17 Nisan, 2026 09:08:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Xander Warren

Sayfa: 1 [2] 3
16
Birleşik Krallık / Ynt: Tehlike Çanları Çalıyor
« : 21 Ağustos, 2022 01:56:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Dövmek mi? Xander’in kitabında böyle aciz bir yol yoktu. Japon kültürüyle büyümüştü, bu yüzden de insanların önünde iki yol vardı. Ölüm ya da yaşam. Nadir durumlarda insanların uzuvlarını kaybetmesine neden olmuştu ancak aradan yıllar da geçse başladığı işi bitirmişti. Ne de olsa ölüm merhametti, en azından Xander için.

Küçük kız arkasından koşturuyordu. Bir leydi olarak yakışık almayan bir durum değil miydi bu? Söyledikleri hala canını sıkıyordu. Evet, yıllardır böyle yaşıyordu ancak hayatta kalmak için buna mecburdu. Yolundan dönecek biri de olmadığı için yolunda emin adımlarla yürüyordu ve bir çocuk onu yargılıyordu. Bu hadsizliği için kolunu kesmeliydi, ne yazık ki çocukları öldürmeye karşıydı. Bu küçük çocuk ne kadar şanslı olduğunun farkında mıydı acaba?

Üstelik, neden işini yapan birini dövsündü ki? Konuşur, reddedilirse de ormanda kalırdı. Ne de olsa yapmadığı şey değildi ancak kızın teklifi de çekiciydi. Üstelik, kızın ne istediğinin farkında olmaması da onu gülümsetmişti. Onun ustası olmasının ne anlama geldiği hakkında en ufak bir fikri var mıydı? Sırf onun o anki yüzünü görmek için bile teklifini kabul ederdi.

“Tamam, atla arkama! At sürmeyi biliyor musun bari?” dedi.

Bu sefer tek amacı dalga geçmek değildi. Eğer düşerse güzel bir banyo ve sıcak yemek hayali için bir sonraki kasabaya kadar gitmesi gerekebilirdi. Bu kadar kendinden emin olduğuna göre gerçekten kasabanın güzeli olmalıydı. Elini uzatıp onu bekledi.

“Tabii benim gibi birini arkasına binmek istemezsen yayan da gidebilirsin.”

17
Birleşik Krallık / Ynt: Tehlike Çanları Çalıyor
« : 21 Ağustos, 2022 00:57:03 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kıza dönmeden cevap verdi. Ne de olsa yalan değildi, yaşamak için yemeğe, avlanmak için ete ihtiyacı vardı. Elbette hayvan avlıyordu.

“Evet, hayvan avlıyorum.” dedi kısaca.

Daha fazlasını açıklama gereği duymamıştı, koktuğunu söyleyene kadar. Kasaba güzelinden duymayı beklediği laflardı. Bir avcı olarak sürekli yollardaydı, doğal olarak temizlenmeye ne vakti ne de fırsatı pek olmuyordu. Bir an düşündü, kelle avcısı olduğunu söyleseydi ne yapardı acaba? Koşarak kaçar mıydı, bayılır mıydı yoksa da doğru düzgün tutmayı başaramadığı kılıcıyla saldırır mıydı ona?

“Uzun yoldan geldim. Yoksa sizi rahatsız mı etti leydim?” dedi alayla.

Atını, en yakın dostunu sevmeyi kesip arkasına döndü. Yüzünde yargılanmak hoşlanmadığını açıkça ifade eden sert bir bakış vardı. Çenesi kasılmış, yüzünde ruhsuz bir gülümseme vardı. Gözleri normalden daha kırmızıydı, güneşin ışınları onun lehine çalışıyor olmalıydı. Britanya ve onun anlamsız kuralları, diye geçirdi içinden.

“Han sahibi beni ağırlamak istemezse ne yapacağımı bilirim küçük. Sen benim gibi kokan birinin yanından uzaklaş, kuyruğunu kıstırıp kaç ki gül kokun bozulmasın.”

Tükürürcesine sarf ettiği sözlerin ardından arkasını dönüp kasabaya girdi. Küçük kızın söylediği hanı bulmak için ağır adımlarla yürüdü. Bu şımarık, dünyadan bihaber kızın boynunu kırmamak için bir şey yemeliydi. Kurutulmuş et değil de sıcak, sulu bir şey. Aksi takdirde kasaba hiç görmediği şeyler görmek zorunda kalacaktı.

18
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 21 Ağustos, 2022 00:32:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Xander'e oklarını kullanması için Keman Yayı almaya karar verdim. (10 GP)

19
Birleşik Krallık / Ynt: Tehlike Çanları Çalıyor
« : 20 Ağustos, 2022 22:53:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Küçük kızın kibirli ses tonu Xander’in sınırlarını zorluyordu, yine de sakin kalmayı başardı. Genç kız kılıcı çevik bir hareketle çıkartıp kınına koyduğunda hafifçe gülümsedi. En azından bunu biliyordu.

