Ana Sayfa
Yardım
Ara
Shop
Üyeler
Üye listesini görüntüle
Üyelerde ara
Giriş Yap
Kayıt Ol
17 Nisan, 2026 08:34:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
kayıt olun
.
Büyücedünya RPG
»
İngiltere Büyücedünyası
»
Sihir Bakanlığı
»
Büyülü Kazalar Dairesi
»
Unutturucu Karargahı
»
İlk İş Günü
« önceki
sonraki »
Yazdır
Sayfa: [
1
]
Aşağı git
Gönderen
Konu: İlk İş Günü (Okunma sayısı 36 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Vasilisa Dragomir
Bakanlık Çalışanı
1. Seviye
İleti: 1
67 Galleon
View Inventory
Send Money To Vasilisa Dragomir
Güç Puanı: 1
Oyuncu Adı: Başak
Meslek:
Unutturma Dairesi Çalışanı
Cemiyet:
Amaterasu Büyücüler Sendikası
Biçim Değiştirme Gücü: 1
Lanet Gücü: 13
Tılsım Gücü: 10
İksir Kabiliyeti: 10
İlk İş Günü
«
:
25 Mayıs, 2023 12:25:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bazen sevdiklerimiz tarafından kandırılmak,
bizleri kandırılmamaktan daha az mutsuz eder.
-François La Rochefoucauld
[justify]Unutturucu Dairesi, Sihir Bakanlığı’nın en gizli ve karanlık köşelerinden biriydi. Sihir Bakanlığı'nın göz alıcı mermer koridorlarının derinliklerine gizlenmiş, sanki kendi içinde bir dünya gibi var olan bir mekândı. Kapısının ardında yatan sırlar ve karanlık güçler, bu odanın sadece seçkin birkaç kişinin bileceği şekilde tasarlanmış olduğunu gösteriyordu. Dairesin kapısı, antika bir ahşapla kaplanmıştı. Binanın çoğunda bulunan yüzyılların izlerini taşıyan çatlaklar ve oymalar, içerideki derin sırlara bir geçit olarak kapının üzerinde dans ediyordu. Kapının gizli kilidi, sahibi tarafından özenle saklanan bir büyüyle korunuyor ve sadece doğru kombinasyonu bilenler için açılıyordu. Anahtarı teslim eden yetkili en azından genç cadıya bu şekilde tarif etmişti. Bu yüzden Unutturucu Dairesi'ne giriş, sadece bazı bakanlık çalışanlarının ayrıcalığıydı.
Sarı saçlarını resmi bir şekilde başının üzerinde topuz yapan genç cadı, kapıdan içeri adım attığı anda atmosfer değişmişti. Koridorları, ışığı emen ağır, koyu renkli taşlarla kaplı görünüyordu. Loş ışıklar, uzun koridorlardaki çarpık tonlarıyla duvarları boyamış gibiydi adeta. Bunu hisseden herkesin üzerine, mekanın sır dolu geçmişi ve yasaklanmış güçlerinin ağırlığı çökebilirdi. Tıpkı şu an Vasilisa’nın burada hissettiği yoğun hava gibi.
Koridorlar boyunca ilerledikçe, derin bir sessizlikle karşılaşmıştı. Tek ses, ayakkabı tıkırtısından gelen ve duvarlarda zıplayıp tekrar kendi kulaklarına çarpan o yansımalardı. Sanki zaman bile bu odalarda donmuş gibi görünüyordu. Karanlık köşelerde duran büyülü nesneler, düşünceli ve titizlikle yerleştirilmiş vazolar ve üzerinde eski büyücü yazıları bulunan taş levhalar, her adımda genç cadının merakını daha da arttırmaktaydı. Bu mekanın kendine has bir ruhu vardır ve sırlarla yüklü olduğunu açıkça hissedebiliyordu. Bakanlığa atandığından ve Unutturucu Dairesine çalışan olarak geldiğinden beri buranın tam olarak kendine has olduğunu, içeri girene kadar fark etmemişti. Unutturucu Dairesi, gizemli ve tehlikeli bir aura taşıyan bir yer gibiydi belli ki. Bu mekan, sırları saklama ve geçmişi unutturma gücüyle doluydu.
