[justify]“Mag Mell'de kanlı balo: On üç yetişkin, beş öğrenci hayatını kaybetti.”
Asasının ucundaki küçük bir alev ile dudaklarının arasındaki pipoyu yaktı kırışık yüzünde yer yer yara izleri bulunan adam, sabahın böylesine erken bir saatinde büroya çağırılmasının hayırlı bir nedeni olmadığını tahmin edebiliyordu, belki de oradaki en yaşlı çalışanlardan biriydi nihayetinde, çetin ceviz Alfred derlerdi ona pek çok şeyi görüp geçirmişti. Günün ilk ışıkları ana karaya düşmeden Seherbazlık bürosunu sarsan bu karanlık haber oldukça endişelendirmişti adamı; ortama bir kaos hakim olurken her kafadan ayrı bir ses çıkıyor ve pek çok kişi Baş Seherbaz Egnast Twinkle’ın kendilerine vereceği direktifleri bekliyordu.
Haberi ilk getirenlerden biri olan sarışın, genç bir kadın çevresinde toplanmış büyücülere, “Baloda öğrenciler de varmış diyorlar,” dedi ciddiyetle. “Şimdilik kıyımın kaç kişinin canını aldığını bilmiyoruz ancak bir an önce müdahale edilmesi gerekiyor.”
“O tavernada en az bakanlıktaki kadar koruma tılsımı vardı, hepsini geçmeyi nasıl başarmış olabilirler?” diye sordu yaşlı adam, yüzünde düşünceli bir ifade vardı, olanlara bir anlam getirememişti sanki. “Bizzat büyük büyük babam yapmıştı o tılsımların büyük çoğunluğunu.”
“Yasalara karşı gelinirse olacağı budur,” dedi, kirli sakallı, uyuz bir görünümü olan bir başkası. “Bakanımızın bir bildiği olmasaydı koymazdı o maddeyi oraya. Ayrıca öğrencilerin ne işi varmış gecenin bu saatinde dışarıda?”
“Kim böyle canice bir şey yapmış olabilir? Korkunç bir şey bu!”
Gerçekten de öyleydi. Henüz kıyımın büyüklüğünü kestiremiyorlardı ancak söylentilere bakılırsa St Mungo’nun epey bir mesai yapması gerekecekti, aynı zamanda kendilerinin de. Odadaki gürültüyü bastıran Baş Seherbaz’ın sekreteri Samuel Collins’in içeri girmesiydi. Bir ayağı tahta olmasına karşın iri yarı yapısı ve sert duruşu sayesinde insanlara gözdağı veren biriydi Samuel, otoriteyi sağlaması için yalnızca bir kere boğazını temizlemesi yeterliydi. Bu özelliklerine rağmen, Alfred'in gözünde altından bir kalbi vardı, mesleklerinde omuz omuza geçirdikleri yıllar sayesinde emin olmuştu buna.
“Baş Seherbaz emrediyor: ‘Söz konusu vakaların ehemmiyeti büyük olmakla beraber derhal müdahale edilmesi gerekmektedir. Görev dağılımı Samuel Collins tarafından yapılacaktır, bütün birimler hazır bir biçimde olay yerine cisimlenmelilerdir. Haydi, beyler bayanlar, kazan pastası yiyip kaymak birası içmeye gelmediniz bu ofise!”
Her yere is kokusu sinmiş, tavernadaki kıyımın ne denli büyük olduğu güneş ağardıkça daha da bir ortaya çıkmıştı; sanki devasa bir tufanın içinden geçmiş gibi yıkık döküktü, dış cephesini simsiyah bir leke bürümüştü, yangının sönmesinin üzerinden çok fazla zaman geçmemiş olacak ki kırık camlarından dumanlar yükseliyordu. Sıradan insanların gücü böylesine büyük bir zararı vermeye yeter miydi? Hayır, bu işin içinde mutlaka kara büyü olmalıydı ve bu da içlerinde kesinlikle büyücü soyuna ihanet eden kanı bozukların bulunduğu anlamına geliyordu.