“Kılıç ustasının elinde saygı görür. O yüzden evet, kılıca hak ettiği değeri bu şekilde veriyorum. Eğer kılıçta ustalaşmak istersen, bir ömür uğraşırsan ne demek istediğimi daha iyi anlarsın.”

Xander’ın kılıcı fırlattığı ağaca yaklaşırken genç kız konuşmaya, söylenmeye devam ediyordu. Xander eliyle kılıcı attığı yere dokundu, yeterince derin değildi. Ya kabuğu çok sertti ya da yeterince güç vermemişti. Her koşulda istediği şekilde atmamıştı, bunu düşündükçe ağacı parçalama isteğine engel olmakta güçlü çekiyordu. Genç kız onun kabalığı hakkında konuşmaya devam ediyordu. Amma çok konuşmuştu.

“İnsanlara nasıl davrandığımı bilseydin böyle düşüncesizce konuşmazdın küçük kız. Ancak bir kasabada yaşayan birinden dünyayı bilmesini beklemek anlamsız olur.”

Ardından kıza yaklaştı. Terden sırılsıklam olmuş genç kız ıslanmış bir köpek yavrusunu andırıyordu Xander’e göre. Ve böylesi hayvanlara üç şey yapılırdı. Görmezden gelinirdi, genelde sıradan insanların yaptığı buydu. Sahiplenilirdi, genelde kalbinde iyilik olan insanlar bunu yapardı.  Ya da vahşice katledilirdi, bu da kalbi kararmış ya da olmayan insanların yaptığı bir şeydi. Peki, Xander hangisiydi?

“Ayrıca, kılıç sanatı hakkında konuşmak sana düşmez ufaklık.”

Ardından kızdan uzaklaşıp atına doğru gitti. Ağaca bağladığı ipi çözdü. Ağır adımlarla genç kızın olduğu yere getirdi.

“Belli ki burada yaşıyorsun. Burada kalacak bir yer var mı?”

Cevabını beklemeden ağır adımlarla kasabaya doğru yürümeye başladı.

20
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Güç Puanı Talepleri
« : 20 Ağustos, 2022 02:59:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Beyaz cadıyı ortadan kaldırmış bulunuyorum fakat sanmıyorum ki bu bir son. Bu her şeyin başlangıcı.

Alıntı
Beyaz Cadı
Santa Fe kasabasının kuzeyinde, Colorado Eyaletinin yakınlarındaki Duncan ailesine ait şeker kamışı plantasyonlarında garip olaylar dönüyor. Her gece bazı kölelerin kaybolduğu, aramaya gönderilenler tarafından da bulunamadığı söylentileri yayılmakta. Tüm bunların kaynağının, kimi şahitlerin geceleyin boyanmış yüzüyle tepelerde gezdiğini iddia etti Beyaz Cadı olduğundan şüpheleniliyor. Bu geniş tarlalar ve Duncan ailesine ait villalarla çevrili araziye varıp cadı söylentilerinin aslını bulmanız ve Beyaz Cadıyı durdurmanız gerekmektedir.

Ödül: 2 GP ve 300 Galleon



https://buyucedunya-rpg.com/amerika-birlesik-devletleri/ani-olum/new/#new

21
Amerika Birleşik Devletleri / Ani Ölüm
« : 20 Ağustos, 2022 02:57:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bazen kendisini kelle avcısından çok gezgin gibi hisseden Xander’in yolu bu sefer de Amerika’ya düşmüştü. Bitmek bilmeyen bir yolculuktan sonra sonunda varmayı başarmış, birkaç günlük dinlemeden (şarap içip sızmak) sonra Santa Fe kasabasının kuzeyinde, Colorado Eyaletine varmayı başarmıştı. Şeker kamışı tarlasında ya da ilanda yazdığı adıyla “plantasyon”unda cadı olduğu söylentisiyle buraya gelmişti.

Beyaz cadı ismi verilen cadıyı infaz etmek de cesur avcımıza düşmüştü. En azında gazetelerde böyle yazılacaktı. Artık ezbere bildiği haberleri düşünerek Duncan ailesinin kaldığı yere doğru ilerledi. Kapıdaki birkaç bekçi onu durdursa da cadı avcısı olduğunu söyleyince evin en küçük oğluyla görüşmek için yönlendirilmişti.

Evin en küçük oğlu yirmilerinde, Xander’e nazaran kısa, sıska bir asil bir beyefendiydi.  Amerika’da monarşi olmadığı düşünülürse yalnızca zengin birinin oğlu olmalıydı. Xander bunu pek umursamadığı için lafı kısa kesti.

“Bu cadı hakkında neler biliyorsun?”

