17 Nisan, 2026 09:31:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - Meredith Vivienne Boleyn

Sayfa: [1]
1
Azkaban Hapishanesi / On Yedinci Koğuş
« : 05 Mart, 2022 23:40:57 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Soğuk kemiklerine işlemişti.

Bu kadar yoğun olumsuz duyguyu daha önce hissettiğini hatırlamıyordu Meredith, seyahat pelerinine sarınmış Azkaban’ın kasvetli koridorlarında ilerlerken bir an önce buradan çıkmak istiyordu. Ona çocukken anlatılanlardan da korkunç bir yerdi burası; insanın içi buz kesiyordu bir kere kapıdan içeri girince, bütün hayat enerjisi çekiliyor, çaresizlik ve keder duyguları ele geçiyordu zihnini. Suçu ne olursa olsun herhangi bir insanın buraya kapatılması fazla gaddarcaydı, böylesine bir yapının var olmasına nasıl izin verdiklerini bile almıyordu aklı. Merdivenlerse ona inat kadın ilerledikçe sonsuza uzamaya devam eder gibiydi.

Karşı çıkmaktan çekindiği bir isim onu görevlendirdiği için gelmişti buraya; Victorine Boleyn bir ‘rapor’ istemişti ondan, aklından ne geçtiğini bilmiyordu –ki sorgulamak onun haddine değildi de zaten. Ada’dan uzakta, rahatsız edilmeden yaşayabilmesinin tek nedeni Yüce Boleyn’in ona izin vermiş olmasıydı ve bunun karşılığında yapmakla yükümlü olduğu tek şey söz dinlemekti. Victorine ona böyle söylemişti.

Paradoksun önüne geçmek adına adımlarını hızlandırmaya, tek seferde iki basamak çıkmaya çalışıyordu genç seherbaz. Acelesi yoktu, aksine, ne kadar geç varırsa o kadar memnun olacaktı. Ama merdivenlerden çıkmak bile kafasına konuşması muhtemel konuları çağrıştırmıştı, dakikalar ilerledikçe bu ufak düşünce iplikleri birbirine girmiş, kafasında çözülmesi imkansız, hatta üzerine düşündükçe daha da karışan bir düğüm yaratmıştı. Yapıya ilk girdiğinde varmayı planladığı, ama dakikalar ilerledikçe bir dilek halini alan kat sonunda gözüktü.

Beşinci kattaydı.

Bir hücre, iki, üç derken on üç hücre geçmişti. Bakanlıktan aldığı izin sayesinde Ruh Emicilerce rahatsız edilmeden ilerleyebiliyor olsa da koridorlarda onların gölgelerini görmek bile tüylerini diken diken etmeye yetiyordu. Olabildiğince hızlı adım atmaya çalıştığı varsayılırsa süzülerek ilerleyen bu gudubet varlıkların sırf insanların ruhunu birazcık daha emmek için oldukça sık aralıklarla koridorlarda kol gezdiği çıkarımına varmasını sağlamıştı.  Her koridorda var olan hücrelerin üçte biri kadar kukuletalı gölge gördüğüne göre oldukça normaldi de bu. Fakat Ruh Emici’lerin varlığına o kadar güveniliyor olacak ki spesifik tuzaklar veyahut kaçmayı engelleyen zorlu engeller çarpmamıştı gözüne. Arada uğrayan Bakanlık özel görevlileri dışında insan gardiyan yoktu, bu da Ruh Emici’leri bir şekilde kandırmayı başaran birinin önünde kaçması için kalan tek ciddi engelin çalkantılı denizi aşmak olduğu anlamına geliyordu.

On yedi numaralı hücrenin önüne geldiğinde durdu.

“Yü-yüce Tanrım! C-wénhild...”
[/justify]

Yetenek 1d10 : 6, total 6
Destek 1d10 : 4, total 4
Talih 1d10 : 3, total 3

2
Yetişkin Postası / Meredith Vivienne Boleyn | Baykuşhane
« : 01 Şubat, 2022 00:44:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

დ

İletilerinizi bırakabileceğiniz posta alanıdır.

