Genç kuzgun dirayetini muhafaza ederken hala karşı koymaya çalışıyordu karşısındaki kızıl cadıya. Nitekim salladı asasını birbiri ardına. Uçuştu çakıl ve dal parçaları birbiri ardına lakin ne zarar verecek kadar hızlı ne de karışıklık çıkartabilecek kadar çoktular. Bu başarısız büyü, belki de dışarıdan direnmeye çalışan oğlanın iç hezeyanlarının en belirgin göstergesiydi. Lakin pes etmeye niyetli değildi ve bir başka büyü; lanetli, ağır bir büyü icra etmeyi denedi. Lakin en ufak bir ışık huzmesi bile yükselmedi asasından, sanki asasının bilmediği bir dil konuşmuşçasına.
O sırada kızıl cadı yaklaştı, tepeden Carmilla'nın yargısını indirdi çocuğun üzerine. Acı. Çokça acı. Genç beden en kuvvetli halinde bile direnebilir miydi bu kudretli lanete muamma, hele şu haldeyken... Kıvranmaktan alıkoyamadı bedenini, nitekim şanslıydı belki de bitkin düştüğü için. Çok sürmedi bilincinin kapanması, bu acının sonlanması. Ares'in görüşü karanlığa bürünürken kızıl cadı adeta asasının ucundan ruhundan bir parça da ayrılmış bir şekilde, bu kasvetli ormanda ayakta dikiliyordu...
Düello bitmiştir arkadaşlar, dağılın. Şu noktada RP yazmakta yahut yazmamakta serbestsiniz, tamamen size kalmış neler yapacağınız. Yazmak istediğiniz spesifik bir şey yoksa da Carmilla gitmiştir, Ares'i de bir profesör falan bulup Hogwarts'a getirmiştir deriz ya da başka bir şey işte. Takılın.