1
Birleşik Krallık / Ynt: Koza
« : 12 Nisan, 2023 18:31:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Adamın nazikçe konuşmasıyla daha önce stresle fark edemediği bir şeyi gördü. Adam İngiliz aksanıyla konuşmuyordu ki dediğinden anladığı kadarıyla da buralı değildi. Aksanından nereli olduğunu anlamaya çalıştı ancak sadece Avrupalı olmadığına karar verdi. Adam o sırada Joan adlı birisini çağırmıştı ancak binadan oldukça yapılı bir kurdun çıkmasıyla kaşlarını çatmadan edemedi. Londra'da birisi neden ve nasıl kurt besleyebilirdi ki? Bu adam hakkında gizemli birçok şey vardı, tekrar buluştuklarında aklında kalan soruların cevaplarını bulabileceğini umarak adama gülümsedi. "Nazik teklifiniz için teşekkür ederim. Eminim ki burada daha güvenli hissettirecektir arkadaşınız."
Adam kurdu yanına bırakıp gittiğinde ne yapacağını düşünmek için anlık olarak durdu. Karşısındaki hayvan cidden büyüktü ve korkmadan edemiyordu. Elini pelerinin altından çıkarıp çekingen bir şekilde kurdun beyaz tüylerine dokundu, her an ısıracak korkusuyla birkaç saniye elini hiç oynatmadan bekledi ancak beklediği gibi olmamış, kurt sakince ona karşılık vermişti. Elini bir süre yumuşak tüylerinde gezdirip gülümsedi. Eğildiği gibi yavaşça doğruldu ve kapüşonuyla tekrar sarı saçlarını kapattı.
Ortalık artık karardığı için siyah pelerini ortamla uyum sağlamış ve onun fazla görülmemesini sağlamıştı, ki artık yanında birçok kişiyi korkutacak bir yol arkadaşı vardı. Kurdun tüylerine yavaşça dokunup hareketlendi, yanındaki de onunla aynı ritimde yürümeye başladı. Alacağı malzemelerin olduğu dükkan çok uzak değildi ve buradaki dükkanların gece daha fazla iş yapmasından ötürü gece yarısına kadar açıktı. Birkaç ıssız sokak geçtikten sonra sonunda üç-beş tane kırık dökük dükkanın toplandığı yere geldi, dükkanları gezip malzemelerin satıldığı dükkana geldiğinde bu kadar şey için değip değmediğini düşündü. Birkaç galleon alacak diye kendi canını tehlikeye atmıştı ama bunu düşünmek için çok geçti, buraya gelmeden önce bunu bir aklından geçirse daha iyi olacaktı.
Dükkana girdiğinde pis koku onu karşılamıştı, birçok bitkinin ve diğer malzemelerin kokusu karıştığı için oldukça kötü bir koku hakimdi. Burnunu buruşturmadan edemedi, zümrüt yeşili gözlerini dükkanda gezdirdiğinde kilolu ve oldukça yaşlı gözüken bir kadının sandalye üstünde uyukladığını gördü. Birkaç kez öksürüp onu uyandırmak istese de kadın artık ne kadar derin uyuyorsa gözlerini açmamıştı. Acaba birisi gelip dükkandan malzeme çalsa ne yapacak diye düşünmeden edemedi. Yüksek sesle 'pardon' dediğinde kadın birden yerinden fırlamış ve mahmur gözlerle dükkanda sesi aramıştı. Sonunda kadınla Amaya'nın gözleri buluştuğunda Amaya elini kaldırıp selam verdi, kadın ise Amaya'nın anlayamayacağı bir şekilde ağzında bir şeyler mırıldanıp sandalyesinden kalktı. O sırada kadının gözleri bir yere takılmıştı.
"O kurt mu köpek mi neyse, dışarı çıkar." Amaya yanında kurt olduğunu tamamen unutmuştu. Hızla başını onaylar bir şekilde sallayıp, "Joan, sen dışarıda bekle. Hemen geliyorum." dedi. Kurt onu hiç ikiletmemiş ve normal bir insan gibi kapıdan dışarı çıkmış, önünde Amaya'yı beklemeye başlamıştı. Bu kadar tehlikeli bir hayvanı nasıl böyle eğitilmiş olacağını düşündü, büyük ihtimalle oldukça zor bir uğraş olmuştu. Tezgahın arkasına giden kadına dönüp gülümsedi, ardından ihtiyaçlarını kadına söyleyip ona getirmesini bekledi. Uzun bir süre buraya gelmeyi düşünmediği için birkaç malzemeden bol bol almıştı. Kadının eline malzemeleri vermesiyle tezgaha biraz muggle lirasından bırakıp dükkandan dışarı çıktı. Joan adlı hayvan onu bıraktığı yerde bekliyordu.
