16
Birleşik Krallık / Ynt: Tehlike Çanları Çalıyor
« : 21 Ağustos, 2022 01:56:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Dövmek mi? Xander’in kitabında böyle aciz bir yol yoktu. Japon kültürüyle büyümüştü, bu yüzden de insanların önünde iki yol vardı. Ölüm ya da yaşam. Nadir durumlarda insanların uzuvlarını kaybetmesine neden olmuştu ancak aradan yıllar da geçse başladığı işi bitirmişti. Ne de olsa ölüm merhametti, en azından Xander için.
Küçük kız arkasından koşturuyordu. Bir leydi olarak yakışık almayan bir durum değil miydi bu? Söyledikleri hala canını sıkıyordu. Evet, yıllardır böyle yaşıyordu ancak hayatta kalmak için buna mecburdu. Yolundan dönecek biri de olmadığı için yolunda emin adımlarla yürüyordu ve bir çocuk onu yargılıyordu. Bu hadsizliği için kolunu kesmeliydi, ne yazık ki çocukları öldürmeye karşıydı. Bu küçük çocuk ne kadar şanslı olduğunun farkında mıydı acaba?
Üstelik, neden işini yapan birini dövsündü ki? Konuşur, reddedilirse de ormanda kalırdı. Ne de olsa yapmadığı şey değildi ancak kızın teklifi de çekiciydi. Üstelik, kızın ne istediğinin farkında olmaması da onu gülümsetmişti. Onun ustası olmasının ne anlama geldiği hakkında en ufak bir fikri var mıydı? Sırf onun o anki yüzünü görmek için bile teklifini kabul ederdi.
“Tamam, atla arkama! At sürmeyi biliyor musun bari?” dedi.
Bu sefer tek amacı dalga geçmek değildi. Eğer düşerse güzel bir banyo ve sıcak yemek hayali için bir sonraki kasabaya kadar gitmesi gerekebilirdi. Bu kadar kendinden emin olduğuna göre gerçekten kasabanın güzeli olmalıydı. Elini uzatıp onu bekledi.
“Tabii benim gibi birini arkasına binmek istemezsen yayan da gidebilirsin.”
Küçük kız arkasından koşturuyordu. Bir leydi olarak yakışık almayan bir durum değil miydi bu? Söyledikleri hala canını sıkıyordu. Evet, yıllardır böyle yaşıyordu ancak hayatta kalmak için buna mecburdu. Yolundan dönecek biri de olmadığı için yolunda emin adımlarla yürüyordu ve bir çocuk onu yargılıyordu. Bu hadsizliği için kolunu kesmeliydi, ne yazık ki çocukları öldürmeye karşıydı. Bu küçük çocuk ne kadar şanslı olduğunun farkında mıydı acaba?
Üstelik, neden işini yapan birini dövsündü ki? Konuşur, reddedilirse de ormanda kalırdı. Ne de olsa yapmadığı şey değildi ancak kızın teklifi de çekiciydi. Üstelik, kızın ne istediğinin farkında olmaması da onu gülümsetmişti. Onun ustası olmasının ne anlama geldiği hakkında en ufak bir fikri var mıydı? Sırf onun o anki yüzünü görmek için bile teklifini kabul ederdi.
“Tamam, atla arkama! At sürmeyi biliyor musun bari?” dedi.
Bu sefer tek amacı dalga geçmek değildi. Eğer düşerse güzel bir banyo ve sıcak yemek hayali için bir sonraki kasabaya kadar gitmesi gerekebilirdi. Bu kadar kendinden emin olduğuna göre gerçekten kasabanın güzeli olmalıydı. Elini uzatıp onu bekledi.
“Tabii benim gibi birini arkasına binmek istemezsen yayan da gidebilirsin.”


