İngiltere Büyücedünyası > 1865-1866 Eğitim Öğretim Yılı

V. Kompartıman

<< < (2/2)

Gwyndolin Lowell:
[justify]Adının Aldrik olduğunu öğrendiği profesörün öğrenciler hakkında yaptığı yorum hoşuna gitmemişti. Yüzünde istemeden ciddi bir ifade belirdi. Bu işi sadece 'evde bomboş oturmaktan' daha zevkli olduğu için yapmamalıydı kimse. Yinede insanları ettikleri bir kaç söz yüzünden etiketlemeyecekti. Hiç bir zaman böyle yapmamıştı ve yapmayacaktı. "Çocuklar, hepsi birer mucize." dedi, bunu söylerken yüzünde bir gülümseme yavaş yavaş belirdi. "Şımarık, sorumsuz... onları nazik ve sorumluluk almaktan kaçınmayan yetişkinlere döndürmek bizim işimiz." diye ekledi. "Öğrencilik yıllarımda Hufflepuff binasındaydım. Vaktimin çoğunu karanlık ormanda geçirirdim o yüzden bir kaç arkadaşım dışında öğrencilik yıllarımda pek sosyalleşemediğim doğrudur. Eğer döneminizde bir Hufflepuff öğrencisinin sık sık binaya karanlık ormana girdiği için puan kaybettirdiğini hatırlıyorsanız muhtemelen o öğrenci bendim, hahaha." diye kıkırdadı ve sözü adama bıraktı.

Mirabelle Starlight:
Musallat olacak kimsesi kalmayınca yine kompartımanları gezinmeye karar veren kız, Profesör Solaris'in bir kadının yanında oturduğunu görünce adama sataşası gelmişti. Aman, şimdi flört mlört ederler, olamazdı böyle bir şey. Adamın huzurlu geçirdiği kısa süreyi burnundan getirmesi gerekiyordu! Yapmazsa çatlardı! Arka taraftan usul usul yanaştı ve istemeden de olsa biraç cümleye kulak misafiri oldu.

"Şımarık falan ayıp oluyor ya. He ama sevilecek halde olanlardan biri de benim değil mi profesör? Hatta en çok sevilecek olanı?" dedi adamın oturduğu yerin arkasından başını uzatarak. Sonra da otuz iki diş sırıttı, "İhihi, favorinizim değil mi? Hadi hadi, favoriniz olduğumu söyleyin. Beni ne kadar sevdiğinizi tüm dünya biliyor!"

Adam başta bir yalanlar gibi olunca Mirabelle sanki hayatının şokunu geçiriyormuş gibi dramatik şekilde kendini yere attı. "Aman tanrım! Ne demek favoriniz değilim?! Boşuna mı o zindanları defalarca patlattım?! Profesör Solaris, çok kalbim kırılıyor... Şu küçücük kalbim sanki çat diye tuzla buz oldu..." derken abartılı bir hüzne bürümüştü kendini. Sonunda profesör, mırın kırın ederek Mirabelle'in onun favorisi olduğunu reddetmediğini ima eden bir şeyler söyler gibi olunca, kendini attığı zeminden zıplayarak kalktı ve kıkırdadı. Dikkatini iksir profesöründen, pek de aşina olmadığı yüzün sahibine çevirdi, sıcak bir gülümseme verdi.

"Merhabaa! Ben Mirabelle Starlight, derslerinize girmek için sabırsızlanıyorum profesör! Çok tatlı birine benziyorsunuz, eminim öylesinizdir! Karanlık ormana girerek binaya puan kaybettirme görevini ben üstlendim sanırım, hehe."

Aldrik Solaris:

Cadıyı nerden anımsadığını şimdi anlayan Aldrik “Ben de Hufflepuff’ta okudum. Büyük ihtimal sizi ordan anımsıyorum.” diyorduki sözü Aldrik’in en çok uğraştığı öğrencisi olan Starlight tarafından yarıda bölündü. Her ne kadar çoğu öğrenciye karşı bir duygu hissetmesede bu başını beladan çıkarmayan -evet çıkaramayan değil çıkarmayan- kız onu güldürmeyi başarabiliyordu. “Galiba bana öğrencilik yıllarımı hatırlatıyor.” diye düşünürdü hep Aldrik onun hakkında. Yine içten içe Aldrik’i güldürmeyi başaran Starlight, Aldrik tam hiç bir öğrencisinin favorisi olmadığını söyleyecekken abartılı bir oyunculukla -baya abartılı- isyan etti. Aldrik’te ciddiyetinden biraz ödün vererek “Tamam. En favori sensin Starlight” dedi.