Kaba tavrı zengin çocuğun hizmetkarları tarafında şiddetle kınansa da Xander’in sabırsız alev kırmızısı gözlerinin hedefi olanlar dilini yutmuş gibi sustular. Genç oğlan Xander’i içeri davet edince geceyi beklemesi gerektiğini düşünerek davete icabet etti. Atını kendi elleriyle evin yakınlarına bağlayıp içeri girdi. Oldukça zengin olduğunu evin girişinden belli olan Duncan ailesinin küçük oğlu onu oturma salonuna buyur edip kaliteli bir viski ikram etti. Xander içkide ayrım yapmadığı için alıp kafasına dikti. Normal birini anında sersemletecek bu hamle Xander’i etkilememiş gibi duruyordu.

Genç adam şaşkınlığını gizlemeye çalışıp daha fazlasını teklif etti.

“Cadıyı temizledikten sonra 10 şişe verirsin. Şimdi bana neler bildiğini anlat.”

Genç adam başını olumlu anlamda sallayıp bildiklerini anlatmaya başladı.

“Beyaz cadı bizim tepelerimizde geziyor. Yüzünü boyadığı için ona gerçek yüzünü bilmiyoruz, zaten gece olduğu için görmemiz de pek mümkün değil. Ailemizin pek çok kölesi ortadan kayboluyor. Bunun onun işi olduğunu düşünüyoruz.”

“İlandakinden farklı bir şey söylemedin. Üstelik “köle”leriniz belki de kaçıyor ve suçu hayali bir cadıya atıyor, olamaz mı?”

Genç adam şiddetle karşı çıktı.

“Bu köleler bize yıllarca hizmet etmiş, sadık kölelerdir. Zinhar böyle bir deliliğe kalkışmazlar.”

Xander küçümser bir şekilde gülümseyip öne eğildi.

“Belki hala genç olduğun için, belki de aptal olduğun böyle düşünüyorsun. Bir gün köle olursan bunları tekrar diyebilecek misin, merak ediyorum.”

Adamın bir şey demesine izin vermeden ayağa kalktı. Gitmeden önce genç adama baktı.

“Yalan veya değil, Beyaz cadı benim elimden kurtulamaz. Viskileri hazırlasan iyi edersin evlat.”

Bunları dedikten sonra evden çıkıp atını aldı. Ardından tepelere doğru yürümeye başladı. Cadının varlığına, eğer varsa nerede olabileceğine dair ipucu arıyordu. Cadı dedikoduları çıktıktan sonra kimsenin gelmediği tepede iz bulması nispeten kolay olacaktı. En azından öyle umuyordu.   

Hava serinlemeye başladığında havanın karardığını fark etti. Bu süre zarfında elindeki meşhur kuru etiyle karnını doyurmuştu, ancak zulasının bitmeye başladığını fark etti. Yakında avlanması gerekecekti. Bir avcı olarak birkaç geyik, domuz avlamak güç değildi ancak böyle bir şeyle uğraşmaya üşeniyordu.

Ayrıca iz ararken cadının sürekli yürüdüğü bir patika bulmayı başarmıştı. Evden epeyce uzaklaşmış, tarlanın yarısına gelmişti. Avlarından bildiği bir şey varsa o da cadıların insanlardan çok da farklı olmadığıydı. Hepsi uyumalı, beslenmeli, dinlenmeliydi. Önündeki baraka da bunun için uygun gözüküyordu. Her ne kadar etrafı sarmaşığı andıran bitkilerle sarılmış olsa da bir cadı için bunu yapmak güç olmamalıydı. Cadıyı gafil avlamak amacıyla barakayı yaktı. İçeride duyduğu çığlıklar kısa sürede kesilmiş, ateşler sönmüştü. Belli ki cadı onun varlığını fark etmişti. Bir şey planlıyor olabilirdi ancak bu Xander için sorun değildi. Yalnızca asasını görmeliydi, sonra işi bitecekti.

Derken barakanın arkasından koşan bir kadın gördü. Koşarak kısa sürede ona yetişti. Cadı koşarken bir yandan bitkileri büyütüyor, Xander’i engellemeye, hiç olmazsa yavaşlatmaya çalışıyordu. Neden ona saldırmadığını Xander bilmese de umursamadı. Asasını gördüğü gibi kılıcını tüm gücüyle sallayıp cadıya vurmasını sağladı. Cadı bir an dizlerinin üstüne çöküp kan tükürdü. Bu sırada Xander ona yetişmişti. Cadının bir şey yapmasına fırsat vermeden boynunu kesti. Asasını da kırdı. Kadının tamamını taşımanın anlamsız olacağını düşünerek kafasını kesip atına doğru yürümeye başladı. Neden sonra, cadının neden kaçtığını ve saldırmadığını anladı. Barakanın içinde bir yere kıvrılmış küçük bir çocuk vardı. Bir serçe gibi titriyordu. Bir an Xander’le göz göze geldi, adamın elindekini görünce gözyaşlarına boğuldu. Bu anı uzun bir süre onu terk etmeyecekti. Xander kıza yaklaşmadan seslendi.

