İngiltere Büyücedünyası > Kehanet Dersliği
1865-66 Eğitim Yılı | Güz Dönemi Kehanet Dersi
Charlotte Vera Rillian:
[justify] Sınıfın kapısına yaklaştığımda diğer herkesin telaşlı hallerine bakıyordum bir yandan da. Hiçbir hazırlığa girişmemiştim normalde de orantılı ve düzenli giyindiğim için. Ayakkabılarımı giymeyi asla unutmazdım bu derse gelirken. Diğerlerinin paniğinin sebebini anlayabiliyordum ama. Profesör Urswick en korkutucu fantastik canavarlardan bile daha korkutucuydu. Ara sıra en güzel rüyalarımın içinde birden beliriyordu. Bahçemdeki çiçekleri ezdiği bir rüya görmüştüm bir keresinde. Benim için kabusların şahıydı bu, tabi ki. O gün bugündür kadından daha da korkmaya başladım. Korkmanın yanı sıra daha çok uyuyan ejderhayı gıdıklamamaya çalışmaktı benimkisi. Yoksa kan statüye takılmasından dolayı bizlere eziyet etmesi canımı çok sıkıyor, cinsiyet ayrımcılığı ve şiddet kullanımı destekçisi olması gibi daha birçok şeyle bütün tadımı kaçırıyordu. İşte böyle tipleri görünce gücün yanlış ellerde olmaması gerektiğini anlayarak babama hak veriyordum. Bir kız grubunun arkasından peşinen ilerleyip kadınla göz göze geldim. İfadesiz bir yüzle giyim kontrolünde sıramı savınca derin bir nefes almayı ihmal etmeden ayarladığı oturma düzeninde ikinci sıraya geçip bıkkın bir şekilde yayıldım. Ders başlamadan bitmesi için can atıyordum. Kafamın içine gömülüp hayal dünyamda mutlu olabileceğim şeyler düşünecek, elimden geldiğince çaktırmayacak ve ıvır zıvır ne varsa halledip Yasak Orman’a doğru gidecektim. Aradığım bir bitki vardı. Bakmadığım yer bir tek orası kalmıştı.
Başladı bizim mesai. Kulaklarımı yakma isteği ile içimi dolduran Profesör Urswick, Salazar Slytherin övücülüğünü yaparken dinlemeye alışkın olduğumuz şeyler diye düşünüyordum. Ta ki… İntihar eden okul arkadaşlarımız için çirkin sözler sarf edene kadar. Konuşuyor da konuşuyor ama boş konuşuyor. Ne anlatıyor ya bu kadın? Karşılık vermek için atlamak istiyordum. Kendimi susturmak için dudağımı ısırdım. Biraz daha zorlarsam kanatacaktım. Onun yerine sinirle önümdeki sırayı tekmeledim. Nasıl tekmelediysem önümdeki rahatsız oldu. Ayağım acıyınca da sızlanmaya başladım. Dakika bir çembere yenen quaffle on beş falan. Hufflaya pufflaya elimi yüzüme kapattım.
Harris’in kurtarılma operasyonunu sormaya geçince ellerimi yüzümden indirdim. Birkaç şeyi biliyordum elbette. Belki birkaç şeyden fazlasını. Her yerde bulunabilme özelliğim sayesinde bilgi toplama konusunda başarılı sayılırım. Yere çevirdim bakışları. Temas kurma Charl. Görmesin. Bitersin. Hufflepufflı arkadaşların ve diğer iyi niyetli kişilerin başına belayı çekme. Çaktırma. Bitmeyecekti bu ders anlaşılan. Takmış o isimlere. Yüzüm limon yermişim gibi ekşiyordu. Her türlü ceza alacaksak ne anlamı vardı? Sorgulayan hücrelerim el ele vermiş beynimi terk etmeye hazırlanıyordu. Mirabelle geldi ön tarafa o sırada. Bir planı varmış gibi gözüküyordu. Urswick’in sinir krizi geçirip hepimizi derslikten kovalamasını gerçekten isterdim ama bu hikâyenin böyle gitmeyeceğini hepimiz biliyorduk. Kuleden sallandırması muhtemeldi. Buraya kadar her şey planladığım gibi gidiyordu. Ses çıkarmayacaktım. Efendi efendi oturup gidecektim. Kulaklarımdan geçenler beynime ulaşmayacak ve her şeyi çözmüş olacaktım. Ne yazık ki öyle olmadı. Bir elimi mideme götürüp bir elimi de ağzıma götürdüm. Ne izliyordum ben? Tam gözümün önünde. Midem kalkmıştı. Buraya gelirken bahçede bulduğum kırmızı renkli mavi benekli tohumu yediğim için miydi yoksa bugün ders içinde gerçekleşen her şey beni rahatsız ettiği için miydi bilmiyordum. Öğürtüm de başlayınca anladım ki artık yeni bir kâbusum daha vardı. Üzüntüye benzer şeyler bende kusma isteği yaratıyordu. Üzüldüğümün bile farkında değildim kızmakla meşgulken. Eşyalarımı toplayıp hızlıca sınıftan çıkmaya -hayır, kaçmaya- çalışacaktım. Aklı olan beni durdurmazdı zaten. Yemeseydim olur muydu hiç o tohumu? [/justify]
Navigasyon
[0] Mesajlar
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git