İçeri hoş bir şekilde dalmadığının farkındaydı ve aldığı tepki gayet beklendikti. Kadın hiç istifini bozmadan içmeye devam ederken kızı odadan kovsa da, açgözlü ve inatçı Mirabelle bir şeyi elde edene kadar durmazdı, bu da o şeylerden biriydi. Paraya ihtiyacı vardı, bir işe girmek istiyordu ve bu taverna güzeldi. Mekan estetikti, zengin ve güzel insanlar geliyordu, çalışanlar güzel görünümlüydü ve Mirabelle her zaman böyle bir yerde çalışmak istemişti. Fırsatı kaçırmamak için elinden geleni yapacaktı. O yüzden de denilenin tam tersini yaptı, defolmak yerine kollarını göğsünde bağladı ve kadına kesinlikle sevimli olduğunu bildiği bakışlarından atmaya başladı. Bu bakışın adı bile vardı; "Beş numaralı ikna edici bakış" idi bu. İkisinden biri vazgeçip diğerinin dediğini yapmak zorundaydı şu anda ve bu kişi kesinlikle kendisi değildi.
Sonunda cidden ikisinden biri vazgeçti, evet, kadın vazgeçti. Kadehini tekledi, yavaşça yerinden kalkarak kolunu uzattı kıza. Mirabelle memnuniyetle kadının koluna girdi. Kadın üflese dengesi bozulup yere düşecek kadar sarhoş durduğu için Mirabelle dikkat ediyordu düşmemesine. İşvereni olmasını istediği kişiye fazladan iyi davranmalıydı. Birlikte odadan ayrıldılar ve loş ışıkla aydınlatılmış koridorlarda yürümeye başladılar. Kadın ağır ağır yürürken kız etrafı inceliyordu. Duvarlar tablolar ve ilginç eşyalarla süslenmişti. Kan kırmızısı gözlere sahip olan tablolar, genç cadıyı meraka düşürdü elbette. Koluna girdiği bu hanımefendinin vampir olduğunu düşünebilirdi. Sonuçta soluk beyaz bir teni vardı, ortamın havası da uyuyordu.
Genç kız etrafı aklına kazımaya çalışırcasına incelerken kadın birdenbire gençliğinden bir şey söyledi. Eğer dinleyeceğinden emin olsaydı, halihazırda benzer şeyler yaptığını anlatmaya başlayabilir ve saatlerce susmayabilirdi Mirabelle. Tek sorun, dinlememe ihtimali aşırı yüksekti. Hemen ardından toz kokusundan nefes alınmayan bir koridora geçtiler. Ne güzel bir şansı vardı kızın! Çünkü bu kız, toz kokusunu çok seviyordu. Sırf bu yüzden okuldan kaçsa bile izinsiz ödünç aldığı küçük kulübesine temizliğe gitmezdi, yazın döndüğünde tamamen tozla kaplansın da kokuyu sonuna kadar içine çekebilsin diye. Eh, garipti belki de. Mirabelle'in garip olmayan özelliği mi vardı sanki?
Fırsattan istifade derin nefesler alarak kokuya doymaya çalışıyordu koridorda ilerlerken. Kadın bir kapının önünde durunca kız da durdu, kokuya alıştığı için aynı etkiyi alamamanın hüznü vardı üstünde. Sonra da siyah saçlı hanım sordu, neden bu işi istiyordu? Her zaman olduğu gibi kocaman, parlak bir şekilde gülümsedi. Önce dikkatini çeken zehir kısmından başlamasa olmazdı gerçi.
"Vaov, zehir mahzeni mi? Demek barda zehir mahzeni var... Ne yapıyorsunuz bunlarla? Aslında, zehirden ziyade bağımlılık yapıcı bir iksir daha çok işinize yarayabilirdi..." dedi ve cevap beklemeden soruyu yanıtladı.
"Çünkü istiyorum da ondan! Bir işe ihtiyacım var, çok da zorunluluk değil ama var yani. Tüm seçenekler arasından en iyisi bu mekandı, diğer şeylerle uğraşamam ben. Yok kafede garsonmuş, yok temizlikçiymiş, yok aşçıymış şuymuş buymuş... Sıkılırım, bunalırım. Saçma sapan insanların gitmeyeceği türden, ilginç bir yerde çalışmak istedim. Mekanınızın sıkıcı, klişe ve saçma sapan insanlarla dolu olduğunu düşünüyorsanız... Eh, iş vermeseniz de olur o zaman. Ama öyle düşünmüyorsunuz, değil mi?" dedi, kıkırdadı. Çok konuşmaktan nefesi kesilince biraz durdu, nefes aldı ve devam etti.
"Hem bu işten ikimiz de kazançlı çıkarız gibi geldi bana. Şu an kafanız bir milyon olsa bile görüyorsunuz," elleriyle önce yüzünü gösterdi, sonra aşağı indirerek tüm vücudunu. "Genç ve güzelim, görünüşümün yanında oldukça yetenekli ve çalışkanımdır da. Verilen her işi yapabilirim, gerçi sıkıcı bir iş verirseniz başınız şişip patlayana kadar söylenirim ama... Yaparım yani! Mesela, mesela sesim çok güzeldir. Harika şarkı söylerim! İnsanlarla iyi anlaşırım bir de. Böyle bir çalışan çok işinize yaramaz mıydı? Çok güzel müşteri çekerim, mükemmel reklam yaparım." dedi. Kadın ağzını açmıştı ki aniden aklına gelen şeyle lafını böldü. Sarhoş kadının da başını şişirdikçe şişiriyordu ha!
"Ah, kusura bakmayın daha başlamadan lafınızı bölüyorum ama... Zehirlerle de aram fena değildir. Sizin gizlice kaçırdığınız malzemeler ile Muggle kadınlara kocalarından kurtulmalarını yardım etmek için ilaç sattığınız yaşta, ben kendi yetiştirdiğim malzemelerle çevremdeki insanları zehirliyorum. Sonra da masumu oynayarak panzehir veriyorum ki, sürekli benden ilaç almak istesinler. Amanın! Ticari zekam da varmış bakın bir sebep daha beni işe almak için! Hehe, hadi içeri girelim, belki fikir edinirim ha?"