1
Büyük Salon / Yesene
« : 19 Mart, 2023 23:07:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Malum yalanını söylemesinden itibaren seksen küsur saat geçmişti, yalan söylemenin insanların abarttığı gibi kötü bir şey olmadığına karar vereli ise on sene. Kendini birkaç kelimeyle tanımlaması gerekse, ki bunu oldukça yavan bulurdu, dürüst demek aklının ucundan bile geçmezdi. Genevieve Griffiths yalan söylemezdi fakat bunu etik kaygılara da dayandırmazdı, sadece yalan söylemek zorunda hissetmemişti hiç. O gece yatakhanedeki cadıların bitmek bilmeyen gönül mevzuları laklaklarından geri kalmamakta bir beis görmeyerek kendi kollarını sarmıştı boğazının etrafına. Senelerdir süregelen “o kız” kimliğiyle savaşmayı reddeden cadının, hayatının ilk yalanına Robert Langdon’ı alet edesi tutmuştu ne hikmetse. Yalnızlığıyla inceden alay konusu olmasını umursaması bile ilk yalanını bu denli fütursuzca söylemesi kadar yormamıştı cadıyı. Günlerdir yastığının çivilerle dolu olduğuna yemin edebilecek cadı, bir anlık galeyana gelip diğer cadılara Langdon ile birlikte olduğunu söyleyivermişti. Huzursuzdu. Belki de kendini birkaç kelimeyle tanımlamak hakkında o kadar da keskin düşünceleri kalmamıştı artık çünkü ne hissettiğini tanımlamakta zorluk çekmiyordu, hayret. Aklı başında birisi huzursuzluğunun sebebini yalan ve vicdana bağlayacak olsa da hükmü Langdon’a giydirmeyi yeğlemiş cadı köşe bucak kaçıyordu ondan. Hoş, altı sene boyunca dişe dokunur bir muhabbetleri olmamıştı, bundandı hareketlerinin altında bir anlam aranmayacağına inancı. Büyücünün gözlerini üstünde hissettiği saniye bir bahane bulup rüzgara karışan cadı kaşlarını çatmış, önündeki bütün tavuğa düşünceli düşünceli bakarken koluna gelen dirsek darbesiyle irkildi. Yanındaki cadılar gevrek gevrek gülerek birkaç adım ötede, yatakhanede kopan fırtınalardan bihaber oturmuş, iştahlıca yemeğini mideye indiren Langdon’ı işaret ettiğinde hala izlemekte olduğu tavuk olmaktan ne kadar memnun olabileceğini düşündü. Onlara ayrıldıklarını ve bir daha bu mevzuyu gündeme getirmemelerini aşina oldukları o tehditkar tavrıyla söyleyebilirdi, eğer bu ihtimal aklına bir anlığına bile gelmiş olsaydı. Diğerlerinin suratına bakmadan ayağa kalktı ve vücudunu saran panik dalgasıyla büyücüye doğru ilerledi.
Langdon’a senelerdir öylece bakardı, tıpkı birlikte taş çatlasın birkaç dakikasını geçirdiği diğer insanlara baktığı gibi. Bu onun ilgi çekici biri olmadığı anlamına gelmiyordu tabii, yalnızca Vieve insanları izlemeyi başkaları tarafından sağlıksız olarak nitelendirilecek kadar çok severdi. Çoğu aksiyonu çevresindekileri taklit ederek almayı alışkanlık bilmiş fakat bunu ima dahi edecek insanları saç diplerinden topuklarına uzanan bir kinle listesine yazacak cadı, yemek yemeyi büyücüden öğrenmiş sayılırdı. Beslenmeye ehemmiyet vermeyen, defalarca kez açlık ve susuzluktan bayılıp revire kaldırılmış Vieve o kadar fazla tanık olmuştu ki büyücünün dillere destan yemek sevdasına. Karşısında dikilmiş dururken Langdon’ın yemek yemeyi kesmesiyle birlikte büyük salon tarafından adeta yutulmaya başladı. Bir planı olmamasına alışkın değildi fakat bir şekilde kıvırabileceğine inancı tam olsa gerekti ki karşısına aniden çıkacak gücü bulabilmişti kendinde. Şimdiyse büyücünün iştahının kaçmış olduğu aşikardı ve Vieve bunu genç adamın tam karşısına oturuvermiş oluşuna bağlamayı akıl edemeyecek kadar iyimser olmamıştı hiç. Belli ki mide kramplarını tek başına tecrübe etmemeyi dilemiş cadı tam ortalarındaki şaşaalı tabakta duran, adını bile bilecek kadar ilgisini çekmeyen tatlıyı, yemeyeceğini bile bile, eline alırken gözlerini artık kaçırmamaya karar verdi. “Yesene.” Slytherin’e on puan kazandırabilmeliydi Langdon zira Griffiths sesinin emreder tonuna hakim olamayışı tarafından ilk defa bozguna uğratılıyordu.[/justify]
Langdon’a senelerdir öylece bakardı, tıpkı birlikte taş çatlasın birkaç dakikasını geçirdiği diğer insanlara baktığı gibi. Bu onun ilgi çekici biri olmadığı anlamına gelmiyordu tabii, yalnızca Vieve insanları izlemeyi başkaları tarafından sağlıksız olarak nitelendirilecek kadar çok severdi. Çoğu aksiyonu çevresindekileri taklit ederek almayı alışkanlık bilmiş fakat bunu ima dahi edecek insanları saç diplerinden topuklarına uzanan bir kinle listesine yazacak cadı, yemek yemeyi büyücüden öğrenmiş sayılırdı. Beslenmeye ehemmiyet vermeyen, defalarca kez açlık ve susuzluktan bayılıp revire kaldırılmış Vieve o kadar fazla tanık olmuştu ki büyücünün dillere destan yemek sevdasına. Karşısında dikilmiş dururken Langdon’ın yemek yemeyi kesmesiyle birlikte büyük salon tarafından adeta yutulmaya başladı. Bir planı olmamasına alışkın değildi fakat bir şekilde kıvırabileceğine inancı tam olsa gerekti ki karşısına aniden çıkacak gücü bulabilmişti kendinde. Şimdiyse büyücünün iştahının kaçmış olduğu aşikardı ve Vieve bunu genç adamın tam karşısına oturuvermiş oluşuna bağlamayı akıl edemeyecek kadar iyimser olmamıştı hiç. Belli ki mide kramplarını tek başına tecrübe etmemeyi dilemiş cadı tam ortalarındaki şaşaalı tabakta duran, adını bile bilecek kadar ilgisini çekmeyen tatlıyı, yemeyeceğini bile bile, eline alırken gözlerini artık kaçırmamaya karar verdi. “Yesene.” Slytherin’e on puan kazandırabilmeliydi Langdon zira Griffiths sesinin emreder tonuna hakim olamayışı tarafından ilk defa bozguna uğratılıyordu.[/justify]