1
Knockturn Yolu / Larry, Larry, Larry...
« : 15 Mart, 2022 16:16:14 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Karanlık ve fırtınalı bir gece değildi.
Genelde öyle olurdu ancak gök, uçurumun kenarına oturup yıldızları izleyebilecek kadar berrak ve dingindi. Sokakları kaplayan ince sis tabakası, mistik bir hava katıyordu geceye. Isolde, bu büyülü betimlemelerin içini sahte bir güvenlik hissiyle doldurmasına izin vermeyecek kadar sokaklarda yaşamıştı, ılık bir gece olması dışarıda karanlık güçlerin olmadığı anlamına gelmezdi. Karanlık güçler her zaman orada bir yerdeydi. Bir şekilde seni bulur ve lanetlerdi.
Özellikle kara büyücülere ev sahipliği yapmasıyla ünlenmiş Knockturn Yolu’nda bunun birinin başına gelme ihtimali, Londra’nın herhangi bir sokağında gerçekleşme ihtimalinden yüksekti. Gerçi, günümüz büyücedünyasında bu genelleme de değişmişti; asasını alan büyü savuruyordu kafasına göre, kara büyücülüğün de bir adabı vardı ve kimsenin buna aldırıș ettiği falan yoktu.
Isolde, genç ve yeniyetme bir cadıyken, Knuckturn Yolu’ndaki bir iksir dükkanında yıllarını geçirmiş, sayısız kara büyücü tanımış ve onlardan büyünün bu kasvetli dalının inceliklerini öğrenmişti. Pek çoğu eylemlerini bir amaç uğruna yapmazdı, sadece güce aşıklardı ve onlara bu gücü verecek olanın kara büyü olduğuna inanırlardı. Siyahlar içindeki kadına göre de bir amaç uğruna yaşamak saçmalıktan başka bir şey değildi. Politikacılardan bu yüzden oldum olası nefret etmişti. Ona göre pek çoğu aptaldı ve karşısındakileri de kendileri gibi görüyorlardı. Mugglelar ile uzlaşmayı sağlamak mı? Anca rüyanda! Britanya’ya barıș ve huzur getirmek mi? Önce şu lanet sokakları sisten arındır, zehir solumaktan insanların beyni bulandı! İyilik yapmak, insanları sevmek… Nesin sen Azize Teresa mı?
Dar ve kasvetli sokaktaki yolculuğu, en az bu sokağın namına uyacak kadar siyah köşkün kapısına ulaştığında bir sonraki aşamaya geçmek adına sonlanmıştı. ‘Dost’una çevirdi menekşe rengi bakışlarını, kadının ay ışığında ışıldayan kızıl saçları geceyi renklendiren tek şeydi o anda.
“Önden buyur."
[/justify]
Genelde öyle olurdu ancak gök, uçurumun kenarına oturup yıldızları izleyebilecek kadar berrak ve dingindi. Sokakları kaplayan ince sis tabakası, mistik bir hava katıyordu geceye. Isolde, bu büyülü betimlemelerin içini sahte bir güvenlik hissiyle doldurmasına izin vermeyecek kadar sokaklarda yaşamıştı, ılık bir gece olması dışarıda karanlık güçlerin olmadığı anlamına gelmezdi. Karanlık güçler her zaman orada bir yerdeydi. Bir şekilde seni bulur ve lanetlerdi.
Özellikle kara büyücülere ev sahipliği yapmasıyla ünlenmiş Knockturn Yolu’nda bunun birinin başına gelme ihtimali, Londra’nın herhangi bir sokağında gerçekleşme ihtimalinden yüksekti. Gerçi, günümüz büyücedünyasında bu genelleme de değişmişti; asasını alan büyü savuruyordu kafasına göre, kara büyücülüğün de bir adabı vardı ve kimsenin buna aldırıș ettiği falan yoktu.
Isolde, genç ve yeniyetme bir cadıyken, Knuckturn Yolu’ndaki bir iksir dükkanında yıllarını geçirmiş, sayısız kara büyücü tanımış ve onlardan büyünün bu kasvetli dalının inceliklerini öğrenmişti. Pek çoğu eylemlerini bir amaç uğruna yapmazdı, sadece güce aşıklardı ve onlara bu gücü verecek olanın kara büyü olduğuna inanırlardı. Siyahlar içindeki kadına göre de bir amaç uğruna yaşamak saçmalıktan başka bir şey değildi. Politikacılardan bu yüzden oldum olası nefret etmişti. Ona göre pek çoğu aptaldı ve karşısındakileri de kendileri gibi görüyorlardı. Mugglelar ile uzlaşmayı sağlamak mı? Anca rüyanda! Britanya’ya barıș ve huzur getirmek mi? Önce şu lanet sokakları sisten arındır, zehir solumaktan insanların beyni bulandı! İyilik yapmak, insanları sevmek… Nesin sen Azize Teresa mı?
Dar ve kasvetli sokaktaki yolculuğu, en az bu sokağın namına uyacak kadar siyah köşkün kapısına ulaştığında bir sonraki aşamaya geçmek adına sonlanmıştı. ‘Dost’una çevirdi menekşe rengi bakışlarını, kadının ay ışığında ışıldayan kızıl saçları geceyi renklendiren tek şeydi o anda.
“Önden buyur."
[/justify]





