Dünya Ülkeleri > Mag Mell
Efkaristiya
Isolde Aideen O'Malley:
"Prosedürmüş," dedi Isolde şarap şişesinden aldığı ardı arkası gelmez yudumlar arasında, kadehlerin onu kesmeyeceği bariz bir gerçekti. "Gına geldi prosedürünüzden, prosedürmüş."
Kızıl saçlının yüzüne ilk girdiğinde oturan ifade endişeyse o hiçbir şeydi, rekor süreyle dikilen bir şişeyi ikincisi izlerken sorularını tıkıştıracak bir nefes molası bile yakalayamıyordu. Takırdattığı kalemi artık bacağını dövüyor, zamanı gerçek acıyla hissettiriyormuş izlenimi veriyordu, çünkü gerildikçe elinin tutuşu sıkılaşmıştı ve gece bitmeden orada bir morluğun oluşacağı aşikardı.
"Ne prosedür, biliyor musun hayatım?" Boş şişeyi tehdit edercesine kadına salladı. "Senin çeneni kapatman. Seherbazsın, yaşanacak cinayetlerin önüne geçmen gerekiyor." Bir an duraksadı, düşünüyormuş gibi şişeyi geri çekti. "Tabii işlenecek cinayetler sizin sorumluluğunuz olmayabilir. Gizem Dairesindeki hayaletler o işlerle daha ilgili, değil mi?"
“Ha-hanımım, sa-sakin olun,” dedi Mitski, Seherbaz kadının sözlerinden bir hayli etkilenmiş gibiydi. “Hemen size-”
Isolde elindeki boş şarap şişesini cine fırlattı hışımla. “Hiçbir şey, hiçbir şey istemiyorum! Kaybol!”
Şişe sertçe duvara çarpar ve onlarca küçük parçaya ayrılırken evcini topukladı. Öte yandan odanın atmosferinin gerilmeye başlamasından oldukça zevk alan biri vardı o anda odada. Portredeki kadın, en başından beri işlerin kızışmasını beklemiş ve bu hazzı tek başına yaşamak istemediğine karar verdiği için de yanına birkaç portre sakinini daha çağırmıştı. Artık üç kişilerdi, eğer gerçekten hayatta olsalar en deneyimli politikacıları bile mat edebilecek çene gücüne sahip üç kadın: Düşes Margaret Beaufort, Leydi Anne Neville ve namı diğer Çatlak Falcı yani Cassandra Louvain.
Kuzguni saçlı kadın hiç oralı değildi, şarabından büyük bir yudum daha aldı, sonra bir tane daha ve bir tane daha… “Bana bak hayatım, ben bu tavernayı öyle basit bir parmak şıklatması ile bugünlere getirmedim! O yüzden hiçbir güç elimden alamaz bir kere bunu o küçük aklının bir köşesine yaz!”
Portredeki kadınlardan destekleyen mırıltılar yükseliyordu, kızıl saçlı kadın ise karşılık vermek adına ağzını açar gibi oldu ancak Isolde ona izin vermedi. “Bin bir zorluk! Bütün yaşamım sefalet içinde geçti, sokaklarda yattım bir dönem ne gidecek yerim ne de başımı içine sokacak bir çatım vardı!” Sigarasını masaya, bir öncekinin az ilerisinde bir yere sapladı.
“Para kazanmak için ne yapmam gerekti biliyor musun? Nefesi leş gibi içki kokan ayyaş şerefsizlerle bir gece- her neyse! Mag Mell, hayatta kalma mücadelesi ile geçen yılların ardından sahip olduğum belki de tek gerçek yuva, gerçekten elimden alabileceğinizi mi sanıyorsunuz?”
Meredith Vivienne Boleyn:
Meredith asil bir kadındı, katı bir Boleyn eğitimi almıştı ve hayatı boyunca bir kere bile küfür etmemişti –eğer zorunda kaldığı zamanları saymazsak ki onun da bir elin beş parmağını geçtiği söylenemezdi. Çoğunlukla sakindi, yetiştirilme biçimi onu oldukça sabırlı bir insan yapmıştı, nihayetinde kaçık Boleyn’lerin arasında birinin aklının başında olması gerekiyordu değil mi? Ancak Bayan O’Malley’in soluksuz dırdırını dinlerken bir kanıya varmıştı: bu kadınla ayık bir kafayla baş edemezdi.
Şarap kadehi davetkâr bir biçimde ona bakıyordu, sinirlerinin yatışması için küçük bir yudum yeterdi ve karşısındaki kadının dilinden konuşmaya başlardı belki de… Peki, görev başındayken içtiği için ceza alır mıydı? Kimin umurundaydı? Hak etmişti, sadece küçük bir yudum alacaktı. Kalemi sıkmaktan morarmış elleri kadehe uzandı ve bir süre öylece bekledi kararsızlıkla.
Dürüst olmak gerekirse ipin ucunu ne zaman kaçırdığını hatırlamıyordu. Bir noktada dürtülerine yenik düşmüştü, bir yudum, iki, üç derken koca bir şişeyi devirmişti farkında olmadan.
“Siktir oradan!” diye girmişti zihni yavaş yavaş dumanlı bir perdeyle kaplanırken. “Sanki benim hayatım mükemmeldi!”
“Yaa! Anlatsana hayatım ne duruyorsun?”
“Sadece bir çocukken benden oldukça yaşlı, istemediğim bir adamla evlendirildim sırf ailenin onuru için.” Hüzünlü bir ifadeyle daldı bakışları. “Bi-bir varis vermem gerekiyordu… Beş kere kaybedince benden umudu kestiler, ailenin istenmeyen üyesi olmuştum artık…”
Ve soruşturma soruşturma olmaktan çıkmıştı, bir daha da o noktaya gelemeyecekti. Meredith'in sızmış bedeni geri kalan çöplerle beraber atılana kadar ikili abanoz saatin eşliğinde-
Navigasyon
[0] Mesajlar
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git