17 Nisan, 2026 08:29:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: [Anomali] Belki bir kaos, belkiyse his  (Okunma sayısı 75 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Locomotor

[Anomali] Belki bir kaos, belkiyse his
« : 22 Ocak, 2022 15:37:03 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kara bulutlar her yeri kaplamış, gündüz geceden hallice bir vaziyete gelmişti, sağanak yağmur ve yoğun sis ise görüşe zerre katkı sağlamıyordu. Hogsmeade'de görüş mesafesi yalnızca birkaç metreye düşmüş, fırtınadan hallice rüzgarın uğultusu kulakları sağır eder nitelikteydi. Önünden geçmekte ölduğunuz posta ofisinin kiremit rengi kapı eşiği koyu kahve görünürken dikkatinizi bu kadar yakında olmasanız katiyen göremeyeceğiniz hareketler, duyamayacağınız kanat çırpışları görüyor ve işitiyorsunuz. Mekanın üzerinde belki on beş, belki otuz beş, belki daha da fazla baykuş haşin hareketlerle kanat çırpıyor ve mekanın çevresinde dönüyordu hunharca. Bu hayvanlar postanenin mi değil mi o da meçhul lakin bu huysuz, agresif ve gizemli davranışlarında kesinlikle bir gariplik olduğunu söyleyebiliriz lakin sebebi en azından bulunduğunuz yerden gözükmemekte. Ne yapıyorsunuz?

Çevrimdışı Cwénhild Muirghéal

  • Azkaban Mahkumu
  • 14. Seviye
  • İleti: 99
  • 560 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cwénhild Muirghéal
  • Güç Puanı: 50
  • https://youtu.be/3vjkh-acmTE
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: o
  • Meslek: Eski Başseherbaz Yardımcısı
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: 40
  • Tılsım Gücü: 40
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü Yapma, 2. Seviye; Süzülme, 3. Seviye
Ynt: [Anomali] Belki bir kaos, belkiyse his
« Yanıtla #1 : 02 Şubat, 2022 23:17:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Küçük bir kar tanesi sessizliğin içinde gök yüzünde onu bir anne şefkatiyle tutan buluttan koptu ve düşmeye başladı. Kendisinden daha soğuk rüzgarlar onu oradan oraya sürükledi hoyratça. Yıldızlar onu başlarıyla selamladılar, başka bulutlar meraklı gözlerle onu izlediler. Onun gibi kopup giden kar taneleri ona eşlik etmeye başladı. Birlikte süzülmeye devam ettiler. Beyaz bulutların bacalardan tüten dumanlarla griye dönüşüne şahit oldular, şehrin ışıklarının gökyüzünde parlayan yıldızların zarafetini yutuşunu izlediler, mehtabın tüm bu pislik ve keşmekeşin ardında geçip kendisini bulutların arkasına sakladığını gördüler. Betondan kulelere yaklaştıkça insanların hayatlarının çıkardığı gürültüyü duymaya başladılar. Pis kokuları, kesilen ağaçları yalnız çocukları ve üşüyen hayvanları gördüler. Kendilerinden başkalarını umursamayan ve doğayı kendi iradesine uygun gördüğü kalıba sokan beşeri gördüler, onlardan tiksindiler. Pencerelerin arasından düşerken insanların hayatlarından sahneler kazındı masum hafızalarına. Soba yanlarında ısınmaya çalışan aileleri, mutlu mutlu gülümseyen ve birbirine bir şeyler anlatan insanları... Bu insanları da sevdiler. Bizim kar tanemiz bir kadının kıvırcık ve ıslak saç tellerinin arasına düştü. Ona yol boyunca yarenlik eden arkadaşlarından bazıları kadının omuzlarına bazıları yanaklarına bazıları da kaldırım taşlarına indiler. Dünya da onlara ayrılmış sürenin son demlerine varmışlardı. Yavaş yavaş eriyip gittiler. Onlar bir çok şeye şahit olup bir çok ruhu görmüşlerdi lakin kimse onlardan haberdar olmadan öldüler. Diğer kar taneleri yavaşça uzaklaşırken sağanak yağmur yağmaya başladı Hogsmeade üzerinde. Rüzgarın arkasından sis ve rüzgar geldi. Kadının kırmızı cübbesi dalgalanan bir bayrak gibi savruluyordu. Ayakkabılarının çıkardığı sesi duyamaz oldu. Öyle şiddetli esiyordu rüzgar. Sis ise görüşü iyice kısıtlamıştı. Bu lanet mekana ne zaman gelse bir şeyler oluyordu. Geçen gün saldırgan tüy kalemler bugün zangır zangır bağıran baykuşlar. Postanenin baykuşları mı yoksa başka bir şey mi bilemedi. Fakat çözmek istiyordu. Zira bu postaneyi kullanmak zorunda Alannah'a önemli bir mektup iletmek zorundaydı. Hemen çatının üzerine cisimlendi. Yağmurdan kayganlaşmıştı ve görüşün bu denli zayıf olması nedeniyle neredeyse düşecekti çatıdan. Lakin dengesini korudu. Ancak tehlike hemen geçmemişti zira baykuşlar kadına doğru üşüştüler. Elleriyle kendini savunuyordu. Elleriyle derken gelen bütün baykuşları sersemletiyordu. Lakin nedense baykuşların sayısı azalmıyordu. Sanki bir yerlerden yenileri gelip duruyor gibiydi. Bir sağa baktı bir sola baktı kaynak burada değildi. Postanenin içine cisimlendi. İçerisi daha da fenaydı. Dışarısının iki katı kadar baykuş ortalıkta kanat çırpıyordu. Sebebi de belliydi. Beyaz cübbeli bir adam. Asasıyla sis yayıyordu. Bir diğeri mektupları çalıyor öbürü de kuşları rahatsız eden bir lanet yayıyordu.

