[justify]Cwénhild ile sürekli oturduğumuz yere geçtiğimizde ceketimin iç cebinden çıkardığım tütünü sarmaya başladım. Cümleleri kafamda tartıyor, nereden başlasam diye düşünüyordum. İlk dalı sardıktan sonra yanımda oturan, zaman geçtikçe daha da güzelleşmiş olan kadına uzattım. Şöyle bir koklayıp ağzına koyduğunda da parmağımı şıklatarak çıkardığım ateş ile sigarasını yaktım. İçimdeki duygular ona karşı hala alev alevdi ama Seth olarak, geçen yıllar bu tarz duygularımı alev alev yaşattırmıyordu artık. Eskiden olsa Cwén'i uzun uzun izleyebilir, yanında kelimelerimi karıştırabilir, ona özel bu hislerimi harika kelimelerle anlatmak için çok özel çaba harcayabilirdim. Bilmiyorum Cwén farkında mıdır bana yaşam enerjisi verdiğinin? Geceleri duygularımın esiri olduğumda sayfalarca saçları hakkında şiirler yazabildiğimin? Yine de eskisi gibi bir umuda tutunmuyorum artık. Gerçekçiyim. Çocuk değilim anlayacağınız. Kadın dudaklarından sigaranın dumanını içine çektiğinde aklımda her zaman oluşan nefes yerine Cwénhild'in kokusunu içime çekerek yaşama isteği oluştu. Gülümseyip kafamı çevirdim. Kendim için de bir dal sarmaya başladım. Artık yaşlandığım, yaşlandıkça da uyuz bir adama dönüştüğüm için kız sorana kadar da konuşmadım. Düzgün bir şekilde sarmaya dikkat ettiğim tütüne odaklanmış gibi görünüyordum ki Cwén konuştu. Hala gülümsüyordum ama biraz pişmanlık içeriyordu bu gülümseme.
"Bir şey değil yahu, normal dosyalar. Protokol vesaire..." diye başladım konuşmaya.
Derin bir nefes alıp kafamı iki yana salladım. Dudağımı ısırıp söyleyeceklerimi geciktirdikçe geciktirdim. İnce olsun diye elimdeki kağıdı iki yanından ovuşturup duruyordum.
"Bundan kaç sene önceydi ki?" diyerek gözlerimi uzaklara kaçırdım. İtiraf etmesi baya zordu. Cwénhild'in benim hakkımda ne düşündüğü önemliydi tabi ki. Yine de eskisi kadar takılmıyordum o doğrudur. Fakat şuan söyleyeceğim şey benim kurallarımı sorgulamasına ve aramızdaki saygının azalmasına neden olabilecek bir konu üstüneydi. Bu yüzden kelimeleri en doğru şekilde seçmem gerektiğini düşünüyordum.
"Beşti sanırım." Cwén'in yüzüne baktığımda çabuk olmamı bekleyen bir ifade gördüğümde devam ettim.
"Dale Swanson. Bilmem tanır mısın. Çocukken kuyuya düştüğü için biraz sorunlu bir çocuktu. Annesi, annemle dertleşir sürekli Dale için ağlardı. Zavallı kadın. Bir de kız kardeşi var..." Her zamanki gibi insanlar ve dedikodular ile dolu bir açılış cümlesinden sonra
"Seneler önce kulübesinde sadece ayaklarını ve ayakkabılarını buldular. Dale'in... Hoffman'ın dosyası. Birlikte yazmıştık onunla. Yani daha çok ben. Siz seherbazların evrak işi yaptığı çok görülen bir şey değil. Eh, suçlamamak lazım tabi sizi de, biliyorsun bu tür dosyaları umursamıyor mahkeme..." Sonunda sigarayı sarmış, dudaklarıma götürüp kağıdını hafifçe ıslatmıştım.
"Benim ilgilendiğimi öğrenen ablası, bayan Swanson- Evlendi miydi yoksa ya? Sanırım artık o soyadı kullanmıyor. Neydi soyadı acaba?" Sigarayı ağzıma koyup yaktım sakin sakin. O sırada da soyadını düşünüyordum kadının. Dumanı vermeden konuştuğum için boğuk çıkan sesimle
"George Barter ile evlendi evet evet." diye söyledim çok da önemli olmayan bu detayı.
"Bayan Barter. Bana çiçek getirmişti. Çok tatlı kadın, meczup kardeşi için ağlamıştı ofiste. Ona kardeşinin vakasının çözüleceğini, peşini bırakmayacağımı söylemiştim. Tabi dediğim gibi beş sene oldu." Kaşlarımı kaldırdım ve arkaya doğru gerildim.
"O zaman biraz uğraşmıştım ama başkan önünü pek açmadı. Ben de biraz başarı odaklıyım bilirsin." Şaka niyetine güldüm burada.
"Önüme başarı ve takdir konulunca zavallı kadını unuttum. Başkan çok büyük adam, kartlarını nasıl oynayacağını biliyor gerçekten. Neyse işte ya..." Konuyu sakız gibi uzattıkça uzatmış, arada da sigaramdan uzun uzun nefes alıp resmen 3-4 seferde sonuna ulaşmıştım.
"Beş senedir bu dosyaya benzer bir sürü vaka yaşanmış. Senelerdir değişen bir şey yok, büyüceşura görünmezleri görmemeye devam ediyor." Buraya kadar geldikten sonra elimdeki sigaranın son kısmını yanımda duran taşa bastırarak söndürdüm.
"Cwén." dedim kızın yüzüne bakıp.
"Senle ben her zaman aynı yolda yürüdük. Belki farklı araçlarlaydık ama yolumuz aynıydı. Benden şüphe duymanı istemiyorum. Çünkü ben senden asla şüphe duymuyorum. Şuanlık bu oyunu oynamalıyım çünkü sen asla oynamazsın. İleride oyunun kurallarını bizim yazmamız için yapmam gereken bir fedakarlık bu. Lütfen yoldan saptığımı düşünme. Sana güveniyorum. Doğru şeyi yapacağını biliyorum. Ben yapamadım. Senelerdir görmemezlikten geldiğim yaranın şifası olacağını da çok iyi biliyorum." Elimi kızın omzuna koyup sıktım hafifçe. Kafamı söylediklerimi kendime onaylarcasına salladım.
"İyi çalışmalar." dedikten sonra kalktım yanından.
"İyi haberlerini bekliyorum." deyip kızı orada yalnız bırakıp tekrar ofise ilerledim. Safkan ailelerin birinin çocuğunun yaptırım dosyasını hazırlamam gerekiyordu. Çok güzel çikolatalar ile birlikte geldi dosya. Yurtdışından getirtmişler. [justify]
-SON-
[/b]