3
Mag Mell / Efkaristiya
« : 10 Ocak, 2022 00:59:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kasvetli tonlar ve insanın tüylerini ürperten tarzda bir estetik zevkiyle dekore edilmiş oda, abanoz saatin tik tak seslerinin duvarlardan seken yankısı kulakları çınlatacak kadar sessizdi. Şöminenin hemen üzerinde, kenarları gümüş renkli gül işlemeleriyle süslenmiş bir kadın portresi asılıydı; üstüne siyah bir tül örtülmüş olmasına rağmen kenarındaki bir güve yeniğinden, meraklı gözlerle hemen çaprazındaki ceviz masaya oturmuş iki kadını seyrediyordu. Böyle bir manzaraya alışık olduğu söylenemezdi, eğer yapabilseydi elini portreden dışarı çıkarır ve daha iyi görebilmek adına tülü bir kenara iterdi.

Oraya ait olmadığı bariz bir şekilde belli olan kızıl saçlı bir kadın oturuyordu müdire masasında, gergin bir ifadeyle göz gezdirdiği deri ciltli bir defter vardı önünde, ne yapacağına karar veremeyen elleriyse tüy kalemin yumuşak kısmıyla oynuyordu. Karşısına ise kuzguni saçlı bir kadın oturmuştu, eline geçen ilk fırsatta birini boğacakmış gibi görünüyordu; parmakları abanoz saatin tik taklarıyla uyumlu bir ritim tutturmuştu masada, ruh doktorunun öfkesine hâkim olabilmesi adına verdiği tavsiyelerden biriydi bu. Dikkatini birden fazla alana bölüştürmek patlamanın kuvvetini azaltıyordu. Boştaki elindeyse metal bir tutacağa tutturulmuş bir sigaranın dumanı tütüyordu fakat varlığı unutulmuş olacak ki ucunda biriken kül kopup gitmek üzereydi.

Kızıl saçlı kadın derin bir nefes aldı ve bakışlarını nihayet diğerine çevirdi. “Pekâlâ, Bayan O’Malley,” dedi, kendinden emin çıkması için gayret ettiği bir ses tonuyla. “Baloda yaşananlarla ilgili size sormam gereken bir takım sorular var –şey… Hayır, hayır, öyle bakmayın tamamen prosedür gereği!” Boğazını temizledi. “Olayların nasıl gerçekleştiğini ve konu hakkında bildiğiniz her şeyi anlatmanız soruşturmamızı ilerletebilmemiz adına gerçekten çok önemli. Sizden rica ediyorum-”

4
Mag Mell / Kanlı Balo
« : 24 Kasım, 2021 15:36:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]“Mag Mell'de kanlı balo: On üç yetişkin, beş öğrenci hayatını kaybetti.”

Asasının ucundaki küçük bir alev ile dudaklarının arasındaki pipoyu yaktı kırışık yüzünde yer yer yara izleri bulunan adam, sabahın böylesine erken bir saatinde büroya çağırılmasının hayırlı bir nedeni olmadığını tahmin edebiliyordu, belki de oradaki en yaşlı çalışanlardan biriydi nihayetinde, çetin ceviz Alfred derlerdi ona pek çok şeyi görüp geçirmişti. Günün ilk ışıkları ana karaya düşmeden Seherbazlık bürosunu sarsan bu karanlık haber oldukça endişelendirmişti adamı; ortama bir kaos hakim olurken her kafadan ayrı bir ses çıkıyor ve pek çok kişi Baş Seherbaz Egnast Twinkle’ın kendilerine vereceği direktifleri bekliyordu.

Haberi ilk getirenlerden biri olan sarışın, genç bir kadın çevresinde toplanmış büyücülere, “Baloda öğrenciler de varmış diyorlar,” dedi ciddiyetle. “Şimdilik kıyımın kaç kişinin canını aldığını bilmiyoruz ancak bir an önce müdahale edilmesi gerekiyor.”

“O tavernada en az bakanlıktaki kadar koruma tılsımı vardı, hepsini geçmeyi nasıl başarmış olabilirler?” diye sordu yaşlı adam, yüzünde düşünceli bir ifade vardı, olanlara bir anlam getirememişti sanki. “Bizzat büyük büyük babam yapmıştı o tılsımların büyük çoğunluğunu.”

