1
Okul Müdürünün Ofisi / Çocukları Pistten Alalım
« : 11 Mart, 2023 22:08:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Parlak bir sisin gölgesi büyücülük dünyasının üzerine düşmüşken eylül ayının getirdiği pek çok çatışma da son günlerinin bir hayli hızlı, yetişmesi zor ve yorucu hale evrilmesine sebep olmuştu. Son zamanlarda kendisini epey yoğun hissediyordu. Çeşitli uluslararası prosedürlerin var olan anlaşmazlıklar yanında sürdürülmesi bir yana dursun, her geçen gün gerçekliğe kavuşan bir başka eylem işine iş eklemeye devam ediyordu. Pek çok kişi görevinden sırasıyla ihraç edilmişti. Son 1 yıldır yapılan yazışmalar ilgili mercilere yollanıyor, cincüceler dahi büyük bir titizlikle sıska kollarına bırakılan dosyaları bakanlık birimleri arasında taşımaya özen gösteriyorlardı. Etrafta yoğun bir sessizlik hakimdi. Okul başlayalı henüz bir hafta dolmamıştı bile. Darbe olarak nitelendirilen zira Emma için büyücedünyanın son zamanlarda süre gelen niteliksiz ve adam kaytarmadan ibaret konumlandırılışının son buluşu pek çok kişinin ağzına kelimeleri tıkamıştı bile. Öyle ki yerel gazeteler dahi gizlice yürütülen bu operasyona dair bilgi eksikliklerini gizleyememişler, halkın meraklı dedikoduları dört duvar arasında ağızlarına sakız etmelerine izin vermişlerdi.
Köstekli saatini krem rengi eteğinin cebine sıkıştırmadan önce göz bebeklerine takılan görüntüler, yaklaşık on dakika içerisinde Hogwarts'ta olması gerektiği konusunda cadıyı acele ettiriyordu. Her yıl kontrolden geçen, uluslararası öğrencilerin aktif öğrenim belgelerinin sorgulandığı evrakları bu yıl da Emma teslim alacak ve kayıt altında tutacaktı. Ancak üzerine atananlar bununla da bitmiyordu. Yaklaşık birkaç gün öncesinde yapılan operasyonda mühim bir rolü olduğunu düşünse de bu denli ön planda kalacağını hesaba katmamıştı. Sihir bakanına sadıktı. Bilincini ve istikrarını destekliyor, adamın çelikten ördüğü duvarlarının ardındaki hakkaniyeti en ufak cümlesinde hissediyordu. İşinin orada biteceğini düşünmek Emma'yı yanıltmıştı. Hogwarts'taki görevlendirmesine yeni birisinin daha eklenmesi omuzlarına bir ağırlık daha bindirmiş olsa da halledebileceğine dair en ufak bir şüphenin kırıntısını bedeninde beslemiyordu.
Avuç içlerini üzerindeki kumaşlarda gezdirdikten sonra şöminenin başına geçti. Elindeki eldiveni parmaklarından çekiştirdi ve bakanlığın köşesinden Hogwarts'a açılan bir anahtara parmağını uzatarak gözlerini kapattı. Öğrencilik yıllarını gözünün önüne getirmesi, bilhassa takdir edildiği okul müdürü odasının kapısını zihninden geçirmesi zor olmadı. Yaklaşık yarım dakika içerisinde okulun giriş kapısına parmak uçları havada süzülerek gelirken eteklerini tuttu. Bu defa sonbahar yapraklarını biraz daha erken dökmeye başlamıştı. Ayakları toprağı örttüğünde yüzünü gri bulutların ardına gizleyen yağmur taneleri ufak birer damlayla açığa çıktı. Aceleyle şapkasını düzeltti ve heybetli okulun kapısına duruşunu bozmayacak dinginlikle ilerlemeye koyuldu.