“Ben Xander. Xander Warren. Bir kelle avcısıyım, eğer hayatta kalırsan beni bul ve intikamını al küçük.”

Ardından kelleyi bohçasına atıp atını Duncan ailesinin evine sürdü. Viskilerini alıp orayı terk etti.

22
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 20 Ağustos, 2022 02:12:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Xander'in olağanüstü performansı sebebiyle Salem Cadı Engizisyonunda kademe atlamasını talep ediyorum. (5 GP)

Bu olağanüstü devam ettirmek için yatırım yapmamın gerektiğini düşünerek Zehirli Ok (5 tanesi 1 GP),
Yanıcı Ok (5 tanesi 1 GP) alıyorum.(2 GP)

Henüz bunları atacak bir arbaletim olmasa da her an olabileceğine inanarak hazırlık yapacağım. Şimdiden teşekkürler ve 10 tane ok aldığım için bana bunları gönderecek gm arkadaştan özür diliyorum :)

23
Birleşik Krallık / Ynt: Tehlike Çanları Çalıyor
« : 20 Ağustos, 2022 01:16:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
“İlk hatan ufaklık,” dedi.

Ardından kılıcı küçük kızın boynuna götürdü.

“Kılıcı olan birine karşı bu kadar savunmasız olman.”

Neredeyse kör kılıcı iyice boğazına bastırdı. İyi bir usta küçük bir dal parçasıyla bile birilerini öldürebilirdi. Xander de en iyilerdendi. Küçük kızın bu asabi yaklaşımını anlıyor ancak umursamıyordu. Kimse, bir kral bile, ona saygısızlık edip de oradan tek parça ayrılamazdı. Ne şanslıydı ki buna cüret edecek pek kişi yoktu. Ancak bu dünyadan bihaber ufak kız buna cüret etmişti, büyüğü olarak ona bir ders vermek boynunun borcuydu.

“İkinci hatan ise insanlarla nasıl konuşacağını bilmemen. Kelimelerin kılıçtan keskin olduğu zamanlar vardır. Tatlı dille en tehlikeli durumlardan kurtulabilirsin, elbette bana denk gelmediğin sürece.”

Kılıcı boğazından çekip yanındaki ağaca fırlattı gözlerini kızdan çekmeden. O kör kılıç bile ağaca girmişti. İşte yetenek ve gücün farkı bu kadar büyüktü.

“Üçüncü hatan ise biriyle yakın olmaktan hoşlanmıyorsan bunu başaracak gücün olmalı. İnsanların dişlerini temizlemek için bile kullanmayacağı kör, kısa bir kılıç buna yeterli gelmez.”

Bunları söylerken küçük kızın üzerine yürüdü. Kışkırtıldığında kendisini kaybeden biri olarak oldukça iyi idare ettiğini düşünüyordu. Kendisi de zamanında böylesine tetikte olan bir çocuk olmasaydı saygısızlığının bedelini küçük kızın dilini ya da kolunu keserek ödetirdi. Hem de onun kör kılıcını kullanarak, sorunun yalnızca kılıçta olmadığını anlatmak için. Tabii onun çocukluğunun 12 yaşında bittiği düşünülürse karşısındaki kız şımarık ancak dikkatli bir ufaklıktan başka bir şey değildi.

“Ayrıca, birinin kimliğini öğrenmek istiyorsan bunu ona söyletecek kadar ikna edici olmalısın, veyahut güçlü. Gördüğüm üzere sende ikisi de yok ufaklık.”

24
Birleşik Krallık / Ynt: Tehlike Çanları Çalıyor
« : 19 Ağustos, 2022 22:46:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
“Eğer kılıcın da dilin kadar keskin olsaydı belki bu kadar debelenmezdin ufaklık.”

Xander insanların işlerine karışmaktan ne kadar nefret ediyorsa uzmanı olduğu şeyleri göstermekten de o kadar keyif alıyordu. Eğer bu kız böyle bir uğraşla meşgul olmasaydı yanından geçip giderdi. Fakat onun canının bir parçası olan kılıca yaptığı muamele onun kalbini acıtmıştı, tabii kalbi varsa.

Genç kızın gözlerindeki tedirginliği görmek Xander’in kanını kaynatıyordu. Kim bilir kaç kez böylesi korkmuş gözleri görmek için avlarını salmıştı. Dünyanın başından beri değişmeyen tek bir şey varsa o da avcının avını kovalarkenki hisleri olabilirdi. Bir an uzanıp kızın ince, narin boynunu kırmak istedi. Gözlerindeki alev şiddetlendi. Ancak yapmadı. Her ne kadar katil de olsa masum (ilanı çıkmamış, onu sinirlendirmemiş.) kimseyi öldürmemişti. Şimdi de böyle niyeti yoktu.

