17 Nisan, 2026 09:55:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Carolina Roslin Ó Dubhghaill  (Okunma sayısı 125 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Carolina Roslin Ó Dubhghaill

  • Mekan Sahibi
  • 4. Seviye
  • İleti: 12
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Carolina Roslin Ó Dubhghaill
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: wrula
  • Meslek: Madame Moreau’nun Simya Dükkânı Sahibesi
  • Cemiyet: La Fay Şifacılar Topluluğu
  • Biçim Değiştirme Gücü: 5
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 9
  • İksir Kabiliyeti: 20
Carolina Roslin Ó Dubhghaill
« : 06 Ekim, 2021 03:04:48 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Karakterin Adı ve Soyadı: Carolina Roslin Ó Dubhghaill

Karakterin Yaşı: 40

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Yaşının getirdiği bir bilgi birikimi olan kadın kazanmayı çok sever. Hayatı bile bir oyun olarak görmektedir ve bu oyunun sonunun belli olması fazlası ile sinirini bozar. Artık yaşlanıyor olmanın getirdiği bir huysuzluğu da vardır. Bu huysuzluk da en çok ailesine vurur. İkizlerinin başını evde oldukları her gün şişirir ve eşinin en ufak yanlışlarını bile hiç sıkılmadan her fırsatta yüzüne vurur. Ama bu huysuzluğu iş yerine adım atmasıyla geçmektedir. İşini yaptığı sırada huzur bulur. Evdeyken sinirini bozan çoğu şeyi burada umursamaz. Dükkanından birçok çırak geçmiştir. Bu onları bıktırıp kaçırdığından değil elinde işi öğrenenlerin hızlıca kendi işlerini başlatabilmesi veya iş bulabilmesidir. Çıraklarına çok büyük bir sabırla yaklaşan kadın onlara bildiği ve öğretebileceği her şeyi öğretmektedir.

Karakterin Kısaca Geçmişi: 1825 yılında soğuk bir kış gününde doğmuştur. Babası neredeyse her zaman işleri ile meşgul olan bir tüccar, annesi ise onun doğduğu senelerde bir şifacıydı. Eşi ile evlenmeden önce bir simyacı olan kadın, eşinin deneyleri yüzünden endişelerini görmesi ile simya işlerini onun için bırakma kararı almıştı. Ama bu kararı kısa sürecek evlilikleri yüzünden uzun sürememişti. Ayrıldıkları falan yoktu. 1827 yılında kızının doğum gününe yetişmek için çıktığı bir yolda cadı avcılarına yakalanmıştı. Roslin ise babasının ölümünden sonra deliren annesi ile kalmıştı bu yüzden. Çoğu zaman yaşadıkları büyücü kasabası Hogsmeade’de insanların merak konusu oluyordu Roslin’in nasıl bir kere bile zarar görmeden büyüyebilmiş olduğu. Küçük yaşlarında ufacık bir sevgi zerresi bile görememişti kadıncağız annesinden. Kızın yüzüne ona eşini hatırlatıyor diye bir kere bile doğru düzgün bakmamıştı annesi. Annesine olan nefreti bu sebeplerle ortaya çıkmış ve seneler geçtikçe büyümüştü. Okula başladığında ise ilişkileri oldukça tuhaf bir hal almıştı. Kızın notları ile kafayı bozmuştu annesi. Daha çok aslında iksir ve bitkibilim derslerindeki başarısını takmıştı. Evde de sihirli yaratıklar hakkında öğretebildiği her şeyi kendisi öğretti kızına. Geri kalan hiçbir şey umurunda değil gibiydi kızı hakkında. Ondan en azından iyi bir iksir ustası çıkarmayı aklına koymuştu. Ve başarmıştı da aslında. Mezun olduğu sene bazı iksir ustalarını utandıracak kadar marifetli biri haline gelmişti. Annesi kızını getirdiği noktadan artık memnun olacak ki deneylerini bir üst seviyeye çıkarma kararı almıştı 1844 yılının yaz aylarında. Ve bir ağustos gününde yaptığı deneyler eceli getirmişti kadının kapısına. Annesinin ölümünden sonra bir boşluğa düşmüştü Roslin. O kadar sene annesine onun öleceği günü sabırsızlıkla beklediğini söylemişti. Ama o senelerde hissedeceğini düşündüğü o mutluluktan eser yoktu şimdi. Annesi öldüğünde onun Simya Dükkânını satıp uzaklara gitmeyi düşlemişti küçükken hep. Ama öylece bırakıp gidememiş. Başta birkaç hafta devam eder sonra giderim diye kendini kandırdı. Fakat haftalar ayları kovaladı, aylar ise yılları. Annesinden kalanları bırakamaz hale gelmişti. Dünyayı geziyor o süreçte dükkânı yanına aldığı çırağa bırakıyordu. “Hayatımı devam ettirecek bir yer bulayım dönmeyeceğim bir daha İngiltere’ye.” diyordu. Böyle dese de hep geri döndü Hogsmeade’e. Evlendiğinde bile oradaki dükkanını bir türlü bırakamadı. Çocukları oldu, annesinin ölümünün üzerinden 20 sene kadar geçti. Sadece bırakamamakla da kalmamıştı annesini yavaş yavaş onun gibi olmaya da başlamıştı yolun yarısında. En çok da bundan korkuyordu. Annesinin öldüğü yaşa gelmişti ve onun gibi ölmekten korkuyordu.