Kendisini Hogwarts'ın kat görevlisi karşıladı. Pek ala Müdür Harrington'ın ayak işlerini yaptığı aşikar olan bu ufak tefek adamın bir ayağı tökezleyerek kendisine gelirken sırtını dikleştirdi. Ellerindeki eldivenleri düzeltirken karşısındaki ile kendisi arasına koyacağı tensel temasa dair engelin profesyonel bir sınır oluşturacağı düşüncesi Emma'yı bir hayli tatmin etti. Elini uzattı ve kendisini tanıttı. "Emma Louise Guendolen." derken elinde görevlendirmesini gösteren bakanlık damgalı belgeyi uzattı. "Britanya Sihir Bakanlığı çalışanı. Profesör Harrington ile görüşmek üzere bakanlık tarafından gönderildim. Dün ani bir şekilde randevu oluşturulduğunu zannediyorum." diyerek tek kaşını havaya doğru kaldırdı. Etrafı süzdü. Öğrenciliğinden bu yana neler değişmişti? Sanki büyücülük okulunun etrafındaki tüm o şatafat gitmiş, yerini kusursuz ve siyah bir perdeye bırakmış gibiydi. "Buyrun Bayan Guendolen. Profesör Harrington sizi odasında bekliyor. Eşlik edeyim." dediği sırada dikkatini adama çevirmişti. Omuzlarını gevşetti. Asasını ceketinin içerisindeki gizli cebe nazikçe yerleştirdikten sonra küçük topuklarını yere vurarak ilerlemeye koyuldu. Önce birkaç koridor geçti. Ardından da uzunca bir merdiven... Kimi meraklı gözler üzerindeki kıyafetlerde gezinse de duruşunu bozmamaya gayret etti. Bu gayretin ardında kendisiyle duyduğu gurur yatıyordu. Biraz daha ilerledikten sonra iki merdiven daha çıkmaları gerekiyordu. Okulun içerisinde dönüp dolaşırken hareketli merdivenlere adapte olmak zordu. Zihninizde rotanızı yeniden oluşturmanız gerekiyordu. Nihayetinde kulelere ulaştığında yanındaki adamın meraklı ses tonu esmer çehresiyle Emma'nın yüzüne dönmüştü. "Niçin geldim demiştiniz? Dedikodular doğru mu yoksa?" diye soruldu kendisine. Cadı bu sorudan hoşlanmadı. Henüz tam anlamıyla bilgi gizliliği varlığını sürdürüyordu. Üstelik epey hassas bir konuydu bu. Emma'nın öğrenci evrakları için Hogwarts'a gönderilmiş olması belki de bir şeyleri biraz olsun örtbas etmek niyetiyleydi. Dudaklarını birbirine bastırarak önce boğazını temizledi. Ardından sorulan soruya yanıt vermeyi tercih etmeden "Yolu biliyorum. Teşekkür ederim." diyerek arkasına bakmadan ilerledi. "Aynı zamanda dahil olmadığınız konularda bu kadar meraklı olmamanızı rica ederim." derken bu yersiz sorular için homurdandı.
Kapının önüne geldiğinde ahşabı nazikçe tıklattı. İçeriden gelen bir hayli neşeli ses tonu cadıyı afallatsa da gıcırdayan sürgüyü yavaşça kenara çekti. İhtiyar sayılabilecek, yılların getirdiği yaş saçlarına düşen profesör kendisini kapıya adeta sürüklerken bu görüntü bir an olsun hoşuna gitmişti. İçeride samimiyetin bir kokusu olsa bu adamı gösterebilirdi belki de. Bu adam kendisine büyük dedesini anımsatmıştı.Aynı dönemlerde Hogwarts'ta okumuş olma ihtimalleri Emma'nın karşısındakine karşı koyduğu sınırın kırılmasını kolaylaştırmıştı. Kapıyı ardından kapattıktan sonra nihayet konuşmaya başladı ve kendisini tekrarlayan tanımlara sığındı. "İsmim Emma Louise Guendolen. Sizinle tanışmak büyük bir zevk Profesör Harrington." dedi dudaklarına ince bir tebessüm koyarak. Yaşıtlarına bilhassa da küçüklere otorite sağlamak için çoğu zaman çelikten bir zırh giyiyor olabilirdi lakin yaşı büyüklere hürmet etmekten de asla kaçınmazdı. Kendisine gösterilen yere yavaşça oturduktan hemen sonra evrak çantasını masanın üzerine koydu. Deriyi örten fermuarı bir kenara sürüklerken adama baktı. Üzerindeki pelerini bir kenara savururken hemen karşısındaki yeri almaya koyulması an meselesiydi. "Ancak bir takım işler ve stajyer atamaları dışında Bakanlık ve Hogwarts bir araya gelemiyor olsa da yeni işiniz için başarılar dilemek isterim Profesör