Gözlerini ondan diğer profesöre çeviren Starlight yine ötmeye başlayıncaysa Aldrik yüzündeki gülümsemeyi gizleyerek onların arasındaki diyologu dinledi.

Gwyndolin Lowell:
[justify]Profesörün sözü bir anda yarıda kesildi. İçeriye otuz iki diş gülümseyen bir enerji bombası giriş yapmıştı zira. Kızın profesörle olan muhabbeti çok sevimliydi. Adamcağızın kafasını güzel ütülüyordu. Bir drama oyuncusu gibi kendini yere atışı daha sonra yerden kalkışı falan... neşeli bir kızdı. Kesinlikle okulda görmek istediği öğrenci profiliydi hatta. Profesör Solaris kızın şirinliklerine dayanamayıp kıza istediği şeyi verdi. Adamın da yüzü gülüyordu. Bir anda neşe getirmişti kompartımana. Daha sonra o parlak gözler Gwyndolin'e döndü ve kız kendini tanıttı. Mirabelle?! diye fırladı düşünceleri bir anda. İstifini bozmadan kızı süzmeye başladı. Cwénhild'in anlattığı kıza benziyordu fiziksel olarak. Bu kız eline doğan o kız olabilir miydi? Muhtemelen. diye düşündü. Boğazını temizledi ve lafa girdi.

"Merhaba Mirabelle, o senin tatlılığın, gel otur yanıma tanıyalım bakalım görevimi üstlenen öğrenciyi!"

Mirabelle Starlight:
Sevimli profesörün sözüyle birlikte kadını ikiletmeden hemen yanına oturdu, tatlı tatlı gülümsedi. Profesör Solaris'in potansiyel flört geleceğini yıkmak? Başarılı! Tatlı bir profesörle tanışmak? Başarılı! Tatlı profesörle sohbet etme fırsatı? Elinde! Tam konuşmaya başlayacaktı ki kadının kucağındaki kediyi fark etti, yumuş yumuş oldu, tiz bir sesle 'Ayyy!' yaptı.

"Sevebilir miyim?" diye sorarak izin aldı, onay geldiği an kediyi sevgiye boğmaya başladı. Kedinin sevimliliğinden dolayı incelen sesiyle rastgele kelimelerle hayvana iltifat ediyor, canını yakmadan her yerini mıncırıyordu ve kedinin de pek şikayet eder bir hali yoktu zaten. O sırada kendi çantasında bir şeyler hareketlendi, ağzını kapatmadığı çantası birden açıldı ve yavru bir kedi kafasını dışarı çıkardı. Ah be Su İti, şimdi mi dışarı çıkasın tuttu?!

İki profesörün de gözleri Mirabelle'in çantasından çıkan minik kafaya dönünce kız mahcup bir şekilde güldü. Özellikle Profesör Solaris, tek kaşını kaldırmıştı ve açıklama bekliyordu. Çünkü yeni profesör bilmese de eski profesör, Mirabelle'in bir kedisi olmadığını biliyordu ve kız, okula bu kediyle ilgili bilgilendirme yapmamıştı. Okul bahçesinde bulup da 'Bu artık benim evladım!' dediği çok hayvan vardı, kurbağası Kurbik, salyangozu Zuzu (nerenin aksanı olduğu bilinmeyen bir aksanla okunmasına dikkat ediyor ve ZiüğZiüğ demeleri için insanları uyarıyordu) gibi birçok hayvan Mirabelle tarafından okulda sahiplenilmişti ama bu kedi ilkti, okul bahçesinde bulmadığı aşikardı.

"Ee... Şey... Belki Londra'da gezinirken annesiz bir kedicik bulmuş olabilir ya da olmayabilirim... Sonra kıyamayıp sahiplenmiş olabilir ya da olmayabilirim... Sonracığıma... Okulu bilgilendirmeyi unutmuş olabilir ya da olmayabilirim... Ama yemin ederim ki okula ulaştığımızda halledecektim! Cidden!" diyerek kendini açıklamaya çalıştı. O sırada Su İti, kızın çantasından büyük bir çaba göstererek çıktı ve Profesör Lowell'ın kedisinin yanına paytak paytak gitti, yattı, uyudu. Bu ihanetle Mirabelle'in ağzı açık kalmıştı, çantada uyumanın nesi vardı?!

Neyse ki Profesör Solaris'in Mirabelle'e fazladan tolerans göstermesi gibi güzel bir gerçek vardı ortada. Şimdilik adam tarafından ispiklenmeyeceğini bilmek kızı bir nebze olsun rahatlatmıştı. Tekrardan diğer profesöre döndü.

"Hehe... Şey... Sizin kedinizi sevmiş gibi duruyor..." dedi aynı mahcup gülümsemeyle.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git