 “Yasalara karşı gelinirse olacağı budur,” dedi, kirli sakallı, uyuz bir görünümü olan bir başkası. “Bakanımızın bir bildiği olmasaydı koymazdı o maddeyi oraya. Ayrıca öğrencilerin ne işi varmış gecenin bu saatinde dışarıda?”

“Kim böyle canice bir şey yapmış olabilir? Korkunç bir şey bu!”

Gerçekten de öyleydi. Henüz kıyımın büyüklüğünü kestiremiyorlardı ancak söylentilere bakılırsa St Mungo’nun epey bir mesai yapması gerekecekti, aynı zamanda kendilerinin de. Odadaki gürültüyü bastıran Baş Seherbaz’ın sekreteri Samuel Collins’in içeri girmesiydi. Bir ayağı tahta olmasına karşın iri yarı yapısı ve sert duruşu sayesinde insanlara gözdağı veren biriydi Samuel, otoriteyi sağlaması için yalnızca bir kere boğazını temizlemesi yeterliydi. Bu özelliklerine rağmen, Alfred'in gözünde altından bir kalbi vardı, mesleklerinde omuz omuza geçirdikleri yıllar sayesinde emin olmuştu buna.

“Baş Seherbaz emrediyor: ‘Söz konusu vakaların ehemmiyeti büyük olmakla beraber derhal müdahale edilmesi gerekmektedir. Görev dağılımı Samuel Collins tarafından yapılacaktır, bütün birimler hazır bir biçimde olay yerine cisimlenmelilerdir. Haydi, beyler bayanlar, kazan pastası yiyip kaymak birası içmeye gelmediniz bu ofise!”



Her yere is kokusu sinmiş, tavernadaki kıyımın ne denli büyük olduğu güneş ağardıkça daha da bir ortaya çıkmıştı; sanki devasa bir tufanın içinden geçmiş gibi yıkık döküktü, dış cephesini simsiyah bir leke bürümüştü, yangının sönmesinin üzerinden çok fazla zaman geçmemiş olacak ki kırık camlarından dumanlar yükseliyordu. Sıradan insanların gücü böylesine büyük bir zararı vermeye yeter miydi? Hayır, bu işin içinde mutlaka kara büyü olmalıydı ve bu da içlerinde kesinlikle büyücü soyuna ihanet eden kanı bozukların bulunduğu anlamına geliyordu.

Meredith, balonun yapılacağını çok önceden öğrenmişti akrabaları sayesinde; hatta kendisine de defalarca gitmesi için teklif gelmiş olsa da içine düşen bir kötü bir his bu davetlerin hepsini geri çevirmesine neden olmuştu. Ve bir kez daha hisleri yanıltmamıştı kızıl cadıyı, karşılaştığı manzara tüylerini diken diken etmişti, Boleyn malikânesinde şahit olduğu karmaşaların bunun yanında çocuk oyuncağı gibi kaldığına kanaat getirmişti.

Tavernanın merdivenlerinde oturan matem giysileri içindeki bir kadının, “Zahmet oldu size!” diye bağırdığını duydu. Elindeki içki şişesinden bir yudum aldı ve devam etti isyanına. “Bakanlık ne zaman işe yaramıştı ki zaten? Burada insanlar öldürüldü ve siz her şey bittiğinde geliyorsunuz!” Kumral saçlı, yirmili yaşlarının başında duran bir kız ise kadın her ayağa fırlayacak gibi olduğunda onu dizginlemeye çalışıyordu.

“Siz Bayan O’Malley olmalısınız,” dedi az ötesine cisimlenmiş bir büyücü. “Ben Alfred Makepeace Thackeray, ailenizi tanırdım izin verirseniz sizinle dün gece burada olanlar hakkında konuşmak istiyorum.”

Kadın direnmedi, elindeki şişeyi kumral kıza uzattı ve yüzündeki öfkeli ifadeyi hiçbir değişikliğe uğratmadan Seherbazların yanına doğru ilerledi.

