Dünya Ülkeleri > Birleşik Krallık

Karşılaşma

(1/2) > >>

Locomotor:
Öncesi: Sihir Bakanlığı Cadılar Bayramı Özel Resepsiyonu 1865 TIK

Sihirli Taşımacılık Dairesi'nin 6. kattaki cisimlenme biriminde, balodan dolayı yalnızca bir nöbetçi mevcuttu. On sekiz yaşında, henüz bakanlığa yeni girmiş ve düşük mevkiinden dolayı nöbetçi vardiyanın kilitlendiği, baloya katılamadığı için pek de neşesi yerinde olmayan George isimli bir genç. Carter ile Hoffman daireye girip mistik devasa mor aura topçuğu vasıtasıyla cisimlenme kayıtları sorgulandığında ise şu vakte kadar kimsenin fark etmediği bir detay ortaya çıkıyor: Cisimlenen kişi, Cwénhild Muirghéal. Cisimlendiği yer ise: Stonehenge. Buraya hızlıca cisimlenen ikiliyse akşamın karanlığının izin verdiği görüş sınırında, kendilerinden yaklaşık yirmi metre ötede kızıl saçlı gibi gözüken malum bir figür görürler...


Sihirli Taşımacılık Dairesi'nde olanlar ve sonrası tamamen Carmilla S. ve Seth Carter'a kalmıştır. Bol dramalar efenim'.

Seth Carter:
İsmi öğrendiğimde Hoffman’ın omuzlarımdan tutup silkmesi gerekmişti. Nasıl olur diyordum kendime. “Ha-hani ölmüştü?” Dizlerimdeki bağların çözüldüğünü, içimde çok büyük bir sigara yakma isteği oluştuğunu söylememe gerek yok herhalde.

“Kendine gelmezsen öğrenemeyiz Carter.” dedi artık biraz daha yaşlanmış olan arkadaşım. Neyse ki bir çocukmuşum gibi beklemedi sakinleşmemi. “Hadi gidelim.”

Kafamı onaylayan bir şekilde salladım. Derin bir nefes aldım o cisimlenirken. Stonehenge. Yanımızdaki çocuğa baktım. Duygularımı bastırıp gülümsedim. “Teşekkürler George.” dedim. “İyi nöbetler.”

ŞAK!

Karanlık bir akşam, Hoffman biraz ötemde. İkimiz de Stonehenge'in taşlarına doğru bakıyoruz. Bir figür var ortada. Ölümüne korkuyorum bu kişinin yüzünü görmekten. Kafam çok karışık. Duygularım tepede. Ağzımı saçabiliyorum sadece. Ağzımdan haftalardır canımı yakan o isim çıkıyor.

“Cwénhild?”

Titreyen ellerim cebime gidiyor ve bir sigara geliyor parmaklarıma alışkanlıktan. Ağzıma koyup yürümeye başlıyorum bu kişiye doğru. Hoffman dikkatli olmamı söylese de ilerliyorum. Ağzımdaki sigara ile tekrar konuşuyorum.

“Sen misin?”

Dikkatli olmama gerek yok. Onu tanıdığımdan beri alevine gözümü kırpmadan atlamış bir adamım ben. Yakıyorum sigarayı. İçime çektiğimde stresim biraz azalıyor.

Cwénhild Muirghéal:
Bir insanın politik kariyerine sözleriyle çiviyi çakar çakmaz olay yerinden uzaklaşmıştı. Bütün bakanlığın üst rütbeli çalışanlarının arasına girmek ne kadar tehlikeli bir olaysa yine oradan cisimlenerek çıkmakta aslanın ağzına elini koymak kadar tehlikeliydi. Lakin korkuları olmayan bir kadındı Carmilla. Bakanlığın peşine takacağı üç beş Seherbazdan korkmuyordu. Hatta çoğunu tanıyordu, çoğunun nasıl tepkiler vereceğini, nasıl savaşacaklarını biliyordu. Derin bir nefes aldı. Sonra o malum sesi duydu.

ŞAK!

Stonehenge'in taşlarına bakan iki figür. Birisi Hoffmandı. Tanıyordu adamı, daha doğrusu Cwenhild Muirgheal onu tanıyordu. Birlikte bir kaç davaya bakmışlardı ve yanındaki adamın, Seth Carter'in yakın bir dostuydu bu adam.