Kızı kısaca süzdüğünde bedeninin kılıç kullanmaya müsait olduğuna kanaat getirdi. Yalnızca iyi bir ustayı geç bir ustası bile olmamış gibi duruyordu. Üstüne üstlük amacı birilerini öldürmek değil gibi çekimserdi. Kılıcı eline alan her varlık öldürmeye hazır olmalıydı, Xander’in ilk eğitimi bununla ilgiliydi. Ne de olsa istediği kadar yetenekli olsun karşısındaki kişiyi öldüremeyecekse hiçbir önemi yoktu.

Xander, genç kızın sorusunu görmezden gelip yere sapladığı kılıca uzandı. Kız hamle yapacak olduysa da yerinde kalmayı başardı. Xander kılıcı inceledi.  Boyu küçük kıza uygun olsa da yeterli değildi.  Şık bir kılıçtı ancak savaşırken önemli olan şey şıklık değil kılıcın keskinliği ve kullananın yeteneğidir. Bu kız ikisinde de sınıfta kalmıştı. Kılıcı pas tutmuştu, keskinliği ise ancak elma kesmeye uygundu. Oldukça eski bir kılıç olduğu belliydi. Aile yadigarı mıydı yoksa bir ölüden mi çalmıştı?

“Kaç yıldır kılıç sallıyorsun ufaklık?”

25
Birleşik Krallık / Ynt: Tehlike Çanları Çalıyor
« : 19 Ağustos, 2022 01:13:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karnını doyurmak için gölge bir yer bulan Xander bir yandan da onun varlığının bile farkında bilen olmayan, ona göre bir çocuk, kızı izliyordu. Bu kıza kim böyle kılıç kullanmayı öğretmişti? Amacı düşmanları güldürerek mi öldürmekti?

Ağzına attığı kurumuş eti iyice çiğnerken kızın çığlığını duydu. Eğer saldıracağını belli ederse bu gerçek bir saldırı sayılır mıydı? Şarabından büyük bir yudum aldı. Bugünkü üçüncü şişesiydi ancak hala çakırkeyif bile olmamıştı. En sevdiği şarabı daha güçlüsüyle değişmek zorunda kalacaktı. Gerçi daha güçlüsünü bulması mümkünse.

Kızın sesleri ve sarhoş olamamanın verdiği sinirle şarap testisini yere fırlattı. Atı bu sesten ürkmüş olacak ki bağlandığı ağacın etrafında biraz dolandı. Çıkarttığı ses küçük kıza yalnız olmadığını anlatmış olmalıydı. Ayağa kalkıp önce atını sakinleştirdi, sonra da kılıçla mücadele eden küçük kıza yaklaştı. Kızın Xander’i görmesiyle gerildiği belliydi. Aferin, dedi içinden Xander. Bir savaşçı olmanın ilk adımı dikkatli olmak ve tehlikeleri fark etmektir.

Kıza iyice yaklaşıp korkuluğa baktı. Ardından kılıcını çıkartıp korkuluğu infaz etti, tıpkı insanlara ve cadılara yaptığı gibi.

“Kılıcı böyle kullanmalısın. Kılıç öldürmek ya da öldürülmemek için kullanılır. Amacın insanları eğlendirmek değilse kendine iyi bir usta bul ve kılıç ustalarına hakaret etme!”

26
Lejant Alanı / Xander Warren
« : 19 Ağustos, 2022 00:01:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İsim: Xander Warren

Doğum Yeri: Japonya ( Narai (Shiojiri, Nagano Prefecture))

Yaş: 40

Aile: Annesi Harue(güneş ışığı) 35 yaşında kimliği belirsiz büyücüler tarafından öldürülmüştür. Bildiği kadarıyla kardeşi yoktur. Babasını tanımıyor, çok küçükken kaybetmişler. Ya da Xander'e bu söylenmiş.

Göz Rengi: Kırmızı, bu sebeple kimileri tarafından şeytanın reekarne olmuş hali olduğunu söylenir.

Saç Rengi: Gece siyahı, yaşlanmasına rağmen saçında bir tel beyaz saç yoktur.

Boyu: 1.84 (Dört sayısını uğursuz kabul edilen Japonya için bir başkaldırı niteliğinde bir boyu vardır.)

Cinsel Yönelim: Fark etmez. Göz zevkine hitap ettiği sürece herkesle birlikte olabilir ancak ciddi bir ilişkiye girmeye hiç yeltenmemiştir.

Sağlık Durumu: Pek çok travması olan Xander'in bedeninde pek çok yara vardı. Alkolik olduğu için sahip olduğu hastalıklar onu hiç rahatsız etmiyor.

Geçmişi: Annesiyle İngiltere'ye taşınan Xander, annesinin ölümünden sonra annesinin arkadaşının kurduğu bir yetimhaneye andıran yerde yaşamış ve eğitilmiştir. Çok sonradan kelle avcısı olarak yetiştirildiğini fark eden Xander ilk kez 15 yaşında elini kana bulamış ve bu karanlık dünyaya ilk adımını atmıştır. Birkaç yıl sonra da öğrenmesi gereken her şeyi öğrendiğini düşünüp kaldığı yeri terk etmiş ve dünyayı gezip suçluları, cadıları öldürmeye başlamıştır.

