17 Nisan, 2026 09:03:06 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: İki sıyrık adam  (Okunma sayısı 46 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Oktaryus Ironheart

  • Büyücü
  • 5. Seviye
  • İleti: 15
  • 150 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Oktaryus Ironheart
  • Güç Puanı: 44
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Mesut
  • Meslek: Casus
  • Cemiyet: -
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 15
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 2
İki sıyrık adam
« : 25 Ocak, 2022 11:56:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Daha nekadar bekleyeceğiz soğuktan ölmek üzereyim de"

Oktaryus derin dünyasından ayrılıp gözlerini açarak Alteye baktı.

"Asanı salla ateş yak, bunları sana ögrettim"

Ve tekrar gözlerini kapattı. Altenin yüzünde istemsiz bir utanç duygusu oluşurken asasını sallamasıyla önlerinde çer çöple dolu kutu yanmaya başladı.
Oktaryus çatırdayan ateşin sesine kulak vermişti. Alte ise ellerini uzatarak ısınmaya çalışıyordu, yan bir şekilde bakarak başta.. vazgeçse de konuştu.

-Oktaryus
-evet?
-ben pek emin değilim
-dün gece bana burada yaşamanın ve benim gibi biriyle olmanın ne kadar kötü olduğundan bahsediyordun
-özür dilerim ben... Her neyse

Alte tekrar başını ateşe çevirdi. Oktaryus bir iç çekti ve şöyle dedi

"Merak etme, sen eve gidene kadar yanında olacağım"

Bunu duymak onu mutlu etmemişti ama aslında içini azıcık da olsa rahatlatmıştı.
Uzaktan yaklaşan iki karanlık silüet belirdi. Yanlarına kadar geldiklerinde kukuletalarının başlıgını çıkardılar ve dikkatlice ikisini süzdüler. İkisi de uzun boylu ve meymenetsiz tiplerdi.

-Hazırsanız, kız bizimle gelsin ve gidelim.
-ben de sizinle geleceğim

Adamlar birbirine baktılar.
-olmaz
-neden?
-çünkü emirler açık, hem yer de yok nasıl geleceksin
-benim de gelmem nasıl bir sıkıntı yaratabilir ki efendinize
-Sultanla böyle konuşamazsın

Bir süre kimse bir şey demedi. Daha sonra adamlardan biri geldiği yönden yürüyerek biraz uzaklaştı.

-peki sen de gel arkadaş faytonu getirecek.
-ne güzel

Alte yavaş yavaş Oktaryus'a sokulmaya başlamıştı ama Oktaryus da kıpırdama yoktu. Adam ıslık çaldı ve karanlıgın içinden fayton belirdi. Tek bir sürücü vardı ve o da aksakallı yaşlı bir adamdı. Başını kaldırmaya bile hâli yokmuş gibi görünüyordu. Başında eğri eskimiş ve kardan beyazlamış bir şapka vardı. Adam faytonun kapısını açtı.
"Girin"

Oktaryus Alte ve diğer iki adam faytona bindiler. Eleman elini tahtaya vurmasıyla fayton hareket etmeye başladı. Dışarıda kar yağmaya başlamıştı. Elemanlardan biri cebinden çıkardığı piposunu ağzına götürdü ve yaktı. Öksüre öksüre duman alıyordu. Digeri ise gözlerini Oktaryus'a dikmişti. Oktaryus gözlerini adamın gözlerinden hiç ayırmadı soğuk, nefret dolu bakıyordu ona.
Oktaryus şöyle dedi

-Anahtar nerede?
-doverde
-o zaman neden ters yönde gidiyoruz

Adam gözlerini kısarak sessizce birkaç saniye düşündü.

-Alkay kızın çocukluğunu görmüş birisi, prenses olup olmadığını anlamak için ona gideceğiz.
-biliyor musun?
-neyi?
-yalan söylediğini bildiğimi

Faytonun içinden kırmızı bir ışık ve yüksek bir ses patladı. Oktaryus'un karşısında ki adam gözleri kapalı baygın veya ölü öylece kalmıştı. Gözleri kamaştığı için kendine ancak gelebilen diğeri Oktaryus hamle yapmadan üzerine atladı. Oktaryus'u boğmaya çalışıyordu, Karnına yediği bir tekmeyle tekrar yerine oturdu ancak oktaryus asasını kaldıramadan ona hamlesini yapmayı başardı.