İstediğiniz Meslek: Mekân Sahibi

Mekân Yeri: Hogsmeade

Mekân Adı: Madame Moreau’nun Simya Dükkânı \ İksir Kafe

Mekân Hakkında: DİKKAT! İçerden patlama sesleri gelebilir! Ama endişelenmenize hiç gerek yok. Müessesemiz 48 yılı aşkın tecrübesi ile tüm iksir ihtiyaçlarınızı karşılamak için burada. İçeride çeşitli iksir çalışmalarınızı güvenli bir şekilde tamamlayabilmeniz için sizlere ayrılmış odalar da bulunmaktadır.

Karakterinizin Mensubu Olduğu Hizip: La Fay Şifacılar Topluluğu

Büyü Yatkınlıkları

  • Biçim Değiştirme Gücü: 5
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 9
  • İksir Gücü: 20

Örnek RP:
[spoiler]"Dorian..." kendisine seslenen kimden geldiğini o an algılayamadığı yumuşak sesi duyan çocuk, sesin kimden geldiğini ve ona neden seslendiğini umursamadan kafasını yastığına daha da fazla bastırdı. Kendisine seslenen kişi bu hareketinden rahatsız olmuş olacak ki, kafasına Dorian’ın o sırada ne olduğunu bilmediği yumuşak denebilecek bir cisim fırlattı. Uykusunu bölmeye çalışanın kim olduğunu umursamayan çocuk rahat yatağında yatmaya devam etti.

Bir müddet beklemiş olan bu ses bir kez daha sabırlı ve yumuşak bir şekilde çocuğu çağırmıştı. Ama çocuk yerinde bu sefer kıpırdanmadı bile. Kendisine bir kez daha seslenen sesin sahibinin sabrının tükenmeye başladığı belliydi. Ama Dorian’ın umurunda değildi bu. Rahat yatağını sırf kendisine birisi sesleniyor diye bırakacağını mı düşünüyordu bu kişi? Kendisi Dorian’ı hiç tanımıyordu herhalde. 

“DORIAN!!! KALK ARTIK TEMBEL HAYVAN! SORUNLU MUSUN NESİN... ON SAATTİR UYUYORSUN YA. ON SAAT NEDİR YA ON.” diye kükreyen kişiyi duyduktan sonra Dorian biraz rahatsızca yerinde kıpırdandı. Ve mırıldandı. “Ne istiyorsun be ayı... Uykumu ne diye bölüyorsun..?” bacaklarını kendine çekip yorganına sarıldı. Sabrını tamamen kaybetmiş olduğu belli olan yaratık haykırmaya başlamıştı. 

“OSCAR! GEL VE KALDIR ŞUNU YOKSA ELİMDEN BİR KAZA ÇIKACAK!!!” Ah bu kimdi biliyordu. En başında yumuş yumuş konuşuyor diye tanıyamadığı bu kişi abisi Henry idi. Normal zamanda hiç öyle yumuşak bir ses tonuyla konuştuğunu duymadığı abisi, normal haline dönmek konusunda hızlı davranmıştı. Bir müddet sonra omuzlarına değen yumuşak bir el hissetti Dorian. Kendisini sarsan ellerin sahibi manyak ne diye kaldırmaya çalışıyordu onu tatlı uykusundan? Bunu bilmiyordu, ama önemli bir şeydi herhalde.