Koridorun sonunda, dairesinin en göz alıcı odası olan Baş Unutturucu Yetkilisinin odası bulunuyordu. Yüksek tavanlı ve geniş bir alan, duvarları beyaz mermerle kaplı görünüyordu. Ancak duvarlardaki süslü oymalar, her biri Unutturucu büyülerinin temsilleri olan figürlerle süslenmişti. Bu figürlerin altın ayrıntıları, odada huzursuz bir ışıltı yaratmıştı resmen. Odanın ortasında devasa bir masanın üzerindeki güçlü büyülerin kitapları ve değerli objeler, sadece az sayıda kişinin görebileceği bir hazine gibi serilmişti ortaya. Vasilisa, bir süre önce burada olsa etkilenebilirdi. İş bitimi eve hızlı adımlarla döner, kocasının kolları arasına girer ve tüm gün gördüğü her şeyi detaylıca ona anlatabilirdi. Ama biricik eşi artık yoktu. Vasilisa da zaten etkilenmiyordu.
Genç yaşta, gözlerindeki merakın, yüzündeki neşenin soluklaştığı, kalbindeki heyecanın solduğu bir dönüm noktasıyla tanışan Vasilisa, 28 yaşında ve 5 yıllık bir evliliğin ardından geçen yıl sevgili eşini, büyücü Dionis'i kaybetmişti. Bu acı dolu kayıp, ruhunda karanlık bir iz bırakmış, onu iç dünyasında ve karakterinde derin bir değişime sürüklemişti. Vasilisa, eski neşeli, coşkulu ve keşif dolu kişiliğinin izlerini kaybetmiş, yerine donuk bir görüntü ve ketum bir duruş hakim olmuştu. Gözlerinden düşen yaşam ışığı, yerini soğuk, kararlı bir asaletle değiştirmiştir. Artık yüzüne yerleşen ifade, geçmiş acılarından alınmış bir inatçılığı yansıtmaktaydı. Kaybedecek bir şeyi kalmamış, acı dolu deneyimlerle dolu bir yaşamın sancılarını çekmiş bir ruhtu artık bu genç cadı.
Uzun bir ayrılığın ardından Vasilisa, kaybının ardından tekrar Londra'ya dönmüş ve Sihir Bakanlığı'nda Unutturucu Daire'sinde bakan olarak göreve başlamıştı. Bu yeni iş, geçmişin yaralarını sarmaya yönelik bir çıkış kapısı gibi görünmekteydi. Vasilisa, Unutturucu Daire'sinde çalışarak, kendi acılarını unutmanın yanı sıra, başkalarının da acılarını silme sorumluluğunu üstlenmişti. Tabi, burası tam olarak bu şekilde çalışmıyor da olsa, bu şekilde hayal edince dudaklarının kenarları haylaz bir tebessümle kıvrılmadan edemiyordu. Ancak, bu görev ona sadece bir kaçış sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda daha yoğun bir hayat sunarak, bir yıllık duraksamanın ve değişimin tozlu tesirini, üzerinden silkelemesine de yardımcı olacaktı. En azından genç cadının umudu o yöndeydi…
‘
Ah!
'
Elini masanın kenarına vurduğunda incinerek tiz bir sesle inlemişti. Soluk mavi gözlerini masaya doğru adeta onu yok etmek istermiş gibi bir soğuklukla diktiğinde hızlıca derin bir nefes alıp bırakmış, hemen ardından da çantasını masanın kenarına yerleştirerek koltuğa oturarak gözlerini yummuştu. Bugün sessiz bir gün olacaktı belli ki. Sihir Bakanlığı’nın koridorları, yeni açıldığını öğrendiği bu Unutturucu Dairesi’ne doğru uzandıkça seyreliyordu zira. Nedense burada çok kişi görmemişti. Sorun değildi, bu Vasilisa’nın işine gelirdi. Kurulduğu koltukta elindeki evrakları incelemeye koyuldu. Bir çeşit listeydi bunlar. İçlerinde birçok ismin ve açıklamanın yer aldığı bu liste; Vailisa’ya adeta yapılacak bir sürü işi olduğunu fısıldıyordu. Çantasını açıp içinden bir dosya daha çıkardı. Çoktan hazırlanmış masasını parşömenlerle kalabalıklaştırmak istemediği için hepsini çekmecelerin içine sırayla dizdi. Mükemmeliyetçilik, hiç bırakmayacağı bir huyuydu. Masası ve odası da bunu yansıtır nitelikteydi.
Hızlıca tıklatılıp açılan kapısından içeri, huzursuz görünen genç bir büyücü giriverdi. Girer girmez genç kadının masada oturduğu yere doğru baktığında, tam da bir şeyler söylemek istiyor gibi aralanan dudakları, tereddütle kapanmış ve vücudu da gerilmişti.
‘
A- şey- ıhm.
