17 Nisan, 2026 09:34:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Michael'ın Karanlık Sanatlar Üzerinde Gelişme Çabaları...  (Okunma sayısı 72 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Michael Throd Sigurðsson

  • Hufflepuff
  • 4. Seviye
  • İleti: 12
  • 146 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Michael Throd Sigurðsson
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Nisa Senyuva
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 1
  • Tılsım Gücü: 6
  • İksir Kabiliyeti: 4
Michael'ın Karanlık Sanatlar Üzerinde Gelişme Çabaları...
« : 07 Kasım, 2021 18:45:05 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bu renk düşünceleri bu renk Michael'ın fısıldamalarını,mırıldanmalarını ve konuşmalarını temsil etmektedir.

[Ocak 1864 Cumartesi- Akşam Yemeğinden Bir Saat, On Beş Dakika Önce]

Derin bir nefes alarak elini dersliğin kapısına koydu. İçinden "Acaba girmesem mi ?" diye düşünse de Profesör Arthur'dan azar işitmek istemiyordu. Sabah saatlerinde profesörü görünce yanına gitmiş ve karanlık sanatlar konusunda kendisini geliştirmek istediğini söylemişti. Profesör ona 'akşam yemeğinden bir saat önce' karanlık sanatlar sınıfına gelmesini söylemişti ve on beş dakika erken gelse de  buradaydı. "O-of... Profesör Arthur'dan korkuyorum." diye mırıldandı ve hafif titreyen elleriyle dersliğin kapısını açtı. İçeriye yavaş yavaş adımlarken, bir yandan da parmaklarıyla oynuyordu. Sınıfa girince eğik olan kafasını kaldırdı ve etrafına bakındı. İlk fark ettiği şey normalde sınıfın ortalarında olması gereken sıraların kenara alındığı ve profesörün kürsüsünün önünde biraz uzun ve geniş bir alan oluştuğuydu. Profesörün kürsüsünde olduğunu görünce gergin bir şekilde gülümsedi. "M-merhaba profesör! Ben b-biraz erken geldim sanırım..."
« Son Düzenleme: 07 Kasım, 2021 19:47:14 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Michael Throd Sigurðsson »

Çevrimdışı Arthur F. Moore

  • Hogwarts Profesörü
  • 5. Seviye
  • İleti: 15
  • 41 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Arthur F. Moore
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Büyü Kuramı Profesörü
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 11
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 10
Ynt: Michael'ın Karanlık Sanatlar Üzerinde Gelişme Çabaları...
« Yanıtla #1 : 07 Kasım, 2021 22:38:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sabah saatlerinde, Büyük Salon'dan kahvaltısı sonrası ayrılırken, kendisiyle ders dışında muhatap olmasını hiç beklemediği bir Hufflepuff'lı yanına gelip ders konusunda yardım istediğinde ilk anda şaşırmıştı ela gözlü adam. Beşinci sınıflardan olan oğlan, en azından kendi derslerinde gerçekten bir başarısızlık timsaliydi. Aslında sınıfındaki en başarısız öğrenci değildi lakin korkak yapısı sebebiyle başarısızlığı, birçok kişininkine kıyasla daha çok göze batıyor denilebilirdi. Tek kaşını kaldırması dışında hiçbir mimiği oynamamış yüz ifadesiyle akşam yemeği saatinden önce dersliğe gelmesine salık vermiş ve ofisine ilerlemeye devam edip genç porsuğu arkasında bırakmıştı.



Güneşli bir gündü lakin dışarıdaki tüm soğuğa ve fırtınadan hallice rüzgara karşın neredeyse bulutsuzdu ve bu sebeple ofisindeki ışıkları günün en başından yakmasının gerekmediği sayılı kış günlerinden biriydi. Güneşin etkisinin ve ışığının zayıflaması, üzerinde tüy kalemini gezdirdiği parşömenin üzerine karanlık perdesini indirmeye başladığında cübbesinin iç cebinden platin, sarı altın, beyaz altın ve pembe altın kullanılarak üretilmiş, zenginlik dönemlerinden kalma köstekli saatini çıkartıp kontrol etti. Hazırlanmak için makul bir vakitti. Odasının dersliğe açılan kapısından çıktı, ufak balkondan altındaki karanlık sınıfı süzdü bir süre. Nasıl bir hazırlık yapmalıydı kırk dakika sonra gelecek oğlan için? Asasının bir hareketiyle sınıfın duvarlarındaki şamdanları aydınlattı. Önündeki tırabzandan destek alan dirseğine bağlı eline çenesini yaslamış bir halde, dalgın bakışlarla sınıfı süzdü bir süre.

Sigurðsson, korkak olduğu her tavrından belli oluyordu. Hoş, porsuklar arasında pek de ender bir özellik değildi korkaklık nihayetinde. Kendisi de korkmuyor muydu belli başlı şeylerden zaten? Bunu düşünmenin sırası değildi ama şimdi. Muhtemelen istemeyerek, mecburiyetten aldığı ders üzerine kendisinden ek yardım istemiş bu oğlanın çalışma isteğini karşılıksız bırakmamalıydı. Tabii karanlık sanatlar, zorunlu bir dersti ama yine de ek çaba göstermek istemesi belli bir takdiri hak ediyordu. Belki beş, belki on beş dakika yaslanmış, düşünürken tırabzana yaslanmış bir halde, aklına bir fikir geldi meslekteki ilk senesindeki profesörün. Altındaki sınıfa indi ve dersliğin orta sırasındaki masa ve sandalyeleri sağa, sola yürütmeye başladı asasını keskin, net hareketlerle sallayarak. En temel büyüler için bile bir orkestra şefi misali mutlak bir disiplin içeren asa hareketleri icra etmesi, büyü tarzının en belirgin özelliklerinden biriydi muhtemelen otuz dört yaşındakinin.

Kafasındaki ders için fazla bir hazırlığa gerek yoktu, bu sebeple kürsüsüne yerleşip on beş dakika sonra vermeye başlayacağı dersin detaylarını daha etraflıca düşünmeye başlamıştı ki sınıfın kapısı aralanmış, gerginliği yüzüne yansımış oğlan sınıfa giriş yapmıştı. Erken geldiği için dilediği özrü dinlerken oturduğu sandalyeden doğrulmuş, keskin bir bakış fırlatmıştı özürlerin sahibine. "Belli ki on beş dakikanızı boşa harcamayı tercih etmişsiniz, Bay Sigurðsson," ses tonu tüm ciddiyetini koruyordu bunu derken. Karşısındaki çocuğun pısırıklığıysa utangaç yüzüne vurmuştu anında. Tepkilerinin ardından söze girdi tekrar: "Neyse, erken başlayalım o zaman... Çek asanı!"

Kendi asasını da hızlıca ancak sıralar kenarlara çekildiğinden aralarında hiçbir engel kalmamış oğlana zaman tanıyacak kadar oyalanarak belinden çekmiş ve doğrultmuştu karşısındaki şaşkın simaya. "Dersimiz, savunma büyüleri! Stupefy!" Asasından yükselen kızıl ışık huzmesi, önümüzdeki birkaç saniye yahut dakika boyunca yükselecek tek ışık huzmesi yahut tek renk katiyen değildi. Karşısındaki oğlan korku içerisinde tepki vermeye çalışırken yeniden araladı ağzını: "Korkuyorsun! Kendini savunabilirsen, korkacak bir şeyin de kalmaz!" Gür ses tonu boş sınıfta daha da gür bir şekilde yankılanırken bu sefer asasının ucu açık yeşile büründü: "Diffindo!" Büyüleri ardı ardına neye uğradığını şaşıran çocuğun üzerine yönelmeye, en azından çocuk kendisini savunamayacak konuma gelene değin devam edecekti, yahut beklemediği bir tepki alana kadar...
« Son Düzenleme: 07 Kasım, 2021 23:00:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Arthur F. Moore »