Savaşçı olan annesi tarafından 7 yaşından kılıç eğitimi almaya başlamıştır. Oğlunun bir dahi olduğunu keşfeden annesi ona öğretebileceği her şeyi öğretmek için canını dişine takmıştır. Ev işlerinden bitkilere, yemek yapmaktan okçuluğa kadar her konudaki bilgisini oğluna aktarmış. Böylece küçük yaştan beri eğitim alan küçük çocuk gururlu bir savaşçıya dönüşmüştür.

Güçlü Yanları: Yalnız olmasının verdiği güven, kılıçtaki su götürmez yeteneği, umursamaz olması.

Zayıf Yanları: Annesi,pervasızlığı.

Kendisi Hakkındaki Düşünceleri: Harika bir savaşçı, kendine yetmeyi bilen bir varlık olduğunu düşünüyor. Kendisini ne asil ne halk olarak görüyor.

Avladıkları:












27
Kurgu Kutusu / Cadı Sorgusu
« : 18 Ağustos, 2022 21:58:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

28
Fransa / Ynt: Leydi Delacroix'in Yakalanışı ve Sorgusu
« : 18 Ağustos, 2022 18:17:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Xander’in umurunda değildi tanrılar ve onların öğütleri. Cadıları böylesine bağnaz, sığ bir sebep için avlamıyordu. Hayır! Onları bir insan gibi düşünerek avlıyordu. Tıpkı savaşa girmiş iki ülkenin askerlerinin birbirlerini delicesine, durmaksızın katletmesi gibi öldürüyordu. Yoksa umurunda değildi tanrılar ve onların bitmek bilmeyen öğütleri.

Karşısındaki kadına bakınca ne nefret hissediyordu ne de sempati. Asasını çıkartmadığı, ağzından lanetleri kelimeler dökülmediği sürece kayıtsızdı. Eğer ismi dünyaya yayılmasaydı belki bir gün daha yaşayabilirdi. Ya da Xander’le karşılaşmasaydı. En başında büyüsünü reddetseydi başına böyle şeyler gelmezdi belki de.

Teni delik deşik, kanı yeri süsleyen cadı ne kadar savunmasız gözüküyordu. Öyle olmaması bir teselliydi yaşını almaya başlamış kelle avcısı için. Gerçi tehlikeli gözükseydi de pek bir şey değişmezdi ya. Ne de olsa o tüm duygularını annesini bir büyücünün eline kurban verdiği gün, 12 yaşında bir çocukken öldürmüştü. O yüzdendi göçebe gibi yaşayıp kimsenin almayacağı görevleri korkusuz bir şekilde kabul etmesi. Ne de olsa kaybedecek tek bir şeyi kalmıştı, canı. Karşısındaki cadıdan farkı da buydu. Onun kaybedecek çok şeyi vardı. Kaybedeceği kesin olan şeyler.

Cadının baygın ifadesi uzun bir süre izledi. Bunu yaparken acıkmıştı. Kendi elleriyle kuruttuğu eti keskin dişleriyle parçalıyor, bir yandan da şarabını yudumluyordu. Karnını doyurmuş, güneş yerini aya bırakmıştı ki cadı kıpırdanmaya başladı.

Xander onu uyandırmamıştı bilerek, nedeni ise açıktı. Onların zavallı, acınası halini izlerken ne kadar da zayıf olduklarını düşünüyor, annesini kurtarmasının yollarını düşünüyordu. O yüzdendi durmaksızın kılıcı sallamasının, tüm dünyayı atla karışlamasının.

Cadı acıyı hissedince yüzünü buruşturmuş, inim inim inlemeye başlamıştı. Tıpkı onun öldürdüğü insanlar gibi.

“Kendine geldin mi cadı?”

Cadıya yabancı, bir o kadar da tanıdık gelen sesi duyunca gözlerini zorlukla açtı. Gözleri dehşet ve korku doluydu. Normalde herkese açık yapılan işkencelerin aksine yapayalnızlardı. Bir şansı olduğunu düşünürken Xander başını iki yana salladı onaylamazca.

“Hiç düşünme cadı. Buradan kurtuluşun yok. Diğer cadılar gibi öleceksin. Ancak sana karşı merhametli olacağım. Eğer sorularımı dürüstlükle cevaplarsan sana acısız bir ölüm bahşedeceğim.”

Teni paramparça olan cadı gülmek istedi. Onu bu hale soktuktan sonra ne merhametinden bahsediyordu? Adama sert bir şekilde baktı. Bunun üzerine cadı avcısı onaylamaz sesler çıkarttı. Kılıcını eline alıp cadıya yaklaştı. Cadı geriye gitmek istese de bir milim kıpırdayamıyordu. Gözlerinden yaşlar akmaya başladı.