Meredith, balonun yapılacağını çok önceden öğrenmişti akrabaları sayesinde; hatta kendisine de defalarca gitmesi için teklif gelmiş olsa da içine düşen bir kötü bir his bu davetlerin hepsini geri çevirmesine neden olmuştu. Ve bir kez daha hisleri yanıltmamıştı kızıl cadıyı, karşılaştığı manzara tüylerini diken diken etmişti, Boleyn malikânesinde şahit olduğu karmaşaların bunun yanında çocuk oyuncağı gibi kaldığına kanaat getirmişti.
Tavernanın merdivenlerinde oturan matem giysileri içindeki bir kadının, “Zahmet oldu size!” diye bağırdığını duydu. Elindeki içki şişesinden bir yudum aldı ve devam etti isyanına. “Bakanlık ne zaman işe yaramıştı ki zaten? Burada insanlar öldürüldü ve siz her şey bittiğinde geliyorsunuz!” Kumral saçlı, yirmili yaşlarının başında duran bir kız ise kadın her ayağa fırlayacak gibi olduğunda onu dizginlemeye çalışıyordu.
“Siz Bayan O’Malley olmalısınız,” dedi az ötesine cisimlenmiş bir büyücü. “Ben Alfred Makepeace Thackeray, ailenizi tanırdım izin verirseniz sizinle dün gece burada olanlar hakkında konuşmak istiyorum.”
Kadın direnmedi, elindeki şişeyi kumral kıza uzattı ve yüzündeki öfkeli ifadeyi hiçbir değişikliğe uğratmadan Seherbazların yanına doğru ilerledi.
Takım arkadaşları çoktan görev dağılımlarına göre harekete geçmişlerdi, Muggle’ları olay mahallinden uzak tutmak için çevreye bir koruma bariyeri yapmaya başlayan grupların birinden Fianto Duri nidaları yükseliyor, başka bir grup ise bölgede kullanılmış son büyüleri çözümlemek amacıyla Appare Vestigium kullanarak burada olanlara bir açıklama getirmeye çalışıyordu. St Mungo şifacıları da katılmıştı aralarına yaralıları götürmek için, şimdiden beş tane sedye yola çıkmıştı bile. Meredith çekinerek de olsa Seherbazların peşinden kendine düşen görevi yapmak adına her an üstlerine çökebilirmiş gibi duran yapıya girdi.
İçeri dışarıdan kat ve kat daha korkunçtu, lavanta kokularına karışan is ve ceset kokusu insanda yaptığı bütün kahvaltıyı çıkarma isteği uyandırırken, yerde yatan ferleri gitmiş insanların öylesine bırakılmış birer dekor olmadığı gerçeği ise dehşet vericiydi. Bu insanlar yalnızca öldürülmemişti, vahşice darbeler ile adeta katledilmişlerdi. Kızıl cadı gözlerinin dolmasına engel olamamıştı, elinde olsa buradan derhal çıkar ve gördüklerini bir daha anmamak üzere hafızasından silerdi ancak vicdanı buna el vermezdi işte.
Peki, Tanrının adaleti miydi burada yaşananlar? Her Şeye Gücü Yeten’in doğru anlayışı mıydı bu insanların başına gelenler?
Titreyen elleriyle asasını çıkardı Meredith, az ötede orada bulunmaması gerekiyormuş gibi duran silik bir sembol takılmıştı gözüne, bir ipucu olabilirdi belki de, esrarı açığa çıkartacak büyülü sözler döküldü dudaklarının arasından. Elbette herkesin bir gün layığını bulacağını biliyordu ancak bazen Tanrı yanıt vermediğinde adaleti sağlama görevi kendisine düşerdi.
“Verdimillous!”[/justify]
Yetenek 1d10 : 2, total 2
Destek 1d10 : 7, total 7
Talih 1d10 : 8, total 8
Kendini verdiği yalnızlığın içerisinde hayatında olan tek şey işiydi, başka bir şey düşünemiyordu çünkü düşünürse geçmişte geride bıraktığı kalp kırıklıklarını bulacaktı ve bu eski defterleri açma yeni Roza için çok iyi olmazdı. Yeni davalar, Büyücedünya’nın içinde bulunduğu bu kötü günler ve ailesinin geçmişi bütün zamanını alıyordu ve kafasında bunlar dışında bir şey yoktu sanki o eski Roza değildi. Kalbinde hissettiği o eski soğukluk tekrardan yerini almış gibiydi, sahi o sıcaklık bir daha gelecek miydi? Roza’ya sorarsanız o his bir daha gelmemek üzere gitmişti ama içindeki o eski Roza’nın buna karşı hala ümidi vardı. ‘’ Yüce Merlin! ‘’ yine düşüncelere dalan Roza dikkatsizliği ile birlikte yırtmaya çalıştığı parşömen yüzünden elini kesmişti, kan küçük küçük ahşap masaya damlarken bu derin kesiği ancak hissettiği acı ile anlayabilmişti.