Harrington." dedi elini çantasının içerisinde gezdirirken. Genişletme büyüsünün bir rafı andıran bölümüne gizlediği süslü metal kutuyu parmaklarına kenetleyip müdüre uzatırken derince bir nefes aldı. Dudaklarındaki tebessümü biraz daha artırdı. "Büyükbabam Alexander Guendolen, sizinle birlikte aynı dönemde eğitim görmüş. Yıllığında okumuştum. Bundan dolayı size de yeni görevlendirmenizi kutlamak adına minik bir hediye getirmek istedim. Tekrardan tebrikler." diye dudaklarını bastırdı. Kutu açılırken "Osmanlı mesir macunu. Halkı çok severmiş.Lezzetli bir yöresel şekerleme olduğunu duydum. Umuyorum damak zevkinize uyacaktır." derken küçük şapkasını çıkarttı. Bu kimileri için maskülen bir hareket gibi görünse de saygısında kusur etmek istemediği için öncelikli olarak aralarındaki sınır çizgisini inceltmeye çalışıyordu. Sınır çizgisinin incelmesine ihtiyacı vardı çünkü Emma'nın bugün buraya gelişi, adımı odaya attığı ilk andaki kadar güzel bir süpriz ile sonlanmayacaktı.[/justify]
Köstekli saatini krem rengi eteğinin cebine sıkıştırmadan önce göz bebeklerine takılan görüntüler, yaklaşık on dakika içerisinde Hogwarts'ta olması gerektiği konusunda cadıyı acele ettiriyordu. Her yıl kontrolden geçen, uluslararası öğrencilerin aktif öğrenim belgelerinin sorgulandığı evrakları bu yıl da Emma teslim alacak ve kayıt altında tutacaktı. Ancak üzerine atananlar bununla da bitmiyordu. Yaklaşık birkaç gün öncesinde yapılan operasyonda mühim bir rolü olduğunu düşünse de bu denli ön planda kalacağını hesaba katmamıştı. Sihir bakanına sadıktı. Bilincini ve istikrarını destekliyor, adamın çelikten ördüğü duvarlarının ardındaki hakkaniyeti en ufak cümlesinde hissediyordu. İşinin orada biteceğini düşünmek Emma'yı yanıltmıştı. Hogwarts'taki görevlendirmesine yeni birisinin daha eklenmesi omuzlarına bir ağırlık daha bindirmiş olsa da halledebileceğine dair en ufak bir şüphenin kırıntısını bedeninde beslemiyordu.
Avuç içlerini üzerindeki kumaşlarda gezdirdikten sonra şöminenin başına geçti. Elindeki eldiveni parmaklarından çekiştirdi ve bakanlığın köşesinden Hogwarts'a açılan bir anahtara parmağını uzatarak gözlerini kapattı. Öğrencilik yıllarını gözünün önüne getirmesi, bilhassa takdir edildiği okul müdürü odasının kapısını zihninden geçirmesi zor olmadı. Yaklaşık yarım dakika içerisinde okulun giriş kapısına parmak uçları havada süzülerek gelirken eteklerini tuttu. Bu defa sonbahar yapraklarını biraz daha erken dökmeye başlamıştı. Ayakları toprağı örttüğünde yüzünü gri bulutların ardına gizleyen yağmur taneleri ufak birer damlayla açığa çıktı. Aceleyle şapkasını düzeltti ve heybetli okulun kapısına duruşunu bozmayacak dinginlikle ilerlemeye koyuldu.
Kendisini Hogwarts'ın kat görevlisi karşıladı. Pek ala Müdür Harrington'ın ayak işlerini yaptığı aşikar olan bu ufak tefek adamın bir ayağı tökezleyerek kendisine gelirken sırtını dikleştirdi. Ellerindeki eldivenleri düzeltirken karşısındaki ile kendisi arasına koyacağı tensel temasa dair engelin profesyonel bir sınır oluşturacağı düşüncesi Emma'yı bir hayli tatmin etti. Elini uzattı ve kendisini tanıttı. "Emma Louise Guendolen." derken elinde görevlendirmesini gösteren bakanlık damgalı belgeyi uzattı. "Britanya Sihir Bakanlığı çalışanı. Profesör Harrington ile görüşmek üzere bakanlık tarafından gönderildim. Dün ani bir şekilde randevu oluşturulduğunu zannediyorum." diyerek tek kaşını havaya doğru kaldırdı. Etrafı süzdü. Öğrenciliğinden bu yana neler değişmişti? Sanki büyücülük okulunun etrafındaki tüm o şatafat gitmiş, yerini kusursuz ve siyah bir perdeye bırakmış gibiydi. "Buyrun Bayan Guendolen. Profesör Harrington sizi odasında bekliyor. Eşlik edeyim." dediği sırada