1
Sorgu Evi / Ynt: Şanslı Meredith'in Son Rodeosu
« : 11 Nisan, 2022 13:49:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Ölüm ve yaşam, birbirinden ebediyen ayrılmış iki kardeş. Birbirlerinin tam anlamıyla zıttı, birbirlerine hasret duyan ve birbirlerinin sebebi olan iki ayrı dua. Meredith Vivienne Boleyn. Kardeşlerden yaşam olanıyla tanışmıştı. Onu tatmıştı, ona dokunmuş ve onun kadına sunduğu meyveleri tatmıştı. Kimi meyve çürüktü ve yendiğinde ağzında acı bir tat bırakmıştı. Kimi meyve güzeldi, suluydu ve mutluluk getirirdi. Bu kadın, karşısındaki rahatsız sandalyede elleri bağlanmış, dizi patlatılmış, kanlar içinde oturan bu kadın son meyvesini yemek üzereydi. Yorgun dudaklarından dökülmeye başladı sözler. Dökülen her harf, her kelime ve o kelimelerin bir araya getirdiği küçük cümlecikler, sessiz bir gölün üzerine düşen yapraklar gibiydi. Dalgalar halinde dağılıyor ve etrafındakileri etkiliyordu. Şüphesiz bu kadının söyledikleri bir çok yavrunun yaşamını etkileyecekti. Bu hayatların nasıl etkileneceğini düşündüğüne bir ürperti içinde esiverdi Mary'nin. Heyecan, mutluluk, üzüntü ve keder hepsi bir aradaydı. Bir araya getirilmiş şekilsiz bir meyve gibiydi.
Meredith'in gözleri kapandı. Ölmemişti. Göğüs kafesi hala inip kalkıyordu. Tanrı'nın ateşi hala lanetlenmiş bedeninde dolanıyordu. Sönmeden önce son nefeslerini veren bir köz kadar güçsüz olsada hala oradaydı. Doğumundan beri sönmeye mahkum melanet bir ateş.
Bebek mavisi gözler tekrar açıldı. Güçlükle ve zorlukla. Mary o gözleri görebiliyordu. Lakin o gözlerin onu gördüğünden emin değildi. Mary'e bakıyor ama çok ötede çok başka şeyleri görüyordu. Sözlerini rahibeye söylemiyordu. Rahibe artık ondan çoktan ayrılmıştı.
Mary yavaşça yaklaştı Meredith'in meczup bedenine. Kanla kaplı elini kızın pamuk gibi yüzüne değdirdi. Kadının yanakları rahibenin elindeki kanla kıpkırmızı oldu. Eğildi ve fısıldamaya başladı Mary. "Tanrı, senin ruhuna merhamet göstersin. Onun merhameti ve bağışlayıcılığı sonsuzdur. Senin ruhun için dua edeceğim." Bethuel ile göz göze geldiler. Oda bir şeyler söyledikten sonra alışkanlığını tutan kuşağına sıkıştırdığı hançeri çıkardı. Hançerin kabzasından ayrılırken çıkardığı ses odadaki her şeyi kesti. Havayı, sesi ve kokuyu. Meredith'in gözleri hançerin kabzasından yansıyan ışığı gördü. Işık ve hançer yaklaştı. Yaklaştı ve yaklaştı. Mary'nin duası odayı doldururken hançer yaklaşıyordu. "Selam sana, Tanrı'nın en sevgili kulu Meryem, Rab seninledir. Kadınların en mübareği sensin ve mübarektir senin evladın İsa. Aziz Meryem, Allah’ın annesi. Biz günahkarlar için şimdi ve ölüm saatimizde dua eyle." Hançer Meredith'in kırılgan gırtlağını yırttı. Mary ittirdi hançer ilerledi. Mavi gözlerdeki ışık söndü, tanrının ateşi yıldı ve Meredith Vivienne Boleyn yaradanın yanına varacağı yolculuğuna uğurlandı. Ruhu bu yolculuğa giderken kanları damıtılacak ve şişelenecekti. Bedeni ise yaşlıların istekleri doğrultusunda kullanılacaktı.
"Amin."
[/justify]
Meredith'in gözleri kapandı. Ölmemişti. Göğüs kafesi hala inip kalkıyordu. Tanrı'nın ateşi hala lanetlenmiş bedeninde dolanıyordu. Sönmeden önce son nefeslerini veren bir köz kadar güçsüz olsada hala oradaydı. Doğumundan beri sönmeye mahkum melanet bir ateş.
Bebek mavisi gözler tekrar açıldı. Güçlükle ve zorlukla. Mary o gözleri görebiliyordu. Lakin o gözlerin onu gördüğünden emin değildi. Mary'e bakıyor ama çok ötede çok başka şeyleri görüyordu. Sözlerini rahibeye söylemiyordu. Rahibe artık ondan çoktan ayrılmıştı.
Mary yavaşça yaklaştı Meredith'in meczup bedenine. Kanla kaplı elini kızın pamuk gibi yüzüne değdirdi. Kadının yanakları rahibenin elindeki kanla kıpkırmızı oldu. Eğildi ve fısıldamaya başladı Mary. "Tanrı, senin ruhuna merhamet göstersin. Onun merhameti ve bağışlayıcılığı sonsuzdur. Senin ruhun için dua edeceğim." Bethuel ile göz göze geldiler. Oda bir şeyler söyledikten sonra alışkanlığını tutan kuşağına sıkıştırdığı hançeri çıkardı. Hançerin kabzasından ayrılırken çıkardığı ses odadaki her şeyi kesti. Havayı, sesi ve kokuyu. Meredith'in gözleri hançerin kabzasından yansıyan ışığı gördü. Işık ve hançer yaklaştı. Yaklaştı ve yaklaştı. Mary'nin duası odayı doldururken hançer yaklaşıyordu. "Selam sana, Tanrı'nın en sevgili kulu Meryem, Rab seninledir. Kadınların en mübareği sensin ve mübarektir senin evladın İsa. Aziz Meryem, Allah’ın annesi. Biz günahkarlar için şimdi ve ölüm saatimizde dua eyle." Hançer Meredith'in kırılgan gırtlağını yırttı. Mary ittirdi hançer ilerledi. Mavi gözlerdeki ışık söndü, tanrının ateşi yıldı ve Meredith Vivienne Boleyn yaradanın yanına varacağı yolculuğuna uğurlandı. Ruhu bu yolculuğa giderken kanları damıtılacak ve şişelenecekti. Bedeni ise yaşlıların istekleri doğrultusunda kullanılacaktı.
"Amin."
[/justify]
[/float]