"Hadi, bakalım. Gidiyoruz geri." Kurt yine hiç ikiletmeden oturduğu yerden kalkmış, onunla birlikte yürümeye başlamıştı. Adamın evinin önüne geldiğinde kurdun üstüne hafifçe vurdu. "Hadi, sahibini çağır buraya. Bekliyorum." Joan anlamış gibi hızla binanın içine girmiş ve yukarıya doğru çıkmaya başlamıştı. Amaya ise kapüşonunu çıkarıp sarı dalgalı saçlarını özgür bıraktı, ne de olsa anladığı kadarıyla yanındaki adam oldukça güçlü birisiydi.
Adam kurdu yanına bırakıp gittiğinde ne yapacağını düşünmek için anlık olarak durdu. Karşısındaki hayvan cidden büyüktü ve korkmadan edemiyordu. Elini pelerinin altından çıkarıp çekingen bir şekilde kurdun beyaz tüylerine dokundu, her an ısıracak korkusuyla birkaç saniye elini hiç oynatmadan bekledi ancak beklediği gibi olmamış, kurt sakince ona karşılık vermişti. Elini bir süre yumuşak tüylerinde gezdirip gülümsedi. Eğildiği gibi yavaşça doğruldu ve kapüşonuyla tekrar sarı saçlarını kapattı.
Ortalık artık karardığı için siyah pelerini ortamla uyum sağlamış ve onun fazla görülmemesini sağlamıştı, ki artık yanında birçok kişiyi korkutacak bir yol arkadaşı vardı. Kurdun tüylerine yavaşça dokunup hareketlendi, yanındaki de onunla aynı ritimde yürümeye başladı. Alacağı malzemelerin olduğu dükkan çok uzak değildi ve buradaki dükkanların gece daha fazla iş yapmasından ötürü gece yarısına kadar açıktı. Birkaç ıssız sokak geçtikten sonra sonunda üç-beş tane kırık dökük dükkanın toplandığı yere geldi, dükkanları gezip malzemelerin satıldığı dükkana geldiğinde bu kadar şey için değip değmediğini düşündü. Birkaç galleon alacak diye kendi canını tehlikeye atmıştı ama bunu düşünmek için çok geçti, buraya gelmeden önce bunu bir aklından geçirse daha iyi olacaktı.
Dükkana girdiğinde pis koku onu karşılamıştı, birçok bitkinin ve diğer malzemelerin kokusu karıştığı için oldukça kötü bir koku hakimdi. Burnunu buruşturmadan edemedi, zümrüt yeşili gözlerini dükkanda gezdirdiğinde kilolu ve oldukça yaşlı gözüken bir kadının sandalye üstünde uyukladığını gördü. Birkaç kez öksürüp onu uyandırmak istese de kadın artık ne kadar derin uyuyorsa gözlerini açmamıştı. Acaba birisi gelip dükkandan malzeme çalsa ne yapacak diye düşünmeden edemedi. Yüksek sesle 'pardon' dediğinde kadın birden yerinden fırlamış ve mahmur gözlerle dükkanda sesi aramıştı. Sonunda kadınla Amaya'nın gözleri buluştuğunda Amaya elini kaldırıp selam verdi, kadın ise Amaya'nın anlayamayacağı bir şekilde ağzında bir şeyler mırıldanıp sandalyesinden kalktı. O sırada kadının gözleri bir yere takılmıştı.
"O kurt mu köpek mi neyse, dışarı çıkar." Amaya yanında kurt olduğunu tamamen unutmuştu. Hızla başını onaylar bir şekilde sallayıp, "Joan, sen dışarıda bekle. Hemen geliyorum." dedi. Kurt onu hiç ikiletmemiş ve normal bir insan gibi kapıdan dışarı çıkmış, önünde Amaya'yı beklemeye başlamıştı. Bu kadar tehlikeli bir hayvanı nasıl böyle eğitilmiş olacağını düşündü, büyük ihtimalle oldukça zor bir uğraş olmuştu. Tezgahın arkasına giden kadına dönüp gülümsedi, ardından ihtiyaçlarını kadına söyleyip ona getirmesini bekledi. Uzun bir süre buraya gelmeyi düşünmediği için birkaç malzemeden bol bol almıştı. Kadının eline malzemeleri vermesiyle tezgaha biraz muggle lirasından bırakıp dükkandan dışarı çıktı. Joan adlı hayvan onu bıraktığı yerde bekliyordu.
"Hadi, bakalım. Gidiyoruz geri." Kurt yine hiç ikiletmeden oturduğu yerden kalkmış, onunla birlikte yürümeye başlamıştı. Adamın evinin önüne geldiğinde kurdun üstüne hafifçe vurdu. "Hadi, sahibini çağır buraya. Bekliyorum." Joan anlamış gibi hızla binanın içine girmiş ve yukarıya doğru çıkmaya başlamıştı. Amaya ise kapüşonunu çıkarıp sarı dalgalı saçlarını özgür bıraktı, ne de olsa anladığı kadarıyla yanındaki adam oldukça güçlü birisiydi.