? Gerçekten karşılaştık diyelim, ne yapmayı planlıyoruz? Çünkü bana kalırsa Ares'e bunları yapan, bizi gördüğünde daha fazlasından çekinmeyecektir." Her şeyi geçtim, sırf haberin doğruluğunu ispatlamak için böyle bir riske değer mi? Benden yardım istediği ve kendisini o tehlikeye atacağı için yalnız bırakamam. Evet, değer. Ama çok daha dikkatli ve planlı olmamız gerek. Yasak ormana girmek bile başlı başına bir olay iken... Bilmiyorum. "Hafta sonu akşama doğru gidelim. Ben de yanıma güvendiğim birini alacağım."  Etrafıma baktım. Profesörlerden birkaçı masalarında derin bir sohbete dalmışlardı, o tarafa baktığımı hissetmiş gibi birinin kafası bu tarafa çevrilince geri döndüm kuzenime. Olabildiğince sessizce devam ettim."Ares'e soralım tam olarak nereye gittiğini. Hatta istiyorsa bizimle beraber gelsin ancak onun için çok travmatik olabilir. Eğer amacımız Carmilla'yı bulmaksa aynı zaman aralığında gitmemiz mantıklı olur. Ve aralarında nasıl bir şey geçti de saldırdı çocuğa, bunu bilsek iyi olur. Öğrenebilir misin?"

Eadwig Alger Boleyn:
Samuel’in reddedeceğini düşünmüyordum. Zaten bu yüzden birbirimize atarlanmamıza rağmen böyle açık sözlülükle istekte bulunmuştum. Eskiden... Eskiden çok takılırdık. Artık fazla haz etmiyoruz birbirimizden. Plan olması gerektiğini söylediğinde düşünceli bir şekilde kafamı salladım. Winton ile bir şeyler düşünürdük. “Amacım Ares’e saldıran kişiyle savaşmak değil.” dedim. “Yine de haklısın. Dikkatli olmalıyız. Carmilla muggle’lara karşı bir kadın. Ares’e saldırmış olması mantıksız.” Ares’in annesini öldürdüğünü kuzenime söylemedim. Ares zamanı gelirse kendisi hakkındaki şeyleri kendisi söylerdi. “Ben daha çok; insanlara hayal gösteren, kafa karıştıran bir varlık olmasından şüpheleniyorum.” Haftasonu gitmemiz önerisinde bulununca durup düşündüm. Anneme haber vermek için biraz geç mi olurdu o süre? Baykuşun adaya gidiş süresini de hesaba katarsak pazartesi cevap alırdım herhalde en erken. Arkamdaki masaya yaslanıp çenemdeki kafasını çıkartmış sakallarımı kaşıdım. Ares’e soralım diyordu kuzenim. “Ares’in tekrar ormana girmesine vesile olmam.” dedim soğuk bir sesle. Bunda kararım kesindi. Amacımız Carmilla’yı bulmak değil. Olayın gerçeğini öğrenmek. Ben Carmilla’nın yanlış bir yolda olduğunu düşünmüyorum. Bakanlık’ın yapamadığını yapan bir kadın. Ares’in annesini öldürmesinin sebebinin önüne çıkan bir engel olduğuna eminim. Bazen, kurallar yeterli değilse kendi kurallarını yazmak gerekir. Bu kurallar da doğanın kanunlarına uyar. Yani... Güçlü güçsüzü ezer.

“Dediğim gibi...” dedim Samuel sözlerini bitirince. “Ormanda Carmilla falan yok.”

“Senin dediğin olsun. Haftasonu. Cumartesi gecesi. Karagölün orada buluşacağız. Duyulmasın. Özellikle Ares’in duymamasını istiyorum.” Ravenclaw’dan arkadaşım Winton’a döndüğümde ondan olumlu cevap alınca “O zaman karar verilmiştir.” dedim. Arkadaşlarım tekrar masadaki satranç tahtasına döndüler. Samuel de Gryffindor masasına geçecekti ki ayağa kalkıp yakaladım kolundan. Yüzüne bakmadan “Sağol.” diye fısıldadım. Sonra da bırakıp Slytherin masasına, turnuvama döndüm.

“Tekrar başlayalım, bu maç sayılmaz.“

SON

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git