17 Nisan, 2026 08:59:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Falındaki Mavi Gözlü Delikanlı  (Okunma sayısı 75 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Das

  • Mekan Sahibi
  • 9. Seviye
  • İleti: 51
  • 1055 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Das
  • Güç Puanı: 0
  • PARTY PEOPLE!
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Yook, söylemem.
  • Meslek: Apples and Oranges Sahibi, Tanınmış Avukat
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 3; Süzülme, Seviye 3
Falındaki Mavi Gözlü Delikanlı
« : 31 Ekim, 2021 00:22:33 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Yine mi Carmilla?

Geçen gereksiz bir şekilde çekildiğim hizip toplantısında verilen gazeteyi ayaklarımı uzatmış okuyordum. Kendime kuytu bir köşe bulmuştum Diagon Yolu'nda. Gölge aradım diyemeyeceğim. İngiltere her zaman kapalı havası ile iç bayıcı oluyor. Ağustos'ta tek farkı sıcak ve nemli olması. Yine bulutlu yine bulutlu. Kafamda gözlerimin üstüne doğru düşen bir kovboy şapkası vardı. İki dükkanın arasında oturacak basamak bulduğum gibi bir yerden aşırdığım kurabiyeyi üstüme döke döke yiyor, bir yandan da o çok konuşulan gazeteyi okuyordum. Biraz da merakımdan bugün çıkan iki üç gazeteyi de toplamıştım. Genel olarak bir bakıp gündemden uzakta kalmamak amaçlı. Benim gibi "hiç kimsenin" ne umrunda olacak derseniz... Evet, haklısınız. Kimim ki yani? Sadece bazen saçma sapan yerlerde kendimi bulabiliyorum. Bilgim olsun değil mi?

Yazı ilk Carmilla'nın kim olduğunu açıklayarak başlıyordu. Gözlerimi devirip kurabiyemden ısırık aldım. Vampir'ler, kurtadamlar, mugglelar... Büyücüler hepsine ayrımcılık yapabiliyor sağolsunlar. Ben kendi geçmişimi bilmiyorum. Bazılarının kafayı taktığı kadar da takmıyorum. Neyse ne yani. Yazıda muggleların Carmilla'dan haz etmedikleri yazıyordu. Kafamı onaylayan bir şekilde salladım. İşemeli sıçmalı ritüel yapıyormuş kadın. Bu cadılardan o yüzden çekiniyorum işte. Korkunçlu oluyorlar. Eskiden ritüelleri görmüştüm ismi lazım değil yüzünden. Ucundan dokunmuş olsam da hiç hoş değillerdi. 1700'lerde Carmilla terör estiriyormuş buralarda. Sonra da yetkililer hiçbir şey yapmamış. Eee, at koşturabiliyorsa neden yok olmuş ki? Yok olmamış da diyor. Derin bir nefes alıp kafamı kaldırdım gazeteden. Kaşlarımı çatıp geçen insanları izlemeye başladım. Tabi bu sırada onlara odaklanmıyordum. Öldü sanılıp her seferinde geri dönen birini daha tanıyorum. Carmilla ile benzerlikleri rahatsızlık verici. Fark olarak, Barthélemy'nin kan içtiğini hiç görmedim. Kan ritüelleri hakkında okuyordu ama. Onu biliyorum. Biraz bilgileri hazmettikten sonra tekrar döndüm köşe yazısına. Yazının sonları uyanın şeklinde ilerliyordu. Tamamı ise benim düşüncelerimi fazlasıyla doğru çıkarır niteliğindeydi. Sessizce "Onun bunun çocuğu..." dedim. O kadın-adam. Gerçekten de bu yazı mugglelara en ufak bir sorun arz etmiyor! Bu adamı bu yazısından dolayı öldürse öldürse Carmilla'nın arkasındakiler öldürür. Millet uyanmasın ayağına. O kadın-adam bu vampirin müridi miydi acaba? Garip bir tipti cidden. Derin bir nefes aldıktan sonra ben bu olayın neresindeyim diye sordum kendi kendime. Carmilla'nın ritüelleri zerre umrumda değil. Kadın mutlak hakimiyet istemiş mi ki? İngiliz Büyü Dünyası hakkında bilgim çok sınırlı. Oturup okuduğumda adı lazım değili hatırlıyorum, kusasım geliyor.

Diğer gazetelere geçip şöyle bir göz gezdirdim yazanlara. Gelecek postası saçma sapan bir magazin haberini ilk sayfaya koyduğu için, içi de boş çıktı. Başka bir gazete de tamamen safsatadan ibaretti. Umudumu kaybetmişken Veritas Libertate adındaki gazetenin ilk sayfasında aradığımı buldum. Haberin devamı 2. sayfada olduğu için hızla açtığımda gazetenin genel yayın yönetmeni olan Sadie Rosemary Caldecott'un yazmış olduğu giriş yazısını okumaya başladım. Daha demin okuduğum yazı  hakkında bir yazı yazmış olan kadın içeriğini bilmediği için sitem ediyordu. Neden bu gizlilik diye ilerleyen haber gerçekten de Magnus Pearson'un olayına bilip bilmeden dokunduğunu görebildim. Yani, Pearson da Carmilla olayının üstü kapatıldığı ile ilgili yazmıştı. Şimdi de onun ölümünün nedeninin üstü kapatılıyordu. Yazının sonu daha heyecanlı bir konuydu. Balo. Hanımefendinin baloya gideceğini duyunca biraz üzülmedim değil. Yine de balodan önce onu görmek istedim. Ofislerinin yerini okumak için en arka sayfasına baktıktan sonra Veritas Libertate'yi de Gelecek Postası ile iç içe koyup katladım ve ceketimin içine koydum.

Yürüme mesafesindeydi bulunduğum yere. İçeri girip bir kaç formaliteden sonra genel yayın yönetmenine gösterecek çok önemli bir şeyim olduğunu söylediğim için biraz zorlayarak odasına yönlendirildim. Kibar bir adamız vesselam. Kapıyı çaldıktan sonra içeri girmem söylenince girdim. Güzel, yaş olarak benden büyük bir hanımefendi bekliyordu karşımda. Yaş sadece bir sayıdır gençler. Ben bu kadına yavşarım. Kafamdaki şapkayı tutup hafiften önünü indirdikten sonra "Leydim." diye selam verdim amerikan aksanımla. "Size aradığınızı getirecek olan, yıllardır beklediğiniz yakışıklı genç sonunda geldi. Ben, Alexander Turner. Oturabilir miyim?" dedikten sonra sırıttım.[/justify]

Bu ne kocaman oldu ya. Wallpaper koyaydım bari

Çevrimdışı Sadie Rosemary Caldecott

  • Ölü
  • 0. Seviye
  • İleti: 0
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Sadie Rosemary Caldecott
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: o
  • Meslek: Veritas Libertate Gazetesi Sahibi
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 4
Ynt: Falındaki Mavi Gözlü Delikanlı
« Yanıtla #1 : 05 Kasım, 2021 14:02:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Sabahın ilk ışıklarıyla açılan gözleri perdenin arkasından süzülen güneş ışıklarıyla parladı. Kadın yatağından bir çırpıda çıktı, üzerindeki yorganı düzgün bir şekilde atarak. Yatakta pek vakit kaybeden biri değildi. Dakikalarca yatakta dönüp duran uyuşuk insanlar gibi harcayacak zamanı çok yoktu. Terliklerini giydiği gibi mutfağa gitti ve kendine basit bir kahvaltı hazırladı. Daha kargaların uyanmadığı bir vakitte güne başlamak için hazır ve nazırdı.

Gazete binasına geldiğinde her zamanki gibi koltuğunun altında bütün rakip gazetelerin o günkü basımlarını taşıyordu. Binadan içeri girdiğinde yoğun bir kağıt kokusu burnuna doldu. Alışmış olması gerekiyordu ancak koku çok güçlüydü. Yeni makineler yeni depolar almaları gerektiğini her sabah güzelce hatırlatıyordu. Çalışanlara, editörlere ve tabi ki sağdan soldan dedikodu taşıyan çocukları selamlayarak merdivenleri çıktı ve ofisine ulaştı. Bütün gazeteleri masasına genişçe serip tek tek hepsini incelemeye başladı. Satır aralarına gizlenmiş haberleri, magazin bölümlerini aptal Quidditch haberlerini hepsini bir bir inceledi. Kayda değer bir şey yoktu. Kim kime kur yapmış, hangi Quidditch takımı hangi transferleri yapmış falan filan... Okuyan kitlelerin beyinlerini doldurmak ve her şeyin güzel gittiği illüzyonunu yaratmak için kaleme alınmış değersiz kelimeler sürüsünden ibaretti tüm gazeteler. Dumanı tüten çayından bir yudum aldı. Gazeteleri toplayıp hepsini ait oldukları yere, çöpe, fırlattı. Carmilla ile ilgili çıt yoktu. Kimse sesini çıkaramıyordu. Muhbirleri bir şeyler bulamıyor, hizipler sessizliğini korumaya devam ediyordu. Bir fırtına yaklaşıyordu, zira bu sessizlik bu sakinlik hayra alamet olamazdı kesinlikle. Kim öldürmüş olabilirdi bu adamı? Bakanlık bu kadar düşebilir miydi? Hayır diyemedi. Ya Carmilla'nın müritleri? Suskunluklarını böyle bozmuş olabilirler miydi? Onlar hakkında ağzını açan ilk insana bir balyoz gibi inerek... Bir gün kendisi bir şeyler bulursa acaba o balyoz bu ofise de girecek miydi ? Çok fazla soru olmasına rağmen bir tanecik cevap yoktu.

Kadın derin düşüncelerinin içinde boğulurken kapı açıldı ve sekreteri kafasını içeriye uzattı. "Hanımım size çok önemli bir şey göstermesi gereken bir bey geldi. Sizinle görüşmek istiyor." Sadie pek düşünmeden onayladı. "Gönderin gelsin." bir kaç dakikalık beklemenin ardından kapı tekrar çalındı. Adamı içeri buyurdu ve adamda zarif adımlarla içeriye girdi. Mavi gözleri kovboy şapkasının gölgesinde parlayan, genç bir adam içeriye girdi. Şapkasıyla kadını selamladı ve Amerikan aksanı Sadie'nin kulaklarını cırmaladı. Bir Amerikalı'nın burada ne işi vardı? Kaşları kalktı ve adamın yavaşça yaklaşmasını, sözlerini söyledikten sonra suratında beliren sırıtışı izledi. Adamı eliyle buyur ettikten sonra oturmasını bekledi ve adam oturur oturmaz lafa girdi. "Evet Turner bey, size nasıl yardımcı olabilirim, yada siz bana nasıl yardımcı olabilirsiniz? Nedir bana göstermeniz gereken bu önemli şey?"

Çevrimdışı Das

  • Mekan Sahibi
  • 9. Seviye
  • İleti: 51
  • 1055 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Das
  • Güç Puanı: 0
  • PARTY PEOPLE!
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Yook, söylemem.
  • Meslek: Apples and Oranges Sahibi, Tanınmış Avukat
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 3; Süzülme, Seviye 3
Ynt: Falındaki Mavi Gözlü Delikanlı
« Yanıtla #2 : 10 Kasım, 2021 19:41:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify] Ofiste masasından yüzüme şöyle bir bakan kadının beni eliyle davet etmesiyle geçip masasının önündeki koltuklardan birine bıraktım kendimi. Ah işte böyle şeyleri seviyorum! Evde bok gibi yaşıyoruz, elit yerlere gelince kıçımız rahat koltuk görüyor. Oturduğum gibi sanki kendi mekanımmış gibi çizmelerimi önümdeki sehpaya uzattım bacak bacak üstüne atarak. Hanımefendi de nasıl yardımcı olabileceğini soruyordu. Masasına şöyle bir baktım ben de. Gözüme masasının üstünde duran şekerlemeler takılınca elimi daldırıp biraz aldım. "Bugün, köşe yazınızı okudum." Elimde birikmiş olan şekerlemelerden sarı olanları bir kenara toplayıp hepsini ağzıma attım. Diğer renkli olanlar ise tatları karışmasın diye elimde kaldı. "Bu gizlilikten, bir şeylerin üstünün kapatılmasından ben de bıktım Bayan Caldecott. Üstelik tüm sorumluluk muggle'lara atılarak birileri çıkar sağlıyorsa..." Kafamı öne eğip gözlerime karanlığı indirdikten sonra elimi ceketimin iç cebine attım. Şekerlerin geri kalanını iç cebimde bırakarak Veritas Libertate'in bugünki sayısına sarılmış olan Gelecek Postasının 28 Temmuz tarihi atılmış sayısını çıkarttım. Rülo şeklinde masasının üstüne koydum ve ittirdim hafiften kadına doğru.

"Açın." dedim sakin bir sesle.

Kadın gazeteyi açınca ayaklarımı sehpadan indirip yerimde düzeldim. Sesimin tanımadıklarıma karşı kullanmadığım kalın hali ile konuşmaya başladım. "Bakın hanımefendi." dedim. "Benim bu sayıyı nereden bulduğum malum. Elimde kalması tehlikeliydi. Sizin de elinizde kalması, belki de bu konu hakkında yazı yazmanız can sağlığınız açısından pek iyi olmayacak. Size tavsiyem-" durdum bir iki saniye. Kızıl saçları ve üstünde mavi elbisesiyle o buluşmada ağırlığını koyan kadının yüzü geldi gözlerimin önüne. Seneler önce, bizim sokaklardaki insanlara yaptığı iyilikten hala bahsedilir. Bu yüzden ona güvenebileceğimizi biliyorum. Üstelik nefret ettiğim Merlin Tılsım Kulübü sayesinde de aynı tarafta olduğumuza fazlasıyla eminim. "Bir-iki sene önce Knockturn Yolunda yanan kitapevinden sağ kurtulan seherbaza güvenmenizdir. Sizi korur." dedikten sonra kafamı kaldırıp parmağımla kafamdaki şapkayı ittirdim yukarı doğru. Kadınla sessizce bakıştıktan sonra "Okuduğunuzda muggle'lar ile alakası olmadığını göreceksiniz. Cadı avları? Saçmalık! Asıl olayı yakalamak çok kolay. Dediğim gibi, konu tehlikeli. Ben sadece bunu size 50 galleona satacağım ve elime başka değerli parça geçmediği müddetçe falınızda kalmaya devam edeceğim. Yazınızda bahsetmezseniz sevinirim." Ayağa kalktım cümlelerim bitince. Kafamdaki şapkayı çıkarıp Amerika'da yaptığım gibi selamladım hanımefendiyi. Paramı verdikleri gibi buradan uzaklaşacak, yazılacak yazıyı okumak için her gün bu gazeteyi alacaktım daha sonra da.

[/justify]
« Son Düzenleme: 10 Kasım, 2021 20:04:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Das »

Bu ne kocaman oldu ya. Wallpaper koyaydım bari