“Dorian. Vane. Grayson. Ya şimdi kalkarsın ya da masanın üzerinde şimdi şu anda ellerimi üzerinde gezdirdiğim kameranı... kırarım.” Bu cümleyi kavraması biraz uzun sürmüştü miniğin. Ama anladığı anda hemen yatağından fırlamıştı çocuk. “KALKTIM. KALKTIIIIIIĞM. Lütfen kameramı kırma.” Gün ışığına yavaş yavaş alışmaya çalışan gözleri ile abileri gibi duran iki bulanık figüre baktı Dorian yalvaran gözlerle. Sonra gözleri yerde duran kırık kamerayı buldu. Şimdi daha net gören gözlerini abisi Henry’ninkilere dikti. Bunu yapanın o olduğu belliydi. 

“Ahh Dorian bazen o kadar aptal oluyorsun ki... Sanki anneme götürüp düzeltmesini isteyemeyeceksin.” diyen Henry’nin, yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Ne diye gülüyordu bu manyak? Kardeşine acı çektirmek bu kadar mı zevk veriyordu kendisine? “Üfff yüz ifadesine baksana çocuğun Henry. Daha fazla işkence etme miniğe.” Bunu söyledikten sonra odadan çıkan Oscar’ın arkasından “HİÇ EĞLENCELİ DEĞİLSİN!” diye bağıran Henry elindeki asayı kırık kameraya yöneltti ve Dorian’ın duyamayacağı bir sesle fısıldadı. Abisinin asa hareketleri ile kamerasının eski haline dönüşünü izledi çocuk. 

“Oh sonunda uyandırabilmişsiniz...” içeri giren annelerinin gözleri önce Dorian’ı sonra ise abisi Henry’i bulmuştu. “Alınacaklar listesini mutfakta masanın üzerine bıraktım çıkmadan onu almayı unutmayın.“ gözleri yeniden Dorian’ı bulan kadın sert bir sesle konuştu. “Hemen hazırlan, zaten planın gerisinde kaldınız.” Çocuğunun yerinden kıpırdamadığını gören kadın “Çabuk ol Dorian. Baban ve ablaların çoktan çıktılar. Daha fazla beklerseniz eve gelemeden önce ek bir şeyler alamaya zamanın kalmayacak.” diyerek odadan çıkmıştı. 

‘Ah doğru ya bugün okul için alışverişe çıkacaktık...’ Bir hafta öncesinden ne zaman evden çıkacaklarını ve kimin kimi götüreceğini belirlemiş olan anneleri büyük ihtimalle Dorian’ın uyanamamasına sinirlenmişti. Annesinin dün gün boyu tam olarak kaç defa kimin kimle gideceğini saat, kaçta eve dönülmesi gerekildiğini tekrarladığını bilmiyordu. Ama bu sayı çok defa olsa gerekti. Nede olsa çok çocuklu annelerin kabusuydu okul alışverişi günü. Hele ki o gün onlarla orada olamayacaksa, bugünün kâbus seviyesini neredeyse on ile çarpıyordu işte.

“Üstünü giyin ve şu çok sevdiğin kameranı da yanına al. Fotoğrafını çekebileceğin birkaç şey bulursun belki.” bu sözlerinin içten olmadığı belliydi Henry’nin. Kamerayı durduğu yerden alıp çocuğun kucağına atmış ardından ise alay edercesine gülerek odadan çıkmıştı. O ne derse desin Dorian kamerasını yanına alacaktı. Üzerini en sonunda giyinip kamerasını ve içinde film rulosunun da olduğu küçük kamera çantasını eline aldı, kamerasını çantasının içine yerleştirdikten sonra ise abileri ile evden çıktı.[/spoiler][/justify]
« Son Düzenleme: 19 Şubat, 2022 20:20:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Carolina Roslin Ó Dubhghaill »

Çevrimiçi Locomotor

Ynt: Carolina Roslin Ó Dubhghaill
« Yanıtla #1 : 08 Ekim, 2021 01:05:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakteriniz onaylanmıştır. Gecikme için özür dileriz. Mekanınız da en kısa sürede açılacaktır.

Çevrimiçi Locomotor

Ynt: Carolina Roslin Ó Dubhghaill
« Yanıtla #2 : 08 Ekim, 2021 01:11:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Mekanınız açılmıştır. Eğer hazırlamak isterseniz detaylı bir mekan lejantı hazırlayıp mekanınızda paylaşıp bize bildirdiğiniz takdirde mekanınıza sabitlenecektir.