’
Boğazını temizleyip omuzlarını dikleştirerek daha düsturlu bir endam almış ve hızlıca kendini toparlamıştı. Belli ki bu cadının orada olmasını beklemiyordu ya da şu an Vasilisa’nın oturduğu yerde başka birinin olmasını umuyordu. Vasilisa, parşömenleri tıkmaya çalıştığı çekmeden başını kaldırmış ve doğruca genç büyücüye doğru bakmıştı. Adam hala boğazını temizliyor ve söze girmek için doğru kelimeleri arıyor gibi görünüyordu. Vasilisa ise ona kıyasla ifadesiz bir simayla hareketlerini izliyordu. Büyücü söze giremeyince kendisi konuşmanın kontrolünü eline alma ihtiyacı duydu.
'
Nasıl yardımcı olabilirim, Bay…?
’
Adam son bir denemeyle omuzlarını geriye attı ve geniş adımlarla hızlıca kadının olduğu masaya yaklaştı. Centilmen bir hareketle başındaki fötr şapkasını çıkararak göğsünde tutmuş, boşta kalan elini de genç cadıya doğru uzatarak kadını selamlamıştı.
‘
Affedersiniz, ismim Luther. Luther Bennett. Bay Sullivan için gelmiştim.
’
Vasilisa adamın elini tokalaşmak için sıkmadan önce dantel eldivenini çıkarmayı düşündü. Ancak kısa bir duraksamanın ardından buna gerek olmadığı kanaatinde karar kılarak hızlıca elini uzatmış ve isminin Luther Bennett olduğu büyücünün havadaki elini sıkmıştı. Ardından ayağa kalkmış ve masanın etrafında dolaşarak adamın karşısına gelmişti. Hemen hemen aynı boyda olduğu bu adam, kadını belli ki farkında olmadan baştan aşağı süzdü. Vasilisa, dönemine has olarak zarafet ve inceliğin notaları olduğu, kendisini kusursuz bir şekilde ifade eden sofistike bir kıyafet tercih etmişti. Vücut kıvrımlarını saran ve belini vurgulayan bir kesimi olan bu elbisenin etekleri, yerde hafifçe süzülen bir uzunluğa sahipti. Elbisenin üst kısmı, yüksek yakalı ve kolları tam boy olan bu mavi elbise dantel detaylarla süslenmiş yüksek bir yaka ile birlikte kadının zarifliğini ve şıklığını vurguluyordu. Kollarda da benzer şekilde dantel, dikişler ve zarif işlemeler kullanılmıştı. Adamın sessizleşmesinin ve kendisini süzerek dalmasının ardından dikkatini dağıtma amacıyla parmaklarını önünde birleştirdi.
‘
Sanırım yanlış ofise geldiniz. Ben Vasilisa Dragomir. Buraya yeni atanan bakanım. Henüz odanın girişine isimlikler takılmadığı için karıştırmanızı doğal buluyorum. Belki de yan ofise bakmalısınız Bay Bennett.
’
Vasilisa adamın koyu gözleriyle bakışlarının birleştiği anda, ifadesizliğinin yerini nazik ama mesafeli bir tebessümün almasına izin verdi. Adam da sonunda gülümsemiş ve dalgınlığını daha sakin bir tavırla değiştirebilmişti.
‘
Özür diliyorum Bayan Dragomir, aynı zamanda da hoşgeldiniz dileklerimi lütfen kabul edin. Haberdar olmamakla birlikte size bir hediye getiremedim ancak lütfen bunu kabul edin.
’
Koyu ahşap rengindeki boğumlu asasını iç çebinden çıkarıp havada kırık bir daire şeklinde çevirmiş ve ardından büyülü sözleri söylemişti.
‘
Orchideus
.’
Asanın ucu pembe bir ışıltıyla kaplandıktan sonra aynı renkte çiçeklerin çıkması ve buket halini alması için birkaç saniyenin geçmesi gerekmişti. Adam, büyüsü bitince buketi eline aldı ve nazikçe karşısındaki cadıya uzattı. Vasilisa, donuk bir ifadeyle çiçeği almış ve kibarca teşekkür etmişti.
‘
Çok naziksiniz. Teşekkür ederim. İyi günler Bay Bennett.
’
Adam biraz afalladıktan sonra kadına bir kez daha bakmış ve başını sallayarak dönüp odadan çıkmadan önce son kez konuşmuştu.
‘
İyi günler Bayan Dragomir. Görüşmek üzere.
’
Arkasından hafif bir gıcırtıyla kapanan kapının ardında kalan Vasilisa, masasındaki yerini tekrar almak için dönmüş ve koltuğa tekrar oturmadan önce çiçek buketini çöp sepetinin içine atmıştı.
[/justify]
Kayıtlı
Yazdır
Sayfa: [
1
]
Yukarı git
« önceki
sonraki »
Büyücedünya RPG
»
İngiltere Büyücedünyası
»
Sihir Bakanlığı
»
Büyülü Kazalar Dairesi
»
Unutturucu Karargahı
»
İlk İş Günü