17 Nisan, 2026 09:03:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Lanet Olsun Böyle Hayata!  (Okunma sayısı 24 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Einar Melker Selvik

  • Emekli
  • 1. Seviye
  • İleti: 1
  • 225 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Einar Melker Selvik
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Nisa Şenyuva
  • Meslek: Müzisyen (Emekli Hesap)
  • Cemiyet: -
  • Biçim Değiştirme Gücü: 12
  • Lanet Gücü: 6
  • Tılsım Gücü: 7
  • İksir Kabiliyeti: 8
Lanet Olsun Böyle Hayata!
« : 13 Kasım, 2021 21:18:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Efendim bu renk Einar, bu renk Einar'ın düşünceleri ,bu renk ise Benedict'i temsil ediyor.

" Don ,don ,don!"
Odasındaki sarkaçlı saatin sesiyle irkilerek mavi gözlerini açtı Einar. Dün akşam geç saatlerde uyuduğu için yumuşacık yatağından hiç çıkası yoktu. İçindeki şeytana uyup gözlerini kapatmıştı ki, ev telefonunun iğrenç sesiyle yeniden açtı gözlerini. Aşırı uyuşuk hareketlerle sıcacık yatağından çıktı ve odasının kapısına doğru ilerledi. Bu saatte onu arayan her kimse ona küfür ederek telefonu kulağına götürdü. İki-üç saniye sonra kulağına otuz yedi yıllık hayatındaki doğru düzgün tek arkadaşı Benedict'in bir erkeğe göre oldukça tiz olan sesi gelince suratını büzüştürdü. "Einar! Müzik yapmak için harika bir yer buld-" "Benedict. Öldüresiye dayak yedikten sonra hala daha beni böyle şeylerden dolayı arayabiliyor musun aptal herif! Kapatıyorum!" dedi ve telefonu sinirle yerine koydu. Bir-iki gün önce Benedict'in salak aklına uyup sokak müziği yapmaya gitmişlerdi. Birkaç adam tarafından 'pis insanlar!'* temalı sözler ile dövülmüşlerdi. İçinden sabırlar dileyerek sadece kahverengi, eski püskü bir koltuk ve tahta masanın olduğu oturma odasına ilerledi. Bazen kendi kendine "Burada nasıl yaşayabiliyorum..." diye sorsa da yaşamak zorundaydı. Hogwarts'tan mezun olmadan önce ünlü bir müzisyen olma hayalleri kuruyordu ama olabildiği şey beş parasız bir müzisyendi. Sıkıntıyla iç çekerek kendini eskimiş kahverengi koltuğa bıraktı. Başını arkaya attı ve mavi gözlerini tavana dikerek düşünmeye başladı. Çok bir şey kazanamasa da müziğini yapmayı çok seviyordu ama hayatını böyle sürdüremezdi. Birkaç dakika sonra sertçe çalan kapıyla gözlerini devirdi. Aşırı uyuşuk hareketlerle ayağa kalktı ve kapıyı açmaya gitti. Kapıyı açtığında gördüğü yüzün ortasına bir tane vurmamak için kendini zor tutarak sahte bir şekilde gülümsedi. "Benedict. Siktir git." Tam kapıyı kapatacakken Benedict'in kapıyı ittirmesiyle sinirleri kat kat artmaya devam ediyordu. "Tagelharpan ve sen benimle geliyorsunuz."

(Tagelharpa geleneksel İskandinav çalgılarından biri  :) )

Devam edecek...
*Küfürler yazacaktım da...