Sol elini havada tutup sağ eliyle masasının üzerinde duran asasını aldı, asasını yaraya doğru doğrulttu ‘’ Ferula. ‘’ yaptığı büyü sayesinde elinde bir bandaj oluşmuştu ‘’ Bu bir sürelik iş görür. ‘’ bitmek üzere olan sigarasından son yudumu aldı ve oda dekoruyla uyumlu siyah küllükte söndürdü. Ciğerlerindeki dumanı yavaşça dışarıya verirken bugünün ne kadar sakin geçtiğini düşünmeye başladı, bu bir seherbaz için kesinlikle normal bir durum değildi. Masasının üzerindeki parşömenleri belirli bir düzene sokup geniş çekmecenin içine yerleştirdi. Uyku gibi ihtiyaçları olduğu için artık günün yorgunluğunu atması gerekiyordu, deri koltuğa iyice yaslanıp kendini uykunun derin karanlığına bıraktı.
Odasının kapısının hızlıca açılmasıyla henüz kendini uykuya bırakmaya çalışırken uykusu bölünmüştü, seherbazlardan tanımadığı bir yüz hızlıca kapıyı açmıştı ‘’ Acil durum! Baş Seherbaz hepimizi ofisine çağırıyor! ‘’ gözlerini seri bir şekilde açıp ayağa kalktı ‘’ Geliyorum hemen! ‘’ askılıktan siyah kabanını üzerine geçirdi ve asasını kabanının iç cebine yerleştirdi. Çıkan adamın ardından Baş Seherbaz’ın ofisine doğru gitti, toplandıklarında ortamda ciddi bir hava olduğunu fark etmişti. Baş Seherbaz endişeli gözüküyordu, her zaman gergin olan yüzü şuan daha da gergindi. Bütün seherbazlar ofiste bekliyor ve aralarında yaşananları tartışıyorlardı ‘’ Bu nasıl olabilir o kadar koruma büyüsü vardı? ‘’ Roza anlatılanlar sayesinde az çok neler konuştuklarını çözmüştü, böyle bir olay nasıl yaşanabilirdi o kadar koruma büyüsüne rağmen nasıl bu öğrenciler zarar görebildi. Aklı hayali almıyordu ve bu olay kesinlikle basit bir olay değildi. ‘’ Bunun arkasında güçlü birileri olmalı. ‘’ içinden geçiriyor ve beyninde olayın gidişatını tartışıyordu. Kafasının içerisinde bir sorgu odası kurmuş gibiydi, bu olayı çözmek için can atıyordu ve Baş Seherbaz’ın son sözleri onu kendine getirmişti ‘’ Baş Seherbaz emrediyor: ‘Söz konusu vakaların ehemmiyeti büyük olmakla beraber derhal müdahale edilmesi gerekmektedir. Görev dağılımı Samuel Collins tarafından yapılacaktır, bütün birimler hazır bir biçimde olay yerine cisimlenmelilerdir. Haydi, beyler bayanlar, kazan pastası yiyip kaymak birası içmeye gelmediniz bu ofise! ‘’ Roza kafasını kaldırıp Baş Seherbaz’ın emrini aldığını belli etmek için kafasıyla selam verdi ve iç sesiyle konuşmaya başladı ‘’ Hadi işe koyulalım. ‘’ Siyah kabanını düzeltip olay yerine doğru yola koyuldu.