Büyücedünya RPG

Dünya Ülkeleri => Japonya => Konuyu başlatan: Xander Warren - 23 Ağustos, 2022 07:26:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866

Başlık: Penanggalan Vakası
Gönderen: Xander Warren - 23 Ağustos, 2022 07:26:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Memleketine böyle kasvetli bir haberle dönmüş olmasının üzüntüsü çok sürmemişti. Ne de olsa işin sonunda bir cadı vardı ve bu kendini bilmez cadı hamile kadınlara saldırmaya cüret etmişti! Bedelini elbette canıyla ödemeliydi. Bunun için gece yarısında Japonya’ya, kalbinin attığı yere, memleketine, gitmişti. Bu lanetli cadının gece ortaya çıkmasını beklemeye vakti yoktu. Daha fazla kayıp vermelerine müsaade etmeyecekti. Memleketini böyle aşağılık bir canlının pençelerinden kurtarmak da elbette Xander’e düşüyordu. Çocukluğunu geçirdiği, kalbindeki yerini hala dün gibi koruyan annesinin yaşadığı ve dinlendiği yeri kurtarmalıydı.

Ine köyüne vardığında beklediğinin aksine tüm köy eşrafı ayakta onu bekliyorlardı. Köyün sahibi önde, köy sakinleri arkada onu karşılamaya çıkmışlardı. Önünde eğilip hep bir ağızdan onu selamladılar.

“Hoş geldin Cadı Avcısı!”

Uzun süredir böyle bir şekilde karşılanmamıştı. Gülümsemesine mani olamadı. Özlemle ve hasretle andığı memleketi her zamanki gibiydi.

“Böyle bir selamlamaya layık değilim.”

Köy sahibi şiddetle karşı çıktı.

“Olur mu öyle şey? Siz bizi bu tanrının cezası cadıdan kurtarmaya, günahlarımızı bağışlamaya geldiniz! Size ne kadar teşekkür edersen, şükranlarımızı sunsak kafi gelmez.”

Xander yaşını almış adamın yanına gitti. Kollarından tutup kalkmasını sağladı. Adamın yüzündeki minnet ifadesini görmeyeli yıllar olmuştu. Bu cadıyı temizlemek için daha da hırslanmış olan Xander direkt sadede geldi.

“Şimdi anlatın, neler oldu?”

“Uzak yoldan geldiniz beyim. Size çay ikram edelim, bir yandan durumu anlatayım. Sizin için de uygun mudur?”

Adamın çekingen sesine karşılık Xander karşı gelmek istese de yapamadı.  Adam bu kadar sıcak davranırken başını eğip gitmekten başka bir şey yapmayı başaramadı. Onun arkasından gitmeye hazırlanmışken yaşlı adam onu önünde yürümesini işaret etti. Bu kadar çok saygıyı hak ettiğini düşünmüyordu, yine de adamın samimi bakışlarını görünce yürüdü.

Adam kendi elleriyle ona çay servis etti. Xander alıp önce kokladı, yumuşak ve mest edici koku onu rahatlatmıştı. Ardından içti. Beklediğinden daha tatlı bir çaydı.

“Uzun zamandır bu kadar lezzetli bir çay içmemiştim.” dedi yaşlı adama.

Ardından hikayeyi dinlemeye koyuldu.

“Her şey birkaç ay önce başladı. Sato ailesinin gelini hamile kalmıştı. Bunu kutlamak için bir eğlence düzenlemiştik ki o gün gelin kayboldu. Ormanda yolunu kaybetti diye düşündük başta. Ne de olsa köyümüze geleli çok olmamıştı. Tüm gençleri seferber edip aramaya koyulduk. Ne kadar uğraşsak da bulamadık. Ardından Satoların evinden tuhaf bir koku gelmeye başladı. Ne kadar temizlendilerse de muvaffak olamadılar. Bir şaman çağırtıp işin aslını sordurduk. Bir cadıdan ve karanlık büyüden bahsetti. O günden beri diken üstündeyiz. Arada hamile kalan birkaç kişi de kaçırılınca ve benzer bir koku evlerinden yayılınca bunun yalnızca hamile kadınları hedef aldığını anladık. Kaç tane şaman çağırdıysak, kaç tane ritüel yaptıysak da fayda etmedi. Kadınlarımız hamile kalmaya korkuyor. Böyle giderse köyümüzde kimse kalmayacak. Bize yardım edin efendim.”

Hikayesini anlattıktan sonra başını eğip yardım dilendi. Xander onu kaldırdı. Güven veren bir ifadeyle söz verdi.

“Endişelenme yaşlı adam, o cadıyı yaptıklarına pişman edeceğim.”

Ardından herkese evlerine gitmesini söyleyip köyü gezmeye başladı. Görünürde bir sorun yoktu ancak henüz emin olmak için çok erkendi. Gece ilerledikçe Xander’in içindeki huzursuzluk artıyordu. Derken bir şey gördü. Bakılması mide bulandıracak kadar iğrenç bir beden demeye bin şahit bir şey gördü. Bu Penanggalan olmalıydı. Köyün hamile kadınlarına saldıran cadı bu olmalıydı. Onu gördüğü gibi kılıcı çekti ve şimşek kadar hızlı bir şekilde ona saldırdı. İlk saldırısı onu yaralar gibi olsa da durdurmamıştı. Cadı da ona saldırıyordu. Yine de Xander’in hızına yetişemiyordu.

Gün doğmak üzereydi. Bunca zamandır savaşmışlar ancak iki taraf da hala hayattaydı. Xander yorulsa da cadıyı ortadan kaldırma istediği her şey üstündeydi. En sonunda kutsal suyla bezenmiş kılıcıyla Penanggalan’a temiz bir kılıç darbesi vurmayı başarmıştı. Öldüğünden emin olana kadar birkaç kez daha kesti.

Köyün sahibini çağırıp köyde olmayan biri olup olmadığı kontrol ettirdi. Ardından işlerine devam etmeleri için onları bırakıp memleketinde gezinmeye koyuldu.