İngiltere Büyücedünyası > Atriyum

Sihir Bakanlığı Cadılar Bayramı Özel Resepsiyonu 1865

<< < (2/3) > >>

Meredith Vivienne Boleyn:
[justify]Bakanlığın süpürge ağının zümrüt yeşili dumanları arasından kızıl saçlı bir kadın belirdi, koyu mavi kadife pelerinindeki külleri silkeledi ve Sihir Bakanı’nın yapacağı basın toplantısı için toplanmış kalabalığa doğru ilerlemeye başladı. Yüzünde sıcak bir gülümseme vardı, gördüğü her cadı ve büyücüye selam veriyordu içtenlikle. Ancak ne kadar gizlemeye çalışırsa çalışsın onu dikkatlice inceleyen biri fark edebilirdi bakışlarının ardındaki yorgunluğu. Belki de günlerdir uyumamıştı yine de hepsi bir amaç uğrunaydı.

Kalabalığın büyük bir bölümünü istila etmiş basın mensuplarının arasından sıyrıldı ve kendine ön safhalarda bir yer buldu. Şüpheli herhangi bir hareketi kaçırmak istemiyordu, bu tarz etkinliklerin iki sonucu olurdu: birincisi -sıkıcı olandı- konuşma yapılır, Gelecek Postası’nda yayımlanmak üzere fotoğraflar çekilir ve kalabalık dağılırdı; ikinci ise –tanrının favorisi- potansiyel kaoslara ev sahipliği yapmasıydı. Genç kadın ilk ihtimali tercih ederdi, uzunca bir süre yetecek kadar karmaşaya şahitlik etmişti şu geçen birkaç ay içinde.

Çevresini incelerken Madam Deni Beringer takıldı görüş açısına, başıyla selam verdi ancak ya kadın onu fark etmemişti ya da görmezden gelmeyi seçmişti. Bir süredir dosyasını tuttuğu şüphelilerden biriydi Madam Deni Beringer, bir zamanlar Bakanın gözde memurlarından biri olsa da şu sıralar pek öyle olduğu söylenemezdi. Şüpheli davranışları değildi aslında onu listeye sokan, aksine hiçbir sebep yokken göz önünden çekilmesi dikkatini çekmişti. Belki sadece menopoza girmiş ve o sıkıntılı dönemleri atlatıncaya kadar kabuğuna çekilmek istemişti ya da doğru zamanda bir şeyleri patlatmak için zaman kolluyordu.

Madam Deni Beringer’ın yerini ise Herr von Motke almıştı yakın zamanlarda. Meredith’in listesindeki şüphelilerden bir diğeri… Kimisi kadının bu kadar kısa sürede yükselmesini afrodizyak etkisine bağlıyordu, kimisi ise doğru bir şekilde yapılmış propagandaların cömert bir bağış ile desteklenmesine. Nihayetinde bakanın odasında yaşananlar bakanın odasında kalırdı. Kızıl cadıysa, Herr von Motke’nin ağzından dedikodu koparabilmek için zaaflarını tespit etmek üzerinde çalışıyordu şu sıralar.

Sessizce esnedi. O sırada şeref konuğu teşrif etmişti salona, bütün dikkatler ona çevrilirken kızıl saçlı tetikte durması gerektiğini hatırlatıyordu kendi kendine. Sihir Bakanı, adı Carmilla olan kadını nezaketle karşılamıştı, fotoğraf makinelerinin flaşları peş peşe patlıyor ve kızıl cadının baş ağrısını tetikliyorlardı.

Ortamın coşku dolu ancak bir o kadar da samimiyetten yoksun enerjisi alışılmışın dışındaydı, Meredith bunun nedeninin sürpriz kahramanlarından mı yoksa genel olarak durumun absürtlüğünden miydi? Çözememişti. İçgüdüleri tetikte olmasını söylüyordu yalnızca. Carmilla, konuşmasının ardından hiçliğe karışmıştı. Bu gösterinin bittiği anlamına mı geliyordu, yoksa aslında her şeyi başlatan o atış sesi miydi?[/justify]

