Ana Sayfa
Yardım
Ara
Shop
Üyeler
Üye listesini görüntüle
Üyelerde ara
Giriş Yap
Kayıt Ol
17 Nisan, 2026 09:42:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
kayıt olun
.
Büyücedünya RPG
»
Dünya Ülkeleri
»
Birleşik Krallık
»
Tanrıyla Bir Tavernada Tanıştım
« önceki
sonraki »
Yazdır
Sayfa: [
1
]
Aşağı git
Gönderen
Konu: Tanrıyla Bir Tavernada Tanıştım (Okunma sayısı 29 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Erean Harith Grinner
Mekan Sahibi
3. Seviye
İleti: 6
114 Galleon
View Inventory
Send Money To Erean Harith Grinner
Güç Puanı: 23
Oyuncu Adı: Erean Harith Grinner
Meslek:
Books of Neverland Sahibi
Cemiyet: -
Biçim Değiştirme Gücü: 12
Lanet Gücü: 3
Tılsım Gücü: 13
İksir Kabiliyeti: 3
Tanrıyla Bir Tavernada Tanıştım
«
:
18 Kasım, 2021 17:39:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
-Londra, Greenwich: Giss'in Tavernası-
Havada tokuşturdukları kadehlerini geri indirdiler. Masada dört kişiydiler; Erean, Randall, Aiden ve arkadaşlarının arasında Harry olarak bilinen Henry. Bu dört arkadaş, Erean'ın teyzesi Katherine'in komşularıydılar. Randall, Katherine'in küçük kızı Fiona'nın on altı yaşına gelene kadar sevdiği tek adamdı. Aiden ve Harry kardeş olmalarının yanı sıra, Amerika'dan gelmiş Chinaski ailesinin mirasını yiyip bitirmek için yeminler etmişlerdi. Tanıştıkları o tatlı gün, bundan yıllar yıllar önce, bir Noel akşamı Katherine'in komşularını Noel yemeğine davet ettiği akşama tekabül ediyordu.
İnsanların muhabbetleri, tavernanın bir köşesinden yükselen müzik, masaların etrafında; sahnede dans eden kadınlar... Kalabalık bir gece yaşıyorlardı. Randall'ın gözleri Arathin için iyiden iyiye açılmışken Harry ve Aiden kendilerine yeni avlar aramaktaydılar. Erean ise tüm bunlardan bağımsız, konuştukça konuşuyor ve konuştuğu şeylerin ucu birbirine asla dokunmuyordu.
''Mükemmel bir eserdi. Böyle bir şeyi daha önce okuduğumu hiç düşünmüyorum. Yani elbette 'Aynı nehirde iki defa yıkanamazsın.' sözüne aşinayım ama bunun bu denli süslenip bir çocuğun bile anlayacağı dile indirgenmesi gerçekten muhteşem. Şu adam, şüphesiz, dönemin en esaslı adamlarından olmazsa ben de bileklerimi şuracıkta dikine kesiveririm.''
''Ne diyor bu?''
Randall, en sonunda işlemeli bir saat gibi hiç durmadan dönüp duran Erean'ı durdurarak konuştu. İşaret parmağı Erean'ı gösteriyordu ama sözleri Harry'e idi.
''Asla bilmiyorum. En son dün niye beni ektiğini sormuştum.''
Erean, nefes almaksızın konuşmaktan kızarmış yanaklarını rahatlatıp kuruyan boğazını yeniden nemlendirmek adına cininden birkaç yudum aldı. Ardından dudaklarını yeniden konuşmak için araladı ama saniyeler içinde gözüne takılan succubus karışında bütün sözleri zihninden silinip gidivermişti.
Evet, bu denli güzel bir kadın ancak bir succubus olabilirdi. Ufak, sivri bir burun; öfkeli bakan yeşile çalan gözler, diğer kadınlara baktığınızda görece kalın kalacak kaşlar, gevşek bir kalp gibi işlenmiş biçimli dudaklar; bir topuz halini almaya zorlanmış altın sarısı saçlar... Bembeyaz tenindeki yanakları kızıllaşmış, bağrını açıkta bırakan, koyu yeşil ve siyah renklerinden oluşturulmuş bir elbise, köprücük kemiklerinin üstünü kapatmaya çalışan ince bir tül... Erean ona baktığında, kıyamet kopmuş gibi hissetti. Vücudundan akıp geçerek onu olağanüstü güçlerle ödüllendirmiş tüm o büyü bir anda harekete geçip her minik zerresinde ayrı ayrı patlamış, içtiği şarap ona zehir olup iç organlarını ölesiye kavurmuştu. Kadının bir masaya hiç çekinmeden oturuşunu, etrafındaki erkeklere hiç aldırmadan hemen karşısındaki, bıyıkları kırlaşmaya başlamış, takım elbisesinin içindeki adamı azarlamasını izledi. Konuşurken dudakları öyle ilahi bir hal alıyordu ki Erean ruhunu oracıkta şeytana satıverir, karşılığında da bir kere bile olsun kadının gül tenini parmaklarında hissedebilmeyi dilerdi.
''Sana diyorum! Şimdiden sarhoş mu oldun?''
Omzuna dokunan el onu tüm bu hülyalardan çekip çıkardı. Kendine gelmek için gözlerini birkaç defa kırpıştırdı.
''Ne oldu?''
Öyle dalgın, öyle kendinden habersiz konuşmuştu ki konuştuğunun farkında bile değildi.
''Randall'ınki bu gece yok galiba. Gidelim diyoruz.''
Aiden'in sözlerine sadece baş sallamakla yetindi. Onu uyandırması adına kadehindeki son yudumları içti; kendine ait succubusuna bir kere daha baktı. Şans o ya, göz göze gelmişlerdi. Yerine öylece mıhlanırken
''Eğer Tanrı gerçekse böyle bir şey olmalı.''
diye mırıldandı.
«
Son Düzenleme: 18 Kasım, 2021 17:43:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Erean Harith Grinner
»
Kayıtlı
Yazdır
Sayfa: [
1
]
Yukarı git
« önceki
sonraki »
Büyücedünya RPG
»
Dünya Ülkeleri
»
Birleşik Krallık
»
Tanrıyla Bir Tavernada Tanıştım