dikkatini adama çevirmişti. Omuzlarını gevşetti. Asasını ceketinin içerisindeki gizli cebe nazikçe yerleştirdikten sonra küçük topuklarını yere vurarak ilerlemeye koyuldu. Önce birkaç koridor geçti. Ardından da uzunca bir merdiven... Kimi meraklı gözler üzerindeki kıyafetlerde gezinse de duruşunu bozmamaya gayret etti. Bu gayretin ardında kendisiyle duyduğu gurur yatıyordu. Biraz daha ilerledikten sonra iki merdiven daha çıkmaları gerekiyordu. Okulun içerisinde dönüp dolaşırken hareketli merdivenlere adapte olmak zordu. Zihninizde rotanızı yeniden oluşturmanız gerekiyordu. Nihayetinde kulelere ulaştığında yanındaki adamın meraklı ses tonu esmer çehresiyle Emma'nın yüzüne dönmüştü. "Niçin geldim demiştiniz? Dedikodular doğru mu yoksa?" diye soruldu kendisine. Cadı bu sorudan hoşlanmadı. Henüz tam anlamıyla bilgi gizliliği varlığını sürdürüyordu. Üstelik epey hassas bir konuydu bu. Emma'nın öğrenci evrakları için Hogwarts'a gönderilmiş olması belki de bir şeyleri biraz olsun örtbas etmek niyetiyleydi. Dudaklarını birbirine bastırarak önce boğazını temizledi. Ardından sorulan soruya yanıt vermeyi tercih etmeden "Yolu biliyorum. Teşekkür ederim." diyerek arkasına bakmadan ilerledi. "Aynı zamanda dahil olmadığınız konularda bu kadar meraklı olmamanızı rica ederim." derken bu yersiz sorular için homurdandı.
Kapının önüne geldiğinde ahşabı nazikçe tıklattı. İçeriden gelen bir hayli neşeli ses tonu cadıyı afallatsa da gıcırdayan sürgüyü yavaşça kenara çekti. İhtiyar sayılabilecek, yılların getirdiği yaş saçlarına düşen profesör kendisini kapıya adeta sürüklerken bu görüntü bir an olsun hoşuna gitmişti. İçeride samimiyetin bir kokusu olsa bu adamı gösterebilirdi belki de. Bu adam kendisine büyük dedesini anımsatmıştı.Aynı dönemlerde Hogwarts'ta okumuş olma ihtimalleri Emma'nın karşısındakine karşı koyduğu sınırın kırılmasını kolaylaştırmıştı. Kapıyı ardından kapattıktan sonra nihayet konuşmaya başladı ve kendisini tekrarlayan tanımlara sığındı. "İsmim Emma Louise Guendolen. Sizinle tanışmak büyük bir zevk Profesör Harrington." dedi dudaklarına ince bir tebessüm koyarak. Yaşıtlarına bilhassa da küçüklere otorite sağlamak için çoğu zaman çelikten bir zırh giyiyor olabilirdi lakin yaşı büyüklere hürmet etmekten de asla kaçınmazdı. Kendisine gösterilen yere yavaşça oturduktan hemen sonra evrak çantasını masanın üzerine koydu. Deriyi örten fermuarı bir kenara sürüklerken adama baktı. Üzerindeki pelerini bir kenara savururken hemen karşısındaki yeri almaya koyulması an meselesiydi. "Ancak bir takım işler ve stajyer atamaları dışında Bakanlık ve Hogwarts bir araya gelemiyor olsa da yeni işiniz için başarılar dilemek isterim Profesör Harrington." dedi elini çantasının içerisinde gezdirirken. Genişletme büyüsünün bir rafı andıran bölümüne gizlediği süslü metal kutuyu parmaklarına kenetleyip müdüre uzatırken derince bir nefes aldı. Dudaklarındaki tebessümü biraz daha artırdı. "Büyükbabam Alexander Guendolen, sizinle birlikte aynı dönemde eğitim görmüş. Yıllığında okumuştum. Bundan dolayı size de yeni görevlendirmenizi kutlamak adına minik bir hediye getirmek istedim. Tekrardan tebrikler." diye dudaklarını bastırdı. Kutu açılırken "Osmanlı mesir macunu. Halkı çok severmiş.Lezzetli bir yöresel şekerleme olduğunu duydum. Umuyorum damak zevkinize uyacaktır." derken küçük şapkasını çıkarttı. Bu kimileri için maskülen bir hareket gibi görünse de saygısında kusur etmek istemediği için öncelikli olarak aralarındaki sınır çizgisini inceltmeye çalışıyordu. Sınır çizgisinin incelmesine ihtiyacı vardı çünkü Emma'nın bugün buraya gelişi, adımı odaya attığı ilk andaki kadar güzel bir süpriz ile sonlanmayacaktı.[/justify]