Tekrar kırmızı bir ışık patladı, Oktaryus kendisini faytonun dışında bulmuştu. Adam hızlıca faytonun kırılmış kapısının kısmından asasını uzatırken ve diğer eliyle altenin boğazını sıkıyorken Oktaryus ise kara bulanmış bir şekilde kendine gelmeye çalışıyordu.

"SÜR APTAL BUNAK SÜR SEN DE USLU DUR"

Fayton hızlanmaya başlayınca Oktaryus olduğu yerden fırladı ve paltosunun cebinden diğer asasını çıkardı. Faytonun arkasından koşarken yüksek sesle "bomberda" diye bağırdı. Faytonun tekeri patlamıştı ve atlar iplerden kurtulmuştu. Fayton karda kısaca kayarak devrildi. Yaşlı adam düşerek yolda yuvarlanmıştı. Oktaryus faytonun üzerine tırmandı ve asasını içeri tuttu.
Pis herifler baygınlardı Alte de baygındı saçlarından kan damlıyordu.
"Avada-kadavra"

İkisini de öldürdü. Alteyi tutup çıkardı ve kucağına alarak faytonun üzerinden indi. Alte yarı baygın kollarını Oktaryus'un boynuna dolamıştı. Oktaryus yaşlı adama yürüdü. Alteyi bırakmadan adamın kolunu sıyırdı ve bir dövme gördü. Tahmin ettiği gibiydi.
Hızlıca yağan karın altında koşar adım ondanlardan uzaklaşmaya başladı.

-O..Oktaryus
-t tamam iyi olacaksın
-ama ok.-tar
-şşşt dedim nefes almaya çalış sakın kendini bırakma
-okta
-evet konuş böyle

Alte bir şey demedi ama Oktaryus kendisine daha sıkı sarıldıgını hissetmişti. Cisimlenmek tehlikeli miydi? Aklına gelen ilk yere cisimlendi. Kimsesiz bir sokaktaydı. Camekanlı bir mekanın önündeydi ve camında
"Donmuş ocak" yazıyor ve bir tür bardak resmi karalanmış gibi duruyordu. Oktaryus kapıyı tekmelemeye başladı.

Kaba saba görünen, kısa.. çok kısa uzun sakallı bir adam kapıyı açtı.

-Oktaryus!
-quentius yardımına ihtiyacım var
-gir içeri

Oktaryus içeriye girdi Alte yol boyunca mırıldanmıştı. İçeride bir tezgah, bar oturakları, ortada bir kanepe ve şömine vardı. İçerisi tamamen taverna ve ev karışım görünüm veriyordu ve buna höre döşenmişti. Alteyi koltuğa uzandırdığında Alte birden konuşuverdi.

"Oktaryus bu benim kanım değil, ben iyiyim."

Oktaryus için ikinci bir şoktan dahası değildi fakat içine çöken rahatlama hissiyle kendisini yere bıraktı ve kıç üstü düştü.

-Neden daha önce söylemedin
-ben... çünkü sen çok soğuksun
-ne? Nasıl yani
-yani hiç boşver.

Quentius
-aah...Oktaryus dostum size bir şeyler getireyim.

Alte koltuğa oturup ellerini dizlerinin üzerine koydu, Oktaryus şöyle dedi.

-gerçekten iyi misin
-hiçbir şeyim yok sadece bayıldım
-emin misin
-evet
-bak eğ-
-eminim. Osmanlılar neden-

Alte ağlamaya başlamıştı. Oktaryus'un ds moralini bozmuştu bu durum.
Alte sürünerek Oktaryus'a geldi ve başını gögüsüne yasladı.

Oktaryus tepki vermedi.

-Osmanlılar neden bizi öldürmek istiyor
-hiçbir önemi yok sonuçta bunu istiyorlar
-ama onlarla nasıl başa çıkacağız
-bir yolunu bulacağım.
-özür dilerim
-neden özür diliyorsun?
-sana öyle dememeliydim

Oktaryus'un aklından çıkmıştı, anımsamak hoşuna gitmedi. Elini Altenin omzuna koydu. Alte bu hareketi beklemiyor gibiydi, hafifçe irkildi.

-ben olsam ben de benimle yaşamak istemezdim yani... önemli değil.
-hayır Oktaryus sen.. gerçekten böyle mi düşünüyorsun
-yani..
-hayır lütfen

Quentius içeriden gelio karşılarına oturdu ve sakalını sıvazlamaya başlamıştı.

-uyu Alte.. Alte?

Çoktan uyumuştu.