Hızlıca asasına davrandı. Uzun zamandır ihtiyaç duymamıştı. Baykuşları lanetleyen adamı sersemletti. Böylece adamın arkadaşlarının dikkati üzerine çekilmişti. Adamlar hemen kadına saldırdılar ama kadının kalkanı çok güçlüydü. Savunduktan hemen sonra saldırıya geçti.
« Son Düzenleme: 02 Şubat, 2022 23:19:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Carmilla S. »


Çevrimdışı Eadwig Alger Boleyn

  • Slytherin Bina Başkanı
  • 13. Seviye
  • İleti: 93
  • 326 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Eadwig Alger Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 24
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye
Ynt: [Anomali] Belki bir kaos, belkiyse his
« Yanıtla #2 : 02 Şubat, 2022 23:49:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Babama yollamak istediğim mektubu okulda yazacaktım ancak yine bir gezi diye tutturulduğu için arkadaşlarımın arasında bir kafede iki büklüm yazmak zorunda kaldım. Yazımın çirkin olmasından nefret ediyorum. Ciddiye alınmak için de Winton ile birlikte yazdık sayılabilir. Arkadaş arasında kafamı kesinlikle toplayamamış olsam da Winton kelime seçimlerimde iyi yardım etti. Mektubu kapatıp baykuş için postaneye gitmeyi teklif ettiğimde arkadaşlarım dışarının soğuk olduğunu söyleyip yalnız gitmemi söylediler. Ben pek yalnız kalmam, kalmayı da sevmiyorum zaten. Yine de babama yetişmesi gerekiyor bu mektubun. Sonraya da bırakamam kafam rahatlamaz. Ceketimi de alıp çıktım dışarı. Kışlıklar yüzünden vücudum üşümese de yanaklarıma gelen soğuk rüzgar acıtıyordu. Kimseyle konuşmadan, orman ile ilgili bildiklerimi düşüne düşüne ilerledim Hogsmeade sokaklarından. 1-2 saate geri dönmemiz gerekecekti büyük ihtimalle. Postanenin oralarda sis bastı çevreyi. Baykuşların sesi git gide arttı. Kafamı kaldırdım görmek için ama sis içinden pek de ayrıntılı gözükmüyordu uçan baykuşlar. Neden oturmuyorlardı ki içeride? Çevresinde dönüyorlardı boş boş. İçeri girdim. Alt kat boştu. Üst katlardaki baykuşlardan birini kullanmak için yukarı çıkmaya başladım kendimden emin adımlarla. Ancak ilk kattan sonra yukarıdan sesler geldiğini fark ettim. Minik minik gelen büyü sesleri tanıdığım bir büyünün sesini hatırlatıyordu. KSKS dersinde gördüğüm... Ceketimin önünü açıp iç cebimden asamı çıkarttım. Yukarı çıkmalı mıydım? Neler olduğuna bakmalı mıydım? Cevabım evetti ama yalnız olmaktan nefret etmemin nedeni buydu işte. Yanımdakiler olmadan eksik gibi hissediyordum. Kendime gelmeliydim. Bir Boleyn olarak korkmak gibi bir lüksüm yok. Asamı çıkarttığım yere koydum mektubu. Adımlarımı sessizleştirerek çıktım yukarıya. Zaten büyü seslerinden beni duymak zordu. Merdivenlerin en üstüne ulaştığımda içeride iki büyücü ile bir cadının düellosu ile karşılaştım. Gördüğüm gibi sırtımı duvara dayadım. Yanlışlıkla bir büyü denk gelirse felaketim olurdu. Eğildim ve vücudumu en küçük boyuta getirerek kapının girişinden olanları görmek için sadece gözlerime kadar çıkarttım kafamı. Ortadaki kadın, çok profesyonel bir şekilde dövüşüyordu. Gözlerim kocaman açıldı. Tekrar soktum kafamı içeri. O savunma büyüsünün engellediği büyüleri bilmiyordum bile.

İnanılmazdı. Biraz soluklandıktan sonra tekrar kapıdan baktım. Düello bizim okuldakiler gibi değildi. Kadından kaçan adamlardan biri yanımdan geçti. Beni umursamadı korkusundan. Merdivenlerden aşağıya inerken elimdeki asayı ona çevirip "Sersemlet!" diye söyledim büyülü sözcükleri. Asamdan çıkan ışık adamla buluştuğu gibi adamın merdivenlerden yuvarlanmasını sağladı. Kadının durumunu görmek için tekrar kapıdan baktığımda diğer adamı saf dışı bıraktığını, elindeki mektubu gönderilecekler arasına bıraktığını gördüm. Sonra da cisimlendi. Kadın cisimlendiği gibi yerimden çıkıp bıraktığı mektuba koştum. En yeni bırakılmış, en üstteki mektubu aldığım gibi yırtıp açtım. Her şey meraktan derler... Mektup anlamadığım dilde yazıyordu. Eski dillerden biri miydi ki? Ceketimin içindeki mektubu gönderileceklere koydum ve kadının mektubunu ceketimin içine koydum. Sonra da terk ettim postaneyi. Hayatımda bu kadar iyi büyü yapan bir kadın görmemiştim. Mektubun bilinmeyen dilde olması da burada bir boklar döndüğünün göstergesiydi.