“Bakışlarını sevmedim cadı. Belki yerinden çıkarırsam kendine gelirsin. Ne dersin?”

Ardından şeytani bir şekilde gülümsedi. Bu gülümseme cadının kanını dondurmuştu. Korkudan canını vermesine çok az kalmıştı. Pek çok cadı avcısı görmüş, hepsinden de kaçmayı başarmıştı ancak bu adamda bir terslik vardı. Nefret dolu değildi, aksine sevinç doluydu. Amacı ondan bilgi almak değil de canını yakmak gibiydi. Kimdi bu insan görünümlü şeytan?

Cadı bunları düşünürken Xander cadıyı iyice yaklaşıp kılıcının korkuyla titreyen kadının gözüne soktu. Gözünü çıkarmayı başaramamış, aksine patlatmıştı. Kadının gözünün parçaları suratına gelince iç çekti. Bu büyücüler neden bu kadar hassastı?

“Yoksa ben mi beceriksizim?” diye mırıldandı cadı çığlıklar atarken.

Şimdiye kadar kaç kez denese de gözlerini yuvalarından sağlam çıkarmayı başaramıyordu. Neyi yanlış yapıyor olabilirdi? Belki fazla güç uyguluyordu, belki de yanlış açıdan çıkartmaya çalışıyordu. Belki de yanlış aleti kullanıyordu. Daha küçük, kontrol etmesi kolay bir şey kullanması daha doğru olurdu.

Cadı avcısı bunları düşünürken kurbanı acılar içinde kıvranıyor, göz yuvasından akan kan zaten kan gölüne dönmüş yere akıyordu. Kadın aklını kaybetmek üzereydi. Bu kaçıncı bayılışıydı. Daha ne kadar sürecekti bu işkence?

Cadının bayıldığı gören Xander gidip bir bezle yüzünü temizledi. İyi ki sakallarını tıraş etmişti, yoksa bu parçaları temizlemek sinir bozucu olabilirdi. Ağzına girmiş birkaç parçayı da tükürüp üstüne şarap içmişti. Cadının uyanmasını beklemek istemedi bu sefer. Yanında su olmadığı için yüzüne çok sevdiği şarabını döktü. Cadı uyandığındaysa sorularını sıralamadan önce uyardı.

“İlk konuşmamızı hatırlıyorsun, değil mi? Sana ölümden kötü şeyler olduğunu söylemiştim. Bu yaptıklarım yalnızca başlangıç. Senin o kirli ağzını açmak için ne kadar gerekirse o kadar işkence ederim. Seni iyileştiririm gerekirse, ardından tekrar. Tekrar ve tekrar bundan bin kat kötü acılara maruz kalırsın.”

Cadının tek gözündeki korkuyu görmek mümkündü. Tüm bedeni minik bir serçe gibi titriyordu. Dudakları kanlanmış ve kupkuru cadı ağzını açamıyordu.

“Şimdi tekrar soruyorum. Bana cadılar hakkında bildiğin her şeyi anlatacak mısın yoksa devam mı edelim?”

29
Fransa / Leydi Delacroix'in Yakalanışı ve Sorgusu
« : 18 Ağustos, 2022 03:57:48 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yine yollara düşmüş, bu sefer de Leydi Delacroix denilen bir cadıyı temizlemek için atının üstünde yol tepiyordu. Cadının ne yaptığını tam olarak bilmiyordu ama önemli de değildi. Cadı olması ölmesi için yeterli bir sebepti. Tabii bu sefer farklı bir rol izleyecekti. Alabildiği kadar bilgi alacaktı.

Xander malikaneye gittiğinde şunu gördü ki tek bir insan yaşamıyordu burada. Ya da insan olamayacak varlıklar yaşıyordu da denebilir. Engizisyondan aldığı bilgilerin yeterli olacağına inanarak malikanenin kapısından içeri girdi. Atını her zamanki gibi yolun başına bağlamış, tüm eşyalarını yanına almıştı. Planı basitti. Hiçbir büyü, alçakça yöntem onun kılıcına karşı gelemezdi.

Malikanenin etrafında dolaşıp biri var mı diye kontrol ettikten sonra seslerin geldiği malikaneye girdi. Sesler biri büyü yapıyormuş gibi geliyordu. Xander içeri girmeden kılıcını kınından çıkarttı. Ardından kapıyı tekmeleyip içeri girdi.

İçeride çürümeye yüz tutmuş bedeninin üzerinde bir cadı vardı. Yerde bazı çizimler vardı. Cadının gözlerinden akan yaşlar adamın üzerinde değiyordu. Xander böylesi bir manzarayı izleyecek değildi. Tam saldıracaktı ki cadının konuşmasını duydu.

“Lütfen… Yalnızca onu hayata döndürmeye çalışıyorum.”