Takım arkadaşları çoktan görev dağılımlarına göre harekete geçmişlerdi, Muggle’ları olay mahallinden uzak tutmak için çevreye bir koruma bariyeri yapmaya başlayan grupların birinden Fianto Duri nidaları yükseliyor, başka bir grup ise bölgede kullanılmış son büyüleri çözümlemek amacıyla Appare Vestigium kullanarak burada olanlara bir açıklama getirmeye çalışıyordu. St Mungo şifacıları da katılmıştı aralarına yaralıları götürmek için, şimdiden beş tane sedye yola çıkmıştı bile. Meredith çekinerek de olsa Seherbazların peşinden kendine düşen görevi yapmak adına her an üstlerine çökebilirmiş gibi duran yapıya girdi.

İçeri dışarıdan kat ve kat daha korkunçtu, lavanta kokularına karışan is ve ceset kokusu insanda yaptığı bütün kahvaltıyı çıkarma isteği uyandırırken, yerde yatan ferleri gitmiş insanların öylesine bırakılmış birer dekor olmadığı gerçeği ise dehşet vericiydi. Bu insanlar yalnızca öldürülmemişti, vahşice darbeler ile adeta katledilmişlerdi. Kızıl cadı gözlerinin dolmasına engel olamamıştı, elinde olsa buradan derhal çıkar ve gördüklerini bir daha anmamak üzere hafızasından silerdi ancak vicdanı buna el vermezdi işte.

Peki, Tanrının adaleti miydi burada yaşananlar? Her Şeye Gücü Yeten’in doğru anlayışı mıydı bu insanların başına gelenler?

Titreyen elleriyle asasını çıkardı Meredith, az ötede orada bulunmaması gerekiyormuş gibi duran silik bir sembol takılmıştı gözüne, bir ipucu olabilirdi belki de, esrarı açığa çıkartacak büyülü sözler döküldü dudaklarının arasından. Elbette herkesin bir gün layığını bulacağını biliyordu ancak bazen Tanrı yanıt vermediğinde adaleti sağlama görevi kendisine düşerdi.

“Verdimillous!”[/justify]

Yetenek 1d10 : 2, total 2
Destek 1d10 : 7, total 7
Talih 1d10 : 8, total 8

5
Yetişkin Karakter Başvuruları / Meredith Vivienne Boleyn
« : 21 Kasım, 2021 19:35:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Meredith Vivienne Boleyn

Karakterin Yaşı: 26

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Sinir bozucu bir şekilde optimist, gerçek aşkın bir gün onu bulacağına inanan umutsuz bir romantik, Boleyn ailesinin bir üyesine göre fazlasıyla saf bir kalbe sahiptir. Oldukça empatiktir, yardıma muhtaç insanlarla derinden bir bağ kurar ve onlara yardımcı olabilmek için elinden geleni yapar. Ancak bir kez olsun ihanete uğrarsa o zaman hiçbir şekilde karşısındaki bağışlamaz ve kendine yapılanı asla unutmaz.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Pek köklü ve soylu Boleyn ailesinin * trompet sesleri * bağnaz kolunda dünyaya gözlerini açmış, şans denilen tanrısal kavramın daha o zaman yanında olmayacağı kanıtlandığı halde yaşadığı hiçbir olayın onu melankoliye sürüklemesine izin vermemiştir. Ailenin çıkarları doğrultusunda, henüz on yedi yaşındayken uzaktan amcası William Boleyn ile evlendirilmiş ve aileye yıllarca tek bir varis veremediği için tonlarca psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Bütün bunlara katlanması karşılığında ailesine sunduğu tek şart hayali olan Seherbazlık mesleğine erişmesine engel olmamalarıydı. Ancak bu koşulu yerine getirdikleri takdirde itaat edecekti her dediklerine.

İstediğiniz Meslek: Seherbaz

Karakterinizin Mensubu Olduğu Hizip: Merlin Tılsım Kulübü

Büyü Yatkınlıkları:

Biçim Değiştirme Gücü: 3
Lanet Gücü: 15
Tılsım Gücü: 15
İksir Gücü: 1

Örnek RP: Isolde Aideen O'Malley RP'lerine bakılabilir

Sayfa: [1]