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Taverna adeta bir savaştan çıkmış gibi gözüküyordu; is kokusu kendini daha öteden belli ediyor, tavanlar harap bir biçimdeydi ve duvarlar da keza tavanlar gibi zarar görmüştü. Ortalıktaki matem havası, bu karanlık enerji Roza’nın kafasının içi gibiydi. Bu görüntü karşısında Roza’nın yüzü buruşmuştu, bir yerden başlayıp tanıkları sorgulaması lazımdı. Gözleriyle harap haldeki kişileri inceledi, odanın kenarında diğerlerine göre temiz görünüşlü gizemli bir adam olay yerine bakıyor ve seherbazları inceliyordu. Roza keskin bakışlarını adamın üzerinde yoğunlaştırmıştı ‘’ Bir şeyler saklıyor gibisin. ‘’ içinden adamın hakkında çıkarımlar yapıyordu. Uzun izlemenin ardından adamın yanına yaklaştı ‘’ Meraklı gözüküyorsunuz beyefendi. ‘’ elleriyle adamın ceketine minik bir şekilde dokunup çekti ‘’ Diğerleri gibi üstünüz başınız da tozlu gözükmüyor, olay yerinde değildiniz sanırım. ‘’ Roza adamın endişeli bir tavır takınmasını ve gerilmesini bekliyordu. Adam Roza’nın gözlerinin içine korkusuzca bakıp cevap vermeye hazırlandı ‘’ Olay sırasında buradaydım ne kadar öyle gözükmese de, sadece seherbazların işe yaramazlıklarıyla bu olayı nasıl çözeceklerini bekliyorum. ‘’ adam kendine fazlaca güveniyordu bu bariz bir şekilde belliydi. Roza adamın bu egoist tavırlarını çok beğenmemişti ‘’ Olay esnasında ne yapıyordunuz bunu anlatabilir misiniz? ‘’ adam şapkasını çıkartıp cevap vermeye hazırlandı ‘’ Arkadaşlarımla güzel bir akşam geçirmek için baloya geldim ve sonra kargaşa çıktı hepsi bu. ‘’ Roza dudağının kenarıyla gülmeye başladı ‘’ Olaya karıştınız ve bir hasar almadınız mı? ‘’ boğazını temizleyip devam etti ‘’ Sizi biraz yanımda misafir etmem gerekecek Bay- ‘’ adamın ismini sorması gerekiyordu ‘’ İsminiz neydi? ‘’ adam deri eldivenli elini uzatıp ismini söyledi ‘’ Thomas Voury memnun oldum Bayan- ‘’ Roza elini uzatıp sertçe elini sıktı ‘’ Roza Milena Petrov ‘’ Thomas’ın elini bırakıp arkada inceleme yapan çalışma arkadaşlarına baktı ‘’ Ben biraz daha olay yerini inceleyeceğim beyefendiye eşlik eder misiniz bakanlıktaki sorgu odasına kadar? ‘’ karşısındaki bakanlık çalışanları kabul edip adamın kollarını arkasında birleştirdiler ve asasına el koydular ‘’ Bakanlıkta görüşürüz Bay Voury. ‘’ başıyla selam verip adamın bakanlık çalışanlarıyla götürülüşünü izledi.
Etrafta harabe olmuş balo alanını düzeltmeye çalışanlar, sağlıkçılar ve kazazedeler vardı. Roza asasını çıkartıp alanda bulabileceğini hissettiği ufak ipuçlarına bakmaya başladı, alanda zarar görmüş insanların solgun suratları dışında bir şey yok gibiydi derken taşların altında kalmış kağıt parçaları gözüne ilişmişti dikkat çekmeden oraya doğru eğildi ve asasını yırtılmış boş kağıt parçalarına doğru tuttu ‘’ Reparo ‘’ asadan çıkan büyü sayesinde kağıt birleşmişti fakat üstünde bir yazı yoktu. Kafasını kaşındı ve düşünmeye başladı ‘’ Illegibilus yapılmış olmalı… ‘’ cebinde duran koyu yeşil kadife eldivenlerini takıp elinde duran kağıdı boş bir kesenin içine koyup cebine attı. ‘’ Bu iş görür sanırım. ‘’ alandaki çalışmalarından ziyade o adam ve bu kağıda odaklanmak istiyordu, sorguya başlamak üzere bakanlığa gitmek için yola koyuldu.
Yetenek 1d10 : 6, total 6
Destek 1d10 : 10, total 10
Talih 1d10 : 5, total 5