Güçsüz, titrek sesin sahibi bir cadı olmasaydı da Xander durmazdı. Şimdi durmayacağı gibi. Cadının boğazına kılıcını dayadı, yerdeki asasının üzerinden geçip kırdı. Cadı kendini korumaktansa Xander’in Maximillien Delacroix olduğunu tahmin ettiği adama bakmaya devam etti.

Xander buna müsadeye etmeyip boğazına doğrulttuğu kılıcı hareket ettirmeden diğer eliyle cadının kolunu sıkıca tuttu. Ardından sürüklercesine odadan çıkarttı. Cadı acılar içindeymiş gibi çığlıklar atıp cesedin yanına gitmek istese de Xander buna müsaade etmedi. Onu tutup malikanenin etrafı gezerken fark ettiği kömürlüğe sürükledi. Cadı yaralanmış bir hayvan gibi inliyor, gözlerini eskiden cesedin olduğu yerden çekmiyordu.

Xander onu kömürlüğe götürüp bir sandalyeye oturttu. Asası olmayan bir büyücü sıradan bir insandan çok farklı değildi. Hele ki yas tutan biri, her şeye karşı korumasız olurdu. Sandalyeye sıkıca bağlı cadıya baktı kısaca. Çok tanıdıktı ifadesi. Annesi öldükten, öldürüldükten sonra aylarca bu ifadeyle gezmişti Xander. Bu cadı kendisini şanslı saymalıydı. Bu ifade uzun sürmeyecekti. Xander onu bambaşka bir hale çevirecekti. Onu bir büyücüden ölmek için yalvaran bir yaratığa dönüştürecekti.

Önce sorularını sıraladı. Cadıların nerede toplandığı, güçlerini nasıl kazandıklarını ve o güçlerin neler olduğunu sordu başta. Cadı sessizliğini koruyunca devam etti. Zayıf yanlarını, tanıdığı büyücülerin nerede olduğunu ya da olabileceğini, yaklaşık olarak kaç cadı olduğunu sordu. Cadının bakışları yastan öfkeye dönüşünce Xander ona yaklaşmaya başladı. Çenesini sıkıca tuttu. Cadı ise suratına tükürmekten başka bir şey yapmadı.

Xander çenesini sertçe bırakıp bir bezle yüzünü sildi. Yüzünde bilmiş, şeytani bir gülümseme vardı. Bu işin sonunu görüyor gibiydi.

“Cadı, ölümün en korkunç şey olduğunu sanıyorsan yanılıyorsun. Sevdiğin adamın ölümünü unutturabilecek yöntemler biliyorum. O yüzden itaatkar bir şekilde sorularıma cevap ver, ben de senin kocanın yanına tanınacak bir şekilde göndereyim.”

Cadının sert ifadesi değişmemişti. Aksine kararlı bir şekilde başını kaldırdı, gözlerini Xander alev kırmızısı gözlerine kilitledi.

“Yanlış bir şey yapmadığımı bilmene rağmen beni öldürecek misin? Sizin gibi aşağılık avcılara yakışır bir karar.”

Sesindeki öfkeyi duymamak için sağır olmak bile kafi gelmezdi. Xander’in gülümsemesi genişledi. Avları ne kadar baş kaldırırsa bu kanlı süreç o kadar eğlenceli oluyordu.

“Seni yanlış bir şey yaptığın için değil cadı olduğun için öldüreceğim.”

Cadı pes etmeyeceğini açıkça belli edince Xander eşyalarını çıkarttı. Hepsini güzelce dizdi. Eline bir tanesini alıp sırıttı.

“O zaman başlayalım mı?” dedi bilmiş bir ifadeyle.

30
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Güç Puanı Talepleri
« : 15 Ağustos, 2022 01:14:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Alıntı

Gettysburg İblisi
Amerikan İç Savaşının kuşkusuz en kanlı muhaberesi Gettysburg'da yaşandı. 60 binden fazla askerin öldüğü bu savaşın üstünden yaklaşık üç yıl geçmiş olsa da, bölgeden gelen dedikodular dehşet uyandırıcı. Bir sabah boş bulunan ölü askerlerin mezarları, elinde silahları ve üniformaları ile geceleri mezarlığın etrafında cirit attığı söylenen askerler... Yöre halkı şimdiden yaşananlara sebep olan melun canlıya bir isim vermiş durumda. Gettysburg İblisi! Ancak haksız oldukları söylenmez. Bir cadılık faaliyeti ve kara büyüyle karşı karşıya kaldığımız muhakkak. Gettysburg mezarlığına musallat olan bu cadıyı durdurmamız gerekmekte.

Ödül: 3 GP ve 400 Galleon

Gettysburg İblisi artık hak ettiği yere, cehenneme gitmiştir. Böyle yüce bir görevi tamamladığım için ödülümü almaya geldim. Hareketlerimiz dünyada tek bir tane cadı kalmayıncaya devam edecektir.
https://buyucedunya-rpg.com/amerika-birlesik-devletleri/gettysburg-iblisinin-sonu/msg2768/#msg2768

Sayfa: 1 [2] 3