Seth Carter ona kullanılmayan, ölmüş birinin ismiyle seslendi. İçinden bir şey, bir şeyler cevap vermek istedi. Lakin Carmilla'nın derin sessizliğinde boğuldu sözler. Adamın yaktığı sigara gayet tanıdık bir manzaraydı. Başka bir kadının anıları hafızasında canlandı. Bir çatıda sigara içen iki insan...

Yürümeye devam etti sigarasından bir duman çekti ve tekrar bir soru sordu. Hoffman hala temkinli gözlerle onu izliyordu. Lakin Carmilla ona doğru gelen adama çevirdi gözlerini. Yavaşça kapşonunu indirdi. Cwenhild Muirgheal'a ait yüz ay ışığı altında parladı. Sadece cadı avcılarının çenesinde bıraktığı yara izi karanlıkta kalmıştı.

"Seth Carter. Aradığın kişi Carmilla ise evet benim. Ancak aradığın kişi Cwenhild Muirgheal ise o da benim."

Seth Carter:
Önümdeki kadın yüzünü göstermek için kafasındaki kumaş parçasını indirdi. İndirdiği gibi ayın altında parlayan yüzü...

Şaşkınlıktan açılan ağzımdan düşen sigara...

Saçlarının kış rüzgarında hüzünlü dalgalanması...

Adımı zikreden dudakları...

Cwénhild hiçbir zaman aşkla, sevgiyle söylememişti adımı zaten. Bu yüzden şu an ekstra soğuk olduğunu anlayamadım. Sadece yüzüne, öldüğü söylenen kadının mucizesine bakıyordum. Carmilla denen terörist aklımdan uçup gitti. Hoffman'ın söylediklerini duymuyordum. Haftalardır istediğim tek şey Cwénhild'in bir yerden çıkması ve ölmediğini gösterebilmesiydi. Artık hayatıma devam edebilirdim sanki.

Yüzüm buruştu. “Cwén...” dedim kadının dediklerinden sadece umuda tutunarak. “Sevdiğim... Seni kaybetmiştim!” Cümlemi bitirmeden daha da hızlı yürümeye başladım kadına. Yaklaştım, yaklaştım ve sarıldım aylardır özlemi ile yandığım kadına. Omzuna kapandım. Öldüğünü söylediklerinde akıtamadığım gözyaşlarımı kadının omzunda bırakmaya başladım. “Teşekkür ederim.” dedim. Tek istediğim yaşamandı. Benim yanımda yaşamasan da olur... Sadece burada ol. Olduğunu bileyim.

Cwénhild Muirghéal:
Esen rüzgar parmağının olması gereken yere taktığı gümüşten yapılmış parmağı titretti. Saçlarını rüzgarda dans ettirdi ve Seth'in ağzından düşen sigaranın küllerini dağıttı.

Sevmek, özlemek, birilerini kaybetmek. Cwenhild Muirgheal bunları yaşamıştı. İşte şimdi ona doğru gelen adamı kaybetmişti. O adamdan olma canını, çocuğunu kaybetmişti. Bütün arkadaşlarını, sevdiği herkesi, mesleğini her şeyini kaybetmişti. Hayır dedi Cwenhild derinlerden. Kaybetmediğini söyledi. Başkaları kaybetmesin diye o şeyleri feda etmişti, kendini feda etmişti.

Adam geldi, Carmilla tetiklenmedi, gerek duymadı. Kör kütük aşık bir adam, bir çocuk kadar zararsızdı. Omzunu ıslatan göz yaşları ve ettiği teşekkür. Aşk, insanı gerçekten bitap bir hale getirebiliyordu. Belki de bu yüzden ömrü boyunca kaçındı bu tür duygulardan.

Bir gözüyle Hoffman'ı keserken lafa girdi. " Seth Carter. Onu zaten kaybettin. O artık bizimle değil. Benimle ve bende onunlayım. O benim ve bende oyum. Bu beden, bu çehre senin aradığın insan değil. Cwenhild Muirgheal o gece cadı avcılarının elinde can verdi. Üzgünüm."

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git