Yetenek 1d10 : 10, total 10
Destek 1d10 : 3, total 3
Talih 1d10 : 4, total 4

Seth Carter:
Sihir bakanının kadının elini öpmesini izledi tüm bu kalabalık. Flaşlar üst üste patlıyor, çatılmış kaşlarım git gide acıtacak duruma geliyordu. Kadının tuttuğu elini havaya kaldırdı Sihir Bakanı. Birlikte zafer pozu veriyorlardı gerçekten. Kadına kahraman dedikten sonra, adına kutlama yapılacağını söylediğinde benim kafamda bir kaç şalter attı. Kendi fikrim dışında hiçbir fikri kabul edemeyecek gibi hissediyordum o anda. Bu görüntüden inadına tiksinmiştim. Bir de kadını konuşma yaptırmak için platforma çıkarmaya başladığında rahatsızlığımı belirten bir ses çıkarttım. Ancak çekip gitmedim. Gidemedim. O an inadımı kırabilecek tek kişiydi sevdiğim kadın. Kadının yüzünü gördüğüm gibi tüm dünyam değişti. Şakaklarımdan boynuma doğru inen bir sıcak his süre sonra tüm vücudumu yokladı. Kadının söyledikleri benimle aynı düşüncedeydi ama ben bunu duyamıyordum. Duysam da anlam veremiyordum.

"Cwénhild?" dedim fısıltıyla. O adı duyunca içim kabardı. Aylardır içimde sakladığım, erkekliğime yediremediğim üzüntüler bodrum katından üst kata, komşuların önüne çıkmak istiyorlardı sanki.

Bunun Cwén olmasına imkan yoktu. O... Ölmüştü.

Ancak kendimi bildim bileli alev alev tutuştuğum kadının yüzünü başkası ile karıştıracak değilim. Benle konuşmak isteyenleri görmedim. Önümdeki insanları da... İnsanlara omuz ata ata ilerledim öne. "Cwénhild." dedim sessizce. Sonra daha da sert ittirdim önüme çıkanları. Bu sefer bağırarak "Cwén!" dedim. Tam ön tarafa çıkmıştım ki kadın cisimlendi. Cisimlenmesi ile bir uğultu oluştu çevrede. Benim sevgilimin adını sayıklamalarım da arada kaynadı. Kadının dediklerinden dolayıydı büyük ihtimalle. Herkesin önünde buldum kendimi. Kadın yok olunca kaldım öylece. Ardından sinirli bir şekilde "Bize bir açıklama borçlusunuz!" diye bağırdım Sihir Bakanı'na. "O ölmüştü! Bu nasıl olur?" Ben Cwénhild'den bahsediyordum aslında ancak çevremdekilerin bu şekilde anlamayacağını düşünecek duygu durumunda değildim.

Locomotor:
Kızıl saçlı ve bakanlıktaki muhtelif simalara tanıdık gelen yahut gelmeyen kadının kısa konuşması ve kısa bir süre içerisinde ortalıktan kaybolması ansızın hararetli tartışmaların uğultularına gebe olmuştu devasa atriyumda. O ortamda bakana hesap soran tanıdık sesler yükselirken tanıdık bir sima, aceleyle kalabalığı yararak Seth'in yanında belirmişti: Hoffman. "Bence de. Ama bana sorarsan cevabı A.M.K. bakanındansa kendisinden öğrenebiliriz..." diyerek parmağıyla sihirli taşımacılık dairesi ofislerinin olduğu tarafı gösteriyordu. "Bakanlığa uluorta cisimlenilmiyor neticede, zamanıysa..." Yeleğinin cebinden çıkarttığı köstekli saate bakıp sözlerini tamamladı: "Tam on bir saniye önce buradan cisimlenmiş pek fazla büyücü olduğunu sanmıyorum."

Carmilla rumuzlu zatın ortadan kayboluşu pek çok kişide farklı tepkilere sebep olmuş, keşmekeşe bürünmüştü siyah döşeli zemin. Ne var ki dikkatli bir göz, özellikle kendisini inceleyen bir göz rahatlıkla bu olağan dışı durum için bile fazla olağan dışı kalan bir tepki gözlemleyebilirdi Madam Deni Beringer'da. Sanki Carmilla'nın konuşmasının sonunda söz almak istercesine eli önce havada kalmış, sonrasında kızıl saçlı cadının kaybolmasıyla iki saniyeliğine irileşen gözleri çaresizlikle avuç içerisine gömülmüştü. Bir iki kafa sallama, düşünme ve bir arayış... Hemen sağındaki ve solundaki bazı bakanlık kurmaylarına muhtelif sorular sormaya başlamış ve aradığı cevabı bulan bir tavırla hızlı fakat çok da dikkat çekmeyecek adımlarla en yakın asansöre binmişti. Asansör kapısı kapanırken dışarıdan son görülen, sol elinde beliren malum bir ahşap çubuktu. Hareketini bitiren asansörün "6. Kat"ta olduğu, üzerindeki mekanik göstergeden okunabiliyordu. "6. Kat"ta duran tek asansörse belki tesadüfen, belkiyse başka sebeplerden ötürü bu değildi...

Bakan Kellington'ın şapkasının hemen altında kalan kel şakaklarında ter damlacıkları belirmeye başlamış, lavanta rengi mendiliyle onları silerkense komutlar vermeye başlamıştı hızlıca yakınındakilere: "Twinkle! Motke! Ne duruyorsunuz? İşinizi yapın!" İkili sahneden uzaklaşırken ise kalabalığa dönerek "Değerli bakanlık mensupları; tarihte yaşanmış olan olaylar, izlenmiş politikalar, yüz yılı aşkın bir barış temin etmiştir büyücedünya toplumuna. Böyle kriz anlarıysa itidalimizin sınandığı en mühim vakitlerdir. Çiğ kararlar almamak adına sizleri metanete davet ediyor, en kısa sürede açıklama yapmayıysa hem kıymetli çalışanlarımıza hem de siz değerli basın mensuplarına bir görev biliyorum," şeklinde bir konuşma yapmıştı. Bir Ravenclaw olarak ölçülü davranmak en temel doğasıydı bakanın. Şu vakit ise açıklama yapmaktan imtina etmek için doğru bir vakit miydi yoksa gelecekte çok pahalıya patlayacak muazzam bir politik hata mı? Vakit gösterecekti...

Seth Carter:
Yanımdan gelen sese döndüm. Tanıdık ses. Arkadaşım, çok eski arkadaşım Hoffman'dan çıkan cümleler Bakan'dan bunu öğrenemeyeceğimiz yönündeydi. Bakan'ın her şeyi bilmesi gerektiğini düşünmem yanlış mıydı? Belki de biliyor ama bize söylemiyor demek istemişti Hoffman. Ben buna da karşı bir zihniyetteydim. Bakan yerine başka tarafı işaret ediyordu. Hoffman'ın boğum boğum parmağını takip ettiğimde Sihirli Taşımacılık Daire'sindeki çalışanlarla karşılaştım. Hoffman dediklerini mantıklı cümlelerle desteklerken hiç düşünmeden "Dostum!"  dedim sevinçle. "Eski dostum sen harika bir adamsın!"  Hoffman'ın bu tarz dedektif olaylarında ne kadar başarılı olduğunu söylememe bile gerek kalmadı bu durumdan sonra. Gerçekten de buradan bu saniyelerde başka kimse cisimlenmemişti. Eğer kayıtlı biriyse, ki cisimlenme sınavlarına girdiyseniz kayıtlı olursunuz her türlü, onu bulabilirdik. Hoffman'a dönüp omzuna dostane bir şekilde vurduktan sonra gösterdiği yere doğru yöneldim. Tek başıma iş yapmayı sevmediğimden de yürürken "Katıl bana."  diye davet ettim Hoffman'ı. Bakan'a güvenim çok ama çok azalmıştı. Nasıl olur da bu teröristi buraya getirebilirdi? Nasıl olur da o kadını böyle övebilirdi? Bir planı varsa biz neden bilmiyorduk ve benim için en önemlisi... Neden o kadın Cwénhild'e benziyordu?

Sihirli taşımacılık çalışanlarının yanına geldiğim gibi "Cisimlenme kayıtlarına bakmam gerekiyor. Ben Seth Carter, Sihirsel Yasal Yaptırımdan." dedim ciddi bir sesle. Hoffman da benden sonra kendini tanıttı. "Kimmiş bu kadın öğrenelim bakalım."

Meredith Vivienne Boleyn:
[justify]Meredith’in uykusuzluğu her ne kadar aksi için çabalamış olsa da olayları algılama yeteneğinin önüne geçmişti. Berrak bir zihne sahip olmaktan epey uzaktaydı ve o sabah üç bardak kahve şat atmadığı için kendine kızıyordu. Olaylar olağanüstü bir hızla gelişmişti, kızıl saçlı kadın (gözünün bir yerlerden ısırdığına emindi ancak hatırlayamayacak kadar yorgundu) kayıplara karışmış, kalabalığa bir karmaşa hâkim olurken genç kadın akışı içgüdülerine bırakmaya karar vermişti.

Bir süredir radarında olan Madam Deni Beringer’in şüpheli davranışlarıydı onu harekete geçiren. Bakan A.M.K’ın durumu kontrol altına alacak onlarca çalışanı vardı ayrıca bir süreliğine ortamı terk etse hiçbir şey olmazdı. Madam alelacele topuklamış, kızıl cadı da zaman kaybetmeden peşine takılmıştı. Kadını en son gördüğü yer bakanlığın altın parmaklıklı asansörünün kapılarının ardında kaybolmasıydı fakat çok sürmezdi, Meredith ilk boş kabine atladı ve mekanik göstergede gördüğü rakamı tuşladı. “6. Kat.”
[/justify]

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git