Uyarı: Bu rp, küfür ve hassas şeylerin bahsini içermektedir.
Apollon'la gülüşe gülüşe maziden konuşurlarken oturduğu yerin hizasındaki pencereden hızla koşarak giden birini gördü. Gördüğü kişi, gözlerini kollarına silerek kompartımanlardan birine koşan Michael'dı. Kaşları çatıldı istemsizce. Yine birisi bir şey mi yapmıştı bu çocuğa?
"Polly, çok özür dilerim ama gitmem gerek. Belki geri gelirim bilmiyorum ama minnak bir işim çıktı, kusura bakma. Muah!"
Çocuğun yanağına bir öpücük kondurduktan sonra seri adımlarla Michael'ın peşinden gitmeye başladı Mirabelle. Gittiği tarafa göre beş, altı ya da yedinci kompartımana girmiş olması gerekiyordu. Her birine tek tek girerek çocuğu aramaya koyuldu. Ayakkabısının topuklarının yere çarparak çıkarttığı yüksek 'tak! tak! tak!' sesleri, uyuyan veya sessizce kendi kendine takılan öğrencileri rahatsız ediyordu anca yapacak bir şey yoktu, birini arıyordu sonuçta. Beşinci kompartımanı didik didik etmesine rağmen bulamadı çocuğu. Vakit kaybetmeden altıncı kompartımana alacaklı gibi daldı.
"MİİİİİİİİCHAAAAEEEEL!" diye bağırarak bulmayı umut ediyordu ve buldu da. Zavallı çocuk, kıyıda köşede bir yere geçmiş, bacaklarını da kendine çekmiş, sessizce ağlıyordu. Mirabelle'in anaç tarafı istemsizce tekrardan uyandı ve iç sesi 'Evlat edin! Evlat edin! Bu çocuğu evlat edin!' diye bağırmaya başladı. Hızlı ama bir o kadar da sakin bir şekilde genç büyücünün yanına oturdu. Karşısındakinin gözleri kendine dönünce tatlı tatlı gülümsedi ve çocuğun gözyaşlarını silerken sordu, "Bir tanem sen neden ağlıyorsun? Biri yine bir şey mi yaptı sana?"
Duymak istemediği cevabı almıştı. Evet, yine zorbalığa uğramıştı Michael! Yumuşak tutmaya çalıştığı ifadesi istemsizce bozuldu, kızgın bir ifade aldı yerini. Sarı saçları sanki yavru bir kediyi okşuyormuşçasına severken arkadaşının derdini dinledi, olan biteni öğrendi. Suçlu, tabii ki de yine bir Slytherin öğrencisiydi! Ayrımcılığı sevmeyen Mirabelle'in yaptığı tek ayrımcılık buydu işte; Slytherin'le ilgili her şeyden tiksiniyordu. Arkadaşını ağlatanın da sümüklü bir yılan olması hiç şaşırtmamıştı kızı. Michael olayı anlatmayı bitirdiğinde kız sakinliğini korumaya çalışarak bildirdi, "Anladım. Benim minnak bir işim var, beş dakikaya geliyorum tamam mı?"
Ve çocuktan gelen onaylayıcı mırıltıyla birlikte yerinden fırlayıp David'i bulmaya çalıştı. Kompartımandan çıktığı an bütün treni ve peronu inletecek bir sesle çığırdı, "DAVİD, HER NEREDEYSEN SENİ BULUP BAĞIRSAKLARINDAN TAVANA ASACAĞIM ADİ PUŞT!"
Neyse ki bulması zor olmadı çocuğu. Çünkü David, o sırada Mirabelle'in daha yeni çıkmış olduğu kompartımana doğru geliyordu. İğrenç bir yeşille süslenen cübbeli çocuğu gördüğü an kızın gözlerinden ateş çıktığına çevredeki herkes yemin edebilirdi. Pis yılanın yakasına yapışıp sertçe duvara vurdu, sarsmaya başladı.
"Siktiğimin poşet suratlı piçi, ben seni daha kaç kez dövmeliyim ki Michael'la uğraşmayı bırakasın? İlla derini yüzüp Ravenclaw Ortak Salonu'nun halısına mı çevireyim seni, ha? Gözlerini oyuncaklara mı takayım, dişlerinden kolye mi yapayım istiyorsun? Ne geçiyor ulan eline, biriyle alay edip dışlayınca ne kazanıyorsun?" bağırarak konuşurken birdenbire çocuğun bacak arasına tüm gücüyle bir tekme geçirdi. Acıyla birlikte iki büklüm olmasından faydalanarak dizini sertçe karın boşluğuna geçirerek öksürmeye başlamasını sağladı. İyice bükülen sarışının saçını tutarak başını kaldırdı. "Madem insanları dışlıyoruz ve onlarla alay ediyoruz, neden ben de senin ezikliğin konusunda aynı şeyi yapmıyorum? Daha basit bir biçim değiştirme büyüsü veya tılsım bile yapamayan piç gelmiş o çok kıymetli safkanlığıyla övünüyor. Ee, madem o kadar büyücüsün, neden birinci sınıfların yaptığı büyüleri yapamıyorsun? Ezdiğin Michael gayet iyi oysaki..." dedi, güldü. Asasını çıkarıp ucunu çocuğun çenesinin altına yaslayarak zorla kendine baktırdı. "Yapamadığın biçim değiştirme büyülerini kullanarak seni böceğe veya saçma sapan bir eşyaya dönüştürmemi ister misin? O zaman oksijen ve mekan israfı olmayı bırakır ve bir işe yarayabilirsin."
Çocuğun ifadesi korkmuş bir hale bürününce Mirabelle kıkırdadı. Çünkü Mirabelle'i tanıyan herkes bilirdi ki bu dediğini yapmaktan zerre çekinmezdi, büyük bir zevkle çocuğu solucan yapıp ezebilirdi. Eline tükürdü ve tüm gücüyle karşısındaki sürüngenin suratına bir güzel tokat yapıştırdı. Çıkan 'Şlak!' sesi, tüm ortamda yankılandı. "Bir daha seni Michael'ın yakınlarında görmeyeyim, tamam mı? Yakışıklı çocuksun, kendini düzeltirsen belki sana yürüyebilirim bile. Hadi iyi yolculuklar şekerim." dedi, el salladı ve hoplaya zıplaya kompartımana girdi. Çıkarken sahip olduğu tüm sinir, stres, hepsi yok olmuş, yerini rahatlık ve mutluluk almıştı. Parlak gülümsemesiyle Michael'ın yanına geldi, sımsıkı sarıldı.
"Tamam, devam edelim. Ay dur hayır, ağlamaya devam etmeyelim dur!"