[justify]
Ellerimi önümde birleştirmiş, ayaklarımı oturduğum sandalyenin karşısındaki masaya uzatmıştım. Yüzümde gülümseme ile domates gibi yüzle bana bir şeyler anlatan adama, bir de elinde süpürge tutan kulağına sihirli bantla parça eklediğim çocuğa bakıyordum. Adam tükürük saça saça diyordu ki "Bana sattığın bu cincüce düzgün büyü yapamıyor!" Şaşırmış bir şekilde döndüm çocuğa. "A-aa.. Nasıl olur? Ben satarken yapabiliyordu. Bozuldu falan mı acaba? Bir bakayım." Ayaklarımı masadan indirip ayağa kalktım. Çocuğu tutup içinde bulunduğumuz sihirli ıvır zıvır dükkanının diğer tarafına götürüp yanına eğildim. Sanki bir şeye bakıyormuş gibi çocuğun elini sağa sola çevirirken "Oğlum, neden bu kadar uzun sürdü?" dedim fısıltıyla. Çocuk da dişlerinin arasından "Alçak herif utanmasa o kolyeyle yatacak." dediğinde düşünceli bir şekilde diğer elini de tuttum. Yüksek sesle "Ayyy, bunun büyü gücü azalmış doldurmak gerekiyor sanırımmm." falan diyip tekrar fısıltı ile "Sana üç gün daha kazandıracağım, o kolyeyi getir." diyerek çocuğun yüzüne baktım. Çocuk kafasını sallayınca elimi belimdeki asaya atıp çevredeki bir kaç şeyi havalandırdım. "Ah! İşte çalışıyor! Biraz zaman tanı ona dayı, evine alışınca ne mucizeler yaratır sen bile şaşırırsın." diyerek çocuğundan yanından adama doğru ilerledim. Adam tam bana bir şeyler söylüyordu ki, adamın arkasındaki camdan dışarıdaki pembe bir kıyafete gözüm takıldı. Adamı es geçip yanından pencereye doğru seyirttim. Bir şeyler söyleyerek beni takip etti. Yanımda ötüyordu ancak ben çoktan düşüncelerime dalmıştım. Elimi yumruk yaptım ve kenarı ile kiri temizleyip kendime minik bir alan yarattım. Pembe kıyafetli kişinin bir kadın olduğunu, baya da güzel bir kadın olduğunu gördüğüm anda kafamda bin bir tane plan oluşuverdi. Yanımdaki adamın "Ne zaman?" diye bağırıştığını duyduğum gibi elimi yüzüne koyup geri ittirdim. "Üç gün sonra dayı. Gelip bakacağım, şimdilik iyi cüce. Çekil kenara!" Adamın yanından hızla geçip kapının önüne astığım ceketimi kaptığım gibi dışarı çıktım. Ceketi acele ile giyerken düşme tehlikesi yaşasam da Hogsmeade sokaklarında bir melek gibi gezen pembe kıyafetli hanımı aradım gözlerimle. Bulduğumda da güdümlü füze misali hedefime kilitlendim. Bir yandan da çevreme bakınıyordum. Esnaf ile sohbet eden 2-3 tane siyah giyimli adam tam işime yarayacak tiptendi. Adımlarımı hızlandırıp kimseye çarpmamak için sanki dans ediyormuş gibi adımladım sokağı. Pembe kıyafetli kadının arkasından estetik bir hareket ile önüne geçip 180 derece döndükten sonra reverans verdim. "Merhaba hanımefendi!" Doğrulup kadının yüzüne şöyle bir baktım gülümseyerek. Uzaktan tabi güzelliğe yeterince şahit olamamışım. Saçlar kıvır kıvır, kemikli bir yüz, bembeyaz bir ten... Ah cancağızım... Sen cennetten mi düştün şu günahkar kulun önüne böyle?
Hemen kadının koluna girdikten sonra sessiz olması için "Shhh..." diyerek sesimi azalttım. Sadece onun duyacağı bir ses tonu ile anlatmaya başladım. "Hanımefendi, adım Turner, Alexander Turner. Sihir Bakanının yardımcılarındanım ve kendisinin emri ile çok gizli görevdeyim. Malesef ne olduğunu söyleyemem, söylersem sizi öldürmek zorunda kalırım çünkü. Giz-li." Kafamla daha demin gördüğüm siyah giyimli adamları gösterdikten sonra "Şuradaki adamlar. Ah-" kız dönüp bakınca adımlarımı hızlandırıp önüne dönmesini sağladım. "Bakmayın, dikkatlerini çekmeyelim." diyerek geçiştirdim. "Peşimdeler. Heh' Gizli görevde olmak baya zor iş anlarsınız ya." Önüme baktığımda yanımdaki kadının kıyafeti ile aynı renk pencerelere sahip olan Çay Evi'ni gördüğüm gibi gözlerim açıldı. Buraya millet manitalarını getirir romantik anlar yaşarlardı. Eh, ben de yanımdaki bu nur parçası ile romantik anlar yaşamak istiyordum. Bu yüzden... "Çay evine girmeliyim." dedim. Kızın sorguyalayan yüz ifadesi ile karşılaştım ona döndüğümde. Harbi, neden girmeliydim? "Nedeni..." Durdum şöyle bir."Gizli. Evet, gizli görevim olduğu için." Tabi ki de amacım sadece kızla çay içmek, zaman geçirmekti. "Benimle randevuya çıkarsınız değil mi?" dedikten sonra tüm sevimliliğim ile gülümsedim. "Hükümetin geleceği söz konusu!"
[/justify]