17 Nisan, 2026 09:19:48 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Arawan Vela Rastaban ''Rasta'' Craiden  (Okunma sayısı 48 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Arawan V. R. Craiden

  • Büyücü
  • 0. Seviye
  • İleti: 0
  • 975 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Arawan V. R. Craiden
  • Güç Puanı: 18
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Arawan V. R. Craiden
  • Meslek: Mag Mell'#039#039de Barmaid
  • Cemiyet: -
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 4
  • Tılsım Gücü: 8
  • İksir Kabiliyeti: 9
Arawan Vela Rastaban ''Rasta'' Craiden
« : 19 Kasım, 2021 13:08:43 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ad: Arawan Vela Rastaban ''Rasta'' Craiden
Yaş: 26

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri:

Vela ya da arkadaşlarının ona hitap ettiği adıya Rasta, dedikoduya bayılan bir kadındır ama yapmaktan daha çok dinlemeyi sever. Asasına bir hayli güvense bile, onu jartiyerine sıkıştırılmış ufak bir hançerle yakalamanız mümkündür. Zehirlere bayılır! Hem de her türlüsüne. Haliyle mutfakta vakit geçirmekten de hoşlanır. Anılarını anlatmayı pek sever, hikayelerini esirgemekten hiç çekinmez.  Aynı şekilde dillere de hakimliği vardır. Aslen ''çingene'' kültürünü benimsemiş bir aileden gelir. Çocukluğunu gezebildiği kadar toprak gezerek geçirmiştir. Haliyle, ayak bastığı her toprağın dilini de öğrenmeye çalışmıştır. Bu yüzden aksanı biraz bozuktur.

Geçmiş:

Constanta'da, Peter ve Helia'nın kızı olarak doğmuştur. Bir ablası, iki erkek kardeşi vardır. Sırasıyla adları Astra, Leo ve Atlas'tır. Çevresinde hep çok insanla büyümüş, elinden her iş gelecek şekilde yetiştirilmiştir. Çocukluğunun ilk beş yılını Constanta'da geçirmiş, sonrasında ailesiyle beraber İtalya'ya geçmiş, on yaşına kadar orada yaşamış, sonra İspanya'ya gitmek zorunda kalmıştır. Zaragoza'da hayatının aşkı olduğunu iddia ettiği ve 16 yaşında tanıdığı Ulric ile tanışmış, Ulric'in 20 yaşındaki ölümünden sonra ailesinin izini takip ederek Fransa'ya geçmiştir. Burada Sorbonne Üniversitesi'nde profesörlük yapan Joseph-Adrien Vian ile tanışmış, kısa birliktelikleri sırasında onun felsefe öğretileri ile yakından ilgilenmiştir. Ailesiyle yeniden buluşması da yine burada olmuştur.

Anne ve babasının ansız ölümü sonrası daha fazla burada kalamayacağına karar verip bir sonraki rotasını İngiltere olarak belirlemiş, bir süre Dorchester'de bir aktar işletmiş, ardından Londra merkezine geçmiştir.

Mensup Olduğu Hizip: Belirli bir düşüncesi olmamasına rağmen kendini Özgür Orenda Kardeşliği'ne yakın hisseder. Yine de katılmak namına bir harekette bulunmamıştır.

İstenilen Meslek: Mag&Mell'de Barmaid'lik

Büyü Yatkınlıkları:

Biçim Değiştirme: 10
Tılsım: 4
İksir: 8
Lanetler: 8 (yaştan gelmesi durumunda +1)

Örnek RP:

-1848-


Ateş çıtırtılarının insan seslerine karıştığı, ateşin etrafına atılmış bin bir çeşit otun kokusunun etrafa dağıldığı ve ciğerlerinde yeniden yeşerdiği, yalnızca üstünüzde bir şalla oturabileceğiniz bir geceydi. Yıldızlar neredeyse gösteriş yaparmış gibi siyah geceye inci taneleri misali yayılmışlardı. Ateş başına yerleşmiş insanların çocukları biraz geride asa ilan ettikleri -henüz aralarından sadece bir tanesinin asası vardı ama o da haksızlık olmasın diye kullanmıyordu- dal parçalarıyla oynuyordu. Aralarında bir eksik vardı; Rasta. O da annesinin dizinin dibine oturmuş, kadının onu şalıyla kapamasına izin vermiş, giderek uykulu bir hal alarak anlatılan hikayeleri dinlemekteydi.

Amcası Kane, ellerini hevesli bir biçimde iki yana açtı. İnce bir bıyığı, sivri siyah saçları ve her zaman bir avantaj kollayan boncuk boncuk gözleri vardı.

''-sonra bize o kocaman, kamaya benzer dişlerini geçirdi. Tekne yaratığın yarattığı dalgalar üstünde alabora olmak üzereydi. Sırt yüzgeci metreler öteden bile görebiliyordu. Bir dolunay gecesinde öleceğimi düşündüm. Kurtulmak nasıl mümkün olabilirdi?! Denizin ortasındaydık ve tayfaların birçoğu korkudan kendinden geçmiş, ikisi ölmüştü. Kaptan ve ben hala ayaktaydık.''

Rasta yerinde rahat edemeyince huzursuzca kıpırdandı, annesinin her zaman karanfil kokulu olan şalına biraz daha sarıldı. Herkes Kane Amca'nın sekiz söylediğinin altısının yalan ikisinin şüpheli olduğunu bilirdi ama anlattığı hikayeler her zaman bir çocuk için ilginç olurdu.

''Gökyüzüne baktım, yardım ister gibi. Büyü yapamıyordum, o iğrenç yaratık asamı yemişti. Ama hala kılıç kullanacak kadar aklım vardı. Bayrak direğine tırmanmaya başladım. O sırada yaratık bir kere daha teknenin altından geçerek dengemizi bozmaya çalışmıştı. Ama sonra yeniden yükselmedi. Bir elimde kılıç, bir elimle direği iyiden iyiye sarmışım, bekliyorum öylece. Ya o beni yiyecek ya ben onun dişlerini sökeceğim süs yapayım diye...''

Kane, hala havada duran ellerini dizlerinin üstüne yerleştirdi. Başını gökyüzüne çevirip sivri keçi sakalını şöyle bir okşadı.

''Ama Tanrılar dualarımı kabul etmiş olmalı... Suda bir hareketlenme görüldü tekneden ileride. Sanki... Sanki devasa iki balık birbirine girmiş gibiydi. Bir an su yüzeyini dalgalandıracak kadar yakındılar, sonra kayboluyorlar, başka bir yerden yeniden çıkıyorlardı. Bense savaşacak daha tehlikeli bir şey geldiği için çoktan ölümü kabul etmiştim bile. Çünkü bir denizyılanına saldıracak kadar... Ne olabilirdi ki dünyada?''

Gözlerinin kapandığını hissettiğinde, kendisini tutmadı. Amcası Kane'in, bir Kelpi'nin bir denizyılanını onlardan uzaklaştırdığını anlatarak sonlandırdığı hikayenin devamını, yarın kahvaltıda